Kevin Love: Madalyonun Öteki Yüzü

Bu hikaye; sporcuların bugüne kadar asla düşünmediğimiz bir tarafı olan akıl sağlığı problemini, bulunduğumuz bu dünyada cesaretle dile getiren ve gelecekte sporcu sağlığına olan bakış açısını değiştirebilecek adımlar atan Kevin Love’ın ve dolaylı yoldan her birimizin hikayesi.

Spor, tutkuyu da beraberinde getirdiği için izleyici bulan ve hobiye dönüşen bir eğlence aracı. Bu sebepten ötürü sporcular, medyanın da ciddi etkisi ile gözümüzde bireylerden çok figürlere dönüşüyorlar. Onların da duyguları olduğunu, hayatlarının icra ettikleri spordan ibaret olmadığını unutuyoruz. Hayatımızın her anı iniş-çıkışlarla dolu iken, onlardan çıktıkları her karşılaşmada aynı performansı göstermelerini bekliyoruz. Sporcuların sadece fiziksel sağlıklarından bahsederken insanın yaşam kalitesini belirleyen akıl sağlığını göz ardı ediyoruz. Bu hikaye ise herhangi bir kahramanlık hikayesinden ziyade, bu sorunu bulunduğumuz bu dünyada cesaret ile dile getiren ve gelecekte sporcu sağlığına olan bakış açısını değiştirebilecek adımlar atan Kevin Love özelinde görünse de aslında dolaylı yoldan her birimizin hikayesi.

7 Eylül 1988 doğumlu olan profesyonel basketbolcu Kevin Love, 2020-2021 sezonu itibari ile NBA’deki 13. sezonunu geçiriyor. Onun kariyerini de herkes gibi farklı farklı bölümlere ayırabiliriz. Bir ribaund ve double-double canavarı olarak başladığı Minnesota’da, özellikle de ilk senelerinden sonra, pota altında çok dominant bir oyuncu profili çizmişti. Her ne kadar iyi bir bireysel performans yakalayıp takımının yıldız oyuncusu konumuna gelmeyi başarsa da Minnesoto’da bir başarı kazanamayacağı aşikardı. Bu sebepten ötürü kariyerinin ikinci dönemi olarak adlandırabileceğimiz dönemde, 2014 yazında Lebron ve Kyrie Irving ile birleşme kararı alarak Cleveland’ın yolunu tuttu. Kurdukları süper-üçlü önemli yan parçalar ile birlikte ciddi bir şampiyonluk adayıydı. Her ne kadar zaman zaman Lebron ve Kyrie’nin gölgesi altında kalsa da 2016 yılında Cavaliers ile birlikte, lig tarihinin en iyi normal sezon rekoruna(72-9) sahip olan ve üst üste ikinci şampiyonluğunu arayan Golden State Warriors karşısında NBA Finalleri tarihinde bir ilke imza attılar ve 3-1 geriye düştükleri seriyi 4-3 kazanarak şampiyon olmayı başardılar. Şu an 32 yaşında olan tecrübeli basketbolcu, ironik bir şekilde önce Kyrie ve daha sonra da Lebron’un ayrıldığı Cleveland’da basketbol kariyerini sürdürmekte.

Kevin Love, Lebron James, Kyrei Irving
Lebron James, Kevin Love, Kyrei Irving

Ancak Love’ın hayatını değiştirecek olan olay 5 Kasım 2017 günü yaşandı. Love, Atlanta Hawks ile oynanan maç sırasında panik atak geçirdi. Ama biz bu olayı yaklaşık 4 ay sonra, 6 Mart 2018’de Players Tribune sitesinde kaleme aldığı “Herkes bir şeylerden geçiyor” adlı yazısından öğrendik. Yazısında, geçirdiği atağı ve mental sağlık problemini kamuoyuyla paylaşma kararının cesaretini yine bir diğer NBA oyuncusu olan DeMar DeRozan’dan aldığını belirtiyor. Şöyle ki DeMar DeRozan 2018 All-Star maçından hemen önce, Kevin Love’ın panik atağından yaklaşık 3 ay sonra, 17 Şubat 2018 şöyle bir tweet atıyor.

Tweeti attıktan sonra çılgınca ve büyük bir destek gördüğünü belirten DeMar, özellikle de insanların onun aracılığı ile yalnız olmadıklarını hissetmesinin inanılmaz olduğunu belirtiyor. Bu konuyla ilgili birkaç da röportaj vermesi Love’a aradığı cesareti verdi ve bu vesile ile onun hayatına olan bakış açısını değiştirmesine sebep oldu. Kevin Love ise yazısında DeMar’ın ondaki etkisini şu sözlerle açıklıyor:

Bu yazıyı yazmak istememin sebeplerinden biri DeMar’ın geçenlerdeki depresyon ile ilgili açıklamaları. DeMar’a karşı yıllardır oynuyorum, ancak onun böyle şeylerle mücadele ettiğini asla tahmin edemezdim. Bu olay aslında hepimizin nasıl bir şeylerle mücadele ettiğini ve nasıl da bunlarla uğraşanların sadece biz olmadığını düşünmemizi sağlıyor. Gerçek şu ki muhtemelen arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın ve komşularımızın yaşadığı sorunları hepimiz paylaşıyoruz. Yanlış anlamayın, herkese en derin sırlarını paylaşmasını söylemiyorum, her şey herkes ile paylaşılmamalı ve de zaten bu bireylerin tercihi. Ancak mental sağlık hakkında konuşmak için bir ortam yaratmak… İşte ulaşmamız gereken yer budur.

Günümüzün çok ciddi ve yaygın problemlerinden biri olan mental sağlık maalesef toplum gözünde hala büyük bir “tabu” olarak yerini koruyor. Toplumun bu konuya ve bu sağlık probleminden muzdarip bireylere olan bakış açısı korkunç seviyelerde. Bu da bireylerin kendi içlerine daha çok kapanmalarına, toplumdan iyice soyutlanmalarına ve yaşam kalitelerini neredeyse sıfıra indirmelerine sebep oluyor. Ancak işin garip ve ilginç tarafı ise, akıl sağlık problemlerinden(anksiyete türleri, depresyon vs.) muzdarip birçok kişi böyle bir problemi olduğunun farkında bile değil. Kevin Love da yazısının başında bu noktaya parmak basıyor. Panik atak geçirdikten sonra bu olayın ciddiyetini kavradığını ve geçmişteki parçaları birleştirerek kendindeki problemin farkına vardığını belirtiyor. Panik atak yaşadığı anı şu sözlerle açıklıyor:

Aniden ortaya çıktı. Daha önce hiç panik atak geçirmemiştim. Aslında gerçek olup olmadıklarını bile bilmiyordum. Ama tıpkı kırılmış bir el veya burkulan bir bilek kadar gerçekti. O günden beridir kendi akıl sağlığım ile ilgili düşündüğüm neredeyse her şey değişti.

Kendi hakkında pek fazla şey paylaşmaktan hep çekindiğini belirten Kevin Love, hayatının her döneminde kendi dünyasıyla ilgili korumacı olduğunu söylüyor. Bugüne kadar hayatında uyguladığı felsefesini şu sözlerle belirtiyor:

Büyürken bir çocuğun nasıl hareket etmesi gerektiğini çok çabuk fark ediyorsun. “Adam olmak” için ne gerektiğini öğreniyorsun. Bu bir oyun kitabı gibi: Güçlü ol. Hislerini bahsetmekten kaçın. Kendi başına hallet. Hayatımın neredeyse 29 senesini bu “kitabı” baz alarak yaşadım.

Kevin Love Wiki 2021 - Girlfriend, Salary, Tattoo, Cars & Houses and Net WorthBize de çok tanıdık gelen bu yetiştiriliş felsefesi bugüne kadar bireylere zarardan başka bir şey getirmedi ve getirmeyecek. Hepimiz birer insanız ve yazısının başlığı gibi hepimiz bir şeylerden geçiyoruz. Kimilerimiz zaman zaman kötü dönemlerden geçiyor, kimilerimiz ise çocukluktan beridir hayatını ızdırap içinde yaşayabiliyor ve en yakınları bile bunun farkında olmayabiliyor.

Yukarıda da belirttiğim gibi çoğu kişi aslında kendi içinde bulunduğu durumun farkında bile değil. O yüzden yaşadıkları şeyleri yakınları ile paylaşmaktan ziyade göz ardı edip yokmuş gibi hareket etmeye ve toplumun tanımını yaptığı o “normal insan” sınıfa kendilerini sokmaya çalışıyorlar. Bu yüzden bu rahatsızlığa farkındalık yaratmak ve bakış açısını olabildiğince değiştirmek Love’ın da bahsettiği gibi şu anlık yapılabilecek en faydalı iş. İnsanın kendi probleminin farkında olması aslında sorunun çözümü için ilk ve en önemli adım. Kevin Love da kendini nasıl gördüğünü şöyle açıklıyor.

29 yıl boyunca akıl sağlığımı başka birinin sorunu gibi düşündüm. Elbette ki bazı insanların yardım istemekten ve kendini açmaktan fayda sağladığını bir düzeyde biliyordum. Sadece bunun benim için olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bana göre spordaki başarımı raydan çıkarabilecek ya da beni tuhaf veya farklı gösterebilecek bir zayıflık biçimiydi.

Yaşadığı panik atağı kulüpteki birkaç kişi içinde saklamayı tercih etti ve bunu başardı. Kamuoyu ve takım arkadaşlarına bu olaydan bahsetmeyen Love bu olaydan sonra çıktığı ilk maçta Bucks potasına tam 32 sayı gönderdi. Sahada tekrardan kendi gibi hissetmesinin verdiği rahatlık ona çok iyi gelmişti. Ancak onu asıl rahatlatan şey, Atlanta maçını neden terk ettiğinin kimsenin öğrenmemiş olmasıydı. Daha sonraki birkaç günün de yolunda gittiğini söyleyen Love ne kadar yüzleşmemeye çalışsa da içten içe neden bu olayı yaşadığını ve insanların bunu öğrenmesinden neden bu kadar endişelendiğini anlayamamıştı.

O an bir uyandırma çağrısıydı. Panik atak geçirdikten sonra en zor kısmın bittiğini düşünmüştüm. Tam tersi oldu. Şimdi bunun neden olduğunu ve neden bunun hakkında konuşmak istemediğimi merak ediyordum.

Bunun hakkında konuşmanın, hayatı boyunca bunlarla yaşamaktan bile zor olduğunu belirtiyor. “İnsanların beni bir takım arkadaşı olarak bir şekilde daha az güvenilir olarak algılamasını istemedim.” Ancak her ne kadar istese de yaşadığı bu olayı bugüne kadar hep yaptığı gibi içine gömüp hayatına devam edemeyeceğini biliyordu. Bunun, gelecekte karşısına çok daha büyük bir problem olarak çıkmasındansa bu sorunla şu an yüzleşmenin en doğrusu olduğuna kadar verdi.

Kulüpten olaydan haberdar olan kişiler Kevin Love’a bir terapist buldu ve ilk randevusunu ayarladı. Burada parantez açmak istediğim bir nokta var. Mental olarak stabil olamayan bireylerin, yaşadıklarını kendileri bile tam anlamlandıramazken başkaları ile paylaşması olası bir seçenek olmaktan çıkıyor. Özellikle de sizi bugüne kadar tanıyan ve kafalarında halihazırda bir profiliniz olan çevrenize bu konulardan bahsetmek imkansıza yakın bir duruma dönüşüyor. Kevin Love ise bu durumu kendi açısından şöyle dile açıklıyor.

 ‘Sorunlarım neler?’ diye düşündüğümü hatırlıyorum. Sağlığım yerindeydi, hayatımı basketbol oynayarak kazanıyordum. Peki endişelenmem gereken ne vardı? Hiçbir profesyonel sporcunun akıl sağlığı hakkında konuştuğunu duymamıştım ve bunu dile getiren tek kişi olmak istemedim. Zayıf görünmek istemedim. Dürüst olmak gerekirse buna ihtiyacım olduğunu bile düşünmemiştim.

Büyük soru işaretleri ve kuşkuyla Kevin ilk randevusuna gitti. Konuşulan ana konunun basketbol olmaması, hatta basketbol ile ilgili herhangi bir şeyden bile bahsedilmemesi onu hem şaşırtmış hem de rahatlatmıştı. Görüşmeler ilerledikçe kendi ve hayatı ile ilgili inanılmaz derecede yeni bir farkındalık kazanmaya başlamıştı. İlk defa dile getirdiği düşünceleri, başından geçenler ve yaşadıkları ona bütün bunlara farklı bir pencereden bakmasını sağlamıştı. Kendi ile ilgili düşünceleri değişmeye başlamış ve 29 yaşında hayatının ilginç ama yeni bir dönemine giriş yapmıştı. Kevin Love düzenli olarak terapisti ile görüşmelerini sürdürmeye devam etti ve hala ediyor da. Ama kendisi üstüne basa basa öğrendiği en büyük dersin yardıma ihtiyacı olduğuyla yüzleşmesi olduğunu belirtiyor.

Kevin Love

Hepimiz bir şeylerden geçiyoruz. Kimilerimiz dönem dönem bu problemleri yaşarken kimilerimiz bir ömrü böyle geçiriyor ve biz bu bireyin belki de en yakını bile olsak bundan haberdar olamayabiliyoruz. Bu konu ile ilgili yapabileceğimiz en doğru şey, Love’ın da belirttiği gibi olabildiğince farkındalığı artırıp bu durumu bir tabu olmaktan çıkarmak. Özellikle de göz önünde olan sporcu, sanatçı gibi bireylerin bu konuyla ilgili seslerini duyurmaları, bu sıkıntıları yaşayan kişilere yalnız olmadıklarını hissettirmeleri çok ama çok değerli.

Yazısının sonundaki yazdığı paragrafı hiçbir yorum yapmadan koymak istiyorum:

Akıl sağlığı sadece sporculara özgü bir şey değil. Yaşamak için yaptığınız şeyin sizi kim olduğunuzu tanımlaması gerekmez. Bu herkesin meselesi. Koşullarımız, şartlarımız ne olursa olsun her birimiz canımızı yakan şeyler taşıyoruz ve bu şeyleri içimizde tuttuğumuz sürece bize daha çok zarar verebilirler. İç yaşamlarımızdan bahsetmemek bizi gerçekten kendimizi tanımaktan mahrum eder ve yardıma ihtiyacı olan başkalarına ulaşma şansını elimizden alır. Eğer bunu okuyorsanız ve zor dönemlerden geçiyorsanız, size ne kadar küçük ya da büyük görünürse görünsün, size hatırlatmak istiyorum ki yaşadığınız şeyleri paylaşmak sizi garip ya da farklı yapmaz.

Love ilk yazısından yaklaşık 2.5 sene sonra yine Players Tribune’de, ilk yazısından sonra hayatında nelerin değiştiğini ve şu anki durumundan bahseden bir yazı daha yazdı. Bu 2.5 sene içerisinde oluşturduğu farkındalığın durumuna ne kadar fayda ederse etsin bazı günler hala daha berbat hissettiğini, ancak eskisine kıyasla iyi hissettiği zamanların çok daha fazla olduğunu belirtiyor. Ve yine aynı şeyi tekrarlıyor:

Eğer şu anda benzer sıkıntılarla mücadele ediyorsanız, size bunun kolay olacağını söyleyemem. Ancak size söyleyebilirim ki daha iyiye gidecek. Ve size söyleyebilirim ki kesinlikle yalnız değilsiniz.

Yazıyı sonlandırmadan önce herkesin aklına gelebilecek bir soruyu cevaplamak istiyorum. Kevin Love aslen Amerika’nın yaşam şartları en yüksek yerlerinden biri olan Kaliforniyalı. Babası Stan Love da NBA’de ter dökmüş bir basketbolcuydu, bir şarkıcı olan amcası Mike Love ise 60’ların popüler gruplarından olan The Beach Boys’un kurucularından biriydi. İyi bir aileden gelen Love, Amerika’nın en güzel eyaletlerinden birinde büyüdü, ortaokul, lise ve üniversite yılları başarılarla geçti. Daha sonra her basketbolcunun hayali olan NBA’de oynadı, rekorlar kırdı ve şampiyonluğa ulaştı. Belki de çoğu kişi dışarıdan baktığında böyle bir hayatı olan bireyin dile getirdiği bu problemi çok ciddiye almayabilir. Hayatı bin bir türlü zorluklarla yaşamaya çalışan ve seçme şansı olmayan birçok insan var ve böyle düşünmelerinden daha doğal bir şey yok. Kevin de bu durumun farkında ve kendisinin en azından bu konuda ne kadar şanslı olduğunu şu sözlerle dile getiriyor:

Çoğu insana kıyasla ne kadar şanslı olduğumu belirtmek isterim. Bunu o zamanlar da biliyordum ve şimdi de biliyorum. Faturalarım, çocuklarım veya benzeri şeyler için hiçbir zaman endişelenmeme gerek olmadı. Ancak bunların hiçbiri önemli değildi. Hayattaki bütün amaç duygum işime bağlıydı ve bunu kaybettiğimde ters giden her küçük şey, ne kadar küçük olurlarsa olsunlar, birleşmeye başladı.

Dışarıdan bakan insanların tam olarak anlayamadıkları şey bu işte. Bu olayı tetiklemek için herhangi büyük bir şeyin yaşanmış olması gerekmiyor. Çünkü depresyonda olduğunuzda içinde bulunduğunuz koşullardan bağımsız her an dağılabilirsiniz.

Ancak bir de böyle bir hayata sahipken mutlu olamadığınızı düşünün. Sizi içten içe yiyip bitiren ve anlamlandıramadığınız sorunların yaşam kalitenizi yok ettiğini düşünün. İşte o zaman bu göz ardı edilen, ciddiye alınmayan durumun ne kadar da berbat bir problem olduğunu anlayabilirsiniz.

Kevin Love şu an benzer amaç taşıyan vakıflar ile birlikte çalışarak Kevin Love Fonu adı altında, özellikle de bu problemden muzdarip lise ve üniversite öğrencilerine bağış toplamakta. Yazının başında ve Love’ın kendisinin de belirttiği gibi bu mutlu sonla biten bir başarı hikayesi değil. Bu, yıldız sporcuların gözümüzdeki o imajdan ibaret olmadığını ve bizler gibi birer insan olduklarını hatırlatan bir hikaye. Belki kimilerimiz Kevin Love’ı 30-30 maçıyla, kimilerimiz Portland potasına bıraktığı bir çeyrekte atılan en fazla ikinci sayı olan 34 sayıyla, kimilerimiz 2016 finallerinin son topundaki Curry’e yaptığı savunma ile hatırlayacak. Ben ise sporculara olan bakış açımı değiştiren ve hiç konuşulmayan tabu bir konuyu dile getirip sporcu sağlığıyla ilgili yeni bir dönemi başlatan kişi olarak hatırlayacağım.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

George Floyd İçin: Hepiniz Bizi Duyuyorsunuz Ama Dinlemiyorsunuz

Roberto Clemente: Evhamlı Son Kahraman

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More