Danimarka’nın Peri Masalı: Euro 92

EURO 92’de herkesi şaşırtıp şampiyonluğa ulaşan Danimarka Milli Futbol Takımı ve hikayesi

1979 yılında Sepp Piontek geçmişti Danimarka’nın başına. Danimarka 1982 Dünya Kupası elemelerini geçememesine rağmen turnuvada şampiyon olacak İtalya’yı elemelerde 3-1 yenerek dikkat çekmişti. EURO 84’e gelindiğinde Danimarka turnuvaya katılmış ancak yarı finalde normal süresi ve uzatmaları 1-1 biten maçta penaltılar sonunda İspanya’ya yenilerek evine dönmüştü. Bu turnuvadaki üçüncülük  ile Piontek’in takımı ‘Danimarka Dinamiti’ olarak anılmaya başlandı. Piontek ve takımın özgüveni gitgide gelişiyordu. 1986 Dünya Kupası gruplarından 3’te 3’le çıkıp son 16’ya kaldılar. Gruptaki son maçlarında Dünya Kupalarının gediklisi Uruguay’ı 6-1 yenerek adeta gövde gösterisi yapmışlardı. Son 16 turunda yine İspanya’ya yenilerek turnuvadan elenmişlerdi. EURO 84 ve 1986 Dünya Kupası’nda yaptıklarıyla kendi çapında zirveyi görmüştü Danimarka. Ancak EURO 88’e katılıp grupta 3 maçta puan alamayan ve 1990 Dünya Kupası’na katılamayan Danimarka birkaç sene içerisinde de dibi görmüştü. Takımın antrenörü Sepp Piontek, kan değişimine gidilmesi gerektiğini söyleyerek istifa etmiş ve Türk Milli Takımı’nın başına geçmişti. EURO 92 elemeleri başlamadan önce Danimarka antrenör değişikliğine gitmek zorunda kalmıştı. Neyse ki aradıkları antrenör uzakta değildi. Lars Moller Nielsen, 1978-1989 yılları arasında Danimarka U21 takımını çalıştırmış, Piontek’in ekibine 1987 yılında katılmış ve 3 yıl boyunca onun yardımcılığını yapmıştı. Danimarka’nın yeni antrenörü Moller Nielsen olmuştu. Nielsen ve Danimarka’nın ilk hedefleri EURO 92’ye katılmaktı.

Ricard Møller Nielsen død
Yıl 2008; Lars Moller Nielsen ve Sepp Piontek(Fotoğraf: Foto: Sisse Stroyer)
EURO 92 elemeleri
Lars Moller Nielsen takımın başında

80’li yıllarda Piontek yönetiminde katıldığı turnuvalarda oynadığı pasa dayalı ve hücumu düşünen futbolla övgüler alan Danimarka, yeni antrenörü Moller Nielsen ile farklı bir yola girmişti. Moller Nielsen, Piontek’in yardımcılığı sırasında takımın oynadığı futbola rağmen skor alamamasından dolayı daha pragmatik bir yapıyı tercih etmişti. Takım, eskisine oranla daha defansif oynamaya başlamış, oyuncular ve taraftarlar bu durumdan rahatsız olmuşlardı. Takımın Moller Nielsen yönetimindeki ilk maçı Wembley’de oynanan bir hazırlık maçıydı ve Danimarka ultra defansif oyununa rağmen İngiltere’ye 1-0 mağlup olmuştu. Sonraki hazırlık maçında Almanya’ya da aynı skorla kaybeden Danimarka, ilk galibiyetini Michael Laudrup’un etkili oyunu sayesinde 2-1 ‘lik skorla almıştı.Ancak antrenör Moller Nielsen, maç sonunda Michael Laudrup yerine defans oyuncularına övgülerde bulunmayı tercih etmişti. Takım, EURO 92 elemelerine stresli başlıyordu.

Elemelerin ilk maçında güçsüz Faroe Adaları’nı 4-1’le geçen Danimarka, ikinci maçında Kuzey İrlanda ile 1-1 berabere kalmış, üçüncü maçta ise evinde Yugoslavya’ya 2-0 mağlup olmuştu. Yugoslavya yenilgisi bardağı taşırmış, milli takımda kıyametler kopmuştu. Maç sırasında taraftarlar, bir önceki antrenör Piontek için tezahüratlar yapmış, maç sonrasında ise Laudrup kardeşler antrenör Moller Nielsen’i ağır şekilde eleştirip milli takımı bıraktıklarını açıklamışlardı. Takımda oluşan disiplin sorunları nedeniyle Jan Molby ve Jan Heintxe, antrenör Moller Nielsen tarafından kadro dışı bırakılmıştı. Milli takımı bırakanlar, kadro dışı kalanlar olmasına rağmen takımın geri kalanı daha önce Danimarka U21’de Moller Nielsen ile çalışmışlardı ve onlar isyan etmek yerine antrenörün dediklerine uymayı tercih etmişlerdi. Takım toparlanmış ve eleme grubunda kalan 5 maçı da kazanmayı başarmıştı ancak grubu lider bitiren Yugoslavya EURO 92 Finalleri’ne katılmaya hak kazanmıştı.

EURO 92 Finallerine davet

Danimarka’yı EURO 92 Finallerine götüremediği için ciddi eleştiriler almıştı Moller Nielsen. Ancak o sıralar gazetelerde ve radyolarda Yugoslavya’da başlayan iç savaş sebebiyle turnuvaya Yugoslavya yerine Danimarka’nın alınabileceği konuşuluyordu. Tabii sadece konuşuluyordu, kesin bir şey yoktu. Kesin bir haberin olmaması Moller Nielsen’in futbol dışında planlar yapmaya itmişti. Uzun zamandır ertelediği ancak eşinin çok istediği mutfak tadilatı için doğru zamandı. Ancak birkaç gün sonra Moller Nielsen’i ve Danimarka’yı sevince boğan haber gelmişti. Yugoslavya’da süren iç savaş nedeniyle artan etnik gerilimler ülkeyi kaosa sürüklemiş, Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlıklarını ilan etmişti. Durumu vahametini gören Birleşmiş Milletler 757 sayılı Güvenlik Konsey Kararı’nı kabul edip Yugoslavya’yı turnuvadan ihraç etti ve yerine Danimarka’yı davet etti. Turnuvaya davet alan takımın kadrosunda bulunan efsane kaleci Peter Schmeichel davetle ilgili şunları söylemişti:

Turnuvada yer alacak olan birkaç takıma karşı oynamıştık ve haberleri aldığımızda Bağımsız Devletler Topluluğu’na karşı bir maça hazırlanıyorduk. Ayrıca gazeteleri okuyor ve katılma ihtimalimiz olduğunu biliyorduk, bu yüzden kendimizi hazır tutmaya çalışmıştık. Sahilden geldiğimizle ilgili söylentiler saçmalıktan ibaret.

Turnuvaya davet haberinden önce hazırlık maçları için İsveç’te kampta olan Danimarka, turnuvaya davet edilince hemen takım toplanmıştı. Çoğunluğunu o sıralar Brondby’de oynayan oyuncuların oluşturduğu kadroda daha önce Moller Nielsen ile sorun yaşayan Laudrup kardeşlerden Brian, ikna edilmiş ve kadroya dahil olmuştu ancak Micheal tatiline devam etmeyi tercih etmişti. Daha sonra yapılan röportajlarda Micheal Laudrup o günler için şunları söylemişti:

Antrenör ile Milli Takımın nasıl oynaması gerektiği konusunda bir anlaşmazlığım vardı. Orada olamadığım için pişmanım ama seçimimi tekrar yapmak zorunda kalsaydım kararım aynı olurdu.

EURO 92

1992 EXPO ve 1992 Olimpiyatlarının İspanya’ya verilmesi nedeniyle ev sahiplik İsveç’e verilmişti. Sekiz takımla son kez düzenlenen turnuvaya BDT(Eski adıyla SSCB), Fransa, İngiltere, Hollanda, Almanya, Danimarka, İskoçya ve ev sahibi olarak İsveç katılmıştı.

A grubunda İsveç, İngiltere ve Fransa ile eşleşen Danimarka’nın bu zor gruptaki ilk maçı İngiltere’ye karşıydı. Maç boyu defansif oyun anlayışıyla mücadele eden Danimarka’ya karşı İngiltere gol bulamamış maç 0-0 sona ermişti. Maç sonunda İngiliz gazeteleri güçsüz ve gösterişsiz olarak addedilen Danimarka’yı yenemeyen takımlarını ağır bir şekilde eleştirmiş diğer tarafta ise Danimarkalılar alınan bir puandan memnunlardı. Grubun diğer maçında ise İsveç ve Fransa 1-1 berabere kalmışlardı. İkinci maçlarda Danimarka, hem komşusu hem de turnuvanın ev sahibi İsveç’e Brolin’in attığı golle 1-0 mağlup olunca, ilk maçtan sonra hakim olan memnuniyet durumu yerini elenme ihtimaliyle beraber rahatlığa bırakmıştı. Grubun diğer maçında ise İngiltere ile Fransa 0-0 berabere kaldı. Son maçlar öncesi turnuvaya davet ile katılan Danimarka’nın gruptan çıkma şansını sürüyordu. Ancak son maç güçlü Fransa’ya karşıydı. Elenmek Danimarka için büyük bir sorun değildi ama Fransa için olabilirdi. Bu yüzden son maçta baskı altında olan takım Fransa’ydı. Maça her zamanki gibi defansif anlayışıyla başlayan Danimarka, daha sonra turnuvanın gol krallarından olacak Henrik Larsen’in golüyle 1-0 öne geçince Danimarka’da yüzler gülmüştü. Golden sonra gömülü savunma yapmaya başlayan Danimarka kalesini abluka altına alan Fransa, aradığı golü Jean-Pierre Papin ile buldu. Ancak Danimarka oyunda düşmedi ve maçın bitimine 12 dakika kala Elstrup’un ayağından bulduğu golle yarı finale adını yazdırdı. Bu skorla birlikte Fransa elenirken, Fransa antrenörü Michel Platini ise istifa ediyordu. Grubun diğer maçında İsveç, İngiltere’yi 2-1 ile geçmişti. Böylece Avrupa’nın önemli iki futbol ekolü evine dönerken, iki İskandinav ülkesi adını yarı finale yazdırmıştı.

Ayaktakiler: Peter Schmeichel, Lars Olsen, John Sivebaek, Kim Vilfort, Kim Christofte. Oturanlar: Brian Laudrup, Kent Nielsen, Flemming Povlsen, John Jensen, Henrik Andersen, Bent Christensen

Yarı finalde İsveç-Almanya ve Danimarka-Hollanda maçları oynanacaktı. Bir tarafta sürprizler diğer tarafta şampiyonlar vardı. Danimarka’ya, son şampiyon Hollanda’yla karşılaşacağı maçta hiç şans tanınmıyordu. Hatta Hollandalılar tarafında küçümsenmişler ki Danimarka Henrik Larsen’in attığı gollerle iki kez öne geçmiş, Hollanda ise Bergkamp’ın ayağından bulduğu golle umutlarını ikinci yarıya taşımıştı. Maçın son dakikalarında baskısını arttıran Hollanda, Riijkaard’ın golüyle skoru 2-2 yapıp maçı uzatmaya götürüyordu. Uzatmada da sonuç değişmediğinden finale çıkacak takım penaltılarla belirlenecekti. Takımlar dörder penaltı kullanmıştı ve durum 4-4’tü. Son penaltı atışları için Hollanda’da topun başına Van Basten gelmişti ancak penaltısını, müthiş bir turnuva oynayan ve o yıl yılın kalecisi ödülünü alacak olan Schmeichel kurtaracaktı. Danimarka’nın son penaltısını Christofte gole çevirince peri masalını gerçeğe dönüştürmek için son aşamaya yani finale gelinmişti. Yarı finalin diğer ayağında ise Almanya, ev sahibi İsveç’i zor da olsa 3-2 yenerek finale yükseldi.

İlk gol anı

Finalde turnuvanın sürpriz takımı Danimarka ile kupanın favorilerinden, son Dünya Kupası şampiyonu Almanya karşılaşacaktı. Danimarka maça her zamanki gibi ultra defansif oyun anlayışıyla başlamış, Almanlar ise rakip kaleye adeta topla tüfekle saldırıyordu. Ama kaleci Schmeichel’ı geçmek mümkün değildi. Danimarka neredeyse maç boyu aynı disiplinle savunma yapıp göbekte çoğalıyor ve kaptığı toplarla hızlı çıkmaya çalışıyordu. İlk 15 dakika rakip kaleye doğru düzgün bir atak gerçekleştiremeyen Danimarka ilk ciddi atağında Jon Jensen’in ayağından bulduğu golle 1-0 öne geçiyordu. Bu gol hem Jon Jensen’in ilk milli takım golü oluyor hem de turnuvadan sonra Arsenal’e transfer olmasını sağlıyordu.

İlk yarı 1-0 Danimarka’nın üstünlüğüyle sona ermişti. İkinci yarı ise maç yine Almanlar ve Schmeichel arasında oynanmaya başlamıştı. Ama futbol tanrıları bu kez büyük takımdan değil küçük takımdan yanaydı. Almanlar bir türlü Schmeichel’i geçmeyi başaramamıştı. Önde olmanın verdiği özgüvenle, disiplinli savunmasını sürdüren Danimarka 79.dakikada Vilfort’un attığı golle fişi çekmişti. Maçı 2-0 kazanan Danimarka bir peri masalını gerçeğe dönüştürmüştü. Maç sonu finalin kahramanlarından Peter Schmeichel’ın zaferin sarhoşluğuyla söylediği o tek cümle aslında Danimarka için bu masalın özetiydi; Hâlâ ne yaptığımızı anlamış değiliz.”

What nation won the European Football Championship after first ...

 

Not: 1960 yılından itibaren oynanmaya başlanan Avrupa Futbol Şampiyonası, 1996 ve sonrasında oynanan turnuvalarda ‘EURO’ kısaltmasını almıştır. Bu yazıda da yazının okunaklı olması için ‘EURO’ kısaltma adı kullanılmıştır. 

Bunlar da ilginizi çekebilir;

Samsunspor: Kırmızı-Beyaz Ama Siyah

Milan’ın Üç Portakalı: Van Basten, Riijkaard, Gullit

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More