Alt Liglerden Gökyüzüne, Vilanova

La Masia, aslında bir çiftlik evi. Tarihi FC Barcelona’dan çok daha eskiye dayanan, Katalan sporcular yetiştiren bir çiftlik evi. Bu yüzdendir ki her zaman “bir alt yapıdan daha fazlası” olarak anılmıştır. Birçok sporcunun yetiştiği bu ev bizlere Iniesta, Xavi, Messi gibi başarı hikayeleri sunsa da aslında birçok da başarısızlık hikayesine sahiptir. Bunlardan birisi de şüphesiz Francesc Vilanova i Bayó, bilinen adıyla Tito Vilanova.

La Masia’da yetişen bir Katalan çocuğu olarak şüphesiz en büyük hayali bir gün Barcelona futbolcusu olmaktı. Başarılı olamadı. İlk La Liga maçına çıktığında tarihler Aralık 1992’yi gösteriyordu. 24 yaşındaydı, üstünde Celta Vigo forması karşısında Rayo Vallecano ve oynamak için 20 dakikası vardı. La Liga kariyeri 3 sezon sürdü sadece. 94/95 sezonunun sonunda bir daha oynamamak üzere lige veda etti. İkinci lig, üçüncü lig… Her sezon takım değiştiren alt lig topçuluğu kariyerini ise 2002 yılında sonlandırdı.

Yeni bir sayfa açma derdindeydi. Belki kulübeden çıkmazsa hiç kaybetmezdi. Ama öyle olmadı. 3. Lig’de oynayan Palafrugell’in başına geçti. Adı 3. Lig ama aslında 4. seviyeydi. Sadece bir sezon teknik direktörlük yapabildi burada, çünkü takım o sezonun sonuna Katalan Bölgesel Ligi’ne düşecekti. Sezon sonunda yine bir diğer 3. Lig takımı Figueres’in kulübesindeydi. Ligi onuncu sırada tamamladı, ayrıldı. Çünkü bir sonraki sezon 2. Lig’den Terrassa onu istiyordu. İlk sezonunda on ikinci sıraydı takım. İkinci sezonunun sonunda küme düştü.

İki sene boyunca ne arandı ne soruldu eski orta saha. 2007 yazında telefonu çalıyordu ısrarla belki de. Arayan La Masia günlerindeki orta saha partneriydi. Barcelona B takımından teklif almıştı ve Vilanova’yı hatırlamıştı. Bir tek o hatırlamıştı. Pep; La Masia’da öğrendiği oyunu geliştirmek, total futbolu evrimleştirmek istiyordu. Bu ikili Barcelona B takımında sadece bir sene içerisinde tiki – taka’yı hayata geçirdiler. 2007 yazında Barcelona B takımı antrenörlüğü için telefonu çalan Tito, 2008 yazında Rijkaard’ın istifası sonrası kendisini Barcelona’nın antrenörü olarak buldu. Artık kader yüzüne gülmeye başlamıştı. Nihayet futbolun kendisini istemediği adam kazanmaya başlamıştı. Dört sezon, sayısız kupa. Bir sezonda altı kupa. Sayısız başarı, üst düzey beklenti. Guardiola yorulmuştu. Dinlenmek istiyordu. Giderken Sandro Rosell’e bir kişiyi işaret etti halefi olarak, Tito.

Futbolculuk kariyeri iç açıcı değildi. Ama iyi bir jokey olmak için at olmaya gerek yok demişti Sacchi. Fakat Tito’nun teknik direktörlük kariyeri de iyi değildi. Hep alt liglerdeydi, alt liglerden de düşmüştü. Tüm bunlara rağmen gözünü geleceğe çeviren Barcelona yönetimi en ufak tereddüt yaşamadı ve takımı Katalan çocuğuna teslim etti.

19 Aralık 2012. Barcelona, teknik direktörünün kanserle mücadele ettiğini duyurdu. Daha önce yenmişti kanseri Tito. Bir kez daha mücadeleye girişti. Altı hafta takımdan uzak kaldı. Tedavi oldu. Kansere karşı ikinci golünü attı. Öyle olduğunu düşündü.

19 Temmuz 2013. Sandro Rosell basın toplantısında “Tito’nun da yeri dolacaktır” dedi. Birkaç saat sonra kulübü ağlayarak terk etti. Tito 3. golü çıkaramamıştı ağlarından. Futbol kendisini hiç istemedi belki de, ama o bir şekilde tutunmayı bildi. İlk defa kazandı, son kez kaybetti, sonsuza kadar. 25 Nisan 2018 itibariyle 4 yıl oldu Tito gideli. Futbol başarıdan çok başarısızlıklarla, mutluluktan çok hüzünlerle dolu.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More