Moldova Futbolu: Farklı Coğrafyalarda Futbol – 1

Süper Lig, Premier Lig, Serie A, La Liga, Bundesliga ve belki Ligue 1. İyi bir futbolseverseniz bu liglerin en az 1’ini takip ediyorsunuz demektir. Hatta hayatının odak kısmına futbolu yerleştiren biriyseniz tamamı hakkında söyleyebilecek sözleriniz olacaktır. Peki ya diğer ligler? 200 küsur ülkeden oluşan küre şeklindeki dünyanın hemen her noktasında futbol topu dönmeye devam ediyor. Elbette amatör boyutta olan, kendi ülke vatandaşlarının bile varlığından haberdar olmadığı çok düşük seviye ülkeleri göz ardı edip geçmişe dair anılarımız olan ve bizim de bağlı bulunduğumuz Uefa’ya üye ülke liglerinden oluşan bir seri başlatıyoruz. Bugünkü konumuz Moldova ve Moldova futbolu.

Boğdan Prensliği’nin devamıdır Moldova. Boğdan deyince belki bir şey çağrıştırmamış olabilir ama Eflak-Boğdan ismini duyan herhalde herkesin aklına lisedeki tarih dersleri gelir. Osmanlı’nın savaş sonrası imzaladığı anlaşmaların olmazsa olmazı olan bu ikiliden bugünlere bağımsız iki devlet ulaştı. Uzunca süre Rusların elinde kalan Moldova, dağılan Sovyetlerin bir parçası olsa da aslında Romanya’nın türevi niteliğinde. Turizmin gelişmediği bu ülkeye yine de yolunuz düşerse sadece Türkçe konuşarak da derdinizi anlatabilirsiniz. Zira Avrupa’nın bu en yoksul coğrafyasının en çok göç verdiği ülkelerden biri olduğumuz için Türkçeye aşina insan sayısı azımsanmayacak boyutta. Hatta ülkenin güneyine yani özerk bir bölge olan Gagavuzya’ya rotanızı çevirirseniz bizim kullandığımız dilin saf halini işitip kendinizi eski zaman Anadolu’sunda hissetmeniz mümkün. Komünist düzen etkilerinin biraz da ekonomik sebeplerden dolayı devam ettiğinden dem vurup ana konumuz olan futbola geçiş yapıyoruz.

Dört milyon civarındaki nüfusa sahip Moldova’nın en büyük şehri olan Kişinev, aynı zamanda ülkenin en büyük iki takımından birine ev sahipliği yapıyor. 1992’de kurulan Moldova 1. Futbol Ligi’nde her şey Zimbru Kişinev’in istediği şekilde başlamıştı aslında. Ligin ilk dokuz yılında saltanatını ilan eden yeşil sarı formalı ekibe sadece 1997 yılında “Dur!” diyebilen çıkmıştı. Şampiyonluk kupası başka bir kulübün müzesine gidiyordu belki ama en azından o yıl için Kişinev sınırlarında kalmaya devam ediyordu.

Moldova
Yıl 1996, Galatasaray Constructorul maçı

Zimbru’nun 5 senelik serisine son noktayı koyan Constructorul’un bu ilk ve tek şampiyonluğunda, sezonun başlarında karşılaştığı Galatasaray eşleşmesinin bir katkısı olmuştur diye düşünüyoruz. Fatih Terim ile UEFA Kupası’na kadar gidecek yolun ilk dönemecinde konuk ettiği Galatasaray’a 73 dakika direnen Moldova temsilcisi, sezonun bidonu Adrian Knupp’tan yediği golle 1-0 mağlup oluyordu. Rövanşta ise parasızlıktan otobüsle gelmek zorunda kaldıkları İstanbul’da yine ilk yarıyı 0-0 ile bitirip az da olsa tur hayali kurduklarını söyleyebiliriz. Her ne kadar 4-0 yenilmiş olsalar da Ali Sami Yen Stadı’nda oynamak ve kardeş ülke Romanya’nın efsanesi Hagi’ye karşı mücadele etmek onları aşırı motive etmiş olsa gerek. O sezonun sonunda şampiyon olan Constructorul üç yıl daha sürecek Zimbru hegamonyasındaki ligde Kişinev derbilerine çıkıyordu rakibiyle.

2001 yılı Moldova futbolu için dönüm noktasıydı. Madem konuyu Constructorul’dan açtık onunla devam edelim. Benzer örnek görmeye sadece NBA’den alışkın olduğumuz olay 2001 yılında Moldova’da gerçekleşir ve Kişinev kulübü olarak adını duyuran Moldova’nın ikinci şampiyonu Constructorul, isim değişikliği de yaparak Tiraspol şehrine taşınmaya karar verir. Tiraspol’ün coğrafi açıdan bir farkı vardır. Her ne kadar Moldova sınırları içerisinde yer alsa da özerk bir devlet olan Transdinyester’in en büyük şehri olan Tiraspol ülke futboluna yön vermeye başlamıştır.

Amerikan kovboy filmlerinde gördüğümüz kasaba yönetiminde söz sahibi olan şerifler gibi 2001 yılında ilk şampiyonluğu kazanan Sheriff Tiraspol, Moldova’nın en büyüğü olmaya gelmişti. 20 yılda 18 kez mutlu sona ulaşarak bu konuda Bayern Münih taraftarlarını bile kıskandıran Sheriff, özerk Transdinyester’in gururu olmuş durumda. Moldova’dan ayrı bir ülke takımının bu kadar dominant olmasına daha ne kadar tahammül eder Moldovalılar bilinmez ama Rusya ile birleşmek isteyen bir halka sahip olan Sheriff Tiraspol’ü yakın gelecekte Moskova takımlarıyla lig mücadelesi yaparken görebiliriz.

2007’de Beşiktaş, 2009’da Fenerbahçe ile eşleşen Sheriff Tiraspol, Türk takımlarına karşı dört karşılaşmasında da dirençli futbol oynamasına rağmen tıpkı Constructorul gibi yenilmekten kurtulamamıştı. Sürekli lig şampiyonluğu elde etmesine karşın Şampiyonlar Ligi’ne kalamayan Sheriff, kimi yıllarda Uefa Avrupa Ligi gruplarında yer alarak ülkenin adını duyurmaya devam ediyor. Ülkenin diğer büyüğü Zimbru ise mazisini aramak ve Sheriff’i alaşağı etme planlarıyla meşgul. Her ne kadar son dönemlerde sıradanlaşsalar da 2016 yılında eşleştikleri Osmanlıspor karşısında onlar da mücadeleci oyunla iç sahada beraberlik elde etmeyi bilmişti. Rakibin adının bir zamanlar bağlı oldukları devlete ait olmasının pozitif yönde bir etkisi olabilir bu beraberlikte.

Moldova

Teknik kalitesi yok denecek kadar az olan Moldova ekipleri, özellikle kış aylarında sertleşen zemini sayesinde savunma oyununu iyi uygulayabilen ülkelerden biri. Her ne kadar Moldova milli takımı son 10 yıllık dönemde eski günlerini aratsa da soğuk ve puslu bir Kişinev gecesinde rahat bir galibiyet almak futbol ekolü ülkeler için bile pek mümkün değil. O atmosferde oynamanın ne demek olduğunu iyi bilen A Milli takımımız her ne kadar son ziyaretinde 4-0’lık bir galibiyet elde etse de Euro 2000 ve 2008 elemelerinde 1-1’lik skora razı olmuştu. Ancak az önce de dediğimiz gibi eski günlerini bile arar hale geldi ülke futbolu. Bunda gelişen futbol endüstrisine ayak uydurmakta maddi anlamda zorlanan bir ulus olmalarının yanı sıra sürekli aynı takımın şampiyon olmasının verdiği rekabetsiz ortamın da etkisi var diyebiliriz. Ancak geçtiğimiz ay patlak veren şike skandallarını hesaba katarsak havası gibi kasvetli günler geçiren Moldova futbolunun içine girdiği girdabın boyutu hakkında bir fikir elde edebiliriz. Tabii yeni devlet başkanı seçilen Maia Sandu ile birlikte ülkenin pek çok kademesine sirayet eden yolsuzluk olaylarının önüne geçilmesi, açığa çıkarılan bahis şikeleriyle birlikte futbolun temizlenmesi ilerisi için küçük bir umut ışığı. Avrupa Polis Teşkilatı’nın tespit ettiği 20 civarındaki maçta bahis şikesine karışan 5 kulüp ilerleyen dönemde UEFA’dan da cezalar alabilir. Ligde toplam takım sayısının 10 olduğunu düşünürsek yarısı şike sürecinden geçen bir ligin kabuk değişimi beklenebilir.

Moldova milli takımı
Engin Fırat‘ın 11 maçta 2 beraberlik 9 mağlubiyeti var.

2000 yılında geldiği Samsunspor’un ardından, 1 sezon da İstanbulspor forması giyen Sergiu Epureanu ligimizde forma giyen ilk Moldovalı futbolcu olarak tarihe geçerken, yıllar sonra Türkiye’de oynayan ikinci vatandaşı da ailesine nasip oldu. 7 sezondur Başakşehir savunmasında görev alan Alexandru Epureanu, Sergiu’nun 10 yaş küçük kardeşi. Son yıllarda sürekli şampiyonluk yarışı içerisindeki Başakşehir’de mutlu sona ulaşmayı da başaran Epureanu, Moldova futbolunun önemli isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. Küçük yüzölçümüne rağmen 3 farklı etnik yapının bir arada olduğu Moldova, son dönemde düştüğü San Marino, Malta, Andorra gibi takımların olduğu klasmandan yükselme ve tekrar çekinilerek gidilen deplasman hüviyetine bürünmek istiyor. Bu çetin yolda milli takımı emanet ettikleri isim bir Türk. Her ne kadar ülkemizde henüz sesini duyuramasa da Engin Fırat yurt dışında görev alabilen nadir teknik direktörlerimizden. Kim bilir belki yakın zamanda Kuzey Makedonya’nın UEFA Uluslar Ligi üzerinden Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı kazandığı gibi Moldova da böyle bir şans elde edebilir Türk antrenörüyle. Tabii önce kirlenen futbol düzenini değiştirip son kategoriden katıldıkları Dünya Kupası elemelerinde bir şeyler göstermeleri gerekiyor.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Boxing Day: Bir Futbol Geleneği

Türk İzi: Son Osmanlılar

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More