O An: Bölüm 1

Manchester Ne Renk?

”O An” serisinin bu ilk yazısında Manchester City’e yıllardır hasretini çektiği şampiyonluğu getiren o unutulmaz golün hikayesini okuyacaksınız.

Simon Kuper’in kitabının adıdır “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir.” Biz futbol severlerin de ortak mottosudur bu. Öyle ki yeri gelir futbolla yatar futbolla kalkarız. Onunla sevinir, onunla üzülür ve hatta mucizelere şahit oluruz. Futbol aslında mucizelerle çok daha güzel. Bu yazıda da bu mucizelerden birine değineceğiz. Sir Alex Ferguson’un deyimiyle 30 saniye süren şampiyonluğun yitirilişine ve Manchester’ın renk değişimine…

Manchester, İngiltere’de sanayi devrimine öncülük eden, ilk demiryolunun kurulduğu bir şehirdir. Öyle bir şehirdir ki futbol severler için bir tarafı kırmızı bir tarafıysa mavidir. Manchester City, en görkemli zamanlarını 1968 ve 1970 yıllarında yaşamış bir kulüptür. O dönemden sonra bir türlü toparlamayan kulüp başarısızlıkların yanında maddi zorluklarla da boğuşmak durumunda kalmıştır. 2000’lerin başında ise tekrar Premier Lig’e dönmeyi başarmışlardır.

İngiltere’de artmakta olan holiganizmle bu iki kulüp arasındaki çekişme iyiden iyiye artmış ve ezeli bir rekabete dönüşmüştür. 1986 yılının Kasım ayına gelindiğinde İngiltere futbolunu ve iki kulüp arasındaki rekabeti değiştirecek bir olay olmuştur. İskoç takımını Aberdeen’de başarılı işler yapan teknik direktör Alex Ferguson, Manchester United’ın yeni hocası olur ve City için kabus dolu yıllar başlar.

O günden sonra City rakibinin 10 kez şampiyon oluşuna tanıklık etti. Bu süreçte de 2 kez küme düşüp daha da kötüsü 2 alt lige kadar geriledi. 2008 yılına geldiğimizde ise Premier Lig’de mücadele eden maviler, Abu Dhabi United Grup tarafından satın alındı. Kadrosuna Robinho, Adebayor ve Carlos Tevez gibi yıldız transferlere imza atan City, ligde biz de varız demeye çalışıyordu. Takip eden üç yılda yine Ferguson’un United’ına üstünlük kuramayan Manchester City durmaksızın yüksek bonservis ücretleri ödemeye devam etti. David Silva ve Edin Dzeko gibi iddialı transferler gerçekleştiren City için hep bir şeyler eksikti.

Takvimler 2011 yılının Temmuz ayını  gösterdiğinde Independiente’de kendini gösteren sonrasında Atletico Madrid’te iyice yıldızını parlatan harika çocuk Sergio Aguero’nun sonraki durağı Manchester’ın mavi tarafı olmuştu. Aynı yıl İtalyan teknik adam Roberto Mancini ile anlaşan kulüp 2011-2012 yılına hayli iddialı giriyordu. Sezonun 9’uncu haftasında Old Trafford’a 2 puan farkla lider giden City, 6-1’lik zaferle Sir Alex Ferguson’un hafızasına “Hayatımın en kötü günüydü.” diyeceği bir anı bırakmıştı. Sonrasında 20 galibiyetlik bir seri yakalayan United ligin 36’ncı haftasında 3 puan farkla lider olarak City deplasmanına konuk oldu. Kompany’nin golüyle 1-0 kazanan maviler ikili averajla liderlik koltuğuna tekrar oturmuştu. Son haftaya kadar puan kaybetmeyen iki takım şampiyonluk mücadelesi için son maçlarına çıkacaklardı.

38’nci haftada Manchester’ın iki tarafı iki farklı maçı takip etmeye başladı; Sunderland – Manchester United ve Manchester City – Queens Park Rangers…

Aguero ve ”O An”

Manchester United, Sunderland deplasmanında Rooney’in golüyle  1-0 öne geçmesini bildi ve maçı bu skorla tamamlayarak Manchester’dan gelecek haberi beklemeye başladı. City’nin evinde konuk ettiği QPR (Queens Park Rangers)  ise kümede kalmak için mutlak 3 puana ihtiyaç duyuyordu. City, 39’uncu dakikada Zabelata’nın golüyle 1-0 öne geçti ve ilk yarı bu skorla tamamlandı. İkinci yarıda ise Lescott’un hatasıyla Djibril Cisse skoru 1-1’e getirerek eşitliği sağladı. 66’ncı dakikada Mackie ile ön geçen QPR kümede kalma umutlarını iyice yeşertti. Ancak City için bu skor şampiyonluğun hayal olması demekti. 90 dakika sona erdiğinde skor hala 1-2’ydi ve artık 5 dakikalık uzatma oynanıyordu. Uzatmaların birinci dakikası içindeyken Dzeko’nun kafa vuruşuyla 2-2’lik eşitlik sağlandı ve ölüm sessizliğine bürünen Etihad Stadyumu’nda tekrar hareketlenmeler başladı.

Bitime artık saniyeler kalmıştı. City, QPR kalesini ablukaya almıştı ancak savunma adeta bir duvar görevi görüyordu. Artık sona gelindiği sıralarda topu al ver yaparak veren Aguero sağ çaprazdan ceza sahasının içerisine doğru hızlı bir koşu yapmaya başladı. Topla buluşan Balotelli hiç bekletmeden topu Aguero’ya aktarmayı başardı ve Skysports yorumcusu Martin Tyler’ın akıllarda yer edinen o muhteşem anonsunu duydu televizyon başındakiler: “Aguerooo…. I swear, you’ll never see anything like this ever again!” [1]

Pin on MCFC CTID
Aguero’nun Manchester City’i şampiyon yaptığı o an!

Tribündeki herkes bir anda ayağa kalktı, çığlıklar, sevinç göz yaşları, haykırışlar… Dile kolay, tam 44 yıllık bir hasret, 44 yıl sonra Aguero ile değişen bir kulübün çehresi… Mavili babaların çocuklarına anlatacak bir hikayesi vardı artık. Manchester artık maviydi. Manchester City bağıra çağıra artık ben de Premier Lig’de varım diyordu. “O An” çılgınlar gibi sevinen Aguero, futbolun yalnızca futbol olmadığını bizlere gösteriyordu.

O sırada Sunderland deplasmanında bulunan United takımı ve taraftarı üzgündü. O anları Hayat Hikayem isimli kitabında kaleme alan Sir Alex Ferguson’dan okuyalım:

“Sunderland maçında Rooney, Valencia’dan aldığı pası gole çevirerek o sezon ki 34’üncü golüne imza atmıştı. Tribünlerden genç bir çocuğa bakıyordum. City maçının hala daha 2-1 olduğunu söylüyordu. Bu ne kadar devam edecekti ? 5 dakikalık bir uzatma işaret edildi. Ama biliyordum ve City uzatmaların 125’inci saniyesinde eşitliği sağladı. Dzeko 91’inci dakikanın 15’inci saniyesinde eşitlik golünü atmıştı. Sonrasında Aguero, QPR defansına doğru bir koşu yaptı. Mario Balotelli’den aldığı pası gole çevirmişti. 44 yıl içinde ilk kez şampiyonluğu kazanıyorlardı. Süre 93’üncü dakika 20’nci saniyeyi gösteriyordu. Şampiyonluğumuz sadece 30 saniye sürmüştü. Bunda aranılacak bir bahane yoktu. Oyuncularıma “Bu kapıdan başınızı dik tutarak çıkın. Utanılacak hiç bir şey yapmadınız. Herhangi bir zayıflık göstermeyin.”  dedim. Mesajımı anlamışlardı. Olumlu demeçler vermişlerdi. Ne yapmam gerekiyorsa yapmıştım. Tebrikler City.”

Evimize döndüğümüzde Cathy, “Hayatımın en kötü günüydü bugün. Daha fazlasını kaldıramam.” dedi. Tarihteki en heyecanlı Premier Lig şampiyonluğu rekabetiydi tarafsız kesim için. Bizim içinse mücadele etmemiz gereken acı verici bir tecrübe. Manchester United’ın güçlü pozisyonunu teslim etmiştik. Manchester City İngiltere’nin yeni şampiyonuydu.”

44 yıllık hasret, Manchester’da kırmızının egemenliği mucizevi bir şekilde bitmişti. Manchester’ın yeni bir şampiyonu vardı; Manchester City! Cityli taraftarların da dediği gibi ”Manchester is Blue!”

 

[1]- Aguerooo… Yemin ederim bir daha asla böyle bir şeyi görmeyeceksiniz.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

O An: Bölüm 2

Merseyside Savaşları: Everton vs Liverpool

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More