Dünya Kupaları: 1930-1934

Dünya Siyasi Tarihi Işığında Dünya Kupaları - 1

Geçmişten günümüze kadar düzenlenen Dünya Kupası organizasyonlarını, dünya siyasi tarihi ışığında ele alan bu çalışmamız, bir yazı dizisi halinde siz değerli okuyuculara sunulacaktır.

Serinin bu ilk yazısı için keyifli okumalar dileriz.

Ülkeler arasındaki meselelerin çözümünün daha makul bir yolu mutlaka olmalıydı. Gün gelecekti savaşan milletler farklılıklarını karşılıklı saygı ve dostluğun hüküm sürdüğü spor sahasında çözeceklerdi. Bu hayaller 1928 yılında FIFA’nın bir Dünya Kupası düzenlemeye karar vermesiyle gerçeğe dönüşecek miydi? Açık konuşmak gerekirse bu sorunun cevabını, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, net olarak veremedim. Bu yazı dizisi, sorunun net bir cevabını veremeyecek olsa da, okuyan herkesin kendi cevabına ulaşması yolunda ona ışık olması düşüncesiyle ve temennisiyle hazırlanmıştır.

Dünya Kupası’nın iki paralel tarihi vardı. Biri nesnel (sonuçlar ve istatistikler ile belirlenmiş), diğeri ise dünya ekonomisi, siyasi tarihi ve ülkeler arası ilişkileri etkileyen öznel tarih. Bu yazımda, her zaman olduğu gibi, maçın skoruna çok bağlı kalmadan Dünya Kupası’nın önemini ve insanlık üzerindeki etkilerini anlatmaya çalıştım.

Dünya Futbol Şampiyonası sinemadır. Dört hafta boyunca gerilim, drama, kader, eğlence dolu bir sinemasal yaşantı.[1] Dünya Kupası manzaralarını getirin gözünüzün önüne. İki rakip takımın taraftarları aynı tribünde bayrak sallıyor, gollere birlikte seviniyor. Orada acayip bir hava var. Futbol bir festival ve futbola o gözle bakan on binler var tribünde.

Dünya Kupası büyük bir düş tiyatrosu… Dünya Kupası futbolun şenliği… Halit Kıvanç’ın sözüyle, futbolun güzellik yarışması kupaların kupası Dünya Kupası. Evrensel ölçekte futbol sohbeti yapılabilen fakat dört senede bir gelen, bir ay. İnsanın futbola dair bilgi dünyasını yakından gözlemleyebildiği, sorgulayabildiği koca bir ay. 1930 yılından günümüze bu koca ayları bir özet olarak sizlere sunmaya çalıştım. Umarım oynanan o muhteşem maçlar birer anı perdesi gibi gözlerinizin önüne gelir ve yüzünüzde bir gülümseme belirir.

1930 URUGUAY

Kupa bu posterle tanıtılmıştı.

Tarihteki ilk Dünya Kupası organizasyonu, büyük ekonomik buhranın tam ortasında, son iki Olimpiyat Şampiyonu Uruguay’a verilmişti. Kendisi küçük, futbolu büyük 2 milyon nüfuslu Uruguay, katılımcı ülkelerin tamamının ulaşım ve otel masraflarını ödeyeceğini açıklamıştı, ama dünyanın neredeyse her noktasında insanlar açlıktan ölüyor, kriz ortamında intihar sayısı büyüyordu.  Bu nedenle Avrupa’dan katılım beklendiği gibi gerçekleşmedi. 1930 yılı Uruguay’ın 100. bağımsızlık yılıydı. Bu sebeple Dünya Kupası organizasyonunu kendileri için görkemli bir kutlama olarak görüyorlardı.[2]

Fransız heykeltıraş Abel Lafleur tarafından som altından yapılan kupa ‘’Zafer’’ adını taşıyordu ve 35 cm. uzunluğunda, 3 kilo 800 gram ağırlığındaydı. Sekizgen olarak tasarlanan kupanın üzerinde Yunan Zafer Tanrıçası Nike’yi simgeleyen bir heykelcik mevcuttu.

1966 yılında İngiltere’de yapılan finallerde Londra’da sergilenmekte olan kupa, birden ortadan kayboldu. Ancak kupa, bir kaç gün sonra Londra’nın güneyindeki kenar mahallelerden birinde, çalılıklar arasında Pickles adlı bir köpek tarafından bulundu.

İlk başta dönemin FIFA Başkanı Jules Rimet’in adını taşıyan ve üç kez kazanana ülkeye teslim edileceği açıklanan bu ilk kupa, 1970 yılında şampiyonayı 3. kez kazanan Brezilya’ya teslim edildi. Ne yazık ki 1983 yılında Brezilya’dayken çalındı ve hala bulunamadı.

FIFA Museum on Twitter: "Our Jules Rimet Cup has returned and ...
Abel Lafleur tarafından tasarlanan o ilk kupanın bir kopyası

Romanya’da halk tarafından çok sevilmeyen Alman asıllı kral II. Carol tahtaydı. Carol, futbolu çok seviyordu ve tahta çıktığında ilk icraatı çeşitli suçlardan içeride olan futbolculara af çıkarmak oldu. Dünya Kupası finallerine katılan Romanya milli takımının kadrosunu da kendisi belirlemişti.

13 Temmuz 1930’da Montevideo’daki Pocitos Stadı’nda Fransa – Meksika müsabakasını Uruguaylı hakem Domingo Lombardi yönetti. Dünya Kupaları tarihinin ilk golünü Peugeot fabrikasında çalışan 23 yaşındaki Lucien Laurent kaydetti. 2. Dünya Savaşı’nda Almanlara esir düşecek olan Laurent, belirli bir süre esir kampında kalacaktı. Aynı müsabakada görev yapan Alex Villaplane ise Nazilerle işbirliği yaptığı gerekçesiyle Fransız direnişçiler tarafından idam edilecekti.

Plata Nehri’nin ayırdığı iki ülke olan Uruguay ve Arjantin finaldeydi. İki ülkede de gündemi final müsabakası oluşturuyordu. Fabrikalar tatil veriyor, hükümetler toplantılarını dahi iptal ediyorlardı.

Müsabakayı her iki takımda kendi toplarıyla oynamak istiyorlardı. Belçikalı hakem Langenus, maçın ilk yarısını Arjantin’in, 2. yarısını Uruguay’ın topuyla oynattı. Kupa Arjantin’i 4-2 mağlup eden Uruguay’ın kaptanı Jose Nasazzi’nin ellerinde yükseldi. Maç sonrası Bouenos Aires’teki Uruguay Konsolosluğu taşlandı. Bu olayları müteakiben iki ülke futbol federasyonları bütün ilişkilerini askıya aldılar ve iki yıl boyunca birbirleriyle maç yapmadılar.[3] Kupanın Uruguay adına birçok yıldızı vardı ama finalde kapanış golünü atan tek kollu Pedro Castro hiç unutulmadı.

* * *

1934 İTALYA

Political Impact of the World Cup, 1934 and 1978 | History Forum
1934 Dünya Kupası’nın afişi

Kupanın ev sahibi İtalya’daki siyasi atmosfer fazlasıyla gergindi. Ülkeyi Benito Mussolini yönetimindeki Faşistler yönetiyordu. Ülkeyi yönetenler sporu propaganda malzemesi olarak görüyorlardı.

Şampiyonanın afişlerinde bir Herkül, ayağında futbol topuyla faşist selamı veriyordu. 34’ Dünya Kupası, Roma’da, Duce(Mussolini) için büyük bir propaganda aracı oldu. Mussolini şeref tribününden bütün maçları izledi, on bir oyuncu onu ve tribünleri hınca hınç dolduran çoğu kara gömlekli seyircileri, başları dik ve el ayaları ileriye dönük şekilde selamlayarak zaferlerini Mussolini’ye armağan ettiler.[4]

Mussolini gizli çekişme içinde olduğu Hitler’e, kendisinin daha güçlü olduğunu göstermek için futbolun büyük heyecanını ülkesine taşımayı başarmıştı.[5]

İlk Dünya Kupası’nın şampiyonu Uruguay, ülkesinde yapılan ilk organizasyona İtalya katılmadığı için boykot yaparak turnuvaya katılmamıştı.

Türkiye, Afrika-Asya grubundan Mısır ve Filistin’le finallere katılma hakkını kazanmasına rağmen İtalya serüvenine katılmaktan vazgeçti.[6]

İtalya ulusal takımının antrenörü Vittorio Pozzo’nun adı faşistlik ile adlandırılmasına rağmen, 2. Dünya Savaşı’nda direnişe destek vererek bu tezi boşa çıkartacaktı.

Avusturya ulusal takımı Das Wunderteam(Harika Takım) lakabı ile anılıyordu. Dünya Kupası finallerinde yer alan ilk Afrika takımı Mısır oldu. Nazilerin yönettiği Almanlar, müsabakalara parti bayrakları ile geldiler. Onlar da turnuvayı ideolojilerini yansıtabilecekleri bir saha olarak görüyorlardı.

Luis Monti, kupa tarihinde iki farklı takım ile final oynamış tek oyuncuydu. (1930 Arjantin, 1934 İtalya)

Ev sahibi İtalya ve güzel futbol meraklısı Çekoslovakya’nın karşılaştığı finalde 2-1 galip gelen İtalya Milli Takımı, Faşist partiye ait stadyumda kupayı kazandı. 1 Milyon liret kar elde eden İtalya’da Mussolini mutlu ve gururluydu. Finalden önce İtalya Milli Takımı’nı Roma’da askeri geçit törenine çıkarmak isteyen Mussolini’ye ‘Hayır’ demeyi başaran teknik direktör Vittorio Pozzo, kupayı kazanamasaydı maç sonrası belki de evi yerine cezaevine gidecekti.

Devamı için tıklayınız.

KAYNAKLAR:

[1] Ayata, İ. (2002), Niçin Bazı İnsanların Futbolu Sırf Dünya Kupası’nda Sevdiklerine Dair. Erten, B. (Yay.haz.), Dünya Kupası, (s.28-38), İletişim Yayınları, İstanbul

[2] Aydın, Mert, Mayıs 2018, Dünya Kupası Tarihi, Profil Kitap, İstanbul

[3] Squires, David, Temmuz 2018, Çizgilerle Dünya Futbol Tarihi, İthaki Yayınları, İstanbul

[4] Galeano, Eduardo, Ağustos 1998, Gölgede ve Güneşte Futbol, Can Yayınları, İstanbul

[5] Kıvanç, Halit, Haziran 2002, Kupaların Kupası Dünya Kupası, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul

[6] Alpman, C. (2002), 1-10’dan 3-5-2’ye. Erten, B. (Yay.haz.), Dünya Kupası, (s.70-80), İletişim Yayınları, İstanbul

Skor tabelasının dışında kalanlarla ilgilenenler için nefis bir podcast Camuspotu


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Real Madrid: Dünya Devi Mi? Kralın Takımı Mı?

Harikadan Hatıraya: 1949 Superga Uçak Kazası

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More