Mutlu Çocuk N’golo Kante

Milyarların izlediği bir sporda, birbiriyle itişip takışan ve deyim yerindeyse savaşan futbolcuların arasında, savaşın ortasında tek başına gülen bir adamın hikayesi.

Takvimler 29 Mart 1991’i gösterdiğinde, Seine Nehri’nin karşısından, geleceğin parlak bir yüzü doğuyordu. Fransızların Rive Gauche ve Rive Droite dedikleri iki yakanın buluştuğu, Paris’in en şatafatlı bölgesi, ileride kavgalara gülerek isyan edecek bir modern zaman devrimcisinin hayata gelişine tanıklık ediyordu. O gün, N’golo Kante doğmuştu…

Mali göçmeni bir ailenin çocuğu olarak, göçmenlerin yoksullukla boğuştuğu bir ülkede hiç de güzel başlamamıştı hayatı Kante’nin. Kendisinden büyük yedi kardeşi ile beraber, o dönem ırkçılığın tavan yaptığı Fransa’da ailesini hayatta tutmak için savaşması gerekecekti. Öyle de oldu. Kante en güzel yıllarını, sokakları bir bir gezip çöp toplayarak geçiriyordu. 8 yaşına geldiğinde kritik bir karar vermesi gerekti. Ya sokaklarda çöp toplamaya devam edecekti ya da çok daha fazla çalışıp bir hayali gerçekleştirmek için çaba sarf edecekti. Hayallerinin peşinden koşmayı tercih etti. N’golo, tam sekiz yaşında, ailesiyle uzun uzadıya yaptığı tartışmaların ardından Paris’in JR Suresnes kulübüne başlayarak futbola adımını attı. Bu yolun zorlu olacağını kendisi de biliyordu.

Bir süre daha ailesinin geçimine yardımcı olmak için çöp toplayan Kante, bir yerden sonra çöp toplayıcılığını bıraktı. Artık ailesinin de büyük desteğiyle sadece futbolculuğa odaklanmış ancak yine de bu karmaşık spora adapte olmakta zorlanmıştı. Yine de Suresnes bir yuva gibiydi. Antrenörlerinden idarecilerine herkes sıcakkanlıydı. Burada, efendiliğiyle dikkatleri çeken küçük Kante, bilhassa seviliyordu. Yardımcı hocası Pierre Ville ile olan diyaloğu günden güne gelişen oyuncu, ilk yıllarında kulübün kazandığı yerel kupalarda büyük rol oynadı. Ta ki 11 yaşında babasını kaybedene dek. Çok sevdiği babasının ölümüyle daha da içine kapanık hale gelen N’golo, antrenmanlardaysa acısını belli etmemeye çalışıyordu. Nitekim babasını kaybettiğinde takımdaki arkadaşlarına durumu söylemeyecekti, belki de arkadaşları üzülmesin diye. 18 yaşına geldiğindeyse kulübü kendisi adına bir rapor hazırlamıştı, raporda Fransız oyuncu için şu ifadelere yer verildi: ”FUTBOLCU OLMAK İÇİN FAZLA İYİ KALPLİ.”

”Hep faltaşı gibi açık gözleri ve yüzünde ufak bir sırıtış olurdu. Hiç konuşmaz, genelde dinlerdi. gelir, çalışır, giderdi.”

Pierre Ville

İki yıl boyunca her gittiği kulüpten ret cevabı aldı. Kimi takım boyunun kısalığını, kimi takım yumuşak kalpliliğini öne sürerek kendisine şans tanımıyordu. Yirminci yaşında işler değişecekti, Bolougne kulübü, 6. ligde oynayan yedek takımlarında Kante’ye yer vermeyi kabul etmişti. Serüven orada başladı. Önce takımıyla 5. lige çıkmış, ardından 2. ligdeki Bolougne A takımına yükselmişti. Sonrasında başarılı performansıyla Caen’in dikkatini çekmeyi başardı. 2013-2014 Sezonunda ikinci ligde Caen formasıyla 38’i League 2 olmak üzere toplamda 42 maçta forma giyerken 3 gol atıp 4 de asist yaptı. Bundan tam iki yıl önce Fransa 6. liginde bulunan, şimdiyse takımı Caen ile ülkesinin en saygın ligine yükselen Kante, birçok teknik adamın ilgisinin çekmeyi başarmıştı. İlgisini çektiği teknik direktörler arasında en önde Marcelo Bielsa yer alıyordu. Marsilya teknik direktörü Bielsa, mayıs ayında yönetime sunduğu raporda, transferde önceliğin orta saha Kante’ye verilmesini, oyuncunun kafasındaki oyun planında kritik bir rol alacağını söylemişti. Bu doğrultuda Marsilya, yaz transfer sezonu başlar başlamaz Caein ile Fransız ön liberonun transferi için görüşmelere başladı ama bu iş pek kolay görünmüyordu zira aynı zamanda dünyanın en çok izlenen ligi, Premier League’den birçok takım da Kante’nin peşindeydi. Bir yanda kendisini delicesine isteyen Bielsa, bir yanda finansal gücüyle büyük bir koza sahip İngiliz takımları yazı Caen ile pazarlık yaparak geçirdi. Düellonun kazananı, bundan yaklaşık 9 ay sonra futbol tarihinin en fantastik hikayelerinden birini yazacak Leicester City oldu. Dokuz milyon euro ile Ada’ya transfer olan, geçen sezonun ligde en çok top kapan futbolcusunu yeni bir meydan okuma bekliyordu. Kante bu transferden mutluydu, hayallerine çok yaklaşmıştı. Öteki taraftaysa hüzünlü bir son gerçekleşmek üzereydi. Kante’nin Leicester’a kaptırılmasının ardından Bielsa ile Marsilya yönetiminin arası bozuldu ve Şilili teknik adam Kante’nin Leicester’a transferinden birkaç hafta sonra, henüz sezonun başında istifa ederek takımdan ayrıldı.

”Kante hep mutluydu.”

Piotr Vojtyna 

Mourinho ve Guardiola’nın eklenmesiyle adeta bir Şampiyonlar Ligine dönüşen 2015-2016 model Premier League, önceki sezonlardan kat ve kat büyük bir heyecanla start verdi. Tam da bir Şampiyonlar Ligi idi. Nitekim ilk devrenin sonlarına doğru, insanları şaşırtan bir durum söz konusuydu. Devler birbirini döverken, aradan bir cüce, Ligin en dar bütçeli takımlarından Claudio Ranieri önderliğindeki Leicester City, zirveye doğru ilerliyordu. Her geçen hafta, ”bu hafta tökezleyerek liderliği kaybedeceği öne sürülen” maviler, sezonun sonunda Guardiolalı Manchester City, Mourinholu Manchester United ve Wengerli Arsenal’in üstünde, şampiyonluk kupasını kaldıran ekip oldu. İstatistikleri incelediğimizdeyse bir kara çocuk, gülen bir yüz güneş gibi doğuyordu: Ngolo Kante yine ligin en çok top kapan ismi oldu…

Peri masallarına doymayan kahramanımızın yeni durağı bir başka mavi, Chelsea’ydi. Orada da rekorları parçalayan Mali aslanı, art arda ikinci kez Premier League şampiyonluğuna ulaştı. Daha da önemlisi, Kante 2016-2017 Sezonunda da ligin en çok top kapan ismiydi. Bu alanda üç yıl üst üste zirvede yer alan ilk futbolcu olmuş, tarihe geçmişti. Ancak tarih kitapları daha Kante’nin peşini bırakmayacaktı. Takvimler bu kez 15 Temmuz 2018’i gösterirken mutlu çocuğun ellerinde bir başka kupa, dünya kupası yükseliyordu. Bir hayal gerçekleşmiş, ırkçılığın hegemonyasında doğup, çocukluğunu Paris sokaklarında çöpçülük yaparak geçiren, yıllarca ”futbolcu olmak için fazla iyi kalpli” denerek reddedilmiş bir çocuk profesyonel futbola başladıktan sadece 6 yıl sonra futbolun en şaşalı kupası dünya kupasına uzanmıştı.

Kupa seremonisinde ise Kante’ye yakışır bir olay vuku buldu: Fransız oyuncular sahada tek tek kupayla poz verirken Kante, kupayı istemeye utandığı için onun yerine Steven N’Zonzi kupayı istedi ve Kante’ye verdi. N’Zonzi’nin özel gayretiyle dünya kupasını eline alabilen futbolcu, sonrasında klasikleşmiş gülüşüyle kupa ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

 

Mutlu çocuk kariyerinde şu ana kadar tam 8 kupa kazandı.

2013: Championnat National
2014: Ligue 2
2015: Ligue 1
2016: Premier Lig Şampiyonu
2017: Premier Lig Şampiyonu
2018: FA Cup Şampiyonu

2018: Dünya Kupası Şampiyonluğu

2019: UEFA Avrupa Ligi Şampiyonluğu

En başta da belirttiğim üzere, milyarların izlediği bir sporda, birbiriyle itişip takışan ve deyim yerindeyse savaşan futbolcuların arasında, savaşın ortasında tek başına gülen bir insan Kante. Hep mutlu, tüm kalbiyle masum. Keşke onun gibileri çoğalsa. Keşke tüm dünya kendisi gibi gülebilse.

Hep gül Kante, başarıların daim olsun…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More