Litvanya Ekolü: Diğer Rüya Takımı

Baltık ülkesinin zor günleri, Sovyet işgali, bağımsızlık ve elbette basketbol… 1992 Olimpiyatları üzerinden Litvanya ekolü ve nam-ı diğer “Diğer Rüya Takımı”.

1992 Olimpiyatları denilince, neredeyse tüm basketbol severlerin aklına tek şey gelir: ABD Basketbol Takımı. Micheal Jordan, Magic Johnson, Larry Bird, Scottie Pippen, Charles Barkley… Daha birçok yıldızıyla birlikte turnuvanın hatırlanmasının en büyük sebeplerinden biri olan bu takımın tek taraflı bir gövde gösterisi yaparak turnuvayı kapatması işten bile değildi. İnsanların ikinci plana attığı ve dikkat etmediği bir diğer rüya takımıysa ABD’nin yıldızlar karmasından rol çalmak için oldukça hazırdı, Avrupa’nın ekolü Litvanya.

Basketbol, Litvanya ve Sovyetler Birliği

Basketbol ve Litvanya halkı arasındaki büyük bağın temelleri 81 yıl önce, 1939 yılında atıldı. FIBA Avrupa Şampiyonası’nı kendi ülkesinde ağırlama fırsatına kavuşan bu ufak Baltık ülkesi, turnuvayı da kazanmayı bildi. Üst üste ikinci kez şampiyon olmayı başaran Litvanya’da basketbol, iyiden iyiye halkın da tutkun olduğu bir spor dalı haline geldi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında zor kullanılarak Sovyetler Birliği’ne dahil edilen Litvanya’nın birçok oyuncusu, uzun yıllar boyunca turnuvalarda Sovyetler Birliği formasıyla boy gösterdi. Özellikle 1988 Olimpiyatları’nda, ABD takımını yarı finallerde eledikten sonra kazandıkları altın madalya, Sovyetler Birliği spor tarihinin en önemli zaferlerinden biri oldu. Aynı zamanda bu altın madalya, Soğuk Savaş’ın sonlarına gelinirken, ABD’ye karşı alınan bir galibiyet olarak da benimsetildi. Bu takıma şampiyonluğu getiren beş yıldızın dördü ise Litvanya asıllıydı.

Sovyetlere yenildikten sonra bunu kabullenemeyen ve ülkelerini basketbolun beşiği olarak gören ABD Olimpiyat Komitesi, 1988’den sonraki Olimpiyatlar için profesyonel NBA oyuncularının da turnuvalara katılması gerektiğine karar verdi. Öncesinde, NBA’de boy gösteren oyuncuların uluslararası turnuvalarda boy göstermesine izin verilmiyordu. Bu karar, tüm basketbolseverlerin ezberinde olan o kadronun da yaratılması için bir temel niteliğindeydi: Rüya Takımı ya da daha çok bilinen İngilizce karşılığıyla “The Dream Team”.

Tek turnuva, iki rüya takım

Micheal Jordan, Magic Johnson, Larry Bird, Charles Barkley ve diğer NBA süper yıldızlarının boy gösterdiği ve ilk defa ülkelerinin bayrağı altında rekabet eden bu takım elbette 1992 Olimpiyatları’nın da galibi olmayı bildi. Barselona’da düzenlenen turnuvadan farklı bir sonuç çıkmasını beklemek de ancak spor tarihinin en büyük mucizesi olabilirdi. Yine de, bu güçlü kadroya rağmen, maçlar sonunda tek konuşulan takım ABD’nin rüya takımı değildi. Ortada bir rüya takım daha vardı, Litvanya ve mütevazi yıldızları.

Inside the 'Dream Team': A complete roster & history of USA's 1992 Olympic men's basketball team | Sporting News

Litvanya takımı yıldızlarından Arvydas Sabonis ve Sarunas Marciulionis – Avrupa basketbolunu takip edenler ikisini de tanıyacaktır – Avrupa’nın dışında, NBA’deki kariyerleri sebebiyle ABD içerisinde de bilinen tek oyunculardı. Takımın diğer iki yıldızı olarak görülen Valdemaras Chomicius ve Rimas Kurtinatis ise 1992 Litvanya takımının başarısının diğer büyük mimarlarıydı.

Sabonis Litvanya
Arvydas Sabonis

Sovyetler Birliği ekibinin de ağır taşları olarak adlandırabileceğimiz bu dörtlü, Litvanya bayrağı altında oynamanın da mutluluğu içerisindeydi. Sovyetler zamanında yaşadıkları zorluklar ise bu durumun en önemli sebeplerinden biriydi. Uluslararası turnuvalara giderken ve hatta turnuva boyunca yanlarında sürekli olarak KGB ajanlarıyla gezen oyuncuların bundan keyif almasını beklemek de oldukça güçtü. Amerikalı herhangi biriyle konuşmaları yasaklanmıştı. Sovyetlere göre bu turnuvalara giden her sporcu köstebek olabilirdi.

Özellikle Sabonis, NBA takımlarından Portland Trail Blazers tarafından draft edilmesinin ardından büyük bir korkuya kapılmıştı. Sovyetlerin gitmesine asla izin vermeyeceğini düşünüyor, hatta canından korkuyordu. Berlin Duvarı’nın da yıkılmasının ardından işler hem Sabonis hem de Marciulionis açısından iyice tuhaf bir hal aldı. Öyle ki Marciulionis, NBA’deki kariyerine ara vermek zorunda kaldı.

Bağımsız Litvanya

Sovyetler Birliği’nin yıkılmaya başlamasının ardından Litvanya, 1990 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık sürecinde büyük kayıplar yaşayan Litvanya’nın başkentine doğru ilerleyen Sovyet tankları, birçok Litvanya vatandaşının da ölümüne sebep oldu. Buna rağmen Litvanya pes etmedi ve Sovyetleri geri püskürtmeyi başardı. O saatten sonra Litvanya, artık özgürdü.

Az önce de bahsettiğim gibi, Litvanyalı yıldızlar en nihayetinde ülkeleri için rekabet içine girebileceklerdi ve bu durum onları oldukça mutlu ediyordu. Ancak ortada Litvanyalıların 1992 Olimpiyatları’na katılmasını engelleyecek çok temel bir problem vardı. Yeni kurulan demokratik yönetimin herhangi bir spor branşına ayıracak bütçesi yoktu. Bu doğrultuda Litvanya oyuncuları kolları sıvadı ve turnuvaya katılabilmek için takım kendi parasını biriktirmek için çabalamaya başladı.

Bu noktada, Litvanya takımının yardımına hiç beklemedikleri bir yerden yine hiç beklemedikleri bir grup koştu. Bu grup akıllarda canlanabileceği üzere bir grup iş adamı ya da yönetici de değildi, bir müzik grubuydu. Kendilerini özgürlüğün büyük yandaşları olarak gören rock grubu The Grateful Dead, aynı zamanda oldukça basketbolsever üyelere sahipti. Marciulionis’in oynadığı takım olan Golden State Warriors’ın yardımcı koçu olan Donnie Nelson’la iletişime geçen The Grateful Dead ekibi, Litvanya’nın 1992 Olimpiyatları’na katılması için yardım edebileceklerini söylediler. Grubun bir konserine katılan Sarunas ve Nelson konserin ardından grup üyeleriyle görüştü. Litvanya Milli Takımı için yüklü bir çek kesen The Grateful Dead üyeleri bununla da yetinmedi. Takım için özel olarak tişörtler ve şortları da onlar tasarlattı. Bundan sonra Litvanyalıların yapması gereken tek bir şey kalmıştı, Barselona’ya gitmek.

The Grateful Dead
The Grateful Dead üyeleri
1992 Olimpiyatları, Barselona

Barselona’da düzenlenen 1992 Olimpiyatları’na sert bir giriş yapan Litvanya Rüya Takımı, yarı finale kadar amiyane tabirle vura kıra gelmeyi başardı. Yarı finalde ise karşılarında turnuvanın ağır topu, gerçek rüya takımı, ABD Milli Takımı vardı. Litvanyalı oyunculara karşı nispeten bir intikam arayışında olan ABD, beklendiği üzere maçı da kazanmasını bildi. Oldukça farklı biten karşılaşma 127 – 76 ABD’nin rüya takımı lehine sonuçlandı.

Yarı finallerde havlu atan takımın tek bir gayesi kalmıştı, üçüncülük ve hak edilmiş bronz madalya. Bunun içinse karşılarındaki rakip, eski dost yeni düşman, dağılan Sovyetler Birliği’nin yeni takımı Unified Team’di.

Karşılaşma 1992 Olimpiyatları’nın en büyük rekabete sahne olan karşılaşmalarından biriydi. Bu basketbol muharebesinden galip çıkan ve bronz madalyayı da ülkesine götüren taraf Litvanya oldu. Diğer rüya takımı, beklentileri karşılamış ve amacına ulaşmasını bilmişti. Karşılaşma esnasında kafasından darbe alan Litvanyalı oyuncu Chomicius’un kanamasının ardından Litvanya başkanı Landsbergis, oyuncusuna şöyle seslenmişti: “Endişelenme, Litvanya için kan döküyorsun!”

Litvanya, Madalya Seremonisi
Litvanya, Madalya Seremonisi

Bu galibiyetin ardından Litvanya Milli Takımı madalya seremonisinde yer bulmayı başardı. Uzun yıllardır bağımsızlığından olmuş olan Litvanya, bağımsızlığına kavuştuktan sonra ilk katıldığı uluslararası turnuvadan da alnının akıyla çıkıyordu. Avrupa’nın basketbol devi, sahalara geri dönmüştü. Nam-ı diğer “Diğer Rüya Takımı”, ülkesini eski şanına kavuşturmuştu…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Derrıck Rose: The Chosen One

Olimpizm: Olimpiyat Oyunları 2

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More