Fenerbahçe Basketbol Yapılanması ve Obradovıc

Aslında bu yazımda sadece Obradovic’den bahsedecektim ama 2004 yılında Aydın Örs ile başlayan Fenerbahçe basketbol yapılanmasını da anlatmak istedim. Biliyorsunuz ki ülkemizde basketbol yakın zamana kadar futbol kadar takip edilen, salonları stadyumlar kadar doldurulan bir spor dalı değildi. Gerçi hala futbol kadar takip edildiği söylenemez ama bu durum son dönemde biraz da olsa değişti. Bu değişime öncülük eden iki takım var; Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko. Anadolu Efes’in yıllardan beri bir çekirdek taraftar kitlesi vardı fakat, Fenerbahçe’de bu kültür, Aydın Örs’ün Fenerbahçe Basketbol Takımı’na koç olarak getirildiği 2004 yılında filizlenmeye başladı.

Aydın Örs’ten önce 1 kez Lig şampiyonluğu yaşamış Fenerbahçe Basketbol Takımı, Aydın Örs geldikten 2 sene sonra 1 şampiyonluk daha yaşadı ama Aydın Örs 2007 yılında takımdan ayrıldı. 2007 yılında, KK Bosna ile Euroleague, İtalya Milli takımı ile EuroBasket’de şampiyonluk yaşamış Bogdan Tanjević ile yeni sezona başlandı. Aslında bu başlangıcın en büyük amacı Avrupa basketbolunda söz sahibi olan bir takımın inşasının temellerini atmaktı.

Tanjević ile 2 Türkiye Ligi, 1 Türkiye kupası ve 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanan Fenerbahçe’de işler Euroleague için hiç de planlandığı gibi gitmiyordu. 2010 yılında Tanjević’in sağlık sorunları yüzünden kendisiyle yollar ayrılmış, yerine Fenerbahçe’nin Avrupa hedefleri doğrultusunda bir koç daha getirilmişti. O isim daha yeni çiçeği burnunda Eurocup şampiyonu olmuş koç Neven Spahija’ydı. Fenerbahçe, Spahija ile de Türkiye’de başarılı olmuş fakat hala Euroleague’de dişe dokunur bir başarısı elde edememişti. Sezon sonu Spahija ile de yollarını ayıran Fenerbahçe sezona 2 kez baş koç, 2 kez de asistan koç olarak Final Four görmüş İtalyan Simone Pianigiani ile başladı; fakat daha 1 sezonu bile tamamlayamadan o da takımdan ayrıldı. 2012 yılında Ülker ile yaptığı işbirlik ile yeni bir salon açmış Fenerbahçe daha büyük bir isimle anlaşmanın zamanı geldiğini fark etmişti, akıllarda tek bir isim vardı; Zeljko Obradovic.

Modern EuroLeague'de Fenerbahçe Koçları: Obradovic ve Diğer 4 Çalıştırıcı | Eurohoops

Tarihler 2013’ün Haziran ayını gösterdiğinde Obradovic, İstanbul’a 8 Euroleague, 1 FIBA Dünya Basketbol ve 28 ulusal kupa kazanmış koç unvanı ile iniş yaptı. Türkiye topraklarına böylesine büyük bir kariyere sahip bir koç daha önce inmiş midir, hiç sanmam. Ünlü menajer Alex Raskoviç ile İstanbula’a gelen Obradovic kendisine tahsis edilen özel araç ile Çırağan Sarayı’na gitti ve Fenerbahçe yöneticileri ile ilk toplantı yapıldı. Toplantıda ana konu transfer bütçesiydi. Toplantıdan iki taraf da bir anlaşma sağlayamadan ayrıldı. Bu iş tam yattı denilirken menajer Raskovic tarafından 2. bir görüşme talep edildi. Yapılan 2. görüşmeden olumlu bir sonuç çıktı, artık Avrupa basketbolunun en önemli koçu Fenerbahçe Basketbol Takımı’nın koçuydu. 3 Temmuz günü Ülker Spor Salonunda Obradovic ile basın mensuplarının karşısında bir imza töreni yapıldı.  İmza töreninde kendisine sorulan ”Türkiye’de kendisine basketbolun Mourinho’su deniliyor daha önceden de böyle yorumlar yapılıyor muydu?” sorusuna Obradovic çok net bir cevap verdi;

Benim adım Zeljko Obradovic ve ben bundan çok memnunum.

Birinin kendisine duyduğu saygı ile kibir arasında ince bir çizgi vardır. Bana göre Obradovic hiç de kibirli bir karakter değildi. Maç esnasında taraftarlar Obradovic’e tazahürat yaptıklarında Obra ilk önce taraftarları selamlıyor daha sonra da taraftara oyuncuları gösteriyor, adeta beni değil oyuncularımı alkışlayın diyordu. Ancak aynı Obradovic başarıda sürekli ön plana çıkardığı oyuncularına hataları sırasında ise hiç acımıyordu. Bu durumu şöyle anlatıyor Obra; “Eğer ben birine bağırıyorsam, bu hatanı düzeltebilirsin sana inanıyorum demektir.”

Bir insan bir şeye gerçekten inanıyorsa o şey için çaba sarf edebilir ancak. Bu çabanın miktarını da sıklıkla hırs belirler. Obradovic çok inançlı ve inandıklarına ulaşmak için de çok hırslı bir insandı. Bu inancı ve hırsı ne geriye düştüğü maçlar da ne de hapishaneye girdiğinde kaybetti. Daha oyunculuğunun zirvesindeyken bir trafik kazasında bir insanın hayatına mâl oldu ve 2 yıl hapis yattı. Bu acı olay sonrasında da ayağa kalkmayı bildi, inandıklarının peşinden koşmaya devam etti. Onun başardığı her şeyde inancı ve hırsı ana faktördü. Peki bunları kimden öğrendi? Tamam, liderlik vasıfları sıklıkla doğuştan gelir ama liderlerin de akıl hocalarına ihtiyaçları vardır. Zira doğru amaçlara hizmet etmeyen bir hırs felaket de getirebilir. Obradovic’in akıl hocası profesör lakaplı Aleksandar Nikolic’ti. Nikolic; Obradovic, Partizan takıma koç olarak getirildiğinde ona yardım etsin, bir danışman olsun diye getirilmişti. Obradovic de öğrendiği çoğu şeyi Aleksandar Nikolic’e borçludur, tıpkı Fenerbahçe Basketbol Takımı ve kültürünün öğrendiği çoğu şeyi Obradovic’e borçlu olması gibi.

Obradovic ve Aleksandar Nikolic

Sezonu Cumhurbaşkanlığı Kupası ile açan Fenerbahçe Türkiye Basketbol Ligi’ni de kazandı, Euroleague’de son 16 gruplarına kaldı ve gelecek için bir ışık yaktı. Obra, ilk olarak camiaya hayal etmeyi öğretti. Başında Obra gibi bir koç olan takım için de hayal kurmak çok zor bir iş değildi. Fenerbahçe bu hayali ilk olarak ertesi sezon Euroleague’de Final Four’a kalarak büyüttü. Final Four’da, Real Madrid ile karşılaşan Fenerbahçe hakem kurbanı yapılarak belki de Real Madrid lobisi kullanılarak saf dışı edildi. Bu haksızlık Fenerbahçe’ye hırsı öğretmişti. Fenerbahçe artık basamakları teker teker yukarı çıkıyordu. Ama tepeye ulaşmak için 1 seneye daha ihtiyacı vardı. Ertesi sezon, yani 2015/16 sezonunda bir basamak daha atarak Euroleague’de finale çıktı. Son çeyreğe rakibinden 16 sayı fark yiyerek giren Fenerbahçe son çeyrekte 30-14’lük bir seri yakalayarak maçı beraberlikle bitirdi. Ama bu sefer de olmadı. Uzatmalarda Fenerbahçe, CSKA Moskova’ya 101-96 mağlup oldu. Belki de başka bir koç, başka bir camia olsa tamam bu kadırı bize yeter herhalde o kupa bizim olmayacak diyebilirdi ama Fenerbahçe öyle yapmadı. Bu basamakta da bir şey öğrendi; inanç…

2016/17 Euroleague Final Four’u İstanbul’da yapılacaktı o kupa buradan da çıkmayacaktı. Euroleague’de normal sezonu 5. tamamlayan Fenerbahçe, çeyrek finalde Panathinaikos ile eşleşti. Bu eşleşmeyi Fenerbahçe 3-0’la süpürdü. Obradovic önderliğindeki takım, Final Four’da 1 sezon önce kendisini eleyen Real Madrid’den rövanşı alarak Sinan Erdem Spor Salonu’ndaki finale adını yazdırdı.

Final günü yurdun birçok yerinde dev ekranlar kuruldu 7’sinden 70’ine herkes nefesini tuttu bu maça odaklandı. Sinan Erdem’de Olympiakos’u üstün bir oyun ile yenen Fenerbahçe, artık en tepedeydi. Bundan 13 yıl önce başlanan ve 4 yıl önce de Obradovic’in gelişi ile daha da büyük adımlarla devam eden yolculukta Fenerbahçe artık hedefine ulaşmıştı. 2016/17 Euroleague şampiyonu Fenerbahçe olmuştu.

Fenerbahçe Basketbol Takımı

Artık başarıya doymayan Fenerbahçe bir sonraki sezon da Euroleague’de final oynadı fakat takımın en önemli oyuncularından olan Ekpe Udoh ve Bogdan Bogdanovic’i NBA’e yollayana Fenerbahçe, finalde Real Madrid’e kaybetti. Ertesi sene normal sezonu üstün bir şekilde lider bitiren Fenerbahçe final four’da Anadolu Efes’e kaybetti. O sezon Türkiye Ligi’ni de Anadolu Efes’e kaptırdı. 2019/20 sezonunda Euroleague’de kötü bir performans sergileyen Fenerbahçe covid-19 sebepli ile iptal edilen sezonu 8. bitirdi. Liglerin bitimi ile Obradovic gidicek mi kalacak mı dedikoduları başladı. Sözleşmesi biten Obra, İstanbul’a bir görüşme yapmaya geldi. Yönetim ile görüşmeler yapıldı. Görüşmelerde net bir sonuca ulaşılamadı. Obradovic, yapılan yeni sözleşme teklifini ailesi ile konuşmak için Sırbistan’a gitti. Ailesi ile görüşen Obradovic’in kararı 1 yıl dinlendikten sonra kariyerini başka bir takımda devam etmek oldu. 2013 yılında bir rüyayı gerçekleştirmek için Fenerbahçe’ye gelen Obradovic, Avrupa’nın en önemli basketbol markalarından birini kurdu. Türkiye’de 1 Euroleague, 4 Türkiye Basketbol Ligi, 3 Türkiye Kupası, 3 Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanarak ve ayrıca 4 kez de final four oynatarak Türkiye’den ayrıldı. Yaşattığın her şey için teşekkürler Obradovic.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Mıamı Heat: Spoelstra’nın Yolu

Düello: Jamal Murray – Donovan Mıtchell

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More