Mark Cavendish: Bir Anka Kuşunun Hikayesi

2021 Fransa Turu takımları açıklandığında belki de en çok şaşırdığımız isim Mark Cavendish oldu. Eski bir dostla uzun bir aradan sonra tekrar karşılaşıp sıcak ve samimi bir sarılma ile o eski günleri anmaya başladık. Kazanılan başarılar, atılan sprintler hepsi bir bir zihnimizde tekrar canlanmaya başladı. En sonunda akıllara tek bir soru geldi: Acaba 35’i bulup, rekoru geçebilecek mi? Evet 35 bir sayıdan ibaret değil. Eddy Merckx’in yıllardır kırılamayan Fransa Turu’nda kazandığı etap sayısı 34 ve Cavendish’in bunu kırmak için bir şansı vardı. En azından artık bu rekora ortak.

Cavendish’in gazetede bir röportajına ya da yarış sonunda yaptığı açıklamalara denk geldiyseniz muhtemelen karşınızda kendine aşırı güvenen, kimilerine göre ukala ve düşündüğünü söylemekten asla çekinmeyen, peloton içerisinde eleştirmekten asla korkmayan bir karakter bulacağınız kesindir. Yeri geldiğinde yaptığı teknik ve taktik açıklamalarla da onu takip edenlere bu işin nasıl yapıldığının ipuçlarını verdiğini satır aralarından yakalayabilirsiniz. Mark Cavendish, her zaman en ince detayı düşünürdü. Rüzgârın estiği yeri, selesinin boyunu, gidonun açısını… Büyük bir şampiyon olmak, belki de biraz takıntılı olup küçük detaylara hâkim olmaktan geçiyor. Yahut çocukluğundan bu yana yaşadığı kötü anılara rağmen yıkılmasa da bu kadar küçük detaylara takılmak onun zaferlerini gölgelemesini engelliyordu. Sorunlu ve dağılan bir aile, uyuşturucu bağımlısı bir kardeş tüm bu dramın en başında belki de hayatın ona güçlü olması gerektiğini anlatan bir işaretti. O hiçbir zaman sen şampiyon olacaksın diyenlerle karşılaşmadı. Aksine ilk yıllarından itibaren bunun tersini söyleyen, daha ilk sezonunda boyunun kısa olmasının ve biraz kilolu olmasının ona sprinter olarak dezavantaj sağlayacağını dile getirenlerle de mücadele etti. Onun için tek önemli nokta var: KAZANMAK.

Man adası doğumlu olan Cavendish çocuk yaşlarda BMX bisikletle yarışmaya başlamıştır. Rakibi olan çocukların onu geçmesi ile dalga geçen annesine dağ bisikletine sahip olsa hepsini geçeceğini söyleyip, bir sonraki doğum gününde alınan dağ bisikletiyle öne attığı tezini daha çocuk yaştaki hırsıyla kanıtlamıştır.

Bir alt yapı ekibi olan Team Sparkasse ile 2005 yılında profesyonel bisiklet hayatına merhaba diyen Cavendish, ilk profesyonel sezonunda 11 galibiyet elde ederek Alessandro Petacchi’ye ait olan rekoru egale etti. Kazandığı etap zaferleriyle birlikte Fransa Bisiklet Turu kadrosuna seçilmeyi hak etti. Birinci ve ikinci etaptaki kazalarla birlikte Fransa Turu, 8. etapla Alplere gelince yarışı bıraktı. Yol bisikleti disiplinin yanı sıra Melbourne’daki 2006 Commonwealth Games’de pistte Man Adası adına scratch yarışına katıldı. Kazandığı etaplar ve başarıları onun kariyerinin başında Tour De France kadrosunda yer almasını sağladı.

2008 yılına gelindiğinde Manchester’daki dünya şampiyonası için piste geri döndü. Takım arkadaşı Rob Hayles’in kan testinde doping çıkması nedeniyle madisondaki ortağı Bradley Wiggins oldu. Yarışın ortasına gelindiğinde ikili bildikleri en iyi işi yaparak bir atak yaptılar ve sprintlerle birlikte topladıkları puanlarla birinci gelmeyi başardılar. Böylece Cavendish, büyük turlardan; İtalya Bisiklet Turu’ndan iki ve Fransa Bisiklet Turu’nda dört etap kazanarak ilk büyük zaferlerini almayı başardı. 2008 Yaz Olimpiyatları’na hazırlanmak için Fransa Turu’nu yarıda bıraktı. Pist bisikletinin madison branşına, yine partneri Wiggins ile birlikte favori olarak gelmelerine rağmen ancak dokuzuncu olabildiler. Bu nedenle kardeş olan Wiggins ve Cavendish o gün velodromdan hiç konuşmadan ayrıldı. O günü Wiggins “Cav her zaman küçük kardeşimdi. Onu hep kalpten seveceğim. Ancak o gün velodromu hiç konuşmadan terk ettik ve hâlâ da tek kelime konuşmadık” diyerek hatırasını anlatır. Cavendish cephesinde ise Wiggins’in takip yarışlarına odaklanıp, madisona önem vermemesinin kızgınlığı devam ediyordu. The Guardian’a verdiği röportajda kazanmak için her şeyini ortaya koyan Cavendish’in “Öfkem hala geçmedi.” açıklaması aradaki uçurumun ve kızgınlığın en büyük göstergesi oldu.

Mark Cavendish

Mark Cavendish, 2009 UCI Pist Bisikleti Dünya Şampiyonası kadrosuna sürpriz olarak katıldı fakat ne scratch yarışında ve ne de madisonda bir madalya alamadı. Yol bisikletine tekrar dönen sprint ustası önce tek haftalık Tirreno-Adriatico yarışında etap kazanıp arkasından 5 anıtsal yarıştan biri olan epik Milan-San Remo yarışında (298 km ile en uzun yol bisikleti yarışı) son 200 metre kala Heinrich Haussler’i takip ederek en iyi bildiği iş olan sprintini açarak zaferi kucakladı. İtalya Bisiklet Turu’nda takımı Columbia-High Road ile takım zamana karşı etabını kazanarak pembe mayoyu giyen ilk Manx yarışçısı olarak tarihe geçti. Cavendish, sprintte tek başına kalmasına kadar geçen sürede onu sprinte taşıyan ve performansını yukarı çıkartan Mark Renshaw gibi bir takım arkadaşına sahipti. Renshaw ile birlikte çalışmanın karşılığında Cavendish, Fransa Turu’nda 6 etap kazandı. Bunun yanında yeşil mayoyu iki gün üst üste giyen ilk Britanyalı sporcu oldu. Aynı Fransa Turu’nda kazandığı etaplarla birlikte Barry Hoban’ın sekiz etap galibiyetiyle elinde bulundurduğu İngiltere rekorunu da eline geçirdi. 2009 Eylül ayına gelindiğinde Tour of Missouri’nin açılış etabında kazandığı sprint ile kariyerinin ellinci zaferini elde etti. Yarış onun için çok iyi giderken maalesef akciğer enfeksiyonu nedeniyle dördüncü etaptan önce yarıştan çekilmek zorunda kaldı. Büyük Britanya takımına seçilmesine rağmen 2009 UCI Yol Dünya Şampiyonası’na da katılamadı.

Henüz kariyerinin başında ve yeni yıldızı parlayan bir bisikletçi olmasına rağmen 2010 yılında “Boy Racer” ve 2013 yılında ise “At Speed” adıyla iki biyografisi piyasaya çıktı. Cavendish, 2010 sezonunda geçirdiği rahatsızlık ve geç form tutması nedeniyle hedef olarak Fransa Turu’nda yeşil mayoyu ve Dünya Yol Yarışı Şampiyonluğu’nu koydu.

Tour de France 2021 - Classy Mark Cavendish makes the time-cut with minutes to spare to keep green dream alive - Eurosport

Cavendish gibi sprinter bir liderin en büyük görevi, önündeki arkadaşları sprint treninde yavaş yavaş ayrılırken son 200 metre kala bisikletin gidonu üzerinde dümdüz olup, var gücüyle pedallara asılıp bitiş çizgisini ilk sırada geçmektir. Fakat anlattığımız bu basit görüntüyü son gücü kaldığında 70 km hızla yapmaya çalışmak oldukça büyük bir ustalık ve insan üstü bir güç gerektirmektedir. Mark Cavendish bize bu anlık bitirişi o kadar kusursuz sergiledi ki, yıllarca bunu çok basit bir görüntüymüş gibi hissettirdi. Adeta bir orkestra şefi gibi önce takımını organize ettikten sonra solo bir performans ile hızlı ve ruhumuza işleyen heyecanla bitiş çizgisini geçiyordu. Cavendish gibi bir yıldızı izleyenler inanılmaz bir coşku ve adrenalini iliklerine kadar işlediğini hissedebilir. Haliyle bu büyük şölende en küçük bir hata ağır kazalara yol açabiliyor. Tour de Suisse yarışının son metrelerinde sprint açarken ağır bir kaza yaşadı ve sert bir şekilde düştü. Sprint hattından saptığı için diğer rakiplerinin de birkaç tanesini düşürdü ve ağır eleştirilerin hedefi haline geldi. Diğer takımlar onun agresif sürüş tarzı nedeniyle ciddi şekilde eleştirdi. Fransa Turu’nun açılış etabında bitime 3 km kala hızla girdiği virajı alamadı ve kaza yaptı. Hedefi olan Fransa Turu yeşil mayoyu 11 puan farkla ikinci sırada bitirdi.

2011 Haziran ayına geldiğimizde henüz kariyerinde yeni yükselişte olmasına rağmen Kraliçe’nin Doğum Günü Onurları’nda Britanya İmparatorluk Nişanı (MBE) Üyesi olarak atandığı açıklandı. Henüz kariyeri başında olmasına rağmen ülkesi adına kazandığı başarılarla bu nişanı sonuna kadar hak ettiği herkes tarafından kabul gördü. 2011 Fransa Turu’nda son etabı üç yıl üst üste kazanan ilk bisikletçi unvanıyla birlikte puan mayosunu kazanan ilk Britanyalı bisikletçi olarak tarihe adını yazmaya devam etti. Takımı HTC-Road kapanacağını açıkladığında ünlü yıldız için zamanın en önemli ve popüler takımı Team Sky ile anlaşacağı yönündeki haberler artarak devam etti. Bu haberler devam ederken Cavendish çalışmalarını sürdürdü. 2012 Yaz Olimpiyatları’ndaki yol yarışının resmi test etkinliği ve London Readys serisinin bir parçası olan London-Surrey Cycle Classic’i Büyük Britanya forması ile kazandı. Sezon sonuna doğru gelindiğinde Cavendish çok istediği Gökkuşağı Mayo’yu kazanmak için Kopenhag’daki 2011 UCI Yol Dünya Şampiyonası’na gitti. 8 kişilik Büyük Britanya ekibi yarışı çok iyi kontrol etti ve Cavendish kusursuz sprintini yine sergiledi ve dünya şampiyonu oldu. Bu zaferiyle birlikte 1965’te Tom Simpson’dan sonra ikinci kez bir Büyük Britanyalı erkek bisikletçi UCI yol dünya şampiyonu oldu. 2008 yılında kazandığı son pist yarışından 3 yıl sonra Manchester Velodromu’ndaki Revolution etkinliğinde yarışarak piste geri döndü ve scratch yarışını kazandı. Konu rekabet ve kazanma olduğunda ortamdan bağımsız olarak Cavendish için en önemli şey bitiş çizgisini ne olursa olsun en önde geçmek olmaktadır. 2011 yılında “Yılın En İlham Verici Sporcusu” ödülünü ve “BBC Yılın Spor Adamı Ödülü”nü kazanarak kazandığı zaferleri perçinlemiş oldu.

Cycling news – Mark Cavendish salutes Bernhard Eisel after retirement announcement - Eurosport
Mark Cavendish ve Bernhard Eisel

Sprint treni kurmak ve takım arkadaşlarının bu kusursuz mekanizmayı sergilemek için birbirlerine alışması bazen uzun zamanlar alabiliyor. Bu nedenle Cavendish Team Sky takımına giderken eski takımından takım arkadaşı ve sprint treninin en önemli bisikletçilerinden biri olan Bernhard Eisel de onunla gitti. İtalya Turu’nda Roberto Ferrari’nin sprint çizgisinden çıkarak Cavendish’i kesip yaptığı kaza sonrası, her zaman olduğu gibi düşündüğünü sakınmadan söyleyen yıldız “Pembe, Kırmızı ve Dünya Şampiyonu mayolarını indirmekten utanması gerektiğini” belirten tweet atarak tepkisini dile getirdi. Genel klasman takımı olan Team Sky’da istenilen etkiyi yapamamasına rağmen kariyerinin önemli başarılarını elde etti. Team Sky’dan arkadaşı Bradley Wiggins ile genel klasmanı kazanmaya çalışırken takımı için elinden geleni yaptı. Fransa Turu son etabını dört defa üst üste kazanan ilk yarışçı ve Champs-Élysées’de gökkuşağı formayla kazanan ilk yarışçı oldu. Fransız gazetesi L’Equipe tarafından Fransa Turu’nun tüm zamanların en iyi sprinteri seçildi ve Fransa Turu direktörü Christian Prudhomme tarafından ödülü takdim edildi. Fransa Turu’nda kazandığı son etap ve aldığı özel ödül ile hedefi olan olimpiyat yol yarışına büyük motive olarak gitti. Büyük Britanya ekibi Wiggins, Chris Froome, Ian Stannard ve Millar ile Cavendish etrafında güçlü bir takım getirdi. Fakat Büyük Britanya’ya başka ülkelerin yardım etmemesi üzerine kaçış geri getirilemedi ve Cavendish 40 saniye farkla çok istediği yol bisikleti olimpiyat şampiyonluğunu kaçırdı. Team Sky ile geçen bir yılın ardından Mark Cavendish, genel klasman takımından ayrılarak Belçika takımı olan Omega Pharma–Quick-Step ile kariyerine devam etti.

Cavendish defends actions in Tour de France sprint | Cyclingnews

Zaman ve takımlar değişmesine rağmen, ünlü bisiklet yıldızı parlamaya ve kazanmaya devam ediyordu. Yeni takımıyla çıktığı ilk yarışını kazanıp sezona başlayarak yine zirvenin sahibi olduğunu tüm rakiplerine gösterdi. İtalya Turu’nda açılış etabını kazanarak liderlik mayosu olan pembe mayoyu sırtına geçirdi ve bu zaferle Cyclist Weekly’nin profesyonel Britanyalı bisikletçiler sıralamasında birinci sıraya taşındı. Profesyonel kariyerinde yüzüncü zaferine ulaştığında puan klasmanı mayosunu da sırtına geçirdi ve son etap bittiğinde puan klasmanında birinci sırada yer aldı. Bu zaferiyle birlikte üç büyük bisiklet turunda da puan klasman mayosunu kazanan beş bisikletçiden biri olarak tarihe tekrar adını yazdırıyordu. Zaferlerine yenisini eklemeye devam etmek için Glasgow’da yapılan Britanya yol yarışı ulusal şampiyonasına katıldı ve 2013 yılı Britanya yol bisikleti şampiyonu olarak kariyerine bir başarı daha ekledi. Fransa Turu’nun başlamasıyla adından söz ettirmeye devam etti. Kazandığı etapla birlikte bir sprinterin kazandığı en çok etap sayısına 24 zaferle ulaşarak önceki rekor sahibi André Darrigade ile sayısı eşitlendi.

Buna karşın başına her zaman iyi olaylar gelmiyordu Cavendish’in. Zaferleri ve baskınlığı ile onu seven bir kesim olmasının yanı sıra, onu sevmeyen ve hatta ona öfkeli olan bir toplulukta maalesef mevcuttu. 2013 Fransa Turu’nun on birinci etabında bir izleyici tarafından üzerine şişe ile idrar atıldı. Bunun üzerine tüm spor camiası yaptığı açıklamalar ile Mark’a desteklerini dile getirdiler. Britanyalı Froome “Herkesin gelip izleyebilmesi, herkesin içine girip heyecanın tadını çıkarabilmesi ve gerçekten dünyanın en iyi yarışçılarına yaklaşabilmesi sporumuzun güzelliklerinden biri. Mark bu spordaki büyük karakterlerden biri, bazıları onu seviyor, bazıları ondan nefret ediyor ama böyle saygısızca bir şey yapılması gerçekten üzücü. Buraya gelen seyirciler için tüm atmosferi mahvediyor. Bunu yapan kişi ağızda biraz kötü bir tat bırakıyor. Mark’ın ağzında da kötü bir tat bırakıyor.” diyerek arkadaşına desteğini iletti. Fransız takım arkadaşı Jérôme Pineau attığı tweetle “Arkadaşım Mark Cavendish’in ıslıklandığını ve yarış sırasında üzerine idrar atıldığını söylemesi utanç verici bir skandal.” diyerek takım arkadaşına desteğini gösterdi. Moral bozukluğuna rağmen iyi bir profesyonel olan Cavendish, Fransa Turu bitmeden yirmi beşinci zaferini elde ederek bir sprinter olarak rekoru kırdı. 2016 Rio Yaz Oyunları’na katılmak için UCI Pist Bisikleti Dünya Kupası Klasikleri’nde yeterli puanı toplaması gerektiğini bilen Canvendish, Pekin 2008 Yaz Oyunları’ndan sonra ilk kez pist yarışmalarına katıldı. Scratch yarışında ikinci, madisonda da üçüncü oldu. Böylece harika geçen sezonuna son noktayı koydu.

Yeni sezonda yükselen grafiğinin ve değişen jenerasyonla birlikte Cavendish de planlarını gözden geçirerek yeni bir yol haritası çizip sezona başladı. İtalya Turu’nda yarışmamayı tercih etti ve sonrasında Milan-San Remo klasik yarışında yarışarak beşinci oldu. Ardından Türkiye Turu’na katıldı ve dört etap ile puan klasmanını da kazanarak Türkiye’ye ait güzel anılar ve yükselen form grafiğiyle ülkeden ayrıldı. Cavendish, Türkiye Turu ile ilgili Socrates Dergi’ye verdiği röportajda “Dünya Turu yarışlarını düzenleyenler, Türkiye Turu’nu düzenleyenlerden ders almalı. Gerçekten kusursuz bir organizasyon yapılıyor. Ülkenin coğrafi güzellikleri zaten ortada. En sevdiğim yanı da ne olursa olsun önce bisikletçi düşünülüyor.” diyerek organizasyondan memnuniyetini dile getirmişti. Yine aynı röportajda Cav, sakatlanan arkadaşı Tom Boonen ile konuşup, onun Türkiye Turu’na katılmasını söyleyip, yarış atmosferini anlatarak birlikte katıldıklarını belirtiyor. Cavendish, Türkiye Turu’ndan sonra yükselen form grafiği ile Yorkshire’da başlayan Fransa Turu’na katıldı ve ilk etabın sonunda girdiği sprintte kaza geçirdi. Omuzundaki çıkık nedeniyle turu bırakmak zorunda kaldı ve uzun bir sakatlık dönemine girdi. Sezon sonunda pist bisikletine tekrar geri döndü ve altı günlük yarışlarda birinci ve ikinci olarak çalışmalarını sürdürdü.

Yaşadığı sakatlıklar ve bisiklet sporunda değişen jenerasyon ile kendi performansını da üst seviyelere taşıması gerekiyordu. Özellikle sakatlıktan çıkıp uzun boyu ve güçlü fiziğiyle öne çıkan Alman sprinter Marcel Kittel, Cavendish’in karşısında ona meydan okumaya hazırdı. Tüm sporseverler bu ikilinin savaşını seyredeceği için mutluydu. Cavendish bu meydan okumaya karşı iyi bir hazırlık sezonu geçirmiş, sezonun ilk yarışlarında başarılı performanslar göstermesine rağmen Tirreno–Adriatico yarışında yaşadığı büyük kaza sonrası bir süre yarışlardan uzak kalmıştı. Her zaman olduğu gibi her düşmesinde daha da güçlü ayağa kalkan Cavendish, kendisini iyi hissettiren Türkiye Turu’nda yine çıkışa geçerek puan klasmanı ve etap zaferiyle turdan ayrılacaktı. Uzak kaldığı Fransa Turu’ndan da etap galibiyeti ile ayrılan sprinter, yol bisikleti sezonunu kapatarak tekrar kendini bulduğu ve yükselişine başladığı yere, pist bisikletine geri döndü. 2008 yılında hüzünlü bir ayrılık yaşayan Wiggins – Cavendish ikilisi tekrar bir araya geldi ve yeni açılan Derby Velodrome’da Revolution bisiklet serisinin ilk turunda madison yarışmasını kazandılar. Herkes tarafından “The Smiths” olarak anılmaya başlayan ikili tekrar eski heyecan verici görüntülerini yakalamaya başladılar. Sezon sonunda eski dostları ve eski domestikleri Renshaw ve Eisel ile bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçen ve Afrika kökenli bir takım olan Team Dimension Data takımında buluştular.

Mark Cavendish, 2016 yılında Rio Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanmak istediği için sezonu pist bisikleti üzerine yoğunlaştırdı. Her zaman kazanmak için çalışan, bunun için tüm efor ve mücadelesini veren Cavendish, hazırlık aşamasında UCI Dünya Pist Şampiyonaları’nda yarıştı; Omnium’da altıncı oldu, Wiggins ile de madisonu kazandılar. Katıldığı Fransa Turu’nda dağlık etaplara gelene kadar tüm zamanların toplamında 30 etap galibiyetine ulaştı. Olimpiyatlara hazırlanacağı gerekçesiyle Fransa Turu’ndan ayrıldı. 2016 Rio Olimpiyatları’nda çok istediği olimpiyat madalyasına, Omnium’da ikinci olarak ulaştı. Olimpiyatlardan sonra pist bisikletinde yarışmalarına devam eden sporcu, Londra 6 gün yarışlarında Bradley Wiggins ile madisonda ikinci oldu. Ardından Gent 6 günlük yarışlarında ikili birinciliği aldı ve başarılarına yenisini eklediler.

Cavendish yarışlar, sakatlıklar, kazalar derken ilerleyen yaşı ile artık pelotonun abilerinden biri oluyordu. Fakat bu sefer kader ona başka sürprizler yaptı Cavendish, o sıralar diğer sporcuların da sıkça yakalandığı Epstein-Barr virüsüne yakalandı. Bu hastalık sürecinde fiziksel aktivitenin sıfıra inmesi gerekiyordu ve sonrasında ise etkilerinin devam ettiği bilinmekteydi. Bir devir yavaş yavaş kapanacağa benziyordu. Artık o çok sevdiği yarışlardan ve bisiklet camiasında da psikolojik olarak kendini uzak tutmak istemiş ve bu sürede hastalığının yanı sıra psikolojik travmalar ile de mücadele etmişti. Bunca zorluğun sonunda yine kazanma arzusu ağır bastı ve efsaneler arasında yerini aldığı Fransa Turu’na katıldı. Kazalardan son yıllarda mustarip olan Cavendish bir kez daha sprint esnasında Peter Sagan ile ciddi bir kazaya karıştı ve köprücük kemiği kırıldı. Bu kazadan sonra dirseğini çıkardığı belirlenen Sagan diskalifiye edildi. Bu kazadan sonra, her düştüğünde ayağa kalkmak için basamak olarak kullandığı ve çok sevdiği pist bisikletiyle tekrar dönüş yaptı. Fakat bu sefer muhteşem ikiliden Wiggins emekli olduğu için onun yerine madisonda Peter Kennaugh ile birlikte genel klasmanda ikinci oldular.

Bundan sonraki kariyeri kazalar ve başarısız sonuçlar üzerine kurulmaya başlamıştı ve kariyerindeki düşüş artık çok net olarak anlaşılıyordu. 2007 yılından bu yana her yıl yarıştığı Fransa Turu’na seçilmediği için kalbi kırıktı. Takım performans direktörü Rolf Aldag, Fransa Turu için Cavendish’i seçmeyi düşündüğünü fakat son kararın takımın sahibi Douglas Ryder tarafından olduğunu belirtti. Sezon sonunda bunca gerilim ve kalp kırıklığı haklı olarak ayrılığı da beraberinde getirdi. Cavendish yeni bir yapılanmaya ve iyi bir takım kurmak isteyen Bahrain-Mclaren takımına transfer oldu.

Artık performansı iyiden iyiye kariyerinin bittiğinin sinyallerini veriyordu. Yarışları kazanamamaya ve sürekli olarak sakatlıklar geçirmeye devam etti. Bitiş çizgisini önde geçen bir sprinter olmak ile bir takım oyuncusu olmak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldı ve Suudi Arabistan Turu’nda takımın genel klasmanda zafere ulaşan takım arkadaşı Phil Bauhaus için tur boyunca çalıştı. Bunca acı ve düşüş artık bir sonun habercisi olarak görülmeye başlandı.

Her zaman bitiş çizgisinden geçerken gülerek ve ellerini başının üzerine koyarak sevinmesiyle bildiğimiz Mark Cavendish klasik sonunda bu sefer hüzünle ve gözyaşıyla vedasını açıklıyordu. “Bu son yarışım olabilir…” O kadar derin ve hüzünlü bir andı ki tüm bisikletseverler sprint kralının şok edici vedasında donup kaldı. Bu açıklamayla birlikte tüm sporseverlerin içinden bir parça koptu. Artık bir devir kapanıyordu ve saltanat bitmişti. Herkes Cavendish’ten görkemli bir son dans bekliyorken o bizlere Yeşilçam filmlerindeki dramları andıran gözyaşları içindeki acı ve buruk tadı ağzımızda bırakarak vedasını açıkladı.

Mark Cavendish bisiklet üzerinde mutluydu ve bu mücadelede olmaktan büyük keyif alıyordu. Bu nedenle bisiklet sporunu sevenler bu kararı pek benimseyemediler. Kimse böyle bir karar için hazır değildi. Ve nihayetinde, Cavendish’in eski takımı Deceuninck–Quick-Step ile tekrar anlaşmasıyla birlikte herkes keyifle derin bir nefes aldı. Bu transfer için Patrick Lefevere takımının oldukça iyi olduğunu ve transfere ayıracak bir kuruşu olmadığı, kendi sponsorlarını bulması karşılığı bu transfere onay vereceğini bildirerek kalbine karşı mantığını üstün tuttu. Mark Cavendish ise istenen tek şart olan kendi sponsorunu bularak tekrar 44 galibiyet aldığı eski takımına geri döndü. Cavendish geri dönmüştü ama yaşadığı kazalar ve performans düşüşü herkesin aklında soru işaretleri oluşturuyordu. Quick-step takımı içerisinde nasıl bir rol oynayacağı herkesin aklını kurcalıyordu. Sam Bennet, Fabio Jacobsen gibi formunun zirvesinde güçlü sprinterlere sahip bir takım olan Quick-step acaba Cavendish’i bir abi olarak mı yoksa bir yıldız olarak mı bu takımda rol aldıracak herkesin kafasındaki en büyük soru buydu. Cavendish tabii ki, eskisi gibi süper yıldız olarak bu takımda bulunmadığının farkındaydı. Takım direktörlerinden Brian Holmes Cavendish için “Bir profesyonel olarak en baştan başlıyor. Takım trenini önde çekmesi ve su şişelerini toplaması gerekecek.” diye açıklamada bulunuyordu. Takım direktörlerinden bir diğer isim Tom Steels ise Cavendish’in yarışmaktan tekrar keyif alabildiğinden emin olmaları ve hala kazanacak potansiyelinin var olduğunu belirtmişti.

Mark Cavendish2021 Fransa Turu’na az bir süre kala gelen Quick-step takımının en büyük kozu ve en formda sprinteri Sam Bennet’in sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkarıldığı ve yerine Mark Cavendish’in yarışacağı haberi hem bir şok etkisi yarattı hem de sevinç nidaları ile karşılandı diyebiliriz. Bu duygu karmaşasında akıllara takılan bir problem vardı. Cavendish, Fransa Turu’nu bitirebilecek güce sahip mi? Uzun zamandır büyük arenada görünmeyen ve formunun sonlarında olduğu söylenen Mark Cavendish, Fransa Turu’na adeta kazandığı etaplarla bomba gibi başladı ve bizlere o kazanma iç güdüsünü tekrar sağlayan rekabetçi Mark Cavendish’i izlettirdi. Zaferler sonrası insanların aklına hemen ilk o soru geldi. Acaba galibiyet sayısında zirveye yerleşip Eddy Merckx’in rekorunu kırabilecek mi?

Etaplar ilerledikçe, sprint etaplarının galibi Mark Cavendish oldukça, yaşanan coşku iyiden iyiye artıyordu. Artık o ellerini başının üzerine koyup, bitiş çizgisinin en önünde gülerek görmeye alıştığımız yıldız sporcu aramıza tekrar katılmıştı. O tutku, ateş ve hırs geri gelmişti. Bir yandan imkansıza giden yolda engelleri aşmanın çocuksu mutluluğu bir yandan ise kazanmanın vermiş olduğu özgüven ve geri dönüşün inanılmaz rahatlatıcı etkisi yüzüne vuruyordu. Yarışmayı ve peloton içerisinde olmayı özlediği hareketlerinden ve röportajlarından oldukça belli oluyordu. Dağ etaplarını zaman barajını takılmadan geçti ve son etaba gelindiğinde artık rekora sadece bir adım uzaktaydı.

Mark Cavendish
11. Etap öncesi yarışın başlamasını bekliyor. Fotoğraf Daniel Cole tarafından çekilmiştir.

Paris’te etap hareketlenmeye başlandığından itibaren pozisyonunu çok iyi korumuştu. Çalıştırmayı ve destek almayı çok iyi bildiği sprint treninden son kilometrelere gelinirken bir anda koptu ve son kilometrelerde rakipleriyle birlikte tek başına kaldı. Finiş çizgisi her yıl olduğu noktadan biraz ileriye taşınması da belki de bu rekora ulaşmayı engelleyen bir son oldu.

Mark Cavendish bizlere, sonun başlangıcı gibi, adeta bir Anka kuşu misali küllerinden doğan ve yeniden içindeki liderlik ruhu ile zaferlere koşan bu adamı gördükçe içimizdeki umudun da bitmemesi gerektiğini, hala kazanabileceğimiz zaferler olduğunu hatırlattı.


Kaynaklar;


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Fransa Bisiklet Turu: Tutku, Mücadele ve Zaferin Kesişimi

Eddy Merckx: Nam-ı Değer Yamyam

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More