Nicolas Anelka: Beklentiler Sadece Üzer

Koray Avcı’yı düşürüp Cordoba’yı çaresiz bırakan şutu İnönü ağlarına gönderdiğinde ardına aldığı rüzgar, onu kariyeri boyunca oradan oraya sürükleyen rüzgardan başkası değildi. Kadıköy’de soldan Ümit Özat’ın getirdiği topu klas bir şekilde tamamlayıp derbide farkı dörde çıkarması ya da üç hafta sonra tanık olduğu, tarihe geçen Denizli faciası onun için sıradan bir sezon sayılırdı. Nicolas Anelka, futbolun bizle tanıştırdığı en garip insanlardan biri. Türkiye’den geçişi de kendisi gibi hızlı ve anlaşılması zor oldu. Sükseli transferlere hep şahit olmamıza rağmen genç yaşından ötürü uzun süre Türkiye’ye gelmiş en iyi yabancı oyuncu olarak gösterildi. Kariyeri ve istatistikleri pek o yönde seyretmese de kabiliyetlerine bakınca hak vermemek mümkün değil.

O, gördüğüm en yetenekli futbolcuydu. Beklentileri karşılamak zorundaydı.

Thierry Henry

Kaseti başa doğru saralım. Anelka’nın futbolculuk kariyeri nasıl başladı ve ne yönde ilerledi? Çocukluğundan itibaren güçlü fiziğinin yanında iyi süratiyle dikkat çekiyordu. Zamanla repertuvarına eklediği topla muazzam ilişkisi ve teknik meziyetleri onu adeta işlenmeye hazır bir elmas haline getirmişti. Nihayet yolu Thierry Henry, Matuidi, Mbappe gibi yıldızların yetiştiği, Fransa’daki banliyölerden birçok futbolcunun uğrak noktası, Paris’e yaklaşık 50 km uzaklıktaki Clairefontaine akademisine düştü. Dolayısıyla 8 yaşında futbol oynamaya başlayıp 16 yaşında bir ergenken kendisini PSG genç takımında bulduğunda şaşırılacak hiçbir şey yoktu.

Ben asla birisine benden iyi demem, öyle olsa bile. Mümkün değil, eğer bunu söylersem başarılı olamam.

Nicolas Anelka

Wembley’de İngiltere ağlarını sarsmayı başaran ilk Fransız için direksiyon Ada yönüne, kariyerinin büyük kısmını geçireceği ülkeye kıvrılırken henüz çok erkendi. Ne var ki bu dönem tek bir takıma bağlılıkla geçmeyecekti. Dolaba ilk olarak asılan Arsenal formasını koleksiyonda Liverpool, Manchester City, Bolton, Chelsea ve West Brom’un capcanlı renkleri bekliyordu. PSG dışında bir Fransa takımında oynamadı ama aynı kıtada yolu İtalya ve Türkiye’den de geçti. Kıtalar arası seyahatleri de ihmal etmeyen yıldız, Çin’de beklenilen finali biraz uzattı ve noktayı Hindistan’da koydu. Bu gizemli ve uzun yolculukta eksik olan en önemli şey aidiyetti.

Arsenal’de oynadığım dönemde Fulham’la oynanan bir maçta karşı karşıya bir pozisyonu gole çeviremedim. Takım kaptanı Patrick Vieira yanıma geldi ve “Bu golü nasıl kaçırırsın!” diye tepki gösterdi. Bu tartışma soyunma odasında da devam etti. Soyunma odasında kendisinden özür diledim. Yerime geçip ayakkabılarımı çıkardığım sırada Vieira yanıma geldi ve cinsel organıyla yüzüme vurdu. Hayatımdaki en ilginç andı.

Nicolas Anelka

Nicolas Anelka Arsene Wenger - Planet FootballAnelka, fizik gücü ve hızı sebebiyle Arsene Wenger için adeta biçilmiş kaftandı. Fransız teknik adam, yepyeni umutlarla kurduğu genç Arsenal kadrosuna onu eklemekte gecikmedi. Birçoklarına göre Anelka’nın Arsenal’a en büyük katkısı; takımın ve ligin efsanelerinden Thierry Henry’nin transferinin, onun satışından elde edilen parayla yapılmasıdır. Halbuki Manchester United’ın 13 puan gerisinden gelerek kazanılan şampiyonluktaki inanılmaz performansı, FA Cup finalinde attığı gol unutulmamalı. Hatta bana sorarsanız Arsenal formasıyla tarihe geçtiği iki finali daha işaret ederim. İlki, 98 Community Shield; 1985’ten beri final kaybetmeyen Manchester United karşısında attığı golle hem galibiyeti hem kupayı getirmişti. İkincisi ise aynı organizasyonun takip eden sezonu ve bu kez etkisi direkt değil. 99 yazında Real Madrid’e giden Anelka’nın yerine sahada olan Kanu, penaltıdan attığı gol ve Parlour’a yaptığı asist ile Topçular’a kupayı yeniden kazandırmayı başarıyordu. Aslında o yıl da Community Shield kaderini Nicolas Anelka belirlemişti, dolaylı olarak.

Gourcuff’u tokatlayan Ribery kötü. Neden? Çünkü Gourcuff iyi Fransız. Ribery ise Müslüman, benim gibi. Fransa’da ne zaman kaybetsek tenimizin rengi ve dinimizi konuşurlar. Ben hiçbir zaman Fransız milli marşını söylemek istemedim. Siz Paris’te tekdüze entelektüel hayatınızı yaşarsınız ama Manş’ın öteki yakasına geçtiğinizde üç kelime İngilizce konuşamazsınız. Ben ise 4 dil biliyorum. Düşmanı olmayan adam, değeri olmayan adamdır. Benim dostlarım bana yeter.

Nicolas Anelka

2004’te İslam dinini seçen Anelka, Liverpool ve Manchester City ile devam eden İngiltere macerasında araya Fenerbahçe’yi sokmuştu. Chelsea’den sonra en etkili olduğu sezonları City’de yaşadığını, dillerden henüz düşmemiş potansiyelini ve dünya futbolundaki ününü düşünürsek çok büyük transferdi. Aurelio, Appiah, Tuncay, Nobre ve Alex ile birlikte oynadı. Ateşli taraftarlar ve futbolla iç içe olan halk Anelka’nın epey hoşuna gitmesine rağmen sahada Fenerbahçe tribünleriyle senkronize olmakta güçlük çekiyordu. Çünkü en basit ifadeyle gamsızdı. Koray ile birlikte milyonlarca Beşiktaş taraftarını yıktığı golün ardından bile yüzü gülmüyordu, soğuk ve donuk suratıyla kabul etmişti tebrikleri. Her şeye rağmen Fenerbahçe kariyerinin, yeniden başlayacak Premier Lig yıllarına ve özellikle zirveye tırmanacağı Chelsea dönemine ışık olduğunu düşünüyorum. Daum döneminde tek forvet oynatılmaması bu noktada önemliydi. Ya sağ kanada çekiliyor ya da “Nobre çıktı, Anelka girdi.” cümlesini kalıplaştıran değişiklikle forveti tamamlamaya gidiyordu. Tek santrfor rolünde başarısız olmasının ilk sebebi ise yapısı gereği agresif olmamasıydı. O hıza ve fiziğe yazık oluyordu. Kariyerinin en iyi döneminde de Chelsea’de çift forvet oynadı ve Drogba’nın yanında müthiş bir tamamlayıcı rol üstlendi.

Bu gol bir Drogba-Anelka yapımıdır!
Anelka ve Drogba ikilisi Chelsea’nın 103 golle şampiyon olduğu 2009/10 sezonunda 40 gol ve 23 asist üretti.

Arsenal forması giyerken Liverpool taraftarları beni yuhalardı… Ama İstanbul derbilerinde yaşananlar bambaşkaydı. Hakaretler, küfürler… Nerede, ne zaman topla buluşsam yediğim hakaretlerin sınırı yoktu. İstanbul yüz kat daha kötüydü. Ben oradan ölmeden çıkabildim.

Nicolas Anelka

Son 20 yılın en görkemli ve en problemli forvetlerinden biri olarak transferine toplamda 140 milyon €’dan fazla para ödendi. Menajeri akrabası olan her futbolcunun yaşadığı sıkıntıyı abisinin menajerliğinde Anelka da yaşıyordu. Liverpool’un satın alma opsiyonunu kullanmamasının en büyük nedeni yine abileriydi. Transfer rekoru kırarak, büyük umutlarla getirildiği İspanya’da bile uyumsuz tarafını kısa sürede göstermiş, hem saha içinde hem de saha dışında kendi yerini zora sokmuştu. Raul ve Morientes hakkında sarf ettiği küçümser ifadeler, henüz takımla bir araya gelmeden dışlanmasına sebep oldu. Basınla yıldızı hiç barışmadı. Madrid’de belli bir süre geçirdikten sonra ise tesisin bahçesinde hayvanlarla diyalog kurmaya çalıştığı ve deli olduğu dedikodusu yayıldı. Vicente del Bosque döneminde 3 gün antrenmana çıkmadı, 500 bin € para cezası aldı ve 45 gün kadro dışı bırakıldı.

Banliyölerden ya da sokaklardan geliyorsanız size aşiret ya da tarikat derler ama sokaklarda yetişmediyseniz ailesinizdir.

Nicolas Anelka

Kariyer ortalamasına paralel şekilde inişli çıkışlı bir grafik izlediği İstanbul günlerini geride bırakan Fransız, İngiltere’ye tekrar, bu kez Bolton formasıyla dönüyordu. Bu transfer, en parlak günlerini geçireceği ve belki de ilk ve son kez aidiyetinin yüksek olduğunun hissedileceği Chelsea döneminin bir işareti, Londra’ya dönen yolun başlangıcıydı aslında. İlk dönemin sonunda Moskova’da kaybedilen Şampiyonlar Ligi finali ağır yaralamıştı. Manchester United’ın son penaltıya kalan bu harika zaferinde Van der Sar’ı kahraman yapacak vuruşu Anelka’dan başkası yapmış olamazdı. Bu olay hem ona hem de takımına güç verdi. Harika geçen 2008-09 sezonundan bir yıl sonra felakete doğru gideceğinin farkında değildi. Fransız futbol izleyicisinin tarihten silmek isteyeceği 2010 Dünya Kupası yaklaşıyordu. Zaferle biten 98’de geniş kadroda yer alıyordu ama turnuvaya giden 22 kişinin arasına girememişti. 2002 ve 2006’da çağrılmadığı milli takım kadrosunda 2010 Dünya Kupası için turnuvanın ardından emekli olmak üzere yer alıyordu. “Palyaçolar Sürüsü” yakıştırması yaptığı Paris ile, 2001’de muhabirine tokat attığı L’Equippe gazetesi ile ve 2002’den sonra aldığı ilk daveti reddetmesiyle arasının pek de iyi olmadığı memleketinde bu sefer bambaşka boyutlarda bir kavgaya tutuşacaktı. Fransa’yı Güney Afrika’ya götüren şaibeli gol ve ardından birbirine düşen kamuoyu olacakların küçük bir fragmanıydı.

Maradona olunca Tanrı’nın eli, Henry olunca cehennem ateşinin eli.

Nicolas Anelka

Turnuvada ilk maç, 10 kişi kalan ve o yıl finalin kapısından dönecek olan Uruguay ile golsüz berabere bitti. Meksika maçının önemi artmıştı. Takımların birbirine üstünlük sağlayamadığı ilk devre biterken soyunma odasında kıyametin kopacağından kimsenin haberi yoktu. Performansını beğenmediği Anelka yerine ikinci yarı Gignac’ı sahaya sürmeye karar veren teknik direktör Domenech’in Anelka’dan yemediği laf kalmadı, yıldız oyuncunun ağzından çıkanı kulağı duymuyordu.

Anelka'dan kavga çıkaracak sözler! - Fransa Ligue1 Haberleri - Spor

Ben ve İstanbul birbirimize benziyoruz. Anlamak için görünüşten fazlasına bakmak gerekir.

Nicolas Anelka

Karşılaşma 2-0 Meksika’nın galibiyetiyle tamamlandı. Turnuvayla bağları kopan Fransa’da durum göründüğünden daha vahimdi.  Domenech, raporunda federasyona olan biteni iletmişti. Bu sırada yangına körükle giden L’Equippe gazetesi oldu. Anelka’nın ağza alınmayacak sözlerini, dehşet verici küfürlerini ilk sayfadan manşet yaptı.

 

*Defol git seni lanet olasıca pislik :)

Anelka kamptan kovuldu. Ribery, Henry ve Evra ile beraber takımın üzerinde güç sahibiydiler ve sahaya çıkacak 11 dahil birçok şeye karışıyorlardı. Milli takımda bu olaydan fazlasıyla etkilenen futbolcular, Dünya Kupası devam ederken greve gittiler. Çünkü olayları basına sızdıranların teknik ekibin içinde olduğunu düşünüyorlardı. Ertesi gün idmana kimse çıkmadı. L’Equippe bu fırsatı kaçıramazdı: “Büyük Sirk”

Avrupa’da Fransızların grupta son maça çıkmayacakları üzerine 1’e 100 veren cazip bir orandan bahis açılıyordu. Her şeye rağmen ev sahibine karşı Fransa sahadaydı. Sonuç pek sürpriz olmadı, 2-1 kazanan Güney Afrika averajla tur şansını Meksika’ya kaptırdı. 23 Haziran 2010 tarihli Paris uçağında evine dönen Fransa ekibi ise varmak üzere oldukları koordinatlarda çoktan vatan haini ilan edilmişti. Anelka gazeteyi dava etti ama bir yıl sonra verilen karar basını savunuyordu. Cümlelerin Anelka’ya ait olmadığı anlaşılmasına rağmen biraz abartılması basın özgürlüğüne yoruldu.

Güney Afrika 2010’da takımda yeniydim ama sonuçta bir parçasıydım. Doğrusu, tüm yaşananlardan sonra Paris’e döndüğümüzde o kadrodaki 23 kişinin Fransa milli takımı forması giyebileceğini sanmıyordum. Yanılmışım, şimdi aynı formayla Brezilya’dayım.

Valbuena (2014 Dünya Kupası)

Anelka Fenerbahçe’den ayrılırken kadroya Lugano, Kezman, Deivid, Rüştü gibi eklemeler yapılmış ve sarı lacivertliler 100. yılında şampiyonluğa ulaşmıştı. Ertesi sezon Şampiyonlar Ligi turlarını başarıyla geçen Fenerbahçe ile Anelka’nın yolu çeyrek finalde tekrar kesişti. Finale kadar yükselecekleri turnuvada Chelsea formasıyla eski takımına karşı iki maçta da yedek başlayan Anelka, ilk maçın son dakikalarında oyuna girmişti. O günleri atlatan golcü, 2011’e kadar yüksek seviyede bir Premier Lig oyuncusu olarak boy gösterdi.O dönem Arsenal ile karşılaştırıldığında bir tarihi ve geleneği olmayan, adeta kar amaçlı bir kuruluş olan Chelsea için buz adam Anelka uygun bir forvetti. Maviler ile yakaladığı ten uyumu iki tarafa da yaramıştı. Eğer 2012 yılbaşında Shenhua’ya katılmasaydı sezon sonundaki Şampiyonlar Ligi kupasını da görecekti. Henüz 21 yaşındayken Real Madrid formasıyla 79 dakika sahada kaldığı finalin ardından kazandığı kupayla aradan geçen 12 yılı kıyaslarsak bu olay tesadüf değildi. Kariyerini ne yönde şekillendirdiğinin bir tezahürüydü.

Ben Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra da Fenerbahçe taraftarı oldum. Ayrıldıktan sonra başka bir kulüp için de dönme şansım oldu ama net bir şekilde hayır dedim. O takım da Galatasaray’dı. Çünkü eğer Fenerbahçe için oynadıysanız, Galatasaray için oynamanız mümkün değildir.

Nicolas Anelka

Kariyerini ara transferlerle süsleyen Nicolas Anelka yine bir ocak ayında tamamen duygusal(!) sebeplerle Drogba ile birlikte Çin’e gitti. İkisi için de orada işler yolunda gitmiyordu. Didier, Galatasaray formasıyla ekonomik olarak büyük düşüş yaşamadan Avrupa’ya döndü. Öte yandan Anelka ise orada kazandığının yaklaşık 1/7’i ölçüsündeki yıllık ücret ile Juventus’a imza atıyordu. Bu kez France Football, L’Equippe’den önce davranmıştı: “Ne İşin Var Lan Orada!”

Çizmede onu sahada pek göremedik ama o yine bir şekilde Ada’nın yolunu tuttu. Tabii ki Avrupa’dan ayrılmadan önce ortalığı son kez karıştıracaktı… West Brom’a gidişinin henüz dördüncü ayında West Ham karşısında yaptığı Yahudi karşıtı ters Nazi selamı, “Quenelle” ile İngiltere’de gündeme bomba gibi düştü. 5 maç ve 100 bin € ceza aldı. Artık yolun sonuna geliyordu.

Taraftarlar, tuttuğu takım dışındaki futbolcuları ya beğenirler ya da umursamazlar. Nicolas Anelka tamamen farklıydı. Onu, futbolla hiç alakası olmayan biri bile ya severdi ya da ondan nefret ederdi. Ortası olamaz. Anelka dobra biriydi, yapmacık davranışlara alışkın olmaması bazı futbolseverlerle arasına duvar ördü. Her şeye rağmen inanılmaz yetenekliydi, “telefon kulübesinde adam geçer” denilenlerden… O yetenekte bir oyuncuyu buralarda izleyebilme şansımız olduğu için epey ayrıcalıklı sayılırız. Fransa, İngiltere, Türkiye, Çin, İtalya derken altın vuruş peşinde gittiği Hindistan’da futbolculuk kariyerini bitirdi. Henüz 17 yaşındayken star olarak gösterilen Anelka, vadettiği kariyere sahip olmadı ama hem maçlarda hem de saha dışında yaşadıkları ona futbol tarihinde kocaman bir yer açtı. Bakalım, şimdilerde Lille’de yürüttüğü antrenörlük kariyerinde bu yeri genişletmeye devam mı edecek yoksa bembeyaz ve sakin bir sayfa mı açacak? Merakla takip edeceğiz.


Bunlar da ilginiziçekebilir;

Diego Lugano: Cesur Yürek

Mert Nobre’nin Türkiye Kariyeri

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More