Josef Bican: Unutulmuş Golcü

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını ve sonuçlarını sonuna kadar yaşayan, 3 farklı milli takım, 5 farklı kulüp takımında attığı sayısız golle adını tarihe yazdıran Josef Bican’ın hikayesi.

Futbol öncesi

25 Eylül 1913’te Avusturya’nın başkenti Viyana’da üç çocuklu fakir bir ailenin 2. çocuğu olarak dünyaya geldi Josef Bican. Babası Frantisek, Güney Bohemyalı; annesi Ludmila ise Çek asıllı bir Avusturyalıydı. Savaş başlamak üzereydi. Baba Frantisek, Birinci Dünya Savaşı’na gittiğinde; aile, günlerce korku ve endişeye katlanmak zorunda kaldı, neyse ki baba Frantisek, savaştan yara almadan dönmüştü. Ancak imparatorluğun başkenti ambargo altına alınmış, nüfus ciddi şekilde düşmüştü. Ardında açlık ve yoksulluk bırakan Birinci Dünya Savaşı, Bican ve ailesini de derinden etkilemişti. Baba Frantisek, yerel takım Hertha Wien’de forma giyen vasat bir kaleciydi. Frantisek, bir maçta böbreklerine aldığı darbe sonucu hayatını kaybetmişti.Babasını kaybettiğinde Bican 8 yaşındaydı. Anne Ludmila, 3 çocuğuna bakmak ve evini geçindirmek için bir restoran mutfağında çalışmaya başladı. Bican ise çalışacak yaşta değildi, o da babası gibi futbolcu olmak istiyor ve sabahtan akşama kadar mahalle aralarında yalın ayak top peşinde koşuyordu. Top dediğimiz de sanmayın ki şimdiki gibi kauçuktan yapılma top; Bican ve arkadaşları çer çöp bez parçalarını birleştirip top şekline getiriyor ve bunun peşinden koşuyorlardı. Yalın ayakla bir bez parçasının peşinden koşmak; Bican’ın top tekniğine, gücüne ve top sürme yeteneklerine çok şey katmıştı.

Josef Bican and his forgotten records

Futbol

Yetenekleri fark edilen Bican, çevresinin de katkısıyla, babasının eski takımı Hertha Wien’in genç takımında oynamaya başladı. Bican’ın gol atma isteğinden çok memnun olan kulübün sponsorları Bican’a attığı her gol için 1 şilin ödemeyi teklif etmişti. Bican ise zaten zor durumda olan ailesi için bu teklifi seve seve kabul etmişti. 3 yıl Hertha Wien’de forma giyen Bican, ardından sırasıyla Schustek ve Farbenlutz takımlarında forma giydi. Bu takımlarda gösterdiği  göz alıcı performanslarla şehrin büyük takımı Rapid Wien tarafından transfer edildi. Bican bu transferden sonra haftada 150 şilin kazanmaya başladı. Bu transfer için Bican şunları söylüyordu:

O günlerde 150 şilin alıyordum. Bu çok iyi bir paraydı. Bir işçi, iyi bir işçi, haftada 20-25 şilte alırdı.

Rapid Wien’de ilk 2 yılda 24 maçta 21 gol atan Bican’ın maaşı 150 şilinden 600 şiline çıkmıştı. Ailesinin geçimini futboldan sağlayan Bican, bu zamdan sonra iyice rahatlamıştı. Ertesi sezon(1933-1934) 22 maçta 28 gol atıp o zamanlar ‘Wunderteam‘ olarak adlandırılan Avusturya Milli Takımı’na seçildi. Yenilikçi antrenör Hugo Meisl’in çalıştırdığı Wunderteam 1934 Dünya Kupası’na gidilirken turnuvanın favorileri arasındaydı. Wunderteam, kupadan önce oynadığı 14 maçta yenilmemişti. Kupa başlamış; Wunderteam, Bican’ın da gol attığı maçta Fransa’yı 3-2, ardından Macarları 2-1’lik skorla geçmişti. Yarı finalde rakip İtalya’ydı. Söylentilere göre Mussolini, hakemler üzerinde büyük baskı kurarken, yarı final maçı öncesinde hakem İsveçli Ivan Eklind ile bir akşam yemeğinde bir araya gelmişti. Mussolini’nin hakemler üzerinde kurduğu baskı yarı final maçında da kendisini belli etmişti. Çalınmayan fauller, ofsayt yüzünden sayılmayan goller derken İtalya maçı, kaleciye yapılan faule rağmen atılan golle 1-0 kazanmıştı. Maçtan sonra Bican, hakemin maçı yönetiminden yılmış ve şöyle sitem etmişti:

Sağ kanada pas attığımda, bizden Karl Zischek topa koşmuştu ama hakem topu İtalyanlara vermişti. Bu gerçekten inanılmazdı.

Yarı finalde İtalya’ya elenen Wunderteam, üçüncülük maçında Almanya ile karşılaşmış ve maçı 3-2 kaybedip turnuvayı 4. tamamlamıştı. Dünya Kupası’ndan sonra kulübü Rapid ile taktiksel anlamda sıkıntılar yaşayan Bican 1934-1935 sezonunda sadece 3 maça çıkabilmiş ve gol atamamıştı. 1935 yazında şehrin diğer takımı Admira Wien’e transfer olurken, ardında bıraktığı Rapid kariyerinde 61 maçta 68 gol atmıştı Bican. Yeni takımı Admira Wien’de, Rapid’de olan sözleşmesine uymadığı gerekçesiyle 2 sezonda yalnızca 26 maça çıkıp 18 gol atabilen Bican, Avusturya’nın Nazi Almanya’sına yakınlaşmasından dolayı rahatsızlık duyuyordu. 1937 yılında Çek takımı Slavia Prag’ın teklifini kabul etti Bican. Ancak kulübü Admira Wien Bican’ı bırakmak istemiyordu ve transferde zorluk çıkarıyordu. Uzun süren pazarlıklar sonucu Bican, 2. vatanının takımı Slavia Prag’a transfer oluyordu. Bican, transfer ücreti olarak kulübünü zorlamıştı ama Slavia’ya bunun karşılığını ilerleyen yıllarda fazlasıyla ödeyecekti.

O sıralar Slavia taraftarları arasında dolaşan söylentilere göre; antrenman sırasında kalenin üzerine şişeler dizip şutla onları vurmaya çalışırmış Bican. En kötü gününde birkaç şişenin kalenin üzerinde kaldığı söylenirmiş. Slavia’daki ilk sezonda 22 maçta 19 gol atan Bican, takımıyla o zamanlar için Avrupa’nın en önemli kupası olan Mitropa Kupası’nı* kazanmıştı. Yıl sonunda düzenlenecek Dünya Kupası için Nazi Almanya’sından da davet almıştı Bican. Avusturyalı olmasına ve Almanca konuşmasına rağmen siyasi güçlerin ağır bastığı bir milli takımda oynamak istemeyen Bican, bu teklifi reddetmişti. Çünkü o, Çekoslovakya için oynamak istiyordu. Çekoslovakya 1934 Dünya Kupası’nda final oynamış, Mussolini’nin İtalya’sına kaybetmişti. Çekoslovakya vatandaşlığı için başvurusu geç sonuçlanan Bican, 1938 Dünya Kupasında hiçbir milli takımda forma giyememişti. Çekoslovakya ile çıktığı ilk maçta 8 gol atmıştı Bican; Çekoslovakya’nın, Nazi Almanya’sı işgaline uğramasından önce. İşgal sırasında kurulan Bohemya-Moravya milli takımındaki tek maçına Almanya-Avusturya karşına çıkan Bican, 4-4 biten maçta Nazilerin ağlarına 3 gol gönderiyordu. Bu işgal altındaki tek milli maçıydı. Savaş sırasında Slavia Prag’da gollerine devam eden Bican Avrupa’nın sayılı golcüleri arasında gösteriliyordu. İki ayağını da kullanan, 100 metreyi 10.8 saniyede koşabilen, fiziksel olarak da çok güçlü olan Bican rakip defansların korkulu rüyasıydı.

1945 yılında savaş bitmiş, Avrupa yavaş da olsa eski haline dönmeye başlamıştı. Faşist yönetimlerden kurtulan Avrupa, şimdi de Komünizm’den korkmaya başlamıştı. Korkanlardan biri de Bican’dı. Savaş sonrası İtalyan takımı Juventus’tan teklif alan Bican, İtalya’yı etkisi altına almaya başlayan Komünizm’den korkmuş, Juventus’a gitmeyi reddetmişti. Komünizm’den korktuğu için İtalya’ya gitmeyip Prag’da kalan Bican, Komünizm’in Çek topraklarına gireceğinden habersizdi. Komünist Gottwald yönetimi şehri ele geçirmiş, güvenliğinden endişe duyan Bican, Ostrava’ya gitmişti. Ostrava’da demir-çelik işçilerinin desteklediği 2. lig ekibi Vitkovicke Zelezarny’e transfer olmuştu. 2 yıl bu takımda kalan Bican, ilk yıla takımıyla birinci lige yükselmiş, ikinci yıl ise takımı 4. olurken Bican ise kariyerinde son kez gol kralı olmuştu. Kariyerinin sonlarına yaklaşırken bir sezon Hradec Kralove’de forma giyen Bican, Komünist partinin baskılarından dolayı takımdan ayrılmak zorunda kalmıştı. Kariyerinin son sezonlarını geçirmek için tekrar eski takımı Dinamo Prag’a(Slavia isim değiştirdi) geri dönen Bican 3 sezonluk maceradan sonra 42 yaşında kariyerini sonlandırdı.

FUTBOL SONRASI

1955 yılında futbolu bırakıp antrenörlüğe başlayan Bican, ülke çapında birkaç takım çalıştırmasına rağmen futbolculuk kariyerindeki gibi başarılı olamamıştı. Ülke çapında kazandığı başarılar, ünlü aktör ve sporcularla tanışıklığının olması Bican’a ciddi bir itibar sağlamıştı. Komünizm’in her zaman karşısında duran Bican, haliyle Komünist partililerin tepkisini çekmişti. Önce Bican sınır dışı etmişler, ardından da mal varlığına el koyarak, Bican’ı tıpkı çocukluğundaki gibi, yoksulluğa mahkum etmişlerdi. Annesi Ludmila o zamanları şöyle anlatıyordu.

Arkadaşlarımızı kaybetmiştik. Telefonumuz çalmıyordu. Bican, derneği ziyarete gittiğinde, herkes ona selam bile vermeden orayı terk ediyordu. Kimse bize destek vermiyordu.

1989 yılında ülke Komünizm’den kurtulana denk demir yollarında çalışan,açlık ve yoksulluk çeken Bican o günleri şöyle anlatıyordu.

Sağlığını kaybetmek bir yana, fakirleşmek, bir kimsenin başına gelebilecek en kötü şeydir.

Ülkenin Komünizm’den kurtulmasıyla mal varlığı ve itibarı Bican’a geri verilmişti.Bican hayatına rahat bir şekilde devam etmişti. IFFHS(Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu)  tarafından yüzyılın golcüsü seçilen Bican, 2001 yılının Aralık ayında geçirdiği kalp rahatsızlığı sebebiyle hayatını kaybetti.

Pin van isaque steallth op futebol
Bican’ın mezarı Çekya’nın Prag şehrindedir.

Kariyerinde oynadığı 530 maçta 805 gol atma başarısını gösteren Bican, günümüz futbol dünyasını rekabetleriyle domine eden Messi-Ronaldo ikilisinin, 3 Dünya Kupası kazanmış Pele’nin, Bombacı Gerd Müller’in kariyerlerinde resmi maçlardaki gol sayılarının çok önünde, zirvede yerini hala koruyor.

 

* Mitropa Kupası: Orta Avrupa’da bulunan kulüplerin oynadığı,günümüz Şampiyonlar Ligi’ne denk bir kupa.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Traktör Sazi: Direnişin Hikayesi

Diyarbakırspor: Türkmen Şehrinin Takımı

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More