Jımmy Butler: İnanmak, Çalışmak ve Ötesi

Çok çalışınca güzel şeyler olur mu?

Mental yavaşlığı olduğu gerekçesiyle okuldan atılan Albert Einstein, Harvard Üniversitesi’ne 10 kere başvuran ve 10 defasında da red cevabı alan Jack Ma, ilk yaptığı işlemelerle alay edilen ve kimsenin onu ciddiye almayacağı söylenen Gabrielle Bonheur Chanel…

Farklı disiplinler, farklı coğrafyalar ama benzer hikayeler.  Daha başlamadan bitirilen hiç şans verilmeyen hayatların günün birinde bir başyapıta dönüşerek yazılması, okunması, konuşulması güzeldir. En umutsuz anlarımızda, çıkmaz sokağa düştüğümüz ve bir daha asla geri dönemeyeceğimizi sandığımız zamanlar o hikayeler omuzlarımızdan tutup sarsar, kendi dünyamızın kahramanı olabilmemiz için bir kere daha denememiz gerektiğini söyler bize. Her umutsuz vaka bir başyapıta dönüşmese de sonu gelmiş gibi görünen kahramanların zirvedeki portresi kendi hayatımızı kurtarabilmemiz adına ilham verir ve en sonunda vurduğumuz dipten tekrar çıktığımızda daha güçlü  olduğumuzu fark edip bizi düşüren o ana şükrederiz. Tıpkı Jimmy Butler gibi.

Üzülecek hiçbir bir durum yok. Ben başıma gelenlerden hoşnutum. Beni ben yapan bunlardı. Karşılaştığım güçlükler için minnettarım.

 

Jimmy Butler çocukluğuJimmy Butler’ın günün birinde hoşnut olduğunu söyleyeceği başına gelenler, ona vurdukça vurup onu yere seren ve bir daha hiç doğrulma imkanı veremeyecekmiş gibi görünen büyük darbelerdi. Herkes çocukluğunda koşup oynarken düşer, dizlerini yara bere içinde bırakır, ağlar; herkesin canı yanar ya, işte Jimmy Butler da daha bebekken öz babasının ailesini terk etmesiyle çok sert bir şekilde düşmüştü yere. Aklı ermeye başlayıp bu gerçeği anladığı zaman ve yoksulluk içinde geçen her gününde kendisinin hayata en dipten başladığının da farkına varmıştı.  Ama Jimmy Butler bir kez daha büyük ve acı bir tokadı bu sefer öz annesi tarafından yiyecekti. 13 yaşına gelen Butler’ı annesi artık evinde istemiyor, ona bakamayacağını söylüyordu.

13 yaşında her yerden kırılmış dökülmüş bir şekilde kendini sokaklarda bulan Butler bu sefer hem manevi hem maddi olarak yere fena kapaklanmıştı. Sokağın ortasına beş parasız ve yapayalnız bir şekilde atılmıştı ve şimdi burada zırhsız, silahsız hayatta kalması gerekiyordu.

Ev ve ailenin eksikliği, içgüdüsel olarak sokak çocuklarını kendilerini tamamlamaya götürecek yönelimlere götürür. Kimi sokak çocuklarının madde bağımlısı olmalarının ya da kötü alışkanlık edinmelerinin nedenlerinden biri de budur. Fiziksel evin boşluğu herkesin içinde farklı şekilde doldurulur. Butler da bu boşluğu dolduracak şey basketbol olmuştu. Savunmasız, çırılçıplak ve bir başına kaldığı sokakta çatısını potadan kurduğu, adına basketbol dediği bir evi vardı ve her geçen gün o eve olan bağlılığı artıyordu. Basketbol onun için hem kendini en iyi hissettiği yer hem de tek kurtuluş çaresiydi. Bu yüzden zamanının çoğunu basketbolla geçiriyordu.

Jordan Leslie, Michelle Lambert ve Jimmy Butler

Bu kadar tutkuyla bağlandığı, hayatındaki tek güzel şey olan bu oyun, onu yeni bir güzellikle daha tanıştıracaktı. Bir Yaz Ligi maçında ileride “kardeşim” diyeceği kişi Jordan Leslie hayatına girmişti. O basit yaz ligi maçı, Butler’ın hayatı için müthiş bir dönüm noktasıydı. Adına basketbol dediği soyut barınağına bir ev arkadaşı gelmişti. Üstelik o ev arkadaşı ona somut evin kapılarını da açıyordu. Butler sokaklarda uyumaktan Leslie sayesinde tam anlamıyla kurtulmuştu. Daha da güzeli yeni evinde aile kavramını anlayabileceği kardeşleri ve ileride “manevi annem” diyeceği Michelle Lambert’le tanışmıştı. Aslında bu evde kalması onun önüne altın tepside sunulmamıştı. Her şeyde olduğu gibi Butler’ın başını sokacak bir eve kavuşması, bir aileye sahip olması yeterince çetrefilliydi. Her şeyden önce halihazırda kalabalık bir aile olan ve kendi çocuklarına bakarken maddi açıdan zorlanan Lambert ailesinin babası, Butler’ın evde temelli yaşaması konusunda tereddüt ediyordu. Ancak Lambert ailesinin çocukları Butler’ın evde kalması konusunda ısrarcıydılar ve bu ısrara karşı koyulamadı. Yine de Butler’ın bu evde kalabilmesi için uyması gereken bazı kurallar vardı. Michelle Lambert, Butler’dan disiplinli çalışmasını ve akademide başarılı olmasını bekliyordu ve Butler bu beklentilerine cevap vermek için elinden geleni yaptı. Butler’ın hayatının en başında dibi görmesi ve hayatının her döneminde zorlanması sonradan sahip olduğu şeylerin kıymetini bilmesini sağlıyordu. Herkes için sıradan görünen detaylar Jimmy Butler için o kadar kıymetliydi ki sıkı sıkı tutunuyordu tüm bunlara ve başarı da o sıkı sarılmanın sonucunda gelecekti. Önce Tomball Lisesi’nde kendini gösterip ikinci senesinde kaptan olan daha sonra yine Michelle Lambert’in yönlendirmesiyle Marquette Üniversitesi’ne gidecek ve  hayatının en zor üç yılını burada yeni koçu Buzz Williams ile geçirecekti. Yeni takımına daha adımını atar atmaz Buzz Williams’tan “Berbatsın!” cümlesi duymuştu. Butler’ın Buzz Williams ile geri kalan diyalogları da pek iç açıcı değildi. Butler’ı Jimmy Butler honed at Marquette by Buzz Williamstakıma kendi isteğiyle getiren ama oyuncusunda daha büyük bir potansiyelin olduğunu gören ve kendisini geliştirmesi için ona her zaman yetersiz olduğunu söyleyen Buzz Williams tüm disipliner, otoriter ve zor beğenen koç profilini Butler üzerinde harcıyordu. Gerçekten de diğer oyuncularına karşı bu kadar acımasız değildi. Ama Buzz Williams’ın tüm baskıları ve ağır geçen tüm antrenmanlar Butler’ın daha fazla çalışmasını ve Buzz Williams’ın yüzünü güldürebilmek için hırslanmasını sağlıyordu. Yine de tam elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünerek arkasını dönüp baktığında hocasının o tanıdık memnuniyetsiz yüz ifadesiyle karşılaşıyordu.

Benim hikayemin başkalarının hikayelerinden daha önemli olduğunu düşünmeyin, ben sadece çalıştım. Çalışırsanız güzel şeyler oluyor.

 

Olumsuz geri dönüşler kiminin umudunu tamamen sıfırlar, kimini biraz incitir, kimine uyarı verir, kimini düşündürür, kimini “hayır ben iyiyim” diye inkar ettirir. Kimilerini ise kamçılar; müthiş bir istek ve azimle daha çok çalışmaya, kendini kanıtlamak için emek vermeye iter. Jimmy Butler’ın karşısına çıkan olumsuzluklara verdiği cevap her zaman çok çalışmak olmuştu. Çünkü o zaten en başında bir karanlığın ortasına doğmuş ve aydınlığa çıkmanın tek yolunun çalışmak olduğunu çok erken tecrübe etmişti.  Bu tecrübeden edindiği çalışmaya olan inanç ona NBA’yi kazandıracaktı. Evet, Butler haklıydı çok çalışınca iyi şeyler oluyordu. Bir öncekinden daha iyi performanslar ortaya çıkıyordu ve NBA gözlemcileri Butler’ı o sırada seyrediyordu. Üstelik Butler’ın bundan haberi yok, tek amacı Williams’ın gözüne girmek iken…

Jimmy Butler Chicago Bulls

Butler 2011 NBA seçmelerinde 30. sıradan Chicago Bulls tarafından seçildi.  Ona çok uzak, ulaşılması imkansız gibi görünen rüyanın, 30. sıradan seçilmiş olsa da, içindeydi artık. Gerçekleşen o rüya yeni ve büyük bir mücadele sahnesi anlamına geliyordu Butler için. İlk zamanlarında savunma için rotasyon oyuncusu olarak değerlendirilen Butler, Derrick Rose’un sakatlığı sırasında daha fazla değerlendirilmeye başlanmıştı. Butler da bu fırsattan en iyi şekilde yararlanacaktı. Yavaş yavaş hücum yönünü de geliştiren Butler oyunu çift yönlü oynayacak yeterliliğe ulaşmıştı. Daha fazla potaya gidiyor, daha fazla skor üretiyordu ve üretkenliği her sezon daha da yükseliyordu. Hatta takım içinde artık ona Jimmy Buckets[1] deniliyordu. Ayrıca 2013 senesinin En İyi İkinci Savunma Oyuncusu seçilerek savunma yönünü de hala diri tuttuğunu ispatlamıştı. 2015 senesinde ise 20.0 sayı ortalamasıyla En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu olmuş, aynı sene All Star’a seçilmişti. Chicago Bulls formasıyla aynı başarıyı iki kez daha gösterecekti.

Butler defansif ve ofansif meziyetlerini takıma aynı ölçüde yansıtan ve bunu, saatlerini şut atma çalışmalarına vererek, yorucu antrenmanlar geçirerek başaran bir oyuncu olarak NBA’nin nadide oyuncuları arasında gösteriliyordu. 2017 yılına gelindiğinde Jimmy Butler altı senesini geçirdiği Bulls’tan takasını istedi. Kendi gelişiminde rol oynayan eski koçu Tom Thibodeu‘nun takımı Minnesota Timberwolves’a Zach Lavine, Chris Dunn ve 7. sıra draftı karşılığında takas oldu. Butler burada 6 senelik NBA tecrübesine sahip bir abi pozisyonundaydı ancak kaldıramayacağı kadar sorumluluklar omuzlarına yüklenmişti. NBA’nin ağırlığı ve profesyonelliği ona fazla geliyordu ve içindeki küçük sokak çocuğu Jimmy kendini gösteriyordu. Minnesota’da disiplinsiz davranışları konuşulan Butler’ın içindeki o küçük sokak çocuğu, dışarı çıkmış hocasına küfürler ederek ve ”Ben olmadan maç kazanamazsınız. Bana ihtiyacınız var!” gibi sözler sarf ederek profesyonel basketbolcu Butler’ın sonunu getirmişti. Bu skandaldan sonra oyuncunun 2018 yılında Philadelphia 76ers’e takası gerçekleşti. Buradaki macerası da kısa süren Butler geçtiğimiz yıl Miami Heat ile 4 yıllık 142 milyon dolar ile anlaşma sağladı ve İçindeki o küçük sokak çocuğunu dizginlemeyi başarmış olacak ki takımının final serisi oynamasında  büyük rol oynadı. Final serisinde gülen taraf Los Angeles Lakers olsa da Jimmy Butler’ın skorerliği, ribaundları, asistleri bunlardan da öte takım içi liderliği ve gerçek bir kaptan oluşu da kayda geçti.

Albert Einstein, Jack Ma, Gabrielle Bonheur Chanel. Ve dahası… Fişi çoktan çekilen, nefes almasına, kıpırdamasına, tutunmasına müsaade verilmeyenler… Butler onlardan birisiydi. Okudukça hayrete  düşüren, her “Yok artık daha fazlası olmaz.” dediğimiz anda gerçekten daha fazlasıyla yüzleştiğimiz, sonra o daha fazlasına Jimmy Butler’ın yanıt verme şeklini görüp tekrar hayrete düştüğümüz hikayelerden biri ve bu hikaye yine kendimize dönüp dibe vurduğumuz zamanlarda mücadeleye olan inancımıza uyarı gönderir. “Denesem, çalışsam olur mu?” diye sorarız. Jimmy Butler sorumuzu duraksamadan yanıtlar. “Evet, çok çalışınca güzel şeyler oluyor.”

 

[1] Jimmy Buckets: Jimmy sayı atar anlamında bir cümle.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Tarihin Orta Yerinde Bir LeBron

Mıamı Heat: Spoelstra’nın Yolu

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More