Bir Kupadan Fazlası

Acılardan, felaketlerden, krizlerden sıyrılıp gelen bir takımın; Kocaelispor’un 2001/02 sezonu Türkiye Kupası serüveni…

17 Ağustos, bir ülke, bir kent, bir insan için ne kadar anlam ifade edebilir? Şüphesiz, çok fazla. Tüm memleketi derinden etkileyen bir deprem… Ve etkilerinin henüz sürdüğü bir zaman diliminde Kocaeli yaralarını sarmaya uğraş verirken, Türkiye Futbol Federasyonu, Kocaelispor’un isterse ligden çekilebileceğini söyler. Fakat kentin moraline, Kocaelispor’una, yeşil ile siyahın uyum içinde, ahenkle arzı endam ettiği umut merkezi İsmetpaşa’sına ihtiyacı vardır. Siyah matemse, yeşil emniyette olmaktır, huzurdur. İsmetpaşa’nın yer yer çamurla karışık çimlerinde buluştuğu gibi, yeşil ve siyah, Kocaelispor’un formasına ve mizacına başka bir anlam katar.

2001 yılına gelindiğinde başka bir kriz ülkenin ve kentin kapısını çalar. Ekonomik buhranın siyah tamtamları, İsmetpaşa’nın yeşil umuduyla tekrar bütünleşir. Tüm bu olumsuzluklar serüveninde, Kocaelispor, kentin bütünleştiği kimlik, İsmetpaşa omuz omuza dayanışmanın merkezidir. 2001/02 sezonu Türkiye Kupası serüveni ise tüm olumsuzluklara karşı dayanışmanın ve başkaldırının yegane mümessili gibidir.

Kocaelispor, 2001/02, ilk XI: Kwame Ayew, Serdar Topraktepe, Ayman Abdelaziz, Metin Mert, Faruk Sarman, Milan Timko, Aleksandar Yordanov Aleksandrov, Kaan Dobra, Bülent Kaan Bilgen, Cihan Haspolatlı, Engin Öztonga. Kaynak: ayaktakileroturanlar.com aracılığıyla, Fanatik arşiv.

Nasıl başladı?

2001/02 sezonunda Kocaelispor’un, sezonun hazırlık kısmını, yani yaz kampını aslında pek de iyi geçirmediği söylenebilirdi. O hazırlık döneminde, Slavia Prag, Sparta Prag, Panathinaikos, Hapoel Petah Tikva ve Preston North End gibi takımlarla karşılaşmış ve sadece Preston’a karşı galibiyet alabilmişti. Fakat bu hazırlık döneminin alameti farikası Avusturya’daki Svarovski kupası maçıydı. Tarihler 25 Temmuz 2001’i gösterdiğinde, Arsene Wenger’in yıldızlar topluluğu Arsenal’i -o sezon Premier League’de her maç gol atma becerisi gösterip şampiyon olacaklardı-, Hikmet Karaman’ın mütevazi ama yine de afili Kocaelispor’u ile karşı karşıya gelecekti. “125 trilyonluk Japon Inamoto”nun sahadan silindiği maçta, Kocaelispor, beklentilere karşı çıkarak Lazarov’un iki, Serdar Topraktepe ile Nuri Çolak’ın birer golüyle Arsenal’i 4-1 ile geçip plaka yapmıştı. Maçın sürmanşeti Arsene Wenger’den gelecekti:

Arsene Wenger’in “Koggali Supper!” demeci. Kocaeli Spor gazetesi, 27 Temmuz 2001.

Türkiye Süper Ligi 2001/02 sezonu, Kocaelispor adına güzel başlamıştı. İlk 6 hafta sonunda, 3 galibiyet 3 beraberlik almıştı. İlk mağlubiyetini ligin 7’nci haftasında Tayfur Havutçu’nun maçın 36 dakikasında kırmızı kart gördüğü maçta Beşiktaş’a karşı 4-2 kaybetmişti. Bu maçtan sonra 3 galibiyet 3 mağlubiyet alarak Türkiye Kupası macerasına başladı.

Türkiye Kupası, bu sezon tek maç eliminasyon şeklinde oynanıyordu. Kocaelispor turnuvaya, 3’üncü kademede katıldı.

28 Kasım 2001 tarihinde İsmetpaşa’da oynanan 2. lig ekibi Türk Telekom maçı, bu maceranın ilk ayağıydı. Teknik direktör Hikmet Karaman yönetimindeki Kocaelispor, maçın 12. dakikasında geriye düşse de, Milan Timko, Kwame Ayew ve Serdar Topraktepe’nin golleriyle maçtan 3-1’lik skorla galip ayrılmasını bildi.

Bir sonraki kupa maçına kadar ligde iki maça çıkan Kocaelispor, gol atamazken, Gaziantepspor ile beraber kalıp, Yimpaş Yozgatspor’dan 4 gol yedi.

Üstelik kupadaki bir sonraki rakibi de daha zorluydu: Bir başka Ankara temsilcisi, Süper Lig’in demirbaşlarından, 2000/01 sezonunun Türkiye Kupası galibi Gençlerbirliği.

13 Aralık 2001’de oynanan maç, sabık şampiyon Gençlerbirliği için bir anlamda, kupada devam edip unvanını koruma maçıydı. Maçın ilk yarısını Nuri Çolak ile Kwame Ayew’in golleriyle 2-0 önde kapatan Kocaelispor, Gençlerbirliği’nin maçın son dakikalarında yaptığı baskısından sadece 1 gol yiyerek ayrılmasını bildi ve adını çeyrek finale yazdırdı.

Türkiye Kupası’nda yoluna emin adımlarla ilerleyen Kocaelispor’un ligdeki durumu pek iç açıcı değildi. Türkiye Kupası bir anlamda ligdeki kötü gidişatın bir telafisi gibiydi. Şimdiye kadar oynadığı her kupa maçına ligde aldığı mağlubiyetlerle gelmişti. Çeyrek finaldeki rakibi Erzurumspor karşılaşması öncesi de durum farklı değildi. Üst üste alınan Antalyaspor, Malatyaspor ve Fenerbahçe mağlubiyetleri moralleri alt üst etmişti. Oynanan futbol ise, umutları canlı tutmaktan çok uzaktı.

2001/02 Türkiye Kupası, Erzurumspor v Kocaelispor, dk. 110, Altın gol, Ayman Abdelaziz

Nitekim, çeyrek final maçının mutlak hakimi, 2001/02 sezonu şampiyonu olacak olan Galatasaray’ı kupadan eleyen Erzurumspor’du. Ama maça bir şekilde tutunmayı başaran Kocaelispor, 0-0 biten doksan dakikayı uzatmaya götürdü. Onca umutsuzluğa ve kötü oyuna rağmen umut ışığı 110. dakikada yakılacaktı. Beyazlara bürünmüş bir çimler artık neredeyse görünmezken, kar, buz ve çamur ile kaplı bir zeminde, sol taraftan buz üstünde akarak, çalımlarıyla sihir yaparak giren Ayman Abdelaziz’in ayağından gelen bir ‘altın gol’dü, bu.

Türkiye Kupası’na bu sefer Trabzonspor galibiyetiyle gelen Kocaelispor’un, Adanaspor ile oynadığı yarı final mücadelesine damga vuran iki isim vardı: Maçın ilk bölümünde sağ bek Ahmet Arslaner’in yerine forvet Aleksandar Yordanov’u oyuna alan teknik direktör Hikmet Karaman ve o gün sanki kalesini gole kapatmaya yemin vermiş bir Kocaelispor efsane sayılabilecek kaleci Detlef Müller, namı diğer Metin Mert. Adanaspor’un final umutlarını yıkan isimse, Orhan Ak’ın ortasına kafayı vuran Zdravko Lazarov olacaktı. Skor bir daha değişmeyince Kocaelispor, 97 Türkiye Kupası’ndan sonra tekrar finale adını yazdırdı.

Nasıl sonlandı?

Final 3 Nisan 2002 tarihinde Bursa Atatürk Stadyumu’nda oynanacaktı. Rakip güçlü Beşiktaş’tı. Finalden umut pek yoktu. Bu sezon ligde henüz rakibini yenememişti. Otoritelerin ve maçın doğal favorisi Beşiktaş’tı. Fakat taraftar için Kocaelispor’un farklı misyonları vardı. Kocaelispor’un olduğu yerde umut vardı ve umudun peşine sürüklenen İzmit’ten kalkarak Bursa yollarına düşen yüzlerce otobüs. Klasik Yeşil-Siyah; sahaya çıktığında kırmızılara bürünmüş bir Beşiktaş buldu karşısında…

Aslında maç öncesi birçok hikaye barındırır. Beşiktaş’ın efsane başkanı Süleyman Seba maç öncesinde, maçın oynanacağı Bursa’da kapalı prostat ameliyatı olmuştu.

Kocaelispor teknik direktörü Hikmet Karaman ile Sinan Engin arasında süregelen tatlı bir atışma yaşanmaktadır o sıralarda. Hikmet Karaman’ın iddiası her maç öncesi Beşiktaş’ı farklı yeneceği üzerineyken, Sinan Engin bu iddiaya karşı sürekli gülmüştür. Hakikaten Hikmet Karaman, henüz Beşiktaş’a karşı galibiyet alamamıştı.

Hikmet Karaman 4’üncü golün sevincini Sinan Engin’e nazire yaparak yaşarken. 3 Nisan 2002, Kocaelispor v Beşiktaş, Türkiye Kupası Final.

Maçın ilk golü ilk yarının uzatma dakikalarında, Lazarov’un sağ taraftan yerden sert ortasına dokuna Cihan Haspolatlı’dan gelir. Beşiktaş için devre arasına girilirken kötü bir senaryodur bu. İkinci devrede de pek bir şey değişmez. İbrahim Üzülmez’in 52. dakikada ikinci sarı karttan atılmasıyla planlar alt üst olur. Hemen 7 dakika sonrasında Lazarov tekrar sahneye ama bu sefer baş rolde çıkar ve savunmayı dağıtıp kaleci Fevzi’yi de geçerek golünü yapar. Aslında bu gol Beşiktaş için iyi haberdir. Çünkü Beşiktaş kalecisi Fevzi, kendisini geçen Lazarov’un ayağından yakalamış, Lazarov kendini yere bırakmak yerine golü yapmıştır. Aksi halde penaltı kırmızı kart olması işten bile değildir. Fevzi’nin yine de oyun dışı kalmaması ise başka bir tartışma konusudur. Aslında Lazarov’un gol atmaktaki arzusu, konsantrasyonu her şeyi anlatır. Tek bir düşünce hakimdir…

Tıpkı golden sonra Türkiye Kupası’nın kulpundan tutması gibi, kupayı istiyordu Kocaelispor. Durmayacak bir makine vardı sahada ve tribünlerde bitmek tükenmez bir enerji. Durmayacaktı o makine; tükenmeyecekti o enerji. 82’de Kaan Dobra’nın golüyle 3-0’ı bulsa da. Jenerik henüz girmemişti. Kapanışın bir adım öncesinde Serdar Topraktepe’nin uçan tekme ile attığı goldü, aslında maçı anlatan.

40’ıncı Türkiye Kupası’na 4-0’lık skor ile sahip oluyordu böylece Kocaelispor.

Kocaelispor Başkanı Sefa Sirmen maç sonunda şunları söylecekti:

Kupayı sonuna kadar hak ettik. Kupaya çok ihtiyacımız vardı. İçimizde 3 yıl önce yaşadığımız felaketin acıları vardı. Stada gelmeden önce oyuncularımla görüştüm. Hepsi çok inançlıydı. Ben de böyle bir skor beklemiyordum. Bu kupa sorumluluğumuzu daha da artırdı.

Gecenin kuz saatleriydi ama kent sokaklara dökülmüştü. Oysa takımın o gece Bursa’da konaklayacağı önceden kararlaştırılmıştı. Yine de kent Kocaelispor’unu bekliyordu. Başkan Sefa Sirmen, beklenen açıklamayı yaptı:

Dönmemiz gerekiyor. Kente döneceğiz.

Tepeye çıkmak zordu. İnmek ise kolay. O günden sonra Kocaelispor, bir şekilde aşağılara sürüklenmeye başladı. Belki düştü, hiç istemediği yerlere. Ama darbe yedikçe ayağa kalkmayı bilen bir kentin ve desteğini her daim arkasına aldığı kent sakinlerinin ayak izlerindeki bu kulübün tekrar ayağa kalkacağını hepimiz bilmiyor muyuz? Zaten defaatle gösterip haykırmadı mı:

“Hodri meydan!”

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More