Diego Lugano: Cesur Yürek

HIRSLI, HIRÇIN VE AGRESİF

Sarı lacivert renklerden ayrılalı 9 yıl oldu ama kim geldiyse onun yerini tutmadı, o hep özlendi. Agresif oyunuyla, hırsıyla, attığı gollerle kendini sevdiren ve taraftarın unutulmazları arasına giren Cesur Yürek Diego Lugano’nun hayatını mercek altına aldık.

Diego Alfredo Lugano Moreno, 2 Kasım 1980’de Uruguay’ın Canelones kentinde dünyaya geldi. Doğduğu şehir olan Canelones’de çocukluğunu geçiren Diego, kentin küçük olması sebebiyle rahat ve sakin bir çocukluk geçirdi. Futbola 3 yaş gibi, erken bir dönemde başlamasına rağmen 18 yaşına gelinceye kadar amatör şekilde mahallesinin takımında oynadı. Bir amatör turnuvada mahalle takımıyla beraber elde ettiği şampiyonluk tüm hayatını değiştirdi. 

Profesyonelliğe geçiş: Nacional 

Lugano turnuvada iyi bir performans gösterdi ve bu performasıyla, Uruguay tarihinin en başarılı kulübü olan Nacional ona teklifte bulundu. O yaşına kadar futbolculuk üzerine bir kariyeri düşünmeyen Uruguaylı için bu teklif, hayatının dönüm noktası oldu.  

18 yaşında Nacional kulübü ile profesyonelliğe adım atan Diego Lugano, 5 yıl boyunca ülkesinde, onu keşfeden Nacional ve kiralık olarak Plaza Colonia takımlarında forma giydi. Bu yıllarda Uruguay ligi şampiyonluğu da yaşayan genç savunmacı, yıllar içinde performansını geliştirerek 2003 yılında milli takım kadrosuna da seçilmeye başladı. 

Sao Paulo kariyeri

Artık Lugano için ülkesinden ayrılık vakti gelmişti. Potansiyelini gören Sao Paulo, 1 milyon € bedelle 23 yaşındaki Uruguaylıyı kadrosuna kattı. 3 yıl süren Sao Paulo kariyeri boyunca 96 maça çıktı ve 8 golle takımına katkı sağladı.  

Oynadığı sürede hem kendisinin hem de takımının en başarılı yılı 2005’ti. Kalesini Rogerio Ceni’nin koruduğu, bir dönem ligimizde Sivasspor’un da formasını giyen Cicinho’nun bulunduğu ekip ile beraber o yıl Libertadores’i kazandı. Performansıyla özellikle İtalyan takımlarının dikkatini çeken Lugano’ya, o yıl Milan, Juventus ve Lazio teklif yaptı. Maaş konusunda anlaşamayan Uruguaylı, takımda kalmayı tercih etti.  

2005 yazında transfer teklifleri reddeden Uruguaylı, Aralık 2005’de takımıyla beraber katıldığı FIFA Kulüpler Dünya Kupası’nda mücadele etti. Kupanın finalinde, İstanbul’da unutulmaz geri dönüşüyle Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmuş Liverpool ile karşılaşan Sao Paulo, İngiliz rakibini Mineiro’nun golüyle 1-0 yenerek FIFA Kulüpler Dünya Kupası’nın sahibi oldu.  

Avrupa’ya ilk adım: Fenerbahçe

2006 Ağustos’una gelindiğinde Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi gruplarına kalabilmek için Dynamo Kiev ile karşı karşıya gelecekti. Ama bir sorun vardı. 3 yıldır savunmanın bel kemiği olan Luciano sakattı ve yakın bir zamanda oynayabilecek gibi gözükmüyordu. Maça çıkmadan önce sarı lacivertlilerin zayıf karnının savunmanın göbeği olduğu apaçık belliydi. Karşılaşmaya Can Arat-Önder Turacı ikilisiyle çıkan Fenerbahçe’nin korktuğu başına geldi ve daha 34. saniyede 1-0 geriye düştü. Maçı 3-1 kaybeden sarı lacivertlilerde transfer çalışmalarına hız verildi. 9 Ağustos’tan 1 Eylül’e kadar 4 tane yabancı futbolcu transfer edildi. Bu oyuncuların ilki Diego Lugano’ydu. Sao Paulo ile 7,5 milyon € bonservis bedeli karşılığında anlaşan Fenerbahçe, Uruguaylı savunma oyuncusu ile de 1 yılı opsiyonlu 4 yıllık sözleşme imzaladı. Savunmada partneri ise, sakatlığı sebebiyle sözleşmesi feshedilen Luciano’nun yerine Cruzeiro’dan transfer edilen Edu Dracena oldu.  

İlk maçına ligde Sakaryaspor deplasmanında çıkan Lugano, ilk golünü de sonraki hafta Kadıköy’deki Antalyaspor maçında attı. Hem de 1 değil 2 tane. Üstüne 1 tane de asist yaptı. Maçı 4-2 kazanan sarı lacivertlilerde Uruguaylı savunmacı maçın adamı oldu. Taraftara merhaba maçında sergilediği bu performans ile tüm Fenerbahçelilerin kalbini kazanmayı başardı. Sezon boyu tüm kulvarlarda 36 maça ilk 11’de başlayıp 5 gol 3 asist kaydetti. Fenerbahçe taraftarı, Luciano’dan skorer stopere alışıktı. Lugano’nun bunun üstüne bir de agresif ve kendine has hırçınlığını eklemesi onu tribünlerin sevgilisi haline getirdi. Sezonu şampiyonlukla tamamlayan sarı lacivertlilerde Uruguaylı oyuncu, Türkiye’deki ilk yılında şampiyonluk yaşadı. 

2007/2008 sezonuna, Beşiktaş’ı Süper Kupa finalinde 2-1 yenerek kupayla başlayan Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde başarılı bir grafik çizdi.. Öyle ki kulüp, tarihinin en başarılı Şampiyonlar Ligi sezonunu geçirdi. Çeyrek finale kadar çıkan ve Chelsea’ye elenen sarı lacivertli ekipte ilk Devler Ligi deneyimini yaşayan Diego Lugano, kariyerinin ilk ve tek Şampiyonlar Ligi golünü de aynı sezon kaydetti. Sarı Kanarya’nın, son 16 turu ilk maçında Sevilla‘yı 3-2 mağlup ettiği karşılaşmada Lugano, takımını 2-1 öne geçiren golü attı. 

2008/09 sezonu ise istikrarın olmadığı bir yıl oldu her anlamda. Zico’nun yerine göreve gelen Luis Aragones, kendi oyun sistemini Fenerbahçe’ye uygulamak istedi fakat hem oyuncuların bu oyunu oynamakta zorluk çekmesi, hem de GuizaJosico gibi yeni transferlerden istenilen verimin alınamaması takımı şampiyonluk yarışından uzaklaştırdı. Üstüne bir de Lugano’nun partneri Edu’nun sık sakatlanması, stoper bölgesinde birçok kişinin oynamasına sebep oldu. Sonuç olarak ligi 4. bitiren Fenerbahçe, Türkiye Kupası finalinde de Beşiktaş’a 4-2 kaybederek sezonu kupasız kapattı. 

Yeni sözleşme

2009 yazına gelindiğinde Lugano’nun Fenerbahçe’yle sözleşmesi bitmişti. Opsiyonun kullanılıp kullanılmayacağı ise belli değildi. Transfer döneminin başında Sivasspor’dan Bilica’nın transfer edilmesi, basında Christian Poulsen ile anlaşıldığı ve Lugano ile yolların ayrılacağı haberlerinin çıkması sarı lacivertli taraftarlarda büyük soru işaretlerine sebebiyet vermişti. Artık herkes “Lugano gitti” derken sürpriz şekilde 4 yıllık yeni sözleşme imzalandığı açıklandı ve onun yerine giden kişi ise Edu Dracena oldu; daha sözleşmesinin bitimine 1 yıl varken Fenerbahçe kulübü tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetti. Artık Lugano’nun yeni partneri Bilica’ydı. 

Sarı lacivertli takım, Beşiktaş’ı Süper Kupa finalinde 2-0 yenerek sezona kupayla başladı.  Lige ise, Christoph Daum yönetiminde 8’de 8 yaparak fırtına gibi başlayan Fenerbahçe, sezon ilerledikçe puan kaybetmeye ve puan avantajını yitirmeye başladı. Şampiyonluk yarışında bu sefer farklı bir takım vardı; Bursaspor. 33. hafta tamamlandığında Sarı Lacivertliler, Bursaspor’un 1 puan önünde liderdi. Son hafta Trabzonspor ile karşılaşan Fenerbahçe, onlarca pozisyona girmesine rağmen kaleci Onur’u geçemedi ve maç 1-1 sonuçlandı. Bursaspor’un da kazanmasıyla yeşil beyazlılar tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşadı. Bu maç hakkında Lugano, Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra: “Kariyerimin en çok üzüldüğüm 3 maçından biriydi.” demiştir. 

2010 Dünya Kupası

Sezon tamamlandıktan sonra Uruguay Milli Takımı’nın kaptanı olarak katıldıkları Dünya Kupası’nda yarı finale kadar yükselme başarısı gösterdi. Bu seviyede elde edilen başarı, Lugano’nun piyasa değerini de yükseltti. Sözleşme fesih bedelinin 3 milyon € olması ve İtalyan takımlarının ilgisi “Acaba gider mi?” sorularını yine akıllara getirdi. Ama Diego Lugano takımda kalmayı tercih etti. 

Fenerbahçe ile 2. şampiyonluğu ve takımdan ayrılışı

Lugano, Fenerbahçe’de beşinci ve son sezonunda en iyi dönemini geçirdi. Zaten 2009-2011 arası dönem Uruguaylı oyuncunun kariyerindeki en verimli dönemiydi. 2010/11 sezonunda, son gün transferiyle kadroya katılan Joseph Yobo ile Bilica’ya nazaran daha iyi bir ikili oldu. Daum’un yerine göreve başlayan Aykut Kocaman yönetiminde sezona başlayan Fenerbahçe, ilk yarıyı lider Trabzonspor’un 9 puan gerisinde 3. sırada tamamladı. Sezonun ikinci yarısında çok daha iyi bir performans sergileyen ve oynadığı 17 maçın 16’sını kazanan sarı lacivertli ekip 82 puanla ve averaj üstünlüğü ile şampiyonluk ipini göğüsledi. 

İlk yarıda deplasmanda oynanan Trabzonspor karşılaşmasını 3-2 kaybeden Sarı Kanarya, bordo mavili ekip ile Kadıköy’de oynanan 19. hafta mücadelesini 2-0 kazandı. Şampiyonluğun gelmesinde önemli bir dönüm noktası olan bu karşılaşmada golleri atanlardan biri de Diego Lugano’ydu. Zaten Fenerbahçe kariyeri boyunca attığı kritik goller onu taraftarın gözünde bir seviye daha yükseltti. 5 sezon boyunca Fenerbahçe formasını 188 kez terleten Uruguaylı savunmacı, 27 gol, 5 asistle çoğu savunmacının ulaşamayacağı gol sayılarına ulaştı.  

3 Temmuz süreci sonrası ayrılmak isteyen oyuncular için gelen teklifleri kabul eden Fenerbahçe’de, Niang, Daniel Guiza, Andre Santos, Emenike ve Lugano satıldı. 

Buradan şampiyon bir oyuncu olarak gidiyorum. Burada futbol yaşantım bitti. Fenerbahçe camiası bir taraftar kazandı. Hayatımı Fenerbahçe taraftarı olarak sürdüreceğim.

Diego Lugano

Fransa macerası: PSG

Haziran 2011’de Katar Spor Yatırımları Fonu tarafından PSG kulübü hisselerinin %70’i satın alındı. Bu satışla Fransız kulübünün çehresi tamamen değişirken yaz transfer dönemi de Paris ekibi için oldukça hareketli geçti. Pastore, Gameiro, Blaise Matuidi, Mohammed Sissoko gibi iyi oyuncuları kadrosuna katan Paris ekibinde bu transfer çılgınlığının içinde Diego Lugano da vardı. 3 milyon € bedelle kadrosuna kattığı Uruguaylı savunmacı, sezona ilk 11’de şans bularak başlasa da performansı yetersiz bulundu ve haftalar ilerledikçe forma savaşını kaybetti.  Beklentileri karşılamayan Lugano’nun yerine sezon ortasında Chelsea’den Alex transfer edildi. Beklentinin o kadar altında kaldı ki, Fransız spor portalı Maxifoot tarafından yılın en kötü transferi (bidonu) seçildi. 

 

Lugano PSG'den ayrılıyor - Futbol - Spor Haberleri

2012/13 sezonunun başında Thiago Silva’nın transfer edilmesi ise Lugano’yu adeta takımda fazlalık durumuna düşürdü. Aylık 320 bin € gibi yüksek bir ücret kazanması da takımdan gönderilecekler listesinin başına konmasına sebep oldu. Sezon ortasına kadar hiç forma şansı bulamayan Uruguaylı savunmacı, devre arasında İspanyol ekibi Malaga’ya kiralandı. 

Oradan oraya…

Yarım sezon Malaga’da forma giyen Lugano, 11 maçta forma bularak sezonu tamamladı. 2013 yazında bedelsiz olarak İngiliz ekibi West Bromwich Albion’a transfer oldu. Orada da dikiş tutturamayan Uruguaylı oyuncunun, sezon sonunda sözleşmesi feshedildi. Sonrasında eski takımı Sao Paulo’ya transfer olacağı yönünde haberler çıksa da 9 ay boşta kaldı.  

Mart 2015’de İsveç 1. ligi takımlarından Hacken’le 3 aylık anlaşma yapan Lugano, bu takımla 12 maça çıktı ve Temmuz 2015’te 9 yıllık Avrupa macerasını noktalayarak Paraguay liginin en popüler takımlarından Cerro Porteno’ya transfer oldu. Paraguay deneyimi de kısa süren Uruguaylı, onun dünya futbolu tarafından tanınmasını sağlayan kulüp olan Sao Paulo’ya döndü. 

Brezilya ekibinde 2 sezon forma giyen Lugano, toplamda 22 maça çıkıp 2 gol 1 asistle takımına katkı sağladı. 4 Aralık 2017’de sözleşmesi sona eren Uruguaylı oyuncu yeşil sahalara veda etti.

BİTİRİRKEN… 

Fenerbahçe’den gittikten sonra hiçbir kulüpte ritm tutturamayan Diego Lugano, Türkiye’deki performansının yanına dahi yaklaşamadı. Ülkemizde performansı, karakteri, tavırları ve hırsıyla Fenerbahçe taraftarına kendini o kadar çok sevdirmişti ki, Atatürk Havalimanından Paris’e omuzlarda uğurlandı.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Garrincha: Minik Kuş

Paolo Maldini: Milan’ın Ta Kendisi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More