Futbolda Savunma Sanatları: 3. Sone

VIANI SYSTEMA

Yazıdaki bazı terimlerin tam anlaşılması için, eğer okumadıysanız, öncelikle 1. Sone ve 2. Sone’yi okumanızı öneririz.

* * *

Sen annenin aynası olmuşsun da o sende
Bulmuştur gençliğinin güzelim baharını;
Kendi dinç varlığınla görürsün pencerende
Kırışıklara rağmen, şu altın yıllarını.

(William Shakespeare – 3. Sone)

Salernitana, İtalya’nın güneyinde deniz kokan havası ve daracık sokakları ile sakin bir Akdeniz şehriydi. 1947 yılında bu şehrin huzur dolu sahilinde, huzursuz bir adam olan Gipo Viani, İtalya futbolu için bir hayal kurdu…

“Bir sabah uyandığımda,
Elveda güzelim, elveda güzelim, elveda güzelim,
Bir sabah uyandığımda,
İşgalcileri buldum yanı başımda”

1999 yılının 23 Mayıs sabahında ateşli Salernitana taraftar grubu Ultras tüm gücüyleBella Ciao şarkısını söyleyerek güne gergin ama umutlu başlıyordu. Bir zamanlar Kuzey İtalya’nın Po Ovası’nın uçsuz bucaksız tarlalarında, çok zor şartlar altında çalışan pirinç işçilerinin söyledikleri bu asi şarkı, bu kez İtalya’nın güneyinde yer alan Salerno adlı huzurlu sahil şehrinde yaşayan insanların kaderlerine isyanına eşlik ediyordu adeta. Ancak hiç kimse şarkının sözlerindeki işgalcilerin gün biterken, Salernitana taraftarlarının bizzat kendileri olacağını beklemiyordu.

Salernitana’nın dönüşü

1998’de Salernitana tam 50 yıl sonra Serie A’ya çıkmıştı ve sezonun başlaması ile birlikte tüm şehir tekrar en üst seviyede olmanın verdiği hazzı coşkuyla yaşıyordu. Kulübü yıllar sonra Serie A’ya çıkartan teknik direktör Delio Rossi‘nin elinde, ileride ligin önemli oyuncuları haline gelecek Marco Di Vaio, Rigobert Song ve Gennaro Gattuso gibi genç yıldız adayları vardı. Fakat sezonun ilk yarısı bittiğinde tüm şehir büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Takım 16. sıradaydı ve oyun olarak da gelecek vadetmiyordu. Tam da bu sırada, bir İtalya ligi klasiği olarak, Salernitana yönetimi, Delio Rossi’nin görevine son vererek takımın başına Francesco Oddo’yu getirme çabasındaydı. Ancak bu değişiklik tahmin ettikleri kadar kolay olmayacaktı.

Başkan Aniello Aliberti, bir antrenman sonrası, bu değişikliği takıma açıklamaya çalışırken Ultras duruma el koydu. Tesislere gelerek oyuncuları, Delio Rossi’ye ihanet etmekle suçlayan bir grup taşkın taraftar, sözlü tacizi fiziksel temasa kadar taşıdı.

Aliberti geri adım atmamaya kararlıydı ve planladığı basın duyurusunu yeni teknik direktörü Oddo ile birlikte yapmak niyetiyle medyanın karşısına geçti. Ancak geri adam atmayan birileri daha vardı. Yaklaşık yüz kadar taraftar, toplantının yapılacağı odayı bastı. Sabah başladıkları eylemin şiddetinin arttırıp başkan Aliberti’yi döven bu grup, Salernitanalıların mesajını net bir şekilde veriyordu. Delio Rossi göreve devam edecekti.

Ultras ilk raundu kazanmıştı. Oddo pes ederken, takım Rossi ile birlikte ikinci yarıya başladı. Ancak performanslarında herhangi bir değişiklik olmadı. Devre arası yaşanan bu olay ne takım ne Rossi üzerinde itici bir etki yaratmıştı. Mart ayı geldiğinde hiç kimsenin değişime itiraz edecek yüzü ve direnci kalmamıştı. Francesco Oddo görevi devraldı ve sezon sonuna kadar takımın kümede kalma umutlarını canlı tuttu. Son haftaya gelindiğinde ise, deplasmanda karşılaşacakları Piacenza önünde alacakları bir galibiyet Salernitana’yı ligde tutacaktı. Tabii bu esnada hemen bir üst sıralarında yer alan Perugia’nın 16. şampiyonluğuna koşan Milan’a evinde kaybetmesi gerekiyordu. Beklenen oldu ve Milan, Perugia önünde galip gelerek şampiyonluğa uzandı. Ancak Piacenza’da tarihin en garip maçlarından biri oynanacak ve sonrasında yaşananlarla birlikte o gün İtalya futbol tarihinin kara günlerinden biri olarak anılacaktı.

İki tarafın teknik direktörü Giuseppe Materazzi ve Francesco Oddo, bundan yıllar sonra oğulları Marco ve Massimo’nun İtalya’nın 2006 yazında kazandığı Dünya Kupası’nı birlikte havaya kaldıracağından bihaber, bu stresli maça takımlarını hazırlamışlardı. Salernitana’ya mutlak şartla galibiyet gerekiyordu ancak maçın başlama düdüğü ile birlikte sahadaki oyun tam aksini söylüyordu. Takım son derece defansif bir anlayışla sahaya çıkmıştı ve ilk yarı bittiğinde gol atmaya niyetleri yok gibiydi. Herkes şaşkın bir biçimde Salernitana’nın neden 1 puana oynadığını merak ederken, ikinci yarının ortalarında Piacenza 1-0 öne geçti. Golün ardından Salernitanalı oyuncular uyandı ama artık çok geçti. Maç 1-1 biterken Salernitana oyuncuları ve taraftarları ucu bucağı olmayan karanlık bir tünele giriyorlardı.

Maç sonunda yaşananlar, saha içindeki bu tuhaf karşılaşmanın da ötesine geçti. Salernitanalı oyuncular bu kez, Piacenzalıları kendilerini küme düşürmekle suçlayarak bazı oyunculara saldırdılar. Kavga saha içinden çıkarak, tünele ve soyunma odalarına taştı. Saha dışında ise Ultras iş başındaydı. Piacenza sokaklarında başlayan olaylar, dükkanları yağmalamaya ve insanlara saldırmaya kadar vardı. Ancak tüm bu yaşananların içinde en trajik olanı ise bu anlamsız savaşa kendi içlerinden verdikleri kurbanlar oldu. Salerno’ya geri dönüş yolunda içinde bulundukları treni ateşe veren bazı taraftarlar, 4 genç Salernitanalının hayatlarını kaybetmesine sebep oldu.

1999 yılında Piacenza deplasmanından dönerken Salernitana taraftarlarının yaktığı tren

Böylece Salernitana, Serie A’ya hızlı ve dramatik bir şekilde veda ederken son maçta yaşananlar İtalya futbol tarihine kara bir leke olarak geçti. Oysa bundan tam 50 yıl önce Salernitana, o dönemki teknik direktörleri Giuseppe “Gipo” Viani sayesinde, ileride İtalya’nın futbol ekolü olarak anılacak Katenaçyo’nun oluşması yolunda ilk adımların atıldığı kulüptü ve isimleri tarihin tertemiz sayfalarında yer almıştı.

Viani’nin aydınlanma anı

Katenaçyo, nihai halini almadan evvel farklı teknik adamların zihninde evrildi ve gelişti. İsviçre’de Karl Rappan ve Sovyetler Birliği’nde Alexander Abramov, savunma futbolunu belli diziliş ve taktiksel anlayışlar ile takımlarına uygulattılar ve yerel başarılar kazandılar. İtalya’daki evrim zincirinin ilk halkası ise Gipo Viani’nin Salernitana takımı ile başlıyordu.

Salernitana, 1919 yılında kurulmuştu ve 1947 yılına kadar da hep alt liglerde mücadele etti. 1947 senesinde Serie B’den, Viani’nin savunma futbolu sayesinde, Serie A’ya çıktılar. Viani de, tıpkı Rappan ve Abramov gibi elindeki personelin kısıtlı yetkinlikleri sebebiyle, Salernitana ile ancak savunma ağırlıklı bir anlayış ile başarı kazanabileceğini düşünmüştü.

Viani’nin inovasyonu kendisinden önceki meslektaşlarına göre biraz farklıydı. İtalyan teknik adam o yıllarda yaygın taktik olarak kullanılan W-M dizilişinde hücumun en ucundaki oyuncu olan santrforu, defansın hemen önünde yarı sahayı savunan orta saha pozisyonuna kaydırmıştı. Bu oyuncunun yeni rolündeki ana görevi ise rakip takımın santrforunu savunmaktı. O yıllarda adam markajındaki referans noktası, oyuncuların saha içindeki pozisyonlarından ziyade forma numaralarıydı. Defansın önünde yer alan ve 9 numarayı giyen bir oyuncu, rakip takım için tam anlamıyla kafa karışıklığı demekti. Santrforun, bu 3 defans oyuncusunun önüne konumlanması, aynı zamanda bu bölgedeki bir oyuncunun boşa çıkması anlamına geliyordu. Viani bu oyuncuyu da, Rappan’ın Verrou’sunda olduğu gibi defansın arkasına nöbetçi olarak dikti ve arkaya düşen her şeyi süpürmesini istedi.

Jonathan Wilson “Futbol Taktikleri Tarihi” kitabında, Gipo Viani’nin bu fikri Salerno Limanı civarında yürüyüş yaparken bulduğunu yazmıştır. Rivayete göre Viani, balıkçıların denizden ağı çekerken alt tarafa, ilk ağdan kaçan balıkları toplamak için ikinci bir ağ koyduğunu görür. O esnada da defans hattının arkasına süpürücü göreviyle koyacağı oyuncunun, bu ikinci ağ görevini üstleneceğini düşünür. Bu hikaye gerçek midir bilinmez ancak Viani Systema yani Vianema, Salernitana’nın yıllar boyu tutsak kaldığı alt liglerden Serie A’ya yükselmesine yardımcı olmuştu. Aynı 1999 yılında olduğu gibi, 50 yıl önce de Salernitana çıktığı yılın ertesinde yine geldiği yere dönecekti. Hem de tek bir deplasman maçı dahi kazanamadan…

Viani’nin sistemi, küçük bir takımın nispeten daha az rekabetçi bir ligde tek bir sezon için sonuç almasını sağlamıştı. Ama büyükler liginde sistem geri tepmişti. Çünkü gol atmadan sadece savunma yaparak ligde tutunmak ve sürdürülebilir başarı elde etmek mümkün değildi. Viani, sonraki yıllarda kariyerinde ses getirecek başarılar kazandığı Milan’da bu sistemi körü körüne uygulamak yerine, hücum aksiyonlarını oyunun içine yedirdiği farklı bir sisteme doğru adım atmıştı. Daha yetenekli oyuncularla, daha fazla hücumu düşündüğü Milan’da 2 kez Serie A şampiyonluğu yaşadı İtalyan teknik adam. Mazide kalan Vianema’yı ise İtalya üzerine uzmanlaşmış İngiliz akademisyen ve tarihçi John Foot, İtalya futbol tarihini ve Katenaçyo’yu oldukça kapsamlı bir şekilde anlattığı “Winning at All Costs adlı kitabında en güzel şekilde şu satırlarla anlatmıştı.

Vianema, içerisinde kontra-atak olmayan bir Katenaçyo’dur. Yani savunma futbolunun erken dönemlerinde sonuç vermeyen en kötü hali…

Kaynak: Winning at All Costs, John Foot

Eminiz Salernitana taraftarları, “Bella Ciao” eşliğinde güzel bir sabaha uyanmak için hala hayal kuruyorlardır. Viani’nin ardından bunu yaşamak için tam 50 sene beklediler. O rüyanın sonu bir kabusa dönüşmüştü ancak güneyin bu huzurlu şehrinin insanları, takımlarını halen umutla Serie A’da görecekleri günü bekliyorlar. Bu kez Gipo Viani’den daha fazlasına ihtiyaçları olacağını bilerek…

Bir bakışta Gipo Viani

 

2. Sone                                               4. Sone

                                                                                                                     

Bunlar da ilginizi çekebilir;

Ultras: Vahşi Ruh

1966 Dünya Kupası Kahramanı: Pickles

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More