Çocuk Yıldız: Fernando Torres

Fernando Torres, nam-ı diğer El Nino’nun hikayesi…

Ben çocukken, sınıfımda 24 kişi vardı. 23’ü Real Madrid’i tutardı. 1 kişi hariç! Ben, Atletico’yu tutardım.

20 Mart 1984’te İspanyol bir ailenin 3. çocuğu olarak dünyaya geldi. Torres’i futbolla abisi tanıştırdı. Futbol sevgisini Tsubasa’dan, Atletico sevgisini ise babasından almıştı. 5 yaşında ilk defa Parque 84 takımında futbol oynamaya başladı. Daha o yaşlarda gösterdiği performans ile ileride futbolcu olacağının sinyallerini vermeye başladı. Gösterdiği performans ile 11 yaşında Atletico Madrid denemelerine çağrıldı ve çağrılan çocuklar arasından sadece Fernando seçildi ve hayallerininin takımı, babasından ona miras olan bu sevginin ilk adımını atmıştı. Altyapıda Atletico’nun her yaş kategorisinde forma giydi Fernando. Altyapıda gösterdiği performans ile artık alt yaş kategorisine sığamayan Fernando 19 yaşında ilk kez A takım ile Vicente Calderón stadına adım attığı ilk maçta golünü attı ve Atleticolu taraftarlar kendisine El Nino, yani çocuk “çocuk” lakabını taktı. Atletico ile ilk sezonunda 36 maça çıkıp 6 gol attı. Aynı sezon ilk kez İspanya U19 milli takımına çağrıldı.

2002-2003 sezonu Fernando’nun yılı olacaktı. Sezona iyi bir performans ile başlayan Fernando ilk sezonda aldığı forma şansından daha az süre aldı. Sezon bittiğinde Fernando 29 maçta 13 gol atmıştı. Sezon sonu ünü İspanya dışında da duyulmaya başlandı. Atletico’nun kapısını İngiliz devi Chelsea çaldı ve Fernando için 27 milyon poundluk bir teklif yaptı fakat bunu ilk olarak Fernando reddetmişti. Gösterdiği bu duruş ile Atleticolu yöneticilerce takdirle karşılanmış ve  henüz 19 yaşındayken, Atletico’nun kaptanlığı kendisine layık görülmüştü. 2003-2004 sezonunda  35 maçta 19 gol atan Fernando sezon sonu geldiğinde gol krallığında 3. sıradaydı, aynı sezon ilk defa İspanya A Milli takımına seçildi. 2006-2007 sezonunda kadar Atletico’da oynayan Fernando, Atletico ile 7 yılda 243 maça çıktı 91 gol attı.

İngiltere macerası

Artık yuvadan ayrılma vakti gelmişti. 2007 yılında, Luis García ve 27 milyon pound karşılığında Premier League’de mücadele eden Liverpool’a transferi gerçekleşti. Fernando için yeni bir sayfa açılmıştı, herkesin gözü ondaydı. İspanya’da tozu dumana katan El Nino ilk defa ülke dışına çıkmıştı ve akıllarda şu soru vardı: “İspanya’da gösterdiği performansı burada da gösterebilecek mi?” Kısa sürede kendini takıma kabullendiren El Nino takımının Şampiyonlar Ligi’nde yarı finale kadar çıkmasında büyük bir etkendi o sezon. El Nino Şampiyonlar Liginde 11 maça çıktı, 6 gol attı. Şampiyonlar Ligi’nde gösterdiği başarılı performansı EPL’de de gösteren El Nino gol krallığında 31 gollü Cristiano Ronaldo’nun ardından, 24 golle 2. sırada kendine yer buldu. Sezon sonunda Chelsea’nin Torres için Liverpool’ a 50 milyon pound teklif etti, ancak başkan Tom Werner, Torres’i kesinlikle satmayacağını söyledi. 2008-2009 sezonu alışılagelmiş El Nino performansından uzaktı fakat belki de kariyerinin en önemli golünü atacaktı. Liverpool adına o sezon 24 maçta 14 gol atan El Nino İspanya Milli takımının EURO 2008 kadrosuna davet edilmişti. Finale kadar gol atamayan Torres, Almanya’ya 33. dakikada attığı golle İspanya’ya kupayı getiren isim oldu. 2009-2010 sezonunda Liverpool yöneticileri tarafından kendisine yeni bir sözleşme teklif edildi. Fernando kendisini 2011 yılına kadar Liverpool’a bağlayan sözleşmeyi imzaladı. Sezonun ilk ayında 5 gol atan Fernando, Premier Lig’de eylül ayının oyuncusu seçildi. 8 Nisan 2010 tarihinde Liverpool’un Avrupa Ligi’nde Benfica ile karşılaştığı maçta sakatlanarak oyundan çıktı. Sezon sonu Fernando gol krallığında 18 gol ile Drogba, Rooney ve Tevez gibi yıldızların ardından 5. sırada yer aldı. 2010-2011 sezonunda Rafael Benitez’in takımdan ayrılması ve yerine Roy Hodgson’ın getirilmesi sonucunda, Torres’in satılık olmadığı hatta kiralık olarak bile gönderilmeyeceği açıklandı.

O satılık değil ve biz onun için ne teklif gelirse gelsin kabul etmeyeceğiz, Onu Liverpool’da tutmak istiyoruz.”

(Roy Hodgson)

29 Ağustosta West Bromwich ile yapılan maçta 1 gol attı, o gol Fernando’nun Liverpool ile 50. golü oldu. Sezon başı beklenen performansın çok uzağında kalan Fernando, sezon sonu geldiğinde teknik direktörü Roy Hodgson’ın teknik direktörlüğe geldiği ilk gün onun için söylediği “O satılık değil” sözüne rağmen 50 milyon pound karşılığında Chelsea’ye satıldı. İlk sezonunda hiçbir etki gösteremeyen El Nino 18 maçta 1 gol attı bu şu ana kadarki kariyerinin en kötü istatistiği idi. 2011-2012 yılında performansını geliştiren Fernando 49 maçta 11 gol 16 asist yaptı. Şampiyonlar Ligi’nde iyi bir performans sergileyen Fernando, 10 maçta 3 gol atıp 5 asist yaptı ve kariyerinin en önemli kupasını kazandı; UEFA Şampiyonlar Ligi.

2012-2013 sezonunda Chelsea Şampiyonlar Ligi gruplarında 3. oldu, yoluna Avrupa Liginde devam eden Chelsea Avrupa Ligi’nde finale kadar geldi. Finalde, o sezon yarı finale kadar çıkan temsilcimiz Fenerbahçe’yi eleyen Benfica ile Johan Cruyff Arena’da karşı karşıya geldi. Dakikalar 60’ı gösterirken Fernando golünü attı ve 90 dakika bittiğinde Chelsea kupanın sahibi oldu. 2013-2014 yılında 41 maçta 11 gol atıp 5 asist yaptı. Gösterdiği kötü performans sonucunda Chelsea onu 2 yıllığına AC Milan’a kiraladı. Milan’da en ufak bir etkisi olmayan Fernando devre arası transfer döneminde hikayenin başladığı yere, Atletico Madrid’e geri döndü. 2016 yılında Atletico Fernando’nun bonservisini aldı. İkinci Atletico kariyerine 89 maçta 21 gol attı. Artık El Nino, yani çocuk yaşlanmıştı ve yavaş yavaş emekli olmaya yaklaşıyordu. O da kariyerinin sonuna gelmiş pek çok eski yıldız gibi Çin, Arabistan, Japonya veya ABD’ye gidip 1-2 sezon oynamayı istiyordu.

İstediği de oldu. Torres, İspanya’da çocuk olarak başladığı kariyerini yaşlı bir kurt olarak Japonya’da sonlandırdı.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Son Gladyatör: Francesco Totti

NBA İkonu Olmak: Kobe Bryant

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More