Dünya Kupaları: 1958-1962-1966

Dünya Siyasi Tarihi Işığında Dünya Kupaları - 3

Yazı dizisinin 3. bölümüne 1958 – 1962 ve 1966 Dünya Kupaları ile devam ediyoruz.

Dizinin ilk yazısı için tıklayınız.

1958 İSVEÇ

Türk milli takımımız Asya Grubu’nda İsrail ile eşleştirilmişti. Asya grubunda yer almayı hazmedemeyen Türkiye, turnuvadan çekildi. Aramızın kötü olduğu İsrail’le eşleşmeye itiraz ederek çekilişimiz; futbolun değil, Türkiye’nin kendisini Avrupa jeopolitiğinin içinde konumlandırma çabasının bir sonucuydu.[1] Ayrıca devlet politikamız bakımından, İsrail ile ilişkilerimiz bugünkü gibi sıcak değildi.

Yıllarca Dünya Kupası’nı pas geçen 4 Britanya takımının tamamı bu kez finallerdeydi; İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda. 4’erli 4 grupta ilk iki sırayı alacak takımlar çeyrek finalde eşleşecekti.

Maschio, Angelillo ve Sivori üçlüsüyle 1 yıl önce Güney Amerika şampiyonu olan Arjantin, bu futbolcuların İtalya’ya transfer olmaları sonucunda hepsini milli takımdan men etmiş ve Kirli Yüzlü Melekler’den yoksun kalmıştı.

Manchester United’ın geçirdiği uçak kazasında takım arkadaşlarını kurtaran kaleci Harry Gregg de Kuzey İrlanda’nın başarısında büyük pay sahibiydi.

Fransız oyuncu Just Fontaine, attığı 13 gol ile bir kupada en çok gol atan oyuncu unvanını kazanıyordu.

Finalde ev sahibi İsveç’i 5-2 mağlup eden Brezilya kupayı kazanmayı başardı. Final maçı tarihteki ilk canlı yayındı ve siyah-beyaz görüntülerle gerçekleştirilmişti. Kore Savaşı sonrası 1958’de Brezilya ekonomisi yükselişe geçmiş ve milli takıma sağlanan imkanlar artmıştı. 17 yaşında bir çocuk ve okuma yazma bilmeyen, IQ’su düşük, çarpık bacaklı bir top cambazı olan Garrincha, tüm dünya futbolunun kaderini değiştirmişti. Kupadan önce Brezilya takımı psikoloğu Dr. Carvalhaaes’in yaptığı zeka testlerinden çok düşük puan alan Garrincha için ‘baskı altında oynaması imkansız’ teşhisi konulmuştu. Pele ise aynı teste göre çocuksu ve savaşçı ruhtan yoksundu. Brezilya Devlet Başkanı Kubitschek, çok önemli bir toplantıyı tatil ederek takımı bizzat karşılıyor, onları milli kahramanlar olarak ilan ediyordu. Ve Başkan Yardımcısı Joao Goulard belirsiz süre için Senato toplantılarını erteliyordu.[2]

* * *

1962 ŞİLİ

Doğru dürüst bir stadı olmayan, üstüne çok ciddi bir deprem yaşayan Şili, Dünya Kupası organizasyonunu bize vermelisiniz çünkü başka bir şeyimiz yok diyerek FIFA’yı ikna etmişti.

Türkiye, elemelerde S.S.C.B. ve Norveç ile aynı gruptaydı ve finaller için grubu birinci bitirmesi gerekiyordu. Maalesef başaramadık.

Çeko-Slovakya futbol ülkesiydi ve güçlü bir geleneği vardı. Futbol tarihçileri, Çekoslavakya’nın 1962’deki savunma gücünü hep örnek olarak gösterirler.

Pele artık bir fenomendi. Brezilya hükümeti, onu ülke değeri olarak görüyordu ve Avrupa’ya gitmesi resmen yasaklanmıştı. Santos formasıyla oynamaya devam ediyordu.

Macarların efsanesi Ferenc Puskas, Sovyetlerin Macaristan’ı işgalinden kaçıp kurtulduktan sonra kariyerini Di Stefano ile birlikte Real Madrid’de sürdürmüş ve bu esnada İspanyol vatandaşlığına geçerek İspanya milli takımı ile kupaya katılmıştı.

Şili-İtalya maçı Santiago meydan muharebesine sahne oldu. Şili, İtalya karşısında yaklaşık 70 bin seyirci önünde oynuyordu. Şili gazetelerinde İtalyan gazetecilerin Şili kadınlarının güzellikleri ve ahlaki yapıları(!) üzerine şüphe uyandıracak makaleler kaleme aldıkları iddia ediliyordu. Bu iddiaların Şili halkının ve oyuncularının duygularını harekete geçirmesi üzerine maç bir gurur meselesi haline gelmiş ve futbol, şimdilerde pek bilinmeyen bu muharebenin içinde ikinci planda kalmıştı. Maçtan önce Şilili futbolcular İtalyanların verdikleri karanfilleri geri çevirdiler. Şilili Sanchez bir dirsek darbesiyle İtalyan Maschio’nun burnunu kırdı. Hakem maçı birkaç kez durdurmak zorunda kaldı. Silahlı polisler üç kez sahaya girdiler. Maçı Şili 2-0 kazandı ve maç sonrasında oyuncular soyunma odalarına polis eşliğinde girdiler.[3]

Yarı finalde oyundan atılan Garrincha için itirazda bulunan Brezilya’nın itirazı ilginç bir şekilde FIFA tarafından kabul edilmişti ve finalde Çekoslovakya’yı 3-1 yenen Brezilya peş peşe ikinci kez kupayı kaldırıyordu.

* * *

1966 İNGİLTERE

İngiltere Futbol Federasyonu, Dünya Kupası tarihinin ilk resmi maskotunu yaratıyor, ‘’World Cup Willie’’ tüm sevimliliği ile karşımıza çıkıyordu. Bu küçük aslanın üzerinde Union Jack (Britanya Bayrağı) olan bir tişört giymesi ilgiyle karşılanıyordu.

Harold Wilson başbakanlığındaki İşçi Partisi iktidarı 1966 Dünya Kupası organizasyonunun İngiltere’de gerçekleşebilmesi için yoğun bir çaba sarf etmişti. 1964 yılında iktidara geldiklerinde gündemlerinin ilk maddesinde Dünya Kupası organizasyonu yer alıyordu.

1966 elemelerinde FIFA Asya ve Afrika’yı ayırmayıp tek bir eleme bölgesi yapmaya Photo Gallery: World Cup Mascots | Who Ate all the Pieskarar verince 15 Afrika ülkesi boykot kararı aldı.

Londra’ya getirilen 2 bin paund değerindeki Jules Rimet Kupası turnuvadan 4 ay önce çalındı ama kısa bir süre sonra, banliyölerin birinde Pickles isimli bir köpek tarafından gazete kağıtlarına sarılı bir şekilde bulundu. Uğruna ulusların gözyaşı döktüğü kupayı bulan köpeğin sahibine 6 bin pound ödül verildi.

19 Temmuz 1966’da Kuzey Kore’nin İtalya karşısında 1-0 galip geldiği maçta, Uzak-şark futbolunun nasıl olup da süper devi alt ettiğini izledik. Koreliler, savaşçı karıncalar gibi her topa 10 kişi saldırırken, İtalyanlar hayret ve dehşet içinde bu anlaşılmaz futbolu sergileyen rakipleri karşısında çaresiz kalmıştı.[4] Kuzey Kore İtalya’yı boş zamanlarında futbol oynayan Diş Hekimi Pak’ın golüyle eledi.

Güney Amerika’nın Zamora’sı Meksika kalecisi Carbajal tam 5 Dünya kupasında oynayarak bir rekor kırmıştı: 1950, 1954, 1958, 1962 ve 1966…

Mexico goalkeeper Antonio Carbajal at the 1950 World Cup Finals ...
Antonio Carbajal

Portekiz futbolu 1960’lı yıllarda iki sömürgesi Angola ve Mozambik’ten gelen siyah futbolcularla yükselişe geçti. Benfica forması da giyen başta Kara Panter Eusebio olmak üzere, birçok devşirme yıldız Portekiz’i 1966’da dünya üçüncülüğüne taşıdılar.[5]

Kraliçe Elizabeth’in de izlediği normal süresi 2-2 biten Dünya Kupası tarihinin en tartışmalı golünün atıldığı final maçında uzatmalarda kanatsız harikalar olarak adlandırılan İngilizler, Batı Almanya’yı 4-2 mağlup ederek kupanın ilk kez sahibi oldu.

Devamı için tıklayınız.

 

KAYNAKLAR:

[1] Can, Cem, 2002, Dünya Kupası, İletişim Yayınları, İstanbul

[2] Bapçum Kahraman, Ağustos 2015, Spor Dünyamızın 45 Yılından, Ötüken Neşriyat, İstanbul

[3] Tosyalı, Cem, 2002, Dünya Kupası, İletişim Yayınları, İstanbul

[4] Alpman, Cengiz, 2002, Dünya Kupası, İletişim Yayınları, İstanbul

[5] Ulagay, Alp, 2002, Dünya Kupası, İletişim Yayınları, İstanbul

Skor tabelasının dışında kalanlarla ilgilenenler için nefis bir podcast Camuspotu


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Danimarka’nın Peri Masalı: Euro 92

Atatürk Hangi Takımı Tutardı?

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More