Balkanlar’da Futbol; Makedonya

Balkan futbolunun son dönemlerde dikkat çeken ülkesi, Makedonya hakkında detaylı bir inceleme…

Makedonya, 8 Eylül 1991’de Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiş küçük bir balkan ülkesi. Burası 2,5 milyon civarı nüfusu olan ve pek çok farklı etnik unsurun (Makedon, Arnavut, Türk ve Roman) yüzyıllardır yan yana yaşadığı bir coğrafya. Bölge; dönem dönem ciddi etnik çatışmalara sahne olsada, insanları bir arada yaşamaktan kolay kolay vazgeçememişler. Yugoslavya döneminden kalma spor alışkanlıklarından vazgeçmeyen ülkede, futbol ve basketbol en revaçta sporlar arasında.

Her ne kadar bağımsızlığını 1991 yılında kazanmış olsada, bölgede futbol 100 yıldır aşkındır var olan bir spor. İlk kez 1909 yılın’da Vardar adıyla, gençlerin kurduğu bir takım ile futbola merak saran ülkede resmi olarak 1919’da Birinci Dünya Savaşı sırasında bölgede bulunan İngiliz askerlerinin teşvikiyle ilk futbol müsabakası düzenlenmiş. Bunun anısına 1979’da, futbol maçının oynandığı bölgeye bir anıt dikilmiştir. Her yıl Makedonya’da futbolun ilk adımını kutlamak için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Savaştan sonra Yugoslavya Krallığı’nın kurmuş olduğu ligde oynama şansı yakalayan dönemin Makedon takımları, İkinci Dünya Savaşı sırasında Bulgarların bölgenin bir kısmını işgal etmeleri sonucu bir süre Bulgar alt liglerinde oynamaya başlamışlar. Ülke ; asıl atılımını ise savaş sonrası kurulan Yugoslavya Cumhuriyeti sırasında yapabilmiştir.

YUGOSLAVYA DÖNEMİ

Yugoslavya dönemi futbol yapısı, dört aşama halinde işleyen ve birçok alt lig barındıran bir sisteme sahipti. En üst ligi olan Prva Liga her özerk cumhuriyetin takımlarının katıldıkları belli lig aşamaları neticesinde, yükselme şansı yakaladıkları ülkenin en üst kademede ki ligiydi(bizdeki Süper Lig gibi). Bu lig 18 takımdan oluşup, her yıl 2 takımın bir alt lige düştüğü bir yapıdaydı.

Lig yapısını en alt kategoriden kısaca özetlemeye çalışırsak, Yugoslav Dördüncü ligi olarak bilinen lig, 7 ayrı özerk bölgenin kendi bölgesel liglerinden oluşmaktaydı(Misal; Bosna Bölgesel Ligi, Sırbistan Bölgesel Ligi, Makedonya Bölgesel Ligi gibi). Bu bölgesel liglerin şampiyonları kendi aralarında oynadıkları play-off maçları neticesinde Kuzey, Güney, Doğu ve Batı olarak 4 ayrı guruptan oluşan Cumhuriyetler Arası Lig’e yani Yugoslav Üçüncü Ligine yükselmekteydiler.

Dört guruptan oluşan Yugoslav Üçüncü Ligi Şampiyonları yine aralarında oynadıkları play-off maçları neticesinde galip gelen iki takım, Doğu ve Batı olmak üzere 2 guruptan oluşan Yugoslav İkinci Ligi’ne yükselmekteydiler.

Ve en nihayetinde İkinci Lig’in iki gurubunun şampiyonları direkt olarak Yugoslavya’nın en üst konumu olan Prva Liga’ya yükselmeye hak kazanıyorlardı. Biraz kafa karıştırıcı gibi görünse de, lig sistemi bizden pek farksız değil.

Yugoslavya’nın en üst liginde oynayan iki Makedonya takımı mevcut. Biri savaş arifesinde 1945’te kurulan FK Pelister, diğeri ise savaştan sonra 1947’de kurulan FK Vardar. FK Vardar ismini Makedonya’nın ilk futbol kulübü olan Vardar’dan  alsa da, tarihi olarak bağları yok gibi. Vardar ve Pelister arasında eskiden beri süregelen bir rekabet söz konusu. Vardar Makedonya’nın en kuzeyini temsil etmekteyken, Pelister ise ülkenin en güney kısmında kurulmuş. Makedonlar bu ikilinin rekabetini Veşko Derbi yani Ölümsüz Derbi olarak adlandırıyorlar. Pelister, Yugoslavya birinci liginde sürekliliği olmamış zaman zaman boy gösterebilmiş bir takım. İkili arasında ciddi bir rekabet durumu söz konusu olsa da, Pelister tarihi boyunca Vardar’ın istikrarını pek yakalayamamış. Buna rağmen aralarındaki rekabet ciddi boyutlara ulaşmış. Hatta 1992 yılında iki takımın taraftar gurupları arasında(Pelister’in taraftar gurubu Çkembari ile Vardar’ın taraftar gurubu Komiti) ciddi bir kavga dahi yaşanmış. Makedonya futbolunun Yugoslavya dönemindeki ilk atılımı, Vardar’ın Yugoslavya Kupası’nı kazandıkları 1961 yılı. Bunun dışında ki en büyük başarıları, Yugoslavya Ligi’nin 1986-87 sezonunda yaşanmış. Bu başarı kağıt üstünde her ne kadar iyi görünse de, detaylı incelendiğinde Makedonya halkı için ciddi bir tramvaya sebep olmuş. Lafı fazla uzatmadan olayın aslını anlatalım; Yugoslavya Birinci Ligi 1985-86 sezonunda şike soruşturması ile çalkalanır. Halktan gelen baskı neticesinde Federasyon, ülkenin askeri kanadının desteklediği Partizan ve siyasal kanadın temsilcilerinden Kızılyıldız ile birlikte 12 takımın yeni sezona(1986-87) -6 puanla başlamasına karar verir.

1986-87 sezonunda daha sonradan Makedonya futbol efsanesi olacak olan Darko Pancev’in de bulunduğu Vardar FK müthiş bir performans sergilediği sezonu şampiyon tamamlar. Makedonya halkı için rüya gibi bir sezondur adeta. Fakat bir süre sonra gelen siyasi baskılarla, anayasa mahkemesi delil yetersizliği sebebiyle şike soruşturmasını düşürür ve başta Partizan ile Kızılyıldız olmak üzere puanı silinen diğer takımların puanlarını iade eder. Vardar şampiyon tamamladığı sezonda kupası elinden alınarak, Partizan’a verilir. Bu skandal hem Vardar, hem Makedonya halkı tarafından asla unutulmayacak bir travma olarak akıllarda yer edecektir.

BAĞIMSIZLIK SONRASI

Ülkenin 8 Eylül 1991’de bağımsızlığını alması akabinde ülkedeki ilk ulusal lig 1992-1993 sezonunda “Makedonska Prva Liga” yani Makedonya Birinci Ligi adı altında oynanmaya başladı. 18 takım olarak tasarlanan bu ligde, uzun yıllardır Yugoslavya Birinci Liginde oynayan Vardar ve Pelister’in yanı sıra, Yugoslav ikinci lig ekiplerinden Teleks ve FC Balkan ile birlikte Yugoslav Üçüncü Liginde oynayan diğer Makedonya takımları da yeni lige dâhil edildi. Yıllardır Yugoslav Birinci Ligi’nde ağır toplarla oynamanın verdiği avantaj ile, ülkedeki diğer takımlara oranla çok daha iyi ve güçlü bir kadroya sahip olan Vardar, ilk sezon namağlup bir şekilde şampiyon olarak tamamladı.

Bağımsızlıktan sonra milliyetçilik akımların yükselişe geçmesi, elbette futbola da olumsuz olarak yansımıştı. Üst liglerde üstü kapalı olarak Hristiyan Makedon kökenli futbolculara ağırlık verilirken, diğer etnik guruplardaki kulüp ve oyuncular sıklıkla haksızlıklara maruz kalmaktaydı. Öyle ki milli takım bazında da bu ırkçı tutum uzun süre devam etti. 1992-93 sezonundan 2001-02 sezonuna kadar 18’er takımın oynadığı Makedonya Birinci Ligi’nde(Prva Liga) çıkan iç savaş sonucu 2001/02 sezonunda 6 takımla oynanmak zorunda kalındı. Bir yıl sonra NATO’nun müdahalesi ile iç savaş durduruldu. Ohri anlaşmasında tanınan haklarca ülkenin diğer büyük etnik unsuru olan Arnavutlar, kamu alanında daha rahat hareket edebileceklerdi. Bu barış durumu haliyle spora da yansıdı. Savaşın bitmesiyle liglerde, Arnavut etnik unsura bağlı takım ve oyuncularda boy göstermeye başlamıştı. Farklı etnik kökenden gençler, daha ön plandaki profesyonel kulüplerde boy gösteriyor ve artan rekabetle oyuncular yavaş yavaş Avrupa piyasasının da dikkatini çekiyorlardı. Bunlardan ilki 2001 yılında İnter’e transfer olan roman kökenli Makedon oyuncu Goran Pandev oldu.

14’er kulübün yer alması şeklinde planlanan Makedon Birinci Ligi, 2014 yılına kadar kesintisiz olarak bu şekilde devam etti. Fakat 2013’te Dünya genelinde patlak veren küresel kriz, futbola da ağır bir darbe indirdi. Ekonomik kriz dolayısıyla birçok kulüp varlıklarını sona erdirmek durumunda kaldı. Bunların arasında FC Balkan, Sloga Jugomagnat gibi Makedon futbol tarihinin köklü kulüpleri de yer almaktaydı. Oluşan bu durum karşısında rahatsızlık duyan Makedonya Futbol Federasyonu, ligde yeni bir düzenlemeye gitme kararı aldı. Kulüp sayılarının azalmasıyla birinci lig 14 takımdan 10 takıma düşürüldü. Buna mukabil birinci lig takımlarının hepsi, kendi aralarında 4’er müsabaka oynayacaklardı. Yani ligdeki her takım birbirleriyle iki iç saha, iki deplasman maçı olmak üzere tam dört kez karşılaşacaklardı. Böylece hem kulüpler az maç oynamayacaklar, hem de fikstürde denge sağlanmış olacaktı.

Dört aşamalı bir futbol lig anlayışı olan ülkede, Yugoslavya dönemine benzer bir sistem işlemekte. Her bölgenin kendi yerel liglerinden çıkan kulüpler diğer bölge şampiyonlarıyla aralarında play-off maçları oynayarak üst liglere çıkma hakkı kazanıyorlar.

Ligde son 5 sezondur Vardar FK ve Rabotnicki üstünlüğü devam etmekteydi. Özellikle 7.000.0000 Euro değeriyle ülkedeki açık ara en pahalı kadroya sahip olan Vardar, son 5 sezonun 4’ünü şampiyon olarak tamamlamayı başardı. Fakat bu yıl uzun süredir genç futbolculara yaptığı yatırımlarla, son sezonlarda fark yaratan Arnavut kökenli vatandaşların kurduğu Tetova(Kalkandelen) takımı Shkendija 79, en yakın rakibi Vardar’a tam 35 puan fark atarak şampiyonluğa ulaştı. Aynı zamanda Makedonya Kupası’nı da alan Skendija 79, 25,5 yaş ortalamasıyla ülkenin en genç takımları arasında yer alıyor. Bu kadar yetenekli genç nüfusa ve futbol aşkına rağmen ne yazık ki ülkede durumlar çok vahim. Makedonya Ligleri gerek yönetimsel, gerek altyapı ve tesis sorunlarıyla Avrupa’nın en kötü ligleri arasında. Profesyonel lig maçları tam bir amatör lig havasında geçmesi bir yana dursun, ülkede siyasi kanat ne yazık ki bu durumu umursamıyor.

Ülkenin uç köylerinde bile futbol ve basketbol sahaları mevcut. Halkın bu sporlara ilgisi de üst düzey derecede. Öyle ki yazları genelde halı saha maçları yapılırken, kışları da salon futbolu oynayan her yaştan insan görebilirsiniz Makedonya’da. Gençlerin futbola olan ilgisi dışında teknik anlamda ciddi yetenek sahibi oyuncular da söz konusu. Son zamanlarda Avrupa’da çeşitli liglerde boy göstermeye başlayan Makedonya kökenli futbolcular, ülkenin ekonomik durumu düşünülünce adeta ülkemiz kulüpleri için altın madeni niteliği taşımakta.

Son yıllarda öne çıkan oyuncularından bazıları ise; Rabotnicki’de forma giyen Kire Markoski, Serginho ve Geoffrey Chinedu, Akademika Pandev’den Jani Atanasov, geçtiğimiz yıl Levante’ye transfer olan Enis Bardhi, Arsenal altyapısında oynayan Dejan Iliev var. Ülkedeki genç nüfusu yönlendirmek amacıyla en ciddi atılımı eski Galatasaraylı Makedon futbolcu Goran Pandev yaptı diyebiliriz. 2010 yılında kurduğu Akademika Pandev, başarılı bir şekilde yükselişe geçerek piyasaya sürdüğü genç oyuncularla dikkatleri üzerine toplayan bir kulüp.

Alt liglerde ise son zamanlarda Rumeli Türklerinin en yoğun olarak yaşadığı Gostivar şehrine bağlı, iki Türk köyünün futbol takımları ciddi yükseliş göstermekte. Aşağı Banisa köyünü temsilen kurulan Genç Kalemler sadece 3 yıl içinde amatör ligden ikinci lige yükselmeyi başardı. Bir diğer Türk takımı olan Yukarı Banisa köyüne bağlı Yukari Banisa Trabzonspor ise Genç Kalemler’in yolunu takip ederek geçtiğimiz yıl belediye liginde şampiyon oldu ve Makedonya üçüncü ligine yükseldi.