Cunta ve Futbol: 1978 Dünya Kupası

Diktatör Vidale gölgesine oynanan 1978 Dünya Kupası’nın hikayesi.

1978 Dünya Kupası hakkında ne kadar fazla şey öğrenirseniz, o kadar çok o kupanın hiç düzenlenmemesi gerektiğini öğrenirsiniz.

(David Winner)

Modern dünyada futbol ve askeri vesayet hiç bu kadar yakınlaşmamıştı. O yıllarda Arjantin hükumeti, protestan örgütlerle, ülkedeki iç karışıklıklarla mücadele ederken halk bir an da olsa futbola sarılıp kaosu unutmak niyetindeydi. 1976 yılında kaosu toparlama vaadiyle yönetime ordu tarafından el konuldu. Göreve gelen Rafael Videla, ülkedeki bütün siyasi partilerin çalışmalarını durdurup, yeni düzenin inşasına başlandığını, bu çalışma bittikten sonra sivil yönetime geçileceğini açıklayacaktı. O dönemki Hollandalı komedyenlerin başlattığı, bir diktatörün yönettiği ülkede Dünya Kupası yapılamaz protestosu yetersiz olmuş, kupa askeri vesayetle, cuntayla ve Videla’nın, bu organizasyon ülkenin bozuk imajını düzeltecektir, düşüncesiyle birlikte Arjantin’de başladı.

Turnuvada, on Avrupa, dört Latin Amerika ülkesiyle birlikte ilk kez katılma hakkını kazanmış İran ve Tunus da boy gösterir. Cunta yönetimi, ülkedeki durumu, Avrupa’dan gelecek olan seyircilerden saklamak adına, Arjantin sokaklarında devasa duvarlar inşa ederler. Bu duvarlar, arkasındaki ölü bedenleri, kupayı izlemeye gelen Avrupalılardan gizler. Arjantin’in kupadaki ilk maçında, diktatör Videla ve kurmayları stadyumda yerlerini alıp 70 bini aşkın taraftarı selamlar. Videla’nın gölgesi altında oynayan Arjantin Milli Takımı, 83. dakika da attığı gol ile maçtan galip ayrılır. Videla, kupa boyunca Arjantin Milli Takımı’nın attığı her golün ardından, golü kendisi atmış edasıyla ayağa kalkıp stadyumdaki halkı selamlar. Arjantin, aynı gruptaki İtalya ile birlikte gruptan çıkmaya hak kazanır. Bu arada kupa; duvarların arkasında insanlar ölmesiyle, öldürülüp denizlere, ormanlara atılmasıyla, yıllardır çocukları kayıp olan annelerin protestolarıyla ve FIFA’nın bu noktaya kadar diktatör Videla ’ya tam puan vermesiyle devam eder.

İlk tur grup maçları bittikten sonra, Hollanda, İtalya, Batı Almanya, Avusturya A grubunda, Arjantin, Brezilya, Peru, Polonya ise B grubunda finale çıkmak için mücadeleye girişir. A grubunu bir önceki kupanın yıldızı Johan Cruyff’dan yoksun Hollanda, ilk yarıyı 1-0 geride kapatmasına rağmen bir sonraki Dünya Kupası’nın sahibi olacak İtalyayı 2-1 yenip ilk finalist olur. O dönem turnuvaya, diktatör Videla’yı protesto etmek amacıyla gitmediği iddia edilen Cruyff, yıllar sonra yayınladığı otobiyografisinde, ‘’Protesto amaçlı değil, beni ve ailemi turnuva öncesi tehdit ettikleri için gitmedim.’’ diyerek konuyu açıklar. B grubunda ise finale çıkmak için yapılan mücadeleler A grubu kadar temiz olmayıp Videla’nın etkisiyle birlikte yıllar sonra bile konuşulacak şikeli maçlara sahne olur.

Mario Kempes

Arjantin’ in o dönem yurt dışında oynayan tek futbolcusu Kempes, grup maçlarındaki kötü performansı için bıyıklarının uğursuzluk getirdiğini ve bu yüzden gol atamadığını iddia eder. İkinci turdaki ilk maçına bıyıklarını keserek çıkan Kempes, 2 gol atarak Arjantin’in kazanmasında büyük rol oynar.

B grubunun üçüncü maçları aynı saatte oynanması gerekirken Videla’nın etkisiyle Brezilya-Polonya maçı erken saatlere alınır. Buna göre Arjantin, Peru maçında kaç gol atması gerektiğini bilerek oynar. Brezilya Polonyayı yenmiş, Arjantin-Peru maçını bekliyordur. Arjantin’in finale çıkabilmesi için en az 4 gol atmalıdır. Burada elbette tahmin ettiğimiz gibi diktatör Videla devreye girer. Siyasi anlamda zor günler geçiren Peru’ya silah ve tarım yardımı yaparak şaibeye zorlayan Videla, amacına ulaşır, 6-0’lık net bir galibiyetle Arjantin final de Hollanda’nın rakibi olur. Bugün bile bu maç Dünya Kupası tarihinde en şaibeli maç olarak hatırlanmaya devam eder. Final maçından bir gün önce üçüncülük maçında Brezilya, İtalya’yı Neilonho ve Dirceu’nun golüyle 2-1 mağlup ederek ülkesine 1978 Dünya Kupasının üçüncüsü olarak döner.

Tarihler 25 Haziran 1978’i gösterdiğinde bütün dünya Buenos Aires’te final maçına odaklanmıştır. Kempesli Arjantin finali kaybederse, Videla’nın neler yapabileceğinin farkındadır.  Dakikalar 37’i gösterdiğinde, Luque’den pası alan Kempes, yere düşmeden yaptığı vuruşla Arjantin’i 1-0 öne geçirir. Bu gol, maçı kaybedersek Videla bizi öldürür stresini yaşayan futbolcuları bir nebze de olsa rahatlatır. Arjantin’den biraz daha rahat olan Hollanda, alışık olduğu total futbolunu sahaya yansıtmaya gayret eder ve 82. dakika da Nanninga’nın golüyle beraberliği yakalar. Bu gol maçı uzatmaya götürür. Uzatmalar da yine sahneye çıkan Kempes 104. dakika da takımını öne geçirir. Bu golle gardı düşen Hollanda, sadece 2 dakika sonra farkı ikiye çıkaran golü yer.

Maçın bitiş düdüğüyle şampiyon olan Arjantinli futbolcular, şampiyonluktan çok hayatta kalacak olmalarına sevinerek tribünlere doğru koşmaya başlarlar. Diktatör Videla, kupayı sadece kendisi kazanmış gibi ayağa kalkıp stadyumu selamlar. İki kez üst üste iki final kaybetmiş Hollanda takımı ise seremoniye katılmayı reddederek diktatör Videla’nın elini sıkmadan ülkesine döner.

When Argentina Used World Cup Soccer to Whitewash Its Dirty War ...

Kempes attığı 6 gol ile hem Dünya Kupası gol kralı hem turnuvanın en değerli futbolcusu seçilir. Kupadan geriye, Videla’nın şehirde ölüleri göstermemek için ördürdüğü duvarlar ve Kempes ’in bıyıkları kalır.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Heysel Faciası: Futbolun Utanç Gecesi

Boksörden Fazlası: Muhammed Ali

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More