Hayatı sonlandıran bir gol! Andres Escobar

Andres Escobar'ın kariyeri ve ölümü

2018 Fifa Dünya Kupası’nı siz de benim gibi heyecanla takip ediyorsunuzdur mutlaka. 1930 yılında Uruguay’da başlayan ve her dört yılda bir tekrar eden bu heyecan fırtınasında futbolun cilveleri, güzel anılar, rekorlar ya da başarı hikayeleri oldukça fazladır. Ancak zaman zaman da trajik olayların olduğu yadsınamaz bir gerçek! Bunlardan birisi de; başrolde Kolombiya Milli Futbol Takımı defans oyuncusu Andres Escobar‘ın olduğu, 1994 FİFA Dünya Kupası‘nda ABD ile oynanan grup maçında, kendi kalesine gol atmanın nasıl hayatına mal olduğu ile ilgili.

Andres Escobar

Gelin önce Andres Escobar‘ı biraz tanıyalım. 13 Mart 1967 yılında doğan Andres’in tam adı, Andres Escobar Saldarriaga. Kendisi Kolombiya’nın Medellin şehrinde dünyaya gelmiştir. 1985 yılında Atletico Nacional takımında futbola başlayan Escobar, altyapı kariyerinde göze çarpan defansif özellikleri, soğukkanlılığı ve centilmenliği sayesinde aynı takımda 1987 yılında 21 yaşındayken profesyonel sözleşme imzaladı. Profesyonel kariyerinin ikinci yılında yani 1988-1989 sezonunda Güney Amerika Libertadores Kupası‘nı kazanan takımın içerisinde yer aldı. Atletico Nacional de, Paraguay’ın Olimpia takımını finalde penaltı atışları sonunda yenerek ilk defa Libertadores Kupası‘nı Kolombiya’ya getiren takım oldu. Bu turnuvada dikkatleri üzerine çekmesi sonucu 1989-1990 yılında Young Boys‘da oynadıktan sonra yine eski takımına geri döndü.

Escobar, 1990 yılında, İtalya’daki Dünya Kupası’nda ilk Dünya Kupası heyecanını yaşıyordu. Kolombiya bu turnuvada Almanya ve Yugoslavya gibi dönemin güçlü takımlarının ardından grupta 3. olarak format gereği bir üst tura yükseldi. Ancak, ikinci turda Kamerun‘a 2-1 yenilerek turnuvadan elendi. 1991 yılında ise takımıyla birlikte Kolombiya’da şampiyonluk yaşadı ancak 1993 yılında yaşadığı diz sakatlığı sonrasında 1994 Dünya Kupası Elemeleri‘ni ve Copa America‘yı kaçırdı.

Kendisi için talihsiz olayın gerçekleşeceği, ABD‘de düzenlenen Dünya Kupası kadrosu açıklandığında ise, aynı pozisyonda oynayan tecrübeli Alexis Mendoza‘dan formayı geri aldı. Kolombiya, kadroda bulunan Valderrama ve Asprilla gibi oyuncuların ve Dünya Kupası Elemelerinde güçlü takımlardan biri olan Arjantin‘i 5-0 gibi net bir skorla yenmesinin de etkisiyle Dünya Kupası’nın favorilerinden biri olarak gösteriliyordu. Zira, 1990 Dünya Kupası finalisti Arjantin bu yenilgi sebebiyle Dünya Kupası Elemeleri sonrası Avustralya ile play-off oynayarak Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmıştı.

1994 Dünya Kupası’nda ABD, İsviçre ve Romanya ile A grubunda bulunan Kolombiya dönemin güçlü takımlarından Romanya ile oynadığı ilk maçında 3-1’lik skorla turnuvaya mağlubiyetle başlamıştı. Ancak, otoriteler tarafından başarı beklenen Kolombiya’nın iki maçı daha vardı ve bu maçlardan çıkaracağı 1 galibiyet ve 1 beraberlikten alınacak puanlar üst tura devam etmesi için yeterli olacaktı. Bu sebeple önlerinde ABD ile oynanacak grup maçı büyük önem taşıyordu.

Tarih: 22 Haziran 1994…

Yer: Pasadena, Rose Bowl Stadyumu…

Karşılaşma: ABD – Kolombiya maçı…

Ev sahibi ABD ile oynanacak olan bu maça mutlak galibiyet parolasıyla hazırlanan Kolombiya, bahis çevreleri ve taraftarlar tarafından favori olarak gösteriliyordu. Tamam ya da Devam maçı olarak adlandırılan bu karşılaşma maalesef Andres Escobar için sonun başlangıcıydı. Ancak henüz bu durumdan kendisinin haberi de yoktu. O zamana kadar olan başarıları sebebiyle İtalya’nın AC Milan kulübüne gitmesine kesin gözüyle bakılıyordu. Kimbilir ne hayalleri, ne planları vardı.

El caballero del futbol (Futbolun Centilmeni), lakaplı Andres Escobar, 35. dakikaya kadar iyi bir maç çıkarmasına rağmen, ABD’li orta saha oyuncusu John Harkes‘in yaptığı orta sonucu gelen topa müdahale etmek isterken ters köşeye topu göndermiş, Türkiye’de Beşiktaş ve Antalyaspor‘dan da tanıdığımız kaleci Oscar Cordoba kontrpiyede kalarak topu kalesinde görmüştür. Soyunma odasına 1-0 yenik durumda giren Kolombiya, taktiksel değişiklikler yaparak iki oyuncu birden değiştirmek suretiyle oyuna Ivan Valenciano ve Alonso Valencia‘yı alarak ikinci yarıya başlamıştır. Ancak bu müdahale de takımın eşitliği sağlamasına yetmemiş, 52. dakikada Earnie Stewart‘ın golüne engel olamamışlardır. Ancak oyunun son anlarında, ikinci yarının henüz başında oyuna giren Adolfo Valencia‘nın golüyle 2-1’lik skoru yakalamış, bu gol de puan almaya yetmemiştir.

Hayat burada bitmez. Devam etmek zorundayız. Burada bitemez. Ne kadar zor olursa olsun tekrar ayağa kalkmalıyız. Sadece iki seçeneğimiz var: Öfkenin bizi kontrol edip şiddetin devam etmesi ya da uğraşıp çabalayarak birbirimize yardım etmek. Bu bizim tercihimiz. Lütfen saygıyı elden bırakmayalım. Herkese en sıcak selamlarımı yolluyorum. Benim için unutulmaz ve nadir bir tecrübe oldu. Birbirimizi yakında göreceğiz çünkü hayat burada bitmedi.

Andres Escobar’ın maç sonunda verdiği bu demeç belki de hayatının sonunu hazırlayan unsurlardan sadece biri, ancak belki de en önemlisi. Zira, Kolombiya ile ilgili biraz daha bilgi vermek gerekirse, özellikle o dönemde uyuşturucu baronları ve silah tüccarlarının cirit attığı bir ülke olduğu biliniyor. Bu kartellerin elleri o kadar uzun ki; devlet politikaları, dış ticaret ve hatta futbola kadar sirayet etmiştir. Kartel üyesi kulüp başkanları, maç öncesi teknik heyeti arayarak kendi oyuncularının oynaması için tehditler savurmaktan da hiç çekinmemektedirler. Ölüm kalım maçı olarak görülen bu müsabakada ve turnuvada -söylentilere göre- baronlar takımlarının kazanacağından o kadar emindir ki, yüklü miktarda bahis oynamaktan da geri kalmamışlardır. İşte kendi kalelerine atılan bu gol, tüm planları suya düşürdüğü gibi, yüklü miktarda para kaybetmelerine de sebep olmuştur.

Maçın oynanacağı gün, teknik direktör Francisco Maturana, yardımcı teknik direktör Hernan Dario Gomez ve yardımcı teknik direktörün futbolcu kardeşi Carlos Jaime Gomez, Kolombiya’daki aileleri üzerine tehditler almıştır. Bu tehditlerdeki talep de, Carlos Jaime Gomez‘in oynamaması yönündedir. Bu sebeple teknik direktör Maturana, Gomez’i Herman Gaviria ile değiştirmiş, ertesi gün Gomez futbolu bıraktığını açıklamıştır. Sanırım kartellerin ne derece etki gücüne sahip olduğu bu olaydan bile anlaşılabilir.

Zaten hırslarına hırs katmaya yer arayan, intikam için suçlu arayan baronlar kendilerini, günah keçisi olarak birisini ya da birilerini seçmek zorunda hisettiler. Dönemin Kolombiya Futbol Federasyonu Başkanı Juan Jose Bellini, Bazı oyuncular kibirli, iğrenç ve ulusal formayı giymeye layık değildi.” şeklinde açıklama yaparak futbolcuları hedef göstermişti.

1994 FIFA Dünya Kupası‘ndan sonra Escobar, ABD’de vakit geçirmek ve Las Vegas şehrindeki akrabalarını ziyarete gitmek yerine, ülkesine ve doğduğu şehir olan Medellin’e dönmeye karar verdi. Takım arkadaşları korkudan dolayı şehirden uzak kalarak ya da evlerinden çıkmayarak olayların yatışmasını beklerken, kendisi hem taraftarlarla yüzleşmek hem de kendini affetirerek toplumda yer almak maksadıyla, 2 Temmuz 1994 tarihinde akşam vaktinde Medellin’de “El Indio” adındaki bir barda arkadaşlarıyla eğlenmeye gitti. O gece orada kaleci Oscar Cordoba da bulunmaktaydı. Zira kendisi Türkiye’de oynadığı dönemde Antalyaspor‘dayken bir basın toplantısında olayın olduğu yerde bulunduğuna değinmişti. Önce barın içerisinde daha sonra kendisini vuracak olan kişiler tarafından sözlü sataşmaya maruz kalmış, sonrasında da ufak çaplı bir arbede yaşanmıştır. Saldırganlar bardan çıkarıldıktan sonra biraz daha arkadaşlarıyla orada bulunan Escobar, olayın orada kapandığını düşünerek evine dönmek istediğinde, gece saat 03:00 civarı barın otoparkında yalnız kaldığı bir anda üç kişinin saldırısına uğrayarak 38 kalibrelik bir tabancadan çıkan 6 adet mermi ile vurulmuştur. Arkadaşları onu bir araç ile hastaneye götürse de Escobar vurulduktan 45 dakika sonra hayatını kaybetmiştir. Olaydan sonra devlet yetkilileri diğer futbolcuların da böyle bir olayla karşılaşmaması için koruma görevlendirmesi yapmış, güvenlik önlemlerini sıkılaştırmıştır. Zaten bir olay olduktan sonra alınmaz mı hep böyle kararlar. Hükümet suçluların bulunması için kesin bilgi ve delil verene 625.000 Amerikan Doları ödül vereceğini açıkladı.

Humberto Castro Muñoz, Escobar’ı kendi adamları ile birlikte öldürdüğünü itiraf etti. İddialara göre diğer iki kişi, Muñoz’un adamları; Peter David ve Juan Santiago Gallon Henao‘ydu. Humberto Castro Muñoz, Haziran 1995 tarihinde Escobar’ı öldürmekle suçlandı. 43 yıl hapis cezası aldı. 2001 yılında ceza kanunundaki bir değişiklik sebebiylehapis cezası 26 yıla indirildi. 2005 yılında ise iyi halden ve dava dosyasının tekrar görüşülmesi sebebiyle yapılan ceza indirimiyle serbest kaldı.

Humberto Castro Muñoz

Cenazesine yaklaşık 120 bin kişi katılmıştır. Bu trajik olaydan dolayı toplumda oluşan vicdani sıkışma sebebiyle her sene anma törenleri düzenlenmekteyken, 2002 yılının Temmuz ayında Medellin şehrinde Escobar anısına anıt heykel yapıldı.

Her ne kadar pozisyonu defalarca izlesem de, pozisyonun gelişimi gereği yaptığı müdahale hiç de hatalı bir hareket değil. John Harkes‘ın içeriye kestiği topu, tehlikeli bir pozisyon yaratmaması adına kesmeye çalışıyor, amacı topu uzaklaştırmak olsa da, topun geldiği açı, ortanın şiddeti ve ayağın müdahale esnasında bulunduğu pozisyon gereği top direkt olarak kaleye gidiyor. Aslında bakıldığında kalede pozisyon alan Oscar Cordoba‘nın da yaşının da verdiği tecrübesizlikle yanlış pozisyon aldığını söyleyebilirim.

İşte böyle reaksiyon zincirindeki tek bir halkada yer alan Andres Escobar, topu kendi kalesine göndermek durumunda kalıyor. Müdahaleyi yapan kişi kendisi olunca da, çok yüklü miktarda para kaybetmenin verdiği hırs ve hınç ile hayatını sonlandıracak olaylar zincirini başlatan tetik işte bu gol oluyor. Zaten maçtan önce onca tehdit, şantaj, baskı ve risk alma içgüdüsüyle birleşince oyunun genelinde Kolombiya takımına bir panik hakim olduğu çok rahat anlaşılabilir. Zira karşılarındaki rakip kendi ülkelerinde “soccer” tabir edilen futboldan çok da anlamayan ve turnuvada bulunma sebebi sadece ev sahibi unvanı olan ABD. Yani eğer zihinsel olarak rahat durumda olan bir Kolombiya takımı olsaydı, bu maçın skoru çok daha farklı olabilirdi.

Zaten olayların trajik ölüme doğru gittiğini gösteren ilk emarelerden birisi, Kolombiya’ya döndüğü gün havalimanında kendisine yaklaşıp sert bir biçimde kafasını okşayarak “Kendi kalene attığın gol için teşekkürler.” diyen bir adamın sataşması olarak gösterilebilir.

Yani aslında, bu turnuvadan elenmenin baş sorumlusu, işin içine bu kadar girerek hem teknik heyeti hem de futbolcuları bu kadar geren mafya babalarıdır. Çünkü az önce bahsettiğim gibi kağıt üzerinde ve teknik anlamda çok daha üstün olunan bir rakip varken, böyle bir maç çıkarmak hiç de Kolombiya’nın o dönemdeki kadrosunun yapacağı iş değildi. Pele’in 60lar ve 70lerde dünya futboluna damga vuran Brezilya ile karşılaştırarak övgüye mazhar ettiği Kolombiya… O dönemdeki kadrosundaki oyuncuların tarzı, tek pas oyun stili ve güçlü hücum hattına sahip Kolombiya…

Belki de böyle trajik bir olaya sahne olmasaydı, şu anda 1994 Dünya Kupası’nda final oynayan ya da kupa kazanmış bir Kolombiya’dan bahsediyor olabilirdik. Kimbilir… Huzur içinde yat Andres Escobar… Acımasız mafyatik futbol dünyasının en suçsuz aktörü….