Ülkenin sana ihtiyacı var!

Futbolcuların milli takım seçimlerinde etnik değerler ne derece önemli? FIFA temsil hakkı konusunda ne düşünüyor?

Dünya üzerinde egemen olan fikir hareketleri gün be gün değişime uğramakta ve bunun doğal bir sonucu olarak da toplumsal yapı ve gündelik hayat yeniden şekillenmekte.

Politik anlam kazanmasının mazisi Fransız İhtilaline dayanan “Ulus” kelimesinin etkisi altında ortaya çıkan siyasal düzen –ulus devlet- günümüzde etkisini kaybetmeye başlarken, yerini idari sınırların saydamlaştığı, merkezinde karşılıklı iletişim bulunan çok uluslu bir sistem alıyor. Bunun emarelerini de etrafımızda sürekli zikredilen “globalleşme” kelimesinde görmek mümkün.

İnsanlık tarihinde sonu ve başı -ne yazık ki- olmayan savaşların yol açtığı mültecilik, endüstriyel gelişimle bağlantılı olarak ortaya çıkan işçi göçleri, yetersiz imkanlar ya da özgür çalışma ortamı ihtiyacı sonucu gerçekleşen beyin göçü gibi kitlesel olayların ışığında özellikle Avrupa’da daha heterojen bir toplum ortaya çıktı.

Bu gelişmelerin bir yansıması olarak spor da – kaçınılmaz olarak- ulusal ve uluslar arası arenada kendisini toplumsal yönelime adapte edecek düzenlemeleri hayata geçiriyor. Bu yazımda futbolun tepe organizasyonu olan FIFA’nın konu hakkındaki tutumunu ve son günlerde gelişen olaylar ışığında milli takım temsili konusunu inceleme gayreti içerisinde olacağım.

Futbol dünyasının çatı organizasyonu olan FIFA’nın en önemli görevi oyunun zamanla değişen şartlar ve ihtiyaçlara uygun bir şekilde kendisini yenilemesini ve adil düzenlemelerle değerini koruyabilmesini sağlamaktır. Bu amaçla dönem dönem hayata geçirilen kural değişiklikleri ile bahsi geçen görevi yerine getirir.

2004 yılı öncesinde FIFA’nın devşirme oyuncu oynatma yönetmeliğindeki kural “ temsil edilecek ülkenin vatandaşlık haklarına sahip olmak” idi. Ancak 2004 yılında başta Katar ve Togo olmak üzere birçok ülke federasyonunun Brezilyalı futbolculara vatandaşlık hakkı tanıyarak ulusal takımlarını bu oyuncular etrafında dizayn ettikleri fark edildiğinde yeni bir düzenlemenin gerekliliği hissedildi.

Hatta konuyla ilgili yorumunda dönemin FIFA başkanı Sepp Blatter: “Eğer bu gidişatın önüne geçmez ve gereken önlemleri almazsak; Avrupa, Asya ve Afrika’ya akın eden Brezilyalılarla birlikte, 32 takımlı 2014 ve 2018 dünya kupalarının 16 takımında sadece Brezilyalıları izleyeceğiz.” diyor.

2004 yılında yapılan düzenlemeyle futbolcuların uluslararası temsil hakları “genç milli takım” ve “A milli takım” olmak üzere iki kategoriye ayrıldı ve futbolcuların profesyonel seviyeye geçerken aşağıda belirttiğim kriterler uyarınca ülke değiştirilmesine onay verildi.

Buna göre;

  • Futbolcu temsil edeceği ülke sınırları içerisinde doğmuş olmalı veya
  • Futbolcunun biyolojik anne veya babasından en az biri temsil edeceği ülke sınırları içerisinde doğmuş olmalı veya
  • Futbolcunun büyükanne veya büyükbabasından en az biri temsil edeceği ülke sınırları içerisinde doğmuş olmalı veya
  • Futbolcu 18. yaş gününün ardından temsil edeceği ülke sınırları içerisinde -kesintiye uğramamış olması şartıyla – en az beş yıl ikamet etmiş olmalı.

Bugün ise özellikle ülkemizin de içerisinde bulunduğu coğrafyada gerçekleşen iç savaşlar ve yıkımlarla birlikte göçmenlikle ilintili konular gündemi her daim meşgul ediyor. Göçmen ailelere mensup çocuklar ikamet ettikleri ülkelere adapte olabilmek için sporun olanaklarından yararlanıyor ve –sorumluluk sahibi – hükümetler de bu olanakların ulaştırılmasını sağlamak ve göç eden ailelerin topluma uyumunu kolaylaştırmak amacıyla çalışmalar yapıyorlar.

İşte bu doğrultuda bugün elit futbol liglerinde adını sık sık duyduğumuz ve son zamanlarda adı ırkçılıkla anılan; Mesut Özil, Karim Benzema, Romelu Lukaku, Jerome Boateng gibi göçmenlik geçmişi olan, ancak vatandaşlığına sahip oldukları ülkenin spor odaklı entegrasyon programlarıyla Avrupa futboluna kazandırdığı büyük yıldızlar zaman zaman mensubu oldukları ülke vatandaşları tarafından ırkçı saldırılara uğradıkları gerekçesiyle gündem oluyor. 

Son günlerde patlak veren Mesut Özil vakasının (ilgili yazıma buradan erişebilirsiniz) en başına gidelim… Mesut kendisini Almanya’ya daha yakın hissettiğini belirterek Milli Takımımızın davetini reddetmişti. Bu da ülkemizde kariyerin milli değerler üzerinde tutulduğu vurgusuyla eleştirilmişti.

Almanya’nın Tübingen Üniversitesinden Dr. Klaus Seiberth ile Prof. Dr. Ansgar Thiel tarafından yürütülen ve Journal of Ethnic and Migration Studies dergisinde yayımlanan bir araştırma yine Almanya’da yaşayan Türk uyruklu futbolcularının milli takım seçimlerinde kariyerlerini, etnik ve ulusal değerlerin önünde tuttuklarını ortaya çıkarıyor. Araştırma süresince çeşitli sorular yöneltilen 15-21 yaş aralığındaki Türk uyruklu erkek altyapı oyuncularının verdikleri cevaplarla:

  • Kendilerini sanılanın aksine – hem Alman hem Türk olarak gördükleri,
  • Vatan” kelimesini hem Almanya hem de Türkiye için kullandıkları,
  • Milli takım seçimlerinde maddiyatın ve etnik kökenin ön planda olmadığı sonuçlarına ulaşılıyor.

Genç futbolcular ayrıca kendilerini Almanya’ya ve değerlerine bağlı hissederken, ailelerinin memleketi olan Türkiye’ye duygusal açıdan bağlı olduklarını vurguluyorlar.

Son olarak Türk asıllı futbolcuların milli takım seçimlerinde bir diğer önemli noktanın oynamak istedikleri milli takımın kadro yapısı ve gelen teklifler olduğu ileri sürülüyor. Alman milli takımından teklif almayan oyuncular otomatik olarak Türk milli takımına yönelirken, Alman milli takımı kadro yapısından dolayı kendisine şans geleceğini düşünmeyen oyuncular da Türk milli takımını seçme yönünde eğilim gösteriyorlar.

Bu durumun Türk futbolu açısından en önemli kısmı ise araştırma çerçevesinde sorulara tabi tutulan genç futbolcuların hepsinin Alman Futbol Federasyonu(DFB)’nun yetenek taramaları listesinde yukarılarda olmaları. Aynı oyuncular Türkiye Futbol Federasyonu taramalarında da en tepedekiler arasında yer alıyorlar.

Süreç iki ülke spor kamuoyunun önümüzdeki yıllarda yeniden karşı karşıya geleceğini ve Avrupa ve Dünya futbolunda star olma potansiyeli taşıyan oyuncular için kıyasıya mücadelelerin yaşanacağı izlenimini taşıyor. Aynı zamanda ülkemize göç etmiş Suriyeli çocukların da gelecekte milli takım formasını giyeceğini ve uluslar arası başarının böyle aranacağını ön görmek pek yanlış olmaz.

Siz ne dersiniz?

2017 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen Hama/Suriye doğumlu Adem Metin / TFF EURO 2024 Adaylık Kataloğu