2013 Mıamı Heat vs. 2020 Mıamı Heat

Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar:

Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir. [1]

2013 ve 2020 Miami Heat’in hikayesi de tıpkı bu sözdeki gibi, şehre bir yabancının gelmesiyle başladı. İlk olarak, NBA tarihinin de akışını değiştiren “The Decision” yayınında LeBron James,  “yeteneklerimi alıp Güney Sahili’ne gideceğim” diyerek iki süper yetenek Dwyane Wade ve Chris Bosh’a katılacağını açıklamıştı. Bundan sonraki 4 senelik peri masalının sonucu ise 2 şampiyonluk ve 2 ikincilik olmuştu. Daha sonrasında çalkantılı bir 6 senenin ardından ligin yaramaz çocuğu Jimmy Butler ve yanına kurulan genç iskelet, sezon başında onlardan hiç beklenmeyen bir başarıya imza atmıştı. Şimdi gelin önce 2013 yılında harika bir sezon geçirerek şampiyon olan Miami Heat’in hikayesine, ardından favorileri bir bir geçip finalde LeBron James’in ekibine takılan 2020 model Miami’ye bakalım.

2012-2013 MIAMI HEAT

Miami HeatSezona başlarken Miami, LeBron James, Chris Bosh, Dwyane Wade “Büyük Üçlü”sünün yanına o zamanlar 38 yaşında olan, birçok kişiye göre tarihin en iyi şutör ü olarak gösterilen Ray Allen ve Denver Nuggets’tan Chris “Birdman” Andersen eklemesi yapmıştı. Bu hamlelerle beraber 2012-2013 sezonuna Los Angeles Lakers ve Oklahoma City Thunder (sezon başı yapılan iddia oranlarına göre) ile beraber şampiyonluk favorisi olarak başlayan Miami, 1995’te video editörü olarak girdiği takımda 2008 yılında başantrenörlüğe yükselen Erik Spoelstra ile üst üste ikinci şampiyonluğunu alma hedefiyle yola çıkmıştı.

Sezona birkaç galibiyet ardından 2 mağlubiyet şeklinde giden bir form grafiğiyle giren Miami, 3 Şubat 2013 tarihinde harika bir galibiyet serisine başladı ve 27 Mart 2013’e kadar oynanan 27 maçta da galibiyete ulaştı.  Bu seri, günümüzde normal sezonda üst üste galibiyet serisi derecesinde 1971-72 Lakers ve 2014-2015, 2015-2016 GSW (2014-2015 normal sezonunun sonunda başladı diğer sezon devam etti) ardından üçüncü sıraya yerleşti. O mücadeleden sonra oynanan 11 mücadele sadece 1 yenilgi alan Miami Heat sezonu 66-16’lık galibiyet derecesiyle NBA lideri olarak tamamladı. Playoff ilk turunda Milwaukee Bucks’ı 4-0 ile geçen Miami, ikinci turda Jimmy Butler’lı Chicago’ya sadece bir maç galibiyet izni verdi. Doğu Konferans Finali’nde ise Indıana Pacers karşısında Roy Hibbert ve Paul George’un etkili performansları karşısında zorlanan Heat, LeBron James önderliğinde seriyi 4-3 geçti.

NBA Finalleri’nde ise yedinci maça giden, harika bir seri izledik. Bu serinin sadece 6. maçı bile içerisinde bir çok hikaye barındıyor. Şöyle ki ülkemizin duayen yorumcularından Kaan Kural bu maç için “Tarihin en iyi final maçı” yorumunu yapıyor. Seride Spurs 3-2 öndeyken, iki takım da 8 kişilik rotasyonlarıyla bu harika maçı oynadı. Basketbolu takip eden herkesin en az bir kez videosuna şahit olduğu o son hücumu bir kez daha anlatayım. Son 19 saniyeye girilirken Spurs 95-92 önde. Miami’de Mario Chalmers topu getiriyor ve Chris Bosh’ın perdesiyle rakibinden kurtulan LeBron James’e topu veriyor. LeBron alır almaz şutu atıyor ve üç sayılık atış kaçıyor. O sırada ribaund mücadelesinde Chris Bosh ribaundu çekiyor ve geri geri gitmeye başlayan Ray Allen’a topu veriyor. Sahanın ölçüsünü ezbere bilen Allen, ayağını milimetrik bir şekilde üçlük çizgisinin dışına çıkarıyor ve tüm gücüyle zıplayarak Tony Parker’ın üzerinden üç sayılık atışı yolluyor. Bu üç sayılık atışla beraber normal süresi 95-95 biten maçı Miami Heat kazanıyor ve seriyi 7. maça taşıyordu. Artık iki takımda da birçok kişinin bitik olduğu maçta LeBron James 37 sayı kaydediyor, ona Dwyane Wade de 22 sayıyla eşlik edince şampiyonluğu kazanan taraf Miami Heat oluyordu. 2020 NBA Finalleri serisinde şut performansıyla Lakers taraftarlarını deli eden Danny Green, bu seride Spurs formasıyla gösterdiği harika şut performansını son maça taşıyamıyor ve maçı 1/12 şut isabetiyle tamamlıyordu. Bir sonraki sezon ise Spurs kaybedilen şampiyonluğun intikamını aldı. Miami’yi finallerde 4-1 ile geçti ve Kawhi Leonard harika savunma performansıyla Finaller MVP’si oldu.

2020 MIAMI HEAT

Aradan geçen dile kolay 7 sene… Sadece koç Erik Spoelstra ve takımın sembol ismi Udonis Haslem’in kaldığı bir takım, kadrosuna kattığı ligin yaramaz çocuğu Jimmy Butler ile yeni bir hikaye yazmak için sahadaydı. NBA tarihinin en uzun sezonunu yaşadık. Pandemi dolayısıyla askıya alınan sezon, ABD’de George Floyd ve Jacob Blake’in yaşadığı ırkçılık olayları, 4 ay sonra ailelerden uzak, tek bir alanda oynanan maçlar… Sezon öncesi basketballreference‘nin şampiyonluk ihtimaline 1’e 6000 oran verdiği ve bu oranla birlikte 14. sıraya, 2013’te finalde yendiği rakibi Spurs ile birlikte yerleşen Miami ise tatsız geçen sezonda bizlere harika bir hikaye yaşattı.

Virüs nedeniyle ara verilmeden önce 41-24 ile giden Miami, Bubble’da[2] normal sezon için oynanan 8 maçta 3 galibiyet 5 mağlubiyet yaşadı ve 44-29 derecesiyle sezonu Doğu Konferansı’nı 5. sırada tamamladı. İlk turda Bubble’da harika performansıyla öne çıkan TJ Warren’lı Indiana Pacers ile karşılaşan Miami hiçbir maçta zorlanmadan 4-0 ile rakibini süpürdü. İkinci tur ise NBA’de normal sezonun lider takımı, üst üste iki sezon MVP ödülünü kazanan Giannis Antetokounmpo’lu Milwaukee Bucks ile karşılaştılar. Harika bir oyunla ilk 2 maçı kazanan Miami’de sonraki maçlarda Antetokounmpo’nun sakatlığı işleri daha da kolaylaştırdı, Middleton’ın harika performansıyla son dakikada kazandırdığı maç dışında rakibine şans tanımayan Heat seriyi 4-1 ile geçti.

Doğu Konferansı Finali’nde ise rakip, Toronto Raptors’ı 7 maç sonunda eleyen Boston Celtics’ti. İlk maçta ödül almasa da birçok otoriteye göre MIP (Yılın En Çok Gelişim Gösteren Oyuncusu) ödülünü hak eden Bam Adebayo’dan son hücumda Jayson Tatum’a uzun yıllar unutulmayacak harika bir blok geldi ve kazanan Miami oldu. Bu seride de rakibine 2 maç veren Miami, 6 yıl aradan sonra NBA Finalleri’ndeydi. Heat’in rakibi ise Kobe Bryant’ın mirasını sürdürmek için sahada olan, 10 senedir NBA Finallerine katılmamış olan Los Angeles Lakers’tı. İlk maçta takımın yıldızları Bam Adebayo ve Goran Dragic’i kaybeden Miami ilk iki maçını kaybetse de üçüncü maçta tarihe geçen bir Jimmy Butler performansı izledik. 40 sayı, 13 asist, 11 ribaund ile oynayan Butler, Jerry West ve LeBron James’in ardından bir NBA Finali maçında 40+ sayıyla triple double yapan üçüncü oyuncu oldu ve takımına galibiyeti getirdi. Daha sonrasında Adebayo’nun geri dönüşüyle seriyi 3-2’ye getiren Heat’in gücü daha fazlasına yetmedi ve Los Angeles Lakers seriyi 4-2 kazanarak şampiyon olan taraf oldu. Şubat ayında bir serbest oyuncu olan JR Smith, bir takipçisi ona finalin kimler arasında oynanacağını sorduğunda “Kulağa çılgınca gelebilir ama Miami-Lakers finali bekliyorum.” demişti. Sezon sonu finaldeki eşleşmeyi bilen ve şampiyonluğu kazanan tarafta oldu. LeBron James, üç ayrı takımla Finaller MVP’si olan ilk oyuncu oldu. Anthony Davis harika bir sezon geçirdi ve ekip olarak, ocak ayında helikopter kazasında kaybettiğimiz Los Angeles Lakers efsanesi Kobe Bryant’ın bıraktığı mirası devam ettirdiler.

Miami Heat’e gelecek olursak şampiyonluk ile taçlanmasa da rüya gibi bir sezon geçirdiler. Hikayesi hepimize örnek olması gereken Jimmy Butler, geçtiğimiz sezona göre bu sene bambaşka bir oyuncuya, bir All Star’a evrilen Bam Adebayo, takımın oyun kurucu yükünü çeken, Finallerde sakatlanmasa belki de başka şeyler konuşacağımız Goran Dragic, 2000 doğumlu inanılmaz özgüvenli çaylak Tyler Herro, herhangi bir takım tarafından seçilmeyen ve geçen sene Miami’nin ona bir şans verdiği, onun da bu şansı tarihin en iyi şutörlerinden biri olma yolunda giden bir kariyerin başlangıcı olarak kullanan Duncan Robinson, sezon ortası kadroya katılan ve tecrübesiyle takıma katkı sağlayan Andre Iguadola, sezon ortası katılan ve playoffları etkili geçiren Jae Crowder, sezon başı kimse tarafından seçilmeyen, Miami’nin kadrosuna kattığı ve sezon sonunda yılı en iyi çaylak beşine seçilen Kendrick Nunn, Bam Adebayo’nun yokluğunda iyi bir katkı veren Kelly Olynk, aldığı süreleri iyi değerlendirmeye çalışan Meyers Leonard, tecrübeli isim Solomon Hill, smaçlarıyla izleyenlere inanılmaz keyif veren takımın atletik ismi Derrick Jones JR ve takımı finale kadar taşıyan koç Erik Spoelstra… Hepinizin emeğine sağlık, bu hikayeyi bize yaşattığınız için teşekkürler.

 

[1] Sıklıkla Tolstoy’a mal edilen ama zaman zaman Hemingway ve Dostoyevski ile de anılan bu cümleye, bahsedilen yazarların kitaplarında rastlanmamıştır. Söz, 49 yaşında bir motor kazasında hayatını kaybeden yazar ve eğitimci John Gardner’ın Kurgunun Sanatı isimli kitabında şöyle geçer; ”Konu olarak ya bir geziye çıkmayı ya da bir yabancının gelişinin kullanın.”

[2] Fanus anlamına gelen ‘bubble’ kelimesi aslında tüm oyuncular ve yetkililerin belirli bir bölgede toplanmış olmaları ve dışarıdan enfekte olmadıkları garanti edilmiş kişilerin zorunlu durumlar dışında kamp bölgesine girememelerinden kaynaklı kullanılıyor. 


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Mıamı Heat: Spoelstra’nın Yolu

George Floyd İçin: Hepiniz Bizi Duyuyorsunuz Ama Dinlemiyorsunuz

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More