Okan Buruk: Dinamo

Geride bıraktığımız sezonda Okan Buruk yönetimindeki Başakşehir, Süper Lig tarihinin 6. şampiyonu olmuştu. Bu yazıda başarılı hocanın futbolculuk kariyerine göz atıyoruz.

Tarihler 19 Mayıs 2010’u gösterdiğinde Okan Buruk çok sevdiği futbola veda etti. Milli takımın, Çek Cumhuriyeti ile yaptığı karşılaşmada jübilesini yaptı ve ardında, ikisi Avrupa olmak üzere 15 kupa bıraktı.

Her iki abisinin de futbolcu olması sebebiyle futbolla iç içe büyüyen Okan Buruk, henüz 11 yaşındayken ileride tarihi başarılar kazanacağı Galatasaray’ın altyapısına girdi. 1989 yılında şampiyonluk ipini Fenerbahçe’nin göğüslediği sezonun ardından Gordon Milne’li Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı.  Galatasaray’ın saha içerisindeki oyun düzeni, pas alışverişi gibi teknik taktik konular, bütün takımlar tarafından öğrenilmiş ve ona göre önlemler alınmaya başlanmıştı. Mustafa Denizli, yeni sezona başlarken Galatasaray’da değişim şart mottosuyla hareket etti ve o dönem takımın tecrübeli oyuncuları Tanju, Prekazi gibi isimlere veda edip takımı çok koşan, mücadeleci gençlere emanet etmek istedi. O sezonu da Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin ardından üçüncü sırada bitiren Galatasaray, Mustafa Denizli’ye veda edecekti. Tarih 17 Mayıs 1992’i gösterdiğinde teknik direktör Mustafa Denizli, Bakırköy spor ile son maçına çıkıyordu. Galatasaray’dan ayrılırken, henüz 18 yaşını doldurmamış, bitmek bilmeyen bir enerjiye sahip, oyun görüşü iyi ve gelişmeye açık, orta sahanın her yerinde oynayabilen genç bir futbolcu adayını Türk futboluna armağan ediyordu. İlk profesyonel maçını, abisine karşı oynayan Okan Buruk 2 gol atmış, 8-9 seneye yayılacak Galatasaray saltanatının, bitmek bilmeyen enerjisi ile habercisi olmuştu.

Galatasaray’da idari kadro değişmiş Feldkamp göreve getirilmişti. Feldkamp da Okan’ın enerjisinden etkilenmiş ve böyle oynamaya devam ederse ‘’İtalyanlar kapar bu çocuğu’’ diyerek aslında geleceğe bir mesaj göndermişti. Hayatta bazı şeyler bizi çabamızdan yıldırabilir, olmaya çalıştığımız insana dönüşmemize engel olabilir. Okan Buruk da Türk futboluna hızlı bir giriş yapmış, sahada yaydığı enerjiyle tribünde izleyen taraftarı iştahlandırmış, televizyon başında izleyenleri de gururlandırmıştı. Fakat bahsettiğim engellerden ilki ve belki de en büyüğü, Trabzonspor ile oynanan Türkiye Kupası yarı final karşılaşmasında talihsiz bir pozisyonda yaşandı ve genç Okan’ın ayağı kırıldı. Her ne kadar o sezonu Galatasaray şampiyon olarak tamamlasa da Okan Buruk’un yaşadığı talihsiz sakatlık, buruk bir sevince neden oldu. Tedavi süresi yaklaşık bir senede tamamlanmış olsa da tekrar takıma adapte olabilmesi, sürekli olarak forma şansı bulabilmesi üç yıla yakın sürecekti.

Okan Buruk sakatlık

Aradan geçen üç yılın ardından Galatasaray, istediği sonuçları alamamış ve idari kadroda değişikliğe gitme ihtiyacı duymuştu ve bu karar sadece Okan Buruk değil Türk futbol tarihine yön verecek, Türk futbol tarihinin en başarılı döneminin ilk adımı olacaktı. Galatasaray yönetimi 96/97 sezonuna girerken takımı, bizzat Metin Oktay’ın baba ocağı Adana’dan alıp getirip Galatasaray’a kazandırdığı ve yıllarca kaptanlık yaptığı Fatih Terim’e emanet edecekti. Fatih Terim transfer döneminde de yaptığı takviyelerle sezona fırtına gibi başladı ve o sezonu şampiyon olarak tamamladı. Okan Buruk da gol ve asistleriyle Fatih Terim’in Galatasaray’ına katkı sağladı. Peşi sıra gelen sezonda da şampiyonluk ipini göğüsleyen Galatasaray’da Okan Buruk, hemen hemen hepsi sezonun son haftaları olsa da takımına gol ve asistleriyle katkı sundu. Fatih terim ile birlikte üçüncü sezona da şampiyonluk parolası ile giren Galatasaray, sezonu yine şampiyon olarak tamamladı fakat Okan Buruk’un performansı futbolseverlere, saha da basmadık yer bırakmayan takımın dinamosu olan 18 yaşındaki genç Okan Buruk’u hatırlatacaktı. Sezonu 10 gol, 11 asistle tamamlayıp üçüncü şampiyonluğa muazzam bir katkı verecekti. Artık sırada o tarihi sezon vardı. Galatasaray 99-00 sezonuna da şampiyonluğun en büyük adayı olarak başlayacak ve yine hiç kimseyi yanıltmayarak şampiyon olacaktı. O sezona tarihi sezon denmesinin sebebi de, siz değerli okurlarında takdir ettiği gibi Galatasaray’ın Avrupa’da kupa kazanan ilk Türk takımı unvanını elde edecek olmasıydı. Ligde ve Avrupa’da oynanan maçlarda Okan, kendisinden beklenenleri karşılamış, ilk profesyonel maçına çıktıktan tam sekiz sene sonra aynı gün UEFA kupası kazanmış bir futbolcu olacaktı. Akıllarda ise Popescu’nun son penaltıyı gole çevirmesi sonucu sahada ayakkabısız, elleri havada takım arkadaşlarına koşan Okan Buruk kaldı.

Okan Buruk
Okan Buruk ve Fatih Terim

Galatasaray’ın sıradaki hedefi ise, Real Madrid’i yenip Süper Kupa sahibi olmaktı. Sahada 80 dakika kalan Okan, yine o bitmek bilmeyen muhteşem enerjisini göstermiş, takımının 2-1 kazanmasına yardımcı olmuştu. Avrupa’nın da en büyüğü olan Galatasaray’da futbolcular artık büyük kulüplerin radarına girmişti. Dev kulüplerden çok ciddi teklifler alacak ama ekürisi Emre ile İtalya’ya Inter’e transfer olacaktı. Teknik direktör Hector Cuper ile, ilk zamanlar arası iyi olsa da devamlı yaşadığı sakatlıklar ve takım içi adaletsizlik Okan ile Cuper’in arasını açıyordu. Çok iyi başladığı İtalya kariyerini bu sebeplerden ötürü iyi bitiremedi.

Okan Buruk Inter
Okan Buruk, Inter forması ile Seri A’da 25 maça çıktı.

Aradan geçen dört yılın ardından Türkiye dönmek isteyen Okan, herkesi şaşırtıp sürpriz bir karar ile Beşiktaş ile anlaştı. Galatasaraylı bazı futbolseverler bu karara kızgın olsa da, burada geçirdiği 2 yılın ardından eski yuvasına, efsanesi olduğu Galatasaray’a dönüp kızgın olan Galatasaraylı futbolseverlerin gönlünü alacaktı. Galatasaray’daki ikinci döneminde daha çok yedek kulübesinde geçirecek tecrübesiyle genç futbolculara örnek olacaktı. Galatasaray’da geçirdiği 2 yılın ardından ileride tarih yazacağı, o sezonki adıyla İBB takımı ile anlaşacak ve tam 19 yılın ardından ikisi Avrupa olmak üzere tam 15 kupa kazanmış olarak jübilesini yapacaktı.

Okan Hoca

Futbolseverlerin azimli, hırslı, mücadeleci yapısıyla hatırladığı Okan Buruk, futbolculuk kariyerini bitirmiş olsa da yeşil zemine veda etmedi. İlk teknik direktörlük görevini Elazığspor’da başlayan Buruk, sırasıyla Gaziantepspor, Sivasspor, Göztepe takımlarını çalıştırdı. Teknik direktörlük anlamında kırılma noktası ise, Akhisarspor ile anlaşması oldu. Burada başarılı bir grafik çizen Buruk, yarı finalde Galatasaray’ı finalde ise Fenerbahçe’yi yenerek Ziraat Türkiye Kupası’nı kazandı. Bu kupa hem Buruk için hem Akhisarspor için kazanılan ilk kupa oldu. Sözleşmesi bittikten sonra yeni teklif gelmediği için Akhisar ile anlaşamadı ve ayrıldı. Peşi sıra gelen sezonda ise Akhisar kümeye düştü. Ardında ligde kötü günler geçiren Rizespor ile anlaşan Buruk, düştü gözüyle bakılan Rizespor’u üst sıralara kadar taşıdı. Abdullah Avcı’nın Beşiktaş ile anlaşması sonucu, Başakşehir’de boşalan teknik direktörlük koltuğuna oturdu. Futbolu bıraktığı takımla anlaşan Buruk, sezona her ne kadar iyi başlayamamış olsa da peşi sıra gelen yenilmezlik serileri takımı üst sıralara kadar taşıdı. Yaptığı açıklamalarda, ‘’İlk kez şampiyonluğa oynayan bir takımı çalıştırıyorum. Bir hayalim var. O da bu ligi şampiyon olarak tamamlamak’’ diyordu. Sezon sonu yaklaşırken rakiplerinin de puanlar kaybetmesi sonucu liderlik koltuğuna oturdu ve yaptığı açıklamalarda hayalini kurduğu şampiyonluğa ulaştı.

Okan Buruk

Okan Buruk’un; Fatih Terim, Şenol Güneş, Mustafa Denizli gibi teknik direktörlerin yanına ismini yazacağından kimsenin şüphesi yok artık.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Nicolas Anelka: Beklentiler Sadece Üzer

Atatürk’ün Güneş’i

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More