Gençlerbirliği: Kara Kızıl 4

Gençlerbirliği Tarihi 4. Bölüm

Gençlerbirliği tarihinin 4. yazısında maalesef biraz kötü günlere gidiyoruz;

Düşüş

Okull bir takım olan Gençlerbirliği’ne artık üniversiteden ya da okullardan futbolcu gelmiyordu. Parayla top oynayan, Gençlerbirliği ruhunu taşımayan kişiler… Bunu da aslında normal karşılamak lazım, zaman onu getirmişti çünkü. İş iyice profesyonel bir hal almıştı. Takımda para kalmayınca oyuncu kayıpları da oldu. Altyapıdan yani tabandan futbolcu gelmeyişi de dışardan transferleri getirdi. O dönemlerde 1963’te 2. Lig’in 1967’de 3. Lig’in kurulması oyuncu kaynaklarını kuruttuğunu düşünenler çoğunluktaydı.

Gençlerbirliği 1968/69 sezonunu orta sıralarda, 10. olarak bitirmişti. 1969/70 sezonuna girilirken kadroda oldukça yıkıcı kayıplar yaşanmıştı. Bek Ekrem Galatasaray’a, takımın her işini yapan orta sahanın lokomotifi Faik Eskişehirspor’a transfer oldu. O dönemki takım arkadaşlarının anlattıklarına göre Faik sadece 2 bin lira fazla para için Eskişehirspor’a gitmişti. 1969/70 sezonu Gençlerbirliği kadrosu şöyleydi: Selçuk, Orhan, Özcan, Turhan, Cevdet, Haydar, Tezcan, Ersin, Baba Tevfik, Küçük Tevfik, İlhan Söyler, Küçük Selçuk, Necdet, Burhan, Zafer, Suphi, Tevfik, Hayrettin, Aydoğan, Rıza ve Zeynel. İdeal 11’de: Kalede Selçuk. Defansta Turhan ile Baba Tevfik sabitti. Yanlarında Tezcan, Haydar ve Cevdet’ten ikisi oynuyordu. Orta Sahada Burhan, Küçük Tevfik, Hayrettin, Küçük Selçuk ve İlhan en çok forma bulan isimlerdi. Forvette ise Rıza ve eski formundan çok uzak olan Zeynel oynuyordu.

Gençlerbirliği o sezon yaklaşan küme düşme baskısıyla maçlara oldukça hırslı çıkar. Ankara’da Beşiktaş ile oynanan ve Milli Lig tarihinde Beşiktaş’ı ilk kez yenen (3-1) takımı gören herkes Gençlerbirliği küme düşmez demeye başlar. Bu maçın hemen arkasından oynanan ve Samsunspor’a 1-0 kaybedilen maç sonun başlangıcıdır adeta. Turhan Bayraktar maçı hüzünlü bir şekilde anlatıyor: “İnanılmaz goller kaçtı. Beşiktaş’a karşı mükemmel oynadıktan sonra takım bile çıkaramayan hatta antrenör Lefter abinin gerekirse 11. adam olarak kendimi yazacağım dediği Samsunspor’a 1-0 kaybettik.“

Vefa maçı

Ligin artık son 2 haftasıdır ve küme düşen ilk takım haftalar öncesinden belli olan Altınordu’dur. Küme düşecek 2. takım için en büyük iki aday aynı puana sahip Gençlerbirliği ve Vefa’dır. Vefa 1 gol averaj avantajına sahiptir. Sondan 2. maç ise Gençlerbirliği ve Vefa arasında oynanacaktır.

Gençlerbirliği taraftarları ve yöneticileri bu maç için seferber olurlar. Seyirciler ve yöneticiler ceplerinden güçleri yettikçe para toplayıp İstanbul’a otobüsler ile taraftar taşırlar. Organizasyonu yapanlardan biri de Zeki Ünaldı’dır. Zeki Ünaldı’nın anlattıklarına göre: “Gittik Gazanfer Bilge ile anlaştık. Ankara’dan 40 otobüs kaldırdık. 19 Mayıs’ta toplandık. Gece hareket ettik. Gidiş-geliş, maç bileti ve yemek dâhil adam başı 15 lira verdik. Maç bir yaz günüydü. Haremden vapurlarla Kabataş’a geçtik. Emniyet görevlileri otobüsleri Dolmabahçe’ye park ettirdiler. Oradan yürüdük. Takım o zaman Taksim’de Keban Otel’de kalıyor. Otelin önünde ‘Gençler! Gençler!’ diye bağırmaya başladık. Hepsi birden pencerelere çıktılar. Yüksel Doğanay aşağıya indi ve bize teşekkür etti. Oradan dağıldık ve statta futbolcular ile yeniden buluştuk. Maç Ali Sami Yen stadındaydı. Ben Ali Sami Yen’i hayatımda ilk defa o kadar kalabalık gördüm.“[4]

Gençlerbirliği Zeki Ünaldı
Uzun yıllar genel kaptanlık yapan Gençlerbirliği’nin duayen isimlerinden Zeki Ünaldı

O dönemi hatırlayanların anlattıklarına göre Vefa takımının bir amigosu varmış. Vefa kaybederse kendimi tribünün en üstünden atarım diye demeç vermiş. Maça girenler bir bakarlar ki demeci veren amigo tribünün üstüne çıkmış bayrak sallıyor. Vefa-Gençlerbirliği maçı, kritik bir maçtır ve gerçekten maçın kritikliği maçın sertliğine de yansır. Gençlerbirliği iyi bir ritim tutturmuştur maçta ve maçın mutlak hâkimidir fakat çok basit 2 gol yemiştir. Birer penaltıdan ikişer gol bulan takımlar son 15 dakikaya 2-2 beraberlikle girer. Beraberlik, umutları son haftaya taşıyacaktır fakat bu sonuç 2 takıma da yaramamaktadır. Ve maçın son dakikaları gelir… Bu dakikayı Turhan Bayraktar anlatıyor: “Uzun bir top atıldı, ben, Tevfik abi ve Tezcan hep beraber ileri çıkmışız. Orta sahanın biraz gerisindeyiz. Top direk Selçuk abiye doğru gidiyor. Rastgele atılan bir top. Vefa takımın forveti top için depar atmış, Selçuk abi de topu kapmak için ileri çıkmış fakat bir anda, geri geri giden Tevfik’i gördük. Bir anda nasıl düştüğünü de anlamadık 15-20 metre arkamıza? Geri geri gidiyor, top da ona doğru geliyor. Tam 18’in içine girdi, havadaki topu tutup tak diye önüne koydu! Hakem de yabancı. Pat diye bastı penaltıyı. Tevfik kendini görünce afalladı. Ne yaptın Tevfik dediğimde, abi ben kendimi santrada zannediyordum dedi. Biz onu ne kadar teselli etmeye çalışsak da o kendini yerden yere vurdu.“[5] Vefa’nın golcüsü o dönem ‘Adapazarlı Bekir’ o maçta ikinci kez penaltı atışı yapmak için topun başına geçer. Topla doğru hızla gelirken birden yavaşlar, Selçuk bir köşeye atlayınca topu öbür köşeye yuvarlar. Maç 3-2 biter ve Gençlerbirliği 2 puan farkla sondan 2. sırada kalmıştır. Oyuncular maçtan sonra ağlayarak çıkarlar.

Ve kümeye götüren maç

Son hafta Gençlerbirliği Bursa deplasmanındadır. Vefa ise İzmir’de daha önce küme düşmesi kesinleşen Altınordu ile oynayacaktır. Gençlerbirliği’nin kümede kalması için tek ihtimal vardır. Gençlerbirliği’nin 3 farkla kazanması ve Vefa’nın Altınordu tarafından en az yenilmesi gereklidir. Ancak o zaman Gençlerbirliği küme de kalacaktır. Takım 16 kişi ile kampa girer. Vefa maçında aldığı tekmeyle ayağı yarılan ve pensle tutturulan Turhan Bayraktar tetanoz iğneleri olmakta ve maça yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Bir kötü haber de kaleci Selçuk’tan gelmiştir. Selçuk’un da maç saatine yetişeceği şüphelidir. Turhan Bayraktar’ın hatırladıklarına göre: “Bursa’da oynayan 4-5 futbolcu ile yakın arkadaşız. Ama yine de bir gariplik vardı. Yüzümüze bakmıyorlardı. Maç başladı daha havaya girmeden 10. dakikada kalemizde gol gördük. Hiç sevinmediler. Topu aldılar direkt santraya koydular. İlk yarı 4-0 bitti. Tribünden seyirciler bağırıyor. Altınordu 2-0 galip üzülmeyin diye. Biz de sonradan öğrendik ki maç 0-0 bitmiş.“ Maçtan sonra insanlar arasında yayılan rivayete göre Bursasporlu futbolcuların, maçtan önce çıkan Bursaspor maça yatacak Gençlerbirliği’ni el birliği ile kümede kalacak söylentilerine karşı bu kadar hırslı oynadığı görüşü hâkimdi.

3. BÖLÜM                          5. BÖLÜM(Yakında)

 

[4] Ulus, Gazetesi, 14.3.1948

[5] Ali Rıza Ertuğ, Ankara Sporunda 50 Yıl, 1973, Gençlik ve Spor Bakanlığı, s. 37


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Eskişehirspor: Gümüş Takım

Zonguldakspor: İşçi Sınıfının Baldırı Çıplakları

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More