Valeriy Lobanovskyi: Modern Futbolun Yenilikçi Mimarı

Yeşil Sahalarda Geometrik Devrim

Tarih perdelerini dünyanın tanık olduğu tahribatı en yüksek, en kanlı harplerinden birine açmaya çok yaklaşmışken futbol sahnesi de güzel oyuna yeni bir tuğla ekleyecek bir aktörü ağırlamaya hazırlanıyordu: Valeriy Lobanovskyi

Valeriy Lobanovskyi, 1939 yılının ilk ayında, Kiev’in tipik sert soğuk ikliminden kendi karakterine adeta bir parça kopararak dünyaya geldi ve doğduğu şehirde de sol açık olarak futbolculuk serüvenine başladı. Futbolculuk macerası Chornomerets Odessa ve Shahktar Donesk takımlarıyla devam etti. 29 yaşına geldiğinde ise profesyonel futbolculuk kariyerini sonlandırdı. Doğduğu şehirle yolları, emekliliğin ardından, bu sefer teknik direktör olarak tekrar kesişti.

İki devletin global arenada iktidar yarışına girdiği, 1970’lerin iki kutuplu politik tablosunun gölgesinde Lobanovskyi futbolda bir devrimi gerçekleştirmek üzere teknik direktörlük yolculuğu için ilk adımlarını atıyordu. Lobanovskyi kişiliğinin her noktasını bir mürekkep gibi takıma damlatarak başladı öyküsünü yazmaya. Onun prensiplerine bağlılığı, detaycı ve planlı ruhu 20 senesini vereceği kulübü ilk senesinde şampiyon yapmaya yetti. Bu başarıyla önüne yeni bir teklif geldi ve Lobanovskyi gelecek sene Dinamo Kiev’le beraber Sovyet Milli Takımı için de divitini hokkasına batıracaktı. Igor Belanov’lu, Protasov’lu, Kuznetsov’lu, Zavarov’lu, Blokhin’li ve Mikhailichenko’lu efsane Dinamo Kiev altın jenarasyonu; Milli takımın da iskelet kadrosunu oluşturuyordu. Fileler ise Rusların Lev Yaşin’den sonra dünya futboluna hediye ettiği Spartak Moskova ve Sevilla’da görev almış en özel eldivenlerinden biri Rinat Dasayev’e emanetti.

Sovyet Rusya Milli Takımı
Sovyet Milli Takımı, 1988
Futbolun Sherlock Holmes’u

Lobanovskyi her maçı dedektif titizliğiyle çalışır, gözlemci kabiliyeti sayesinde rakibi analiz eder ve takımının karşılaşacağı her engeli ince ince süzgeçten geçirip hepsine alternatif hamleler üretir, çözümler geliştirirdi. Futbolcularla ilişkisini ise otoriter disiplinli tavrından taviz vermeden hatta zaman zaman onların özel yaşamlarına müdahale ederek sürdürürdü. Çoğu zaman tepkisiz ve donuk yüz ifadesiyle kulübedeki portresine aşina olduğumuz Lobanovskyi’nin soğukkanlı ve sert mizacı öğrencilerinde hayranlık uyandırıyordu. Igor Belanov onun için “Keşke Valeriy Lobanovskyi klonlanabilseydi ve bir 350 sene daha yaşasaydı. Onun gibilere ihtiyacı var Rusya futbolunun.” demişti. 2003 yılında Milan forması ile Şampiyonlar Ligi’ne uzanan Shevchenko ise şampiyonluk madalyasını hocasının mezarına götürerek ona olan saygısını gösterdi. Lobanovskyi’nin tüm bu bileşenleri ve profesyonelliğe olan tutkusu kusursuz işleyen bir makinenin çarklarını döndürüyordu.

Shevchenko - Valeriy Lobanovskyi
Shevchenko Lobanovskyi’nin mezarı başında
Bir futbol ütopyası kurmak

1980’lere geldiğimizde bir futbolsever için Dinamo Kiev’i veya SSCB Milli Takımını seyretmek bilim-kurgu kitabından bir sayfa çevirmek, bir paragraf okumak ya da geleceğe yolculuğu konu alan bir filmden bir sahneyi izlemekle eşdeğerdi. Patronu olduğu iki kulüpte “21. Yüzyılın takımı” yorumunu sonuna kadar hak ediyordu. Yeşil sahalarda başka zamana ait bir futbol oynanıyordu çünkü.  Maslov’un ilk harcını koyduğu 4-4-2 sistemini ve pres futbolunu kendi aritmetik dehasıyla zenginleştirerek modern futbolda yeni bir akımın öncülüğünü yaptı Valeriy Lobanovskyi. Takımı sahayı enlemesine parsellemiş ve arkadaki iki oyuncunun öndeki oyuncuyla üçgen oluşturmalarını sağlayarak rakibi durdurmak için her oyuncudan en üst düzey verimi alacak saha içi dizilimi ve alan paylaşımını takım kimliğine oturttu. Böylece statik savunma modelini yıkmış oyunun dinamiklerini “paylaşımcı, hareketli, takım halinde, bütünlükçü” gibi başlıklarının altında tekrar kurguladı. Her oyuncudan maksimum faydanın sağlanmasının yanında sahanın her alanının en işlevsel şekilde nasıl kullanılabileceği fikrini ortaya atmış ve sağlam bağıntılar doğru açı ve doğru dengeyle boşlukları daraltma formülünü buldu.

Valeriy Lobanovskyi
Valeriy Lobanovskyi

Geometri yeşil sahanın derinliğine feci bir şekilde sızmıştı. Bu taktiksel devrimle önce 1972 sonra az sayıda dev ülkenin boy göstermesinden dolayı şampiyona geçmişinin en elit ve kaliteli turnuvalarından biri olarak gösterilen hafızalara Van Basten’in Dasayev’e attığı efsanevi golle kazınan 1988 Avrupa Şampiyonasında Sovyet Milli Takımı’na final oynatmıştı.

Dinamo Kiev’le ise 2 kez Avrupa Kupa Galipleri Kupası, 1 kez Avrupa Süper Kupası ve 5 kez Sovyet Kupasını karnesine yazdırdı ve ligde de sekiz kez mutlu sona ulaşmayı başardı. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasıyla kurulan Ukrayna Ligi’nde beş kez şampiyonluk yaşayarak de fırtına gibi esmeye devam etti.

Dünya futbolu için bir kitap yazıp gitmiş gibi

Herbert Chapman’ın WM’si, Helenio Herera’nın Catennacio‘su, nam-ı diğer asma kilidi,  Brezilya’yı 1958 Dünya Şampiyonluğu’na ulaştıran 4-2-4 sistemi, Rinus Michels’in total futbolu ve dahası… Yeşil sahanın dekorları her yeni aktörle değişti. Futbolun her reformist ve arayışçı öncüsü güzel oyuna kendi yorumunu getirerek sahip olduğu renkle sahayı boyadı. Valeriy Lobanovskyi de günümüz futbol anlayışının taşlarını oluşturan çizgileri bir mühendis inceliğiyle cetvelle modern futbol haritasına çizen futbol emekçilerinden biri olarak tarihe geçti.  4-4-2’yi farklı pas varyasyonları, alan tasarımı, değişken saha içi yayılımlarıyla işledi, pres futbolunu en iyi şekilde oynattı ve üçgen kurgusuyla futbolda geometrik bir yeniliğin mimarı oldu. Valeriy Lobanovski,  2002 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılırken bugünün dünya futboluna kendine has üslubuyla önemli bir miras bıraktı.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Herbert Chapman: Teknik Adamdan Fazlası

Ferguson’un Adamları

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More