Metin Olamamak; “Büyük” Mehmet OĞUZ

Metin Oktay’ın yakında futbolu bırakacağını açıklamasıyla, Galatasaray taraftarı derin bir üzüntü içerisindedir. Galatasaray bayrak adamını, kaptanını kaybetmek üzere olmanın üzüntüsüyle perişan haldeyken, Kadırgaspor’da 16 yaşında bir genç Taçsız Kral’dan doğacak boşluğu doldurmaya adaydır. Taraftarın kısa sürede bağrına bastığı bu paytak yürüyüşlü çocuk, Galatasaray’ın yeni Metin’i olacakken hayat onu bambaşka bir kadere sürükler. Onu sevenleri üzeceği bir kadere…

70’li yılların sembol isimlerinden Mehmet Oğuz, futbola henüz 11 yaşındayken oturduğu semtin takımı Kadırgaspor’un genç takımında başladı. İstanbul’un köklü semt kulüplerinden biri olan Kadırgaspor, üst liglere ve milli takımlara birçok futbolcu yetiştirmiş olan bir takımdı. Dolayısıyla genç Mehmet’in A takıma yükselmesi uzun sürmemişti. İlk kez 1965 yılında, daha 16 yaşındayken Kadırgaspor’un A takımında oynamaya başlayan, top sürüşü ve yürüyüşü nedeniyle Kadırgaspor taraftarının kendisine Ördek Mehmet lakabını taktığı bu genç, oyun stili ile İstanbul’da ismini yavaş yavaş duyurmaya başlamıştır.

Genç Mehmet’in şöhreti kısa süre sonra, alt ligleri takip etmeyi eskiden beri adet haline getiren Galatasaray teknik direktörü Gündüz Kılıç’ın kulağına çalınır. Galatasaray’da yakında futbolu bırakacağını açıklayan Metin Oktay’ın, yeri doldurulamayacağı tartışılırken Gündüz Kılıç çevresinin tavsiyesiyle, 16 yaşında fırtına gibi esen bu genci izlemek için Kadırgaspor maçına bizzat gider. Bu çelimsiz görünen genç futbolcunun paytak yürüyüşü, topa hâkimiyeti ve harika tekniği ile adeta büyülenir. Kadırgaspor yöneticileriyle bizzat görüşerek, genç Mehmet’in Galatasaray ile idmanlara çıkması ve bir süre daha Kadırgaspor’da forma giymeye devam etmesi konusunda anlaşır.

17 yaşında Galatasaray ile idmanlara katılan genç Mehmet, kendini ciddi anlamda geliştirir. Başta Metin Oktay olmak üzere Galatasaray’ın tecrübeli oyuncularından, hem futbol, hem de kişisel yaşamı açısından birçok şey öğrenir. 1967 yılında takımın başına geçen Bülent Eken’in talimatıyla, Yasin ve Gökmen Özdenak kardeşlerle birlikte profesyonel sözleşmeye imza atar. İlk sezonunda harika bir performans sergileyen Mehmet Oğuz, kısa sürede milli takımlarda da görev alma şansını elde eder. Bülent Eken’in ardından gelen Yugoslav teknik adam Kleperovic ile ilk şampiyonluğunu yaşar. Bu şampiyonluğun baş mimarlarından olan Mehmet Oğuz, taraftarın gönlünde taht kurmayı başarır. Oyunu, saha içindeki duruşu, düzgün yaşamı ile taraftarın adeta sevgilisi olan Ördek Mehmet, Metin Oktay’ın futbolu bırakmasına üzülen Galatasaray taraftarı için yeni bir efsane olmak üzere emin adımlarla ilerlemektedir.

1971-72 sezonunda İngiliz teknik adam Brian Birch’ün takımın başına geçmesiyle, Türk futbolu ve futbolcusu yepyeni bir terim ile karşılaşacaktır; kondisyon. Birch’ün idmanlarının yanı sıra, takıma yeni katılan yetenekli oyuncular Metin Kurt, Savaş Yarbay, Suphi Soylu gibi isimlerinde dahil olmasıyla yeni sezonu açarlar. Açarlar açmasına ama İngiliz teknik adamın yaptırdığı ağır idmanlar, futbolcuları isyan noktasına getirmiştir adeta. Fakat bu idmanların meyvesini ilerleyen yıllarda toplayacaklardır. Birch yönetimindeki Galatasaray, 3 sezon üst üste şampiyon olarak lige ambargo koyar. Diğer takım oyuncuları maçın 60-70.dakikalarında gitgide oyundan düşerken, Galatasaray ağır kondisyon idmanları sayesinde adeta yorulmayacak ve rakiplerini birer birer devirecektir. Birkaç sezon sonra Ördek Mehmet, Sirkecispor’dan Mehmet Özgül’ün takıma katılmasıyla “Büyük Mehmet” olarak anılmaya başlanacaktır.

Birch’ün ayrılmasından sonra, Galatasaray’da başlayan şampiyonluk hasreti camiada rahatsızlık yaratmaya başlar. İlerleyen yıllarda transferde yaşanan durgunluk Fatih Terim ve Ali Yavaş gibi ligin iki kaliteli futbolcusunun transferiyle bir nebze kırılsa da, Galatasaray zor günler geçirmeye başlar. 1976 sezonunda takımın ligde kötü gidişatı, Türkiye kupasına odaklanmalarına sebebiyet verir. Kupada başarılı bir performans gösteren sarı kırmızılılarda, yönetimin sözü doğrultusunda bir prim sistemi belirlenir. Her elenen rakipte belli bir prim kazanacakları söylenen futbolcular, çeyrek finalde Ankaragücü’nü elemelerine rağmen, yönetici Turgan Ece tarafından küme düşme potasında bir rakibi eledikleri için primlerinin ödenmeyeceği söylenir. Bunun üzerine Metin kurt önderliğinde bir grev hareketi başlar. Antrenmana katılmama şeklinde başlayan greve, takımın ağır toplarından Yasin ve Gökmen kardeşlerden de destek bulur. Kaptan Büyük Mehmet ise takım arkadaşlarını desteklese de, bu protestoya doğrudan katılmaz. Fakat cezalandırılması için bu yeterli bir sebep olarak görülür. Yasin Özdenak ve Metin Kurt ile birlikte kadro dışı bırakılan Büyük Mehmet, ligde ki Fenerbahçe ve kupa finalindeki Trabzonspor maçlarında oynayamaz. Galatasaray, bu süreçte Fenerbahçe’yi, 1-0 yenerek şampiyonluktan eder ve finalde Trabzonspor’u da yenerek kupayı kazanır.  Bu gidişat ardından ortam yumuşar ve Yasin ile birlikte affedilirler. Metin Kurt ise, Kayserispor’a gönderilir.

1979 yılına gelindiğinde artık Büyük Mehmet futbolu bırakma kararı alır. Jübile hazırlıklarına bir sezon önceden başlamış hatta jübile davetiyeleri bile hazırlanmıştır. Fakat Büyük Mehmet,  bir söylentiye göre girdiği bir ev taksiti borcu yüzünden bir sezon daha oynamak ister. Bu isteği yönetime iletilir fakat bir türlü cevap gelmemektedir. Transfer sezonunun kapanmasına birkaç saat kala Mehmet Oğuz’a takımda düşünülmediğine dair haber, teknik direktör Coşkun Özarı aracılığı ile iletilir. Bu durum karşısında çok üzülen Mehmet Oğuz, transfer sezonunun kapanmasına sadece 5 saat kala bonservisi verilir. Yakın arkadaşı Cemil Turan ve Milliyet gazetesi Fenerbahçe spor muhabiri Yavuz Bayraktar’ın araya girmesiyle, Fenerbahçe’ye transfer edilmek istenir. Çaresiz kalan Mehmet Oğuz, istemeyerek de olsa Fenerbahçe ile 1 yıllık mukavele imzalar. Bu durum Galatasaray taraftarında büyük bir hayal kırıklığına sebebiyet verir.

Fenerbahçe kariyeri boyunca 28 maça çıkan Mehmet Oğuz 4 gol kaydeder. O sezon Beşiktaş’ın ardından ikinci olan Fenerbahçe şampiyonluğu kıl payı kaçırır. Mehmet ise jübilesini Fenerbahçe forması ile Beşiktaş maçında yaparak sahalara veda eder. Jübilesinde en unutulmaz enstantane ise Fenerbahçe tribünlerini selamlarken, elinde Galatasaray bayrağı taşıyışı olur. Futbolu bıraktıktan sonra bu transfer hakkında adeta hiç konuşmayan Büyük Mehmet, bir daha futbola dair hiçbir görevde yer almaz. Galatasaray taraftarının en büyük üzüntülerinden biri olan Büyük Mehmet’in Fenerbahçe’ye transferi ise uzun yıllar asla unutulmayacaktır. 1980 yılında Ali Sami Yen’deki bir Galatasaray maçında, Metin Oktay kendisinin elinden tutarak, Galatasaray tribünlerine getirip taraftarla barışmasına vesile olsa da Büyük Mehmet, Galatasaray taraftarının en büyük dramlarından biri olarak hatırlandı. Yine de Büyük Mehmet özellikle kendisini izleme fırsatı bulmuş nesil için, hep efsane olarak gönüllerde yer etmeyi başarmıştır.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More