Gençlerbirliği: Kara Kızıl 5

Gençlerbirliği Tarihi 5. Bölüm

Gençlerbirliği tarihinin anlatıldığı dizinin beşinci ve son yazısında 2. Lig yıllarına değinip bir Gençlerbirliği efsanesi ise kapanış yapacağız. Yazının sonunda dizinin ilk dört yazısının linkleri ayrı ayrı mevcuttur.

2. Lig’in Çileli Yılları

Gençlerbirliği kulübü hala ne olduğunu anlamadan, orada olduğuna inanmadan, kendini oraya yakıştıramadan başladı 2. Lig yıllarına. Sıkıntıyla, mahcubiyetle… Tek istedikleri bir an önce 1. Lig’e dönebilmekti.

Turhan’ın kaptanlık yaptığı bu sezonda kadro hiç de fena değildi. Aslında Turhan’a bakılırsa bu kadro 2. Lig için fazlaydı bile. Kaleci Selçuk hala iki direğin arasında görevini fazlasıyla yapıyordu. Rüzgarın oğlu Zeynel de henüz futbolu bırakmamıştı, fakat sadece birkaç maçta oynayabilecekti. O sezonun transferleri İsmail Şaçal (Libero-Stoper), PTT’den dönemin ünlü santraforlarından Feridun Köse, sağ açığa ise oldukça genç ama gelecek için ümit vadeden Selçuk alınmıştı. Transferler ile birlikte kadro da oldukça genişlemiş ve kaliteli bir hale gelmişti. Dönemin kaptanı Turhan o günler için, “Kadro gerçekten çok iyiydi. İyi de bir yönetimimiz olsaydı, banko şampiyon olurduk.”  diyor.

Sezona başlarken kulüp yönetiminde problem yoktu, paralı bir de başkan bulunmuştu. Bu başkan nakliyat firması sahibi Ali Tuzcuoğlu’ydu. Maddi durumu yerinde ve bekâr olması sebebiyle Gençlerbirliği için oldukça zaman harcıyordu. Mülkiyeliydi kendisi de. O sene bir Gençlerbirliği gecesi düzenlenmişti. O geceye, sonraki dönemlerde Gençlerbirliği’nin simgelerinden olacak ve Tuzcuoğlu’nun ricasıyla 35 davetiye birden alan Maltepe’de köşe başındaki fabrikanın sahibi İlhan Cavcav da katılacaktı.[6]

Tuzcuoğlu’nun acemiliği, kulüp içindeki tartışmalar ve dışardan gelen birinin öne çıkmasından rahatsız olanlar Tuzcuoğlu küsmüştü artık. Aslına bakılırsa ilk başlarda futboldan pek anlamayan Tuzcuoğlu hem futbol aşığı olmuş hem de şehirdeki en koyu Gençlerbirliği sevdalılarından biri olmuştu. Takımın ilk yarıdaki maçlarda istediği sonuçları alamaması ve ikinci yarıdaki gerileme, sadece onun değil tüm camianın şevkini kırdı. 2. Lig’de ilk sezonda takımı, futbolu yeni bırakmış bir ağabey Oktay Arıca çalıştırıyordu. Baba Tevfik de yardımcısıydı. Takımın şampiyonluk umudu kalmayınca yönetimde, hocamız çok tecrübesiz daha kaliteli ve tecrübeli bir hoca ile çalışmalıyız sesleri yükselmeye başladı. Bunu duyan Paçoz Oktay (Oktay Arıca) yönetimin karşısına çıkarak isterseniz görevi hemen bırakabilirim demiştir. Bunun üzerine Tuzcuoğlu, öyle bir düşüncem yok dese de konuşmasından aslında böyle bir isteği olduğu belli olur ve Paçoz Oktay istifa eder. Bir süre daha takımı Baba Tevfik çalıştırır ve Gençlerbirliği ilk sezonunda 2. Ligi Kırmızı Grup’ta 5. olarak sezonu tamamlar. Bu sezonda yaşananlar aslında Gençlerbirliği’nin sonra ki 10 yılının kronik problemi olmaya devam edecekti.

1969 yılında Türkiye finalinde Eskişehirspor’a kaptırılan şampiyonluktan belliydi Gençlerbirliği’nin ilerleyen yıllarda iyi işler yapacağı. Bu finalden sonra Akşehir’deki festivalde düzenlenen 4’lü finallere bile sırf Eskişehirspor’dan intikamlarını almak için katılmışlardı. Genç takımı Türkiye 2.si olduğundan beri  takımı, Gençlerbirliği’ne 20 yıldan fazla hizmet edecek olan ve onlarca futbolcu yetiştiren Fehmi Başgüzel çalıştırıyordu. Fehmi Hoca bir süre futbol oynadıktan sonra Gençlerbirliği’nden gelen teklifi Gençlerbirliği ile çalışmaktan şeref duyarım diyerek kabul etmişti. 1970/71 sezonunda Ankaragücü’nü finallerde 2 maçta da yenerek alışıldığı üzere yine Ankara Şampiyonu oldu ve Konya’daki finallere mutlak şampiyonluk parolası ile gitti. Bu işin ne kadar ciddiye alındığını kafile başkanı olarak Baba Tevfik’i göndererek gösterdiler. Fehmi Hoca’nın hiçbir yöneticiyi istemediği bilindiği için Baba Tevfik’i gönderdikleri bilinmekte. O zaman Fenerbahçe’nin ünlü antrenörü Didi de dahil olmak üzere Konya’da çok fazla antrenör bulunmaktaydı ve tüm takımlar lüks otellerde kalmaktaydı. Baba Tevfik buna karşı çıkmıştı.

Final yolunda Gençlerbirliği Sakaryaspor’u 5-1, Kırklarelispor’u 2-0, Konyaspor’u 2-0 yenerek finale kaldı. Finalde rakip dönemin kaliteli takımlarından ve Türk futboluna oldukça çok futbolcu kazandırmış Bursaspor’dur. Yarı finalde Beşiktaş’ı yenen Bursaspor’u 1-0 ile geçen Gençlerbirliği Türkiye Şampiyonu olur. Gençlerbirliği genç takımı futbolcularına da artan harcırahtan prim verilmiştir; 25’er lira…

Bundan sonraki dönemlerde Gençlerbirliği tarihi hep orta sıralarda ve İlhan Cavcav dönemi ile geçmiştir. Zaman zaman başarılar da sağlanmıştır. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da…

Gençlerbirliği Efsanesi Hasan Polat

1940’lı yıllar Hasan Polat için futbolu açısından tam bir olgunluk çağıdır. Özellikle 1941-1946 yılı Türkiye Şampiyonluklarından sonra o artık tam bir Gençlerbirliği efsanesidir. Gençlerbirliği o dönemde genellikle açık bir futbol oynuyordu. Hasan Polat da bu sistemde hücuma destek veren gerçek bir liderdi. Hasan Polat orta sahada görev yapıyordu ayrıca libero kavramını Türkiye’de ilk kullanılmaya başlandığı dönemde bu rolün ilk ustalarından birisidir. Pas dağıtımı ve uzun pas atma konusundaki ustalığı, düşünüldüğü zaman 20 yıllık Gençlerbirliği kariyerinde en öne çıkan özellikleridir. Hasan Polat uzun boylu ve biraz fizikli bir yapıda olmasına rağmen çok süratli ve atletik yapısı ile dikkat çekiyordu. Özellikle hava toplarında oldukça yetenekliydi. Bu kadar yetenekli bir futbolcunun olgunluk çağı 1936-1948 yılları arasındadır ve bu dönemde sadece 1 kez Yugoslavya milli takımına karşı forma milli formayı giymiştir. Kendisine karşı 2 kez final oynayan ve kaybeden Beşiktaş Hasan Polat’a karşı oldukça büyük bir ilgi ve sempati duyuyordu. Hasan Polat’ın da Beşiktaş’a karşı bir sempatisi vardı fakat içindeki Gençlerbirliği sempatisi onun İstanbul’a gitmesine engel oldu.

Futbol oynadığı dönemde aynı zamanda önce Maliye Bakanlığında (Çalıştığı sırada aynı zamanda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur.) ardından Sümer Bank Teftiş Kurulu’nda ve Ankara Stadyum ve Hipodromun’da müdürlük yaptı. 1957 yılında Demokrat Parti’den Adnan Menderes tarafından Trabzon milletvekilliğine aday gösterildi ve 3 yıl Trabzon milletvekilliği yaptı. Hasan Polat’ın hayatında en önemli yöneticilik deneyimleri 2 dönem (1955-57 ve 1970-76) yaptığı Futbol Federasyonu Başkanlığıdır. İlk Başkanlık dönemindeki en büyük icraattı profesyonel kulüplerin altyapı takımı kurma zorunluluğu olmuştur. Federasyon Başkanı olduğu dönemde adaletli tarafını özetleyen şu cümleleri sarf etmiştir;

Gençlerbirliği benim üçüncü evladım…Yenilir, küme düşer… Bir şey yapamam ama eve gider çocuğum öldü diye ağlarım!.. 

Bu yazının hazırlanmasında Tanıl Bora‘nın futbolcu söyleşilerinden oldukça fazla bir şekilde yararlanılmıştır.

 

1. BÖLÜM         2. BÖLÜM         3. BÖLÜM         4. BÖLÜM

 

[6]Tanıl Bora, Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, s. 200


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Gençlerbirliği 2003/04 Sezonu: Ankara’dan Valencia’ya

İlhan Cavcav: Nev-i Şahsına Münhasır Başkan

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More