Bıll Nıcholson: Bay Tottenham Hotspur

“Burası benim hayatım oldu, Tottenham Hotspur, ve ben bu kulübü seviyorum.”

2020 yılının Ağustos ayında Barcelona’nın süper yıldızı Lionel Messi takımdan ayrılmak istediğini açıkladı. Hem bir süper yıldız olması hem yüklü bir kontrata (yıllık 70m Euro) sahip olması hem de kariyeri boyunca sadece Barcelona’da oynamış olmasından dolayı kimse Messi’nin takımdan ayrılmak isteyeceğini aklına bile getirmemişti. Messi’nin ayrılma isteği zaten başarısız olan mevcut Barcelona yönetimini zor durumda bırakmıştı. Barcelona yönetimi  saha içi başarısızlıkların yanında Messi’nin gitmesine izin veren yönetim olmak istemiyordu ve ayrılmak isteyen Messi’nin önüne 700 milyon euroyu getir ve git teklifini koydu. Hem Messi’nin yıllık maaşı hem de istenen bonservis bedelinin yüksekliği sebebiyle Messi’yi isteyen takımlar (Manchester City, Inter) transferde geri adım attı. Messi ise Barcelona yönetiminin kendisine verdiği sözleri tutmaması sebebiyle önüne açılan mahkeme fırsatını ”Barça’ya karşı asla mahkemeye gidemezdim.” diyerek reddetmişti. 2000 yılında büyüme hormonu tedavisi ve altyapıda futbol oynama fırsatıyla kapısından girdiği ve Hayatımın kulübü dediği, çok sevdiği Barcelona ile karşı karşıya gelmek istememişti. Messi ve Barcelona arasındaki ilişki bir kulüp-oyuncu ilişkisinden çok daha ileriye gitmişti. Bu yazıda da aralarındaki ilişki kulüp-oyuncu ilişkisinden öteye geçmiş bir isimden bahsedeceğiz. Yazının kahramanları Bill Nicholson ve Tottenham Hotspur. Aralarındaki ilişki ise tam 68 yıllık.

Hayatının ilk yılları

1919 yılında 9 çocuklu bir ailenin 8. çocuğu olarak İngiltere’nin kuzeyinde  Yorkshire Scarborough’de dünyaya geldi Bill Nicholson. Scarborough, yokuşlar ve tepelerle çevrili olmasına rağmen 7 yaşında bir akrabasının hediye ettiği topla arkadaşlarıyla akşam karanlığına kadar futbol oynadı. Scarborough’de liseye başlayan ancak futboldan kopmayan Bill, lisenin okul takımına da seçilmişti. Liseden sonra yarı zamanlı bir iş olarak çamaşırhanede çalıştı. Bir yandan çamaşırhanede çalışan bir yandan da kasabadaki Young Liberals takımında oynayan Bill, takımını çalıştıran diş hekiminin tavsiyesiyle Tottenham Hotspur’un York merkezli gözlemcisine önerildi. 17 yaşındaki Nicholson, Tottenham Hotspur ile bir aylık deneme için mektupla davet edildi.

Mektup geldiğinde kimse ne yapacağımızı bilmiyordu. Tottenham’ın tam olarak nerede olduğundan bile emin değildik. Annem ve babam beni bir kez daha futbol oynarken görmemişlerdi. Hevesli olduğumu biliyorlardı, ancak iyi ya da kötü olduğum hakkında bir fikirleri yoktu.

Bill Nicholson

Futbolculuk kariyeri (1936-1955)

Bill Nicholson | Tottenham Hotspur Wiki | FandomO andan itibaren futbol hayatını Tottenham Hotspur’a adadı. White Hart Lane’de bir aylık denemesi vardı ve saha personeli olarak kabul edildi haftalık 2 sterlin (Günümüz karşılığı 70 sterlin) alacaktı. “Gerçekten ucuz işçiydik.” dedi daha sonra, “Sanırım buradaki stantların altındaki her bir kirişi boyadım, hafta içi her gün sabah 8’den akşam 5’e kadar çalıştık. Haftada iki kez öğleden sonra antrenman yaptık, sahadaki koşuşturma da dahil.” İlk olarak Tottenham’ın pilot takımı Northfleet’te forma giyen Nicholson,18 yaşına geldiğinde ise Tottenham antrenörü Peter McWilliam tarafından A Takım kadrosuna alındı ve Ağustos 1938’de Tottenham ile profesyonel sözleşme imzaladı. İlk lig maçına ise Ekim 1938’de Blackburn Rovers karşısında çıktı. 1939 yılında başlayan 2. Dünya Savaşı’na kadar Tottenham’da birkaç maça çıkan Nicholson, savaş başladığında Durham Hafif Piyade taburuna spor eğitmeni olarak katıldı. Orduda görev yaparken dahi futboldan uzak kalmamak adına izin alabildiği ölçüde aralarında Darlington, Manchester United, Middlesbrough, Newcastle ve Sunderland gibi kulüplerde kısa süreli olarak forma giydi. Daha sonra İtalya’nın Udine kentinde Orta Akdeniz Kuvvetleri Komutanlığı’na hizmet etti. 1946 yılına kadar orduda çeşitli görevlerde bulunan Nicholson, bu durumun daha sonra futbol hayatını nasıl etkilediğine dair sorulan soruya şöyle cevap veriyor:

Çok değerliydi. Orduda altı yıl boyunca yaptığım şeyler bana insanlarla nasıl başa çıkılacağını ve nasıl konuşulacağını öğretti.

Nicholson oyunculuk kariyerinde gerilemesine neden olan askerlik görevinin antrenörlükte faydasını görecekti. Savaşın sona ermesinden sonra Nicholson, 1946’da Tottenham’a döndü ve hemen A Takım kadrosunda kendisine yer buldu. Defansın önünde başlayan kariyeri daha sonra onu sağa yöneltti ve Danny Blanchflower 1954’te pozisyonu devralana kadar o pozisyonda oynadı. Fiziksel olarak sağlam, güvenilir, iyi top kazanan, cesur bir oyuncu olan Nicholson, Arthur Rowe’un efsanevi “Push and Run” (Vur ve Koş)  1950-51’de lig şampiyonluğunu kazanan Tottenham takımının önemli oyuncularından biriydi. Tottenham’da düzenli olarak futbol oynayan Nicholson, İngiltere Milli Takımı’nda ise Billy Wright’ın arkasında kalmış ve milli formayla sadece bir maça çıkabilmişti. İngiltere formasıyla ilk ve son maçını 19 Mayıs 1951’de Goodison Park’ta Portekiz’e karşı oynadı ve maçın henüz 19. saniyesinde topa ilk dokunuşu ile gol atmıştı. İngiltere Milli Takımı’yla tek maça çıkmasına rağmen üzgün olmayan, aksine enerjisini Tottenham’a harcayacak olan Nicholson daha sonra şunları söylemişti:

Benim görevim Tottenham için formda kalmak. Maaşımı onlar ödüyor, değil mi?

Teknik direktörlük dönemi

Emekliliğinin yaklaştığını hisseden Nicholson, FA antrenörlük kursuna katılmış ve antrenörlük belgesini almıştı hatta ilk deneyiminde Cambridge Üniversitesi takımına antrenörlük yapmıştı. Antrenörlük kursunda öğrendiği en önemli şeylerden biri günümüzde dahi tartışılan okumuş-okumamış futbolcu ayrımıydı:

Zeka sizi iyi bir futbolcu yapmaz. Bu doğru olsaydı Oxford ve Cambridge en iyi takımlara sahip olurdu. Önemli olan akademik beyinle beraber gitmeyen bir futbol beyni. Ben öyle olmasını tercih ederim. Oyuncuların başka şeylerde çok iyi ya da zeki olmamasını tercih ederim. Bu onların futbola konsantre oldukları anlamına gelir.

Bill Nicholson

Bill Nicholson relaxes in his officeBill Nicholson’ın futbolculuk kariyeri 1955’te sona erdiğinde, Spurs’ta antrenörlüğe başladı ve İngiltere 23 Yaş Altı takımında asistanlık yaptı. 1955’te kulüpte yardımcı antrenörlüğe getirildi. 11 Ekim 1958’de öğle yemeği vaktinde Nicholson, Tottenham yönetim kurulu odasına çağrıldı ve Jimmy Anderson’ın yerine kulübün A Takım antrenörlüğüne atandı. O öğleden sonra kulübün Bill Nicholson yönetimindeki ilk maçında, Tottenham Hotspur, White Hart Lane’de Everton’u 10-4 yendi. Tottenham’ı devraldığında takım son sıralarda debeleniyordu. Ancak Nicholson hem saha içindeki oyuncu yönetimi ve taktik bilgisi hem de saha dışında özellikle transferlerde yaptığı yerinde hamlelerle takımını hızla yukarılara çıkarmayı başarmıştı. Nicholson yönetimindeki takım, 1960-61’de lige 11’de 11 galibiyetle başladı. Bu başlangıç sezon sonunda gelecek lig şampiyonluğu ve FA Cup dublesinin müjdecisiydi adeta. Nicholson, takımının Avrupa kupalarında başarılı olması gerektiğini belirtiyor ve çalışmalarını ona göre yapıyordu. Sonraki yıl Spurs, FA Kupası’nı tekrar kazandı ve Avrupa Kupa Galipleri Kupası yarı finallerine ulaşan takım, iki ayak sonucunda Benfica’ya 4-3 yenildi.

15 Mayıs 1963’te Rotterdam’da Tottenham final maçında Atletico Madrid’i 5-1 yenerek Nicholson ve kulübün çok arzuladığı Avrupa Kupasına ulaştı. Takımının Avrupa’da başarılı olmasının gerekliliğini şu şekilde belirtmişti Nicholson: “Avrupa’da olmak muhteşem ve bu kulüp -Tottenham Hotspur gibi bir kulüp- Avrupa’da değilsek …. bir hiçiz. Biz bir hiçiz.”

Bill Nicholson, takip eden yıllarda sonuncusu 1972 yılındaki UEFA Kupası olmak üzere Tottenham Hotspur’dan istifa edinceye dek 8 kupa kazandı. 1974-75 sezonu Nicholson ve Tottenham’ın antrenör-kulüp bağlarının koptuğu sezon oldu. Ağustos 1974’te, UEFA Kupası’nı -holiganlık ve isyanla gölgelenen maçta- finalde Feyenoord’a kaybettikten kısa bir süre sonra Tottenham Hotspur’un teknik direktörlüğünden istifa etti.

Basitçe söylemek gerekirse tükenmiştim, sunacak bir şeyim kalmamıştı.

Bill Nicholson

Danışman Bill Nickholson

Tottenham’dan ayrıldıktan sonra bir yıl boyunca bir başka Londra takımı olan West Ham United’da danışman olarak çalıştı. Ayrıca Nicholson, 1975 yılında futbola kattıklarından dolayı Britanya İmparatorluk Nişanı aldı.

Bill Nicholson

1976’da Tottenham’da antrenör değişikliği yaşanmış Terry Neill’in yerine Keith Burkinshaw gelmişti. Yeni antrenörün ilk isteklerinden biri Bill’in White Hart Lane’e danışman olarak geri getirilmesiydi ve isteği yerine getirilmiş, Bill Nicholson ait  olduğu yere geri dönmüştü. Bill’in bilgisi ve deneyimi üst düzeydi ve aralarında ünlü İngiliz futbolcu Glenn Hoodle’ın da olduğu birçok yeteneğin Tottenham’a kazandırılmasına yardımcı oldu.17 yıl süren danışmanlığın ardından 1991 yılında yapılan seçimlerde Bill Nicholson artık çok sevdiği kulübünün başkanı olmuştu.

Başkanlığı

Bill Nicholson WayNicholson başkanlık dönemi boyunca da kulübü için çok çalışmış, kulüp binasına en erken gelip en son çıkan kişi olmuştu. Başkanlık dönemi boyunca kulüp büyük başarılar kazanamadı. White Hart Lane‘ye giden tren yolunun adı ‘Bill Nicholson Way’ olarak değiştirilmesi de onun adının Tottenham ile ne kadar özdeşleştiğinin bir göstergesi. Ayrıca Tottenham, 2001’de ACF Fiorentina’ya karşı onuruna bir maç oynadı ve 2003’te bir menajer olarak etkisinin anlaşılmasıyla İngiliz Futbol Onur Listesi’ne alındı. Bill, 11 Mart 2004 tarihinde düzenlenen bir yemekte Tottenham Hotspur Onur Listesi’ne giren ilk kişi oldu. 2004 yılında uzun süren bir hastalık sonucu hayatını kaybetti.

Ölümünün ardından

2004 yılında ölümünden sonra eşiyle birlikte kalıntıları Bill Nicholson ve Tottenham arasındaki bağdan dolayı White Hart Lane’nin altına gömüldü. Tottenham’ın yeni stat projesiyle birlikte Nicholson’un kalıntıları 2019 yılında açılan Yeni Tottenham Stadyumu’na taşındı. Nicholson’un kızının bu durumla ilgili söylediği sözler şu şekilde:

Babamın hayali,  Tottenham’ın her zaman dünyanın en iyisi olmasıydı ve bu yeni stadyum projesinin bu hedefe doğru dev bir adım olduğu açık. Babamın, kulübün tarihini geliştirmede önemli bir rol oynaması ve katkılarının bu şekilde hatırlanmasıyla gurur duyuyoruz.

Bunlar da ilginizi çekebilir;

Herbert Chapman: Teknik Adamdan Fazlası

Güney Amerika Derbileri

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More