Devler Ülkesinde Bir Cüce: Leıcester City

İmkansızı başaran takımın şampiyonluk yolculuğu…

2 Mayıs 2016 günü, Chelsea – Tottenham’la 2-2 berabere kalınca belki de dünya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük sürprizi tamamlanmış oldu. Kupalarda ve şampiyonalarda küçüklerin mutlu sona ulaştığı ya da devleri saf dışı bıraktığı olmuştu ama ilk kez bir lig maratonunda hem de İngiltere’de, şampiyonluğuna hiç ihtimal verilmeyen bir takım mutlu sona ulaşmayı başarmıştı. Leicester City’nin  2015/2016 sezonunda yaşadığı bu peri masalını gelin hep birlikte tekrar hatırlayalım.

Premier Lig dünyanın en zorlu liglerinden biri hatta belki de en zorlusu. Bu ligde şampiyon olmak şüphesiz her takım için çok büyük bir başarı. 2015/2016 sezonu başında bahis büroları Chelsea’nin şampiyonluğuna 2.75, Manchester City’e 3.5, Arsenal’e 4.5, Manchester United’a 6 ve Tottenham’a 100 oran veriyorlardı. Ligi şampiyon olarak tamamlamayı başaran Leicester City’nin şampiyon olmasına ise tam 1’e 5000 oran veriliyordu.

2014/2015 sezonunu düşme hattının 6 puan üzerinde, 14. sırada tamamlayan Leicester City için 2015/2016 sezonunda da hedef kümede kalabilmekti. Bu hedef doğrultusunda teknik direktör olarak Claudio Ranieri’yle anlaşan Tilkiler, yaklaşık 45 milyon poundluk transfer yaptılar. Takımın en pahalı üç transferi 9.9 milyon pound ödenen Okazaki, 8.1 milyon pound ödenen Kante ve 6.3 milyon pound ödenen Gökhan İnler’di. Ranieri daha önce Chelsea’nin başında 4 sezon geçirmiş ve Tinkerman lakaplı kurt hoca kayda değer bir başarı elde edememişti. Chelsea taraftarı ona, sahaya çıkardığı kadroda ve taktiklerinde sık sık değişiklik yaptığı için Tinkerman lakabını takmıştı. Tinkerman’ı Türkçe’ye kalaycı ya da tamirci olarak çevirebiliriz. Leicester’a gelmeden önce Yunan milli takımın başında 4 maçlık bir macera geçiren ve 4 maçta sadece bir beraberlik alabilen Ranieri’nin gelişi taraftarlar arasında hoş karşılanmamıştı. Fakat hiçbir şey bekledikleri gibi olmayacaktı…

2015/2016 sezonuna 4-2’lik Sunderland galibiyetiyle başlayan Tilkilerde Riyad Mahrez attığı 2 golle, Albrighton ise attığı 1 gol ve yaptığı 2 asistle öne çıkarlarken takımın diğer golü ise tabi ki Jamie Vardy’den gelmişti. 2. Haftayı da deplasmanda West Ham’ı 2-1’le geçen Leicester’da keyifler yerindeydi. İlk 6 haftada alınan 3 galibiyet ve 3 beraberlikle toplanan 12 puan taraftarlara kümede kalacaklarına dair umut veriyordu. 7. haftada ligdeki ilk mağlubiyetini alan Tilkiler, Arsenal’e 5-2 kaybetseler de sonraki 10 maç boyunca kaybetmediler ve Christmas’a gelindiğinde 2. Arsenal’in 2 puan önünde 38 puanla liderlik koltuğunda oturuyorlardı.

Christmas, Premier Lig’de önemli dönüm noktalarından biridir çünkü takımlar yoğun bir fikstüre girerler. 2015/2016 sezonundan önceki 11 sezonda Christmas’a lider giren takımların 8 tanesi şampiyon olmayı başarmıştı. Leicester City için belki de ilk kez şampiyonluk dile getirilmeye bu dönemde başlandı. Ne var ki bu sıkışık fikstür istedikleri gibi geçmedi ve 26 Aralık 2 Ocak arasında oynadıkları 3 maçtan sadece 2 puan alabildiler. 20. maçlar geride kaldığında Arsenal liderliği ele geçirmiş ve Tilkiler 2. sıraya gerilemişti. Herkes onların çözüleceğini ve tepeden uzaklaşacaklarını beklerken sonraki 5 maçta 4 galibiyet 1 beraberlik alarak tekrar liderliği ele geçirmeyi başardılar. 26. haftaya Leicester City, Tottenham ve Arsenal’in beşer puan önünde lider olarak girmişti. 26. Haftada şampiyonluk yolundaki rakiplerinden Arsenal ile deplasmanda karşılaşan Leicester City 1-0 öne geçtikleri maçta sahadan 2-1 yenik ayrıldılar. Tottenham’ın da o hafta kazanmasıyla hem Arsenal’in hem de Tottenham’ın nefesini enselerinde hissetmeye başladılar. Kadrodaki 1-2 oyuncu hariç nerdeyse kimsenin büyük takım tecrübesi olmaması, teknik direktör Ranieri’nin son kazandığı domestik kupanın üstünden neredeyse 20 yıl geçmiş olması ve zaten ligi buraya kadar getirmelerine bile mucize gözüyle bakılması sebebiyle ibre tekrar Londra takımlarının lehine dönmüştü. Premier Lig’de herkes son haftaların Arsenal – Tottenham arasında geçeceğini düşünüyordu.

27.Hafta, Tilkiler için belki de sezonun en kritik haftasıydı. Arsenal mağlubiyetinin ardından yaşanacak bir puan kaybı daha zaten bozuk olan moralleri tamamen bitirebilir ve yarıştan kopmalarına sebep olabilirdi. Rakip, sezonu 19. sırada bitirerek küme düşecek olan Norwich City’de ve kağıt üzerinde kolay gözüken bir maçtı. Ne var ki Premier Lig’de maçlar masada değil yalnızca sahada kazanılabiliyor. Çok çok zor geçen bir maçta 89. dakikada sahneye çıkan Ulloa, oyuna girdikten sadece 10 dakika sonra 3 puandan çok daha fazlasını takımına kazandırıyordu.

Sonraki 11 maçta 7 galibiyet 4 beraberlik alarak 25 puan toplayan Leicester City, ligin bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan ediyor ve Premier Lig tarihini adeta baştan yazıyordu. Transfermarkt verilerine göre piyasa değeri açısından 20 takım arasında 19. sırada olan, sezon başında şampiyon olmalarına 1’e 5000 oran verilen Tilkiler, bir daha eşi benzeri görülmeyecek bir başarıya imza atıyorlar ve tüm dünyada futbol romantiklerinin kalplerinde kendilerine ayrı bir yer kazanmayı başarıyorlardı.

Jamie Vardy sezonu 24 gol 6 asistle tamamlarken aynı zamanda Ruud van Nistelrooy’un 10 maç üst üste gol atma rekorunu kırıyor ve üst üste 11 maç gol atarak tarihe geçiyordu. Takımın bir diğer yıldızı Riyad Mahrez ise 17 gol ve 11 asistlik performansıyla sezona damga vuruyordu.Bu ikilinin dışında, N’Golo Kanté, Daniel Drinkwater, Marc Albrighton üçlüsü orta sahada, Kaptan Wes Morgan ve Robert Huth tandemi ve arkalarındaki kaleci Kasper Schmeichel takımın diğer öne çıkan isimleri oluyordu.

Tüm futbolseverlere mucizelere inanmaları için bir fırsat tanıyan ve 132 yıllık tarihinin ilk ve büyük ihtimalle son şampiyonluğunu kazanan Leicester City için 2015/2016 sezonu unutulmazlar arasında ilk sırada yerini alıyor.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More