Türkiye’de Engelliler Ve Spor

Ülkemizde milyonlarca engelli birey yaşamaktadır. Ben de bir görme engelli olarak, bu yazıda Türkiye’de yaşamını sürdüren engelli vatandaşlarımızın sporla olan ilişkilerini değerlendirmeye çalışacağım.

Sözünü ettiğim konuyu değerlendirmeye başlamadan önce, çok önemli bir hususu dile getirmeyi uygun buluyorum. Bu makale, benim Plase Dergi’de kaleme alacağım ilk yazı olacak. Bu vesileyle, bana bu güzel dergide yazma fırsatını veren kıymetli Plase Dergi ailesine, değerli dergi yönetim kuruluna kalpten teşekkür ediyorum.

Spor, hiç şüphesiz tüm bireyler için çok büyük öneme sahiptir. İnsanların beden sağlığı açısından çok büyük yararlar sağladığı gibi, toplumlar arasında ve bir toplumun bireyleri arasında kaynaştırıcı, birleştirici bir role sahiptir. Aynı zamanda, uluslar arasında kültürel etkileşimin gerçekleşmesini de sağlamaktadır. Sporun ruhunu içselleştiren insanlar, saygı ve sevgi çerçevesinde rekabet etmeyi, kurallar içerisinde mücadele ederek yarışma kültürünü öğreneceklerdir. Gençlerin olumsuz davranışlardan ve alışkanlıklardan korunmasını sağlayan spor faaliyetleri, ister profesyonel, ister amatör şekilde icra edilsin; spor yapan kişi ve kişilere sayısız avantajlar sağlayacak, en önemlisi de sağlıklı bir yaşam sunacaktır. Ben bu yazıda, engellilerin spor faaliyetlerine bireysel veya takım içerisine dahil olarak katılımlarını ve spor karşılaşmalarını takip etme yöntemlerini ele alacağım.

Engelli yurttaşlarımız, sahip oldukları engellere rağmen; kendilerine fırsat verildiğinde ve güvenildiğinde çok büyük işler başarabilmektedirler. Örneğin işitme engeli olan vatandaşlarımız, futbol takımları kurarak, gayet başarılı şekilde futbol turnuvalarına katılmakta ve tıpkı engeli olmayan sporcular gibi yeteneklerini sahaya yansıtmakta, izleyenleri kendilerine hayran bırakmaktadır. Ya da bedensel engelli insanlarımız, mükemmel bir şekilde basketbol oynamakta, tekerlekli sandalye basketbol takımlarında tarihe geçecek başarılar elde etmektedir. Veya, zihinsel engelli kardeşlerimiz, çok iyi birer koşucu olarak, atletizm yarışmalarına katılmakta, unutulmayacak zaferlere imza atmaktadır. Görme engelliler, kendilerine has kuralları ile birlikte futsal ve golbol gibi oyunlarda boy göstermekte ve bu spor dallarında turnuvalara katılmaktadır. Herkesin bildiği gibi, paralimpik oyunlarında pek çok engelli yarışmacı mücadele etmekte ve hangi dereceyi alırsa alsın, hangi klasmanda yarışırsa yarışsın büyük takdir toplamaktadır. Engelli yurttaşlarımız, azmederek, adeta engellerine meydan okumakta, önlerinde engel gibi görülen her şeyi tabiri caizse tanımamakta ve yaptıkları spor faaliyetleriyle hayat bulmaktadır.
Kanımca, spor yapmak engelliler için engeli olmayan bireylere göre çok daha önemlidir. Herkes için spor yaparak fit bir vücuda sahip olmak gerekliyse de engelliler için daha büyük öneme haiz olan spor, onları hayata bağlamakta, sosyal yaşama katılmalarını sağlamakta, engelliler ile engeli olmayan bireylerin entegre olmasını sağlamaktadır. Sporun, engelliler açısından bu evrensel niteliklerini anlattıktan sonra; engelli vatandaşlarımız için sporun neden bu kadar büyük bir öneme sahip olduğunu anlatmak yerinde olacaktır.

Engelliler, özel durumları nedeniyle bazı nedenlerle, gün içinde az hareket edebilmekte ve bu nedenle spora ihtiyaç duymaktadır. Örneğin başımdan şöyle bir hadise geçmişti;
Çok değerli bir öğretim üyesi, bana çeşitli aparatların yardımıyla el bileklerimi güçlendirici çalışmalar yapmam gerektiğini, bileklerimin zayıf olduğunu belirtmişti. Bunun nedeni de şuydu, görme engelli olduğum için ağır eşyaların kaldırılması veya taşınması görevi bana verilmek istenmiyordu. Bu durumun tabii ki haklı nedenleri vardı. Fakat, belirli eşyaları kaldırmama veya taşımama nedeniyle bileklerimin yeterince güçlenmediğini deneyimlemiş oldum. Sanıyorum ki diğer engelli kardeşlerim veya büyüklerim için de aynı sorunlar baş göstermiş olabilir. Görme engelliler, bir bakış ile tüm çevrelerini kolaçan etme şansına sahip değil. Etrafında ne olduklarını, tabii ki gören bireylerin yardımıyla tanıyabiliyorlar. Bedensel engelliler ise gün içerisinde yapmaları gereken hareketi haklı olarak daha az yapabiliyorlar. İşte tüm bu ekstrem durumlar için; spor yapmak bire bir çözüm niteliğindedir. Bu sayede, engelliler sağlıklı bir vücut yapısına, sağlıklı kan dolaşımına sahip olacakları gibi enerjilerinin vücutlarında birikmemesi nedeniyle huzurlu bir ruh sağlığına sahip olacaklardır.

Sağlıklı yaşam için spor yapmanın yanı sıra, profesyonel spor yapmak ise engellilerin sosyal yaşamda varlıklarını hissetirmelerine ve tüm toplumumuzun farkındalık düzeyinin artmasına neden olacaktır. Halen beklenen düzeye gelmediğimizi bilerek söylüyorum ki; Türk halkımız, eski dönemlere göre engelliler hakkında daha fazla bilgiye sahip. Ne mutlu ki engellilere acımak yerine, insanlar artık onları takdir ediyor, onlara saygı gösteriyor, onlarla iletişime geçmenin yollarını arıyor, onların bir sorunu olup olmadığını bilmek istiyor ve var olan sorunların üzerine gidiyor. Ne mutlu ki insanımız artık engellilerin de bilimsel çalışmalar yapabileceğini, spor, sanat, bilim gibi pek çok alanlarda başarılı olabileceğini, engellilerinde engeli olmayan bireylerden hiçbir farkının olmadığını, engellilerinde tıpkı engeli olmayanlar gibi sevindiğini, üzüldüğünü, güldüğünü, ağladığını, espri yaptığını, kitap okuduğunu, görme engellilerin kendine has bir alfabe olan Braille alfabesiyle yazdığını, görme engellilerin de görenler gibi rüya gördüğünü, duygulandığını, aşık olabildiğini, takımları gol attığında “goool” diye havaya fırladığını biliyor.

Tüm bu önemli gelişmelerin yanı sıra, ülkemizde kaydetmemiz gereken pek çok gelişme olduğu da bir gerçek. Engelliler, geçtiğimiz dönemlerde ne yazık ki yaşamlarının çoğunu evlerinde sürdürüyor ve pek az zamanlarda dışarıya çıkıyorlardı.Ama bu durumu artık aşmaya başladık. Şu anda yapmamız gereken, engellileri profesyonel spor dallarında yarışmaya teşvik etmek.
Bedensel engelliler, basketbol oynayabilir, zihinsel engelliler atletizm yarışlarına katılabiliyor ve eşi benzeri görülmemiş başarılara imza atabilirler. Görme engelliler golbol ve futsal oyunlarını oynayabilirler.Ve diğer paralimpik spor dallarını da tüm engelliler başarıyla icra edebiliyor.

Naçizane, bir engelli olarak fark ettiğim sıkıntı ise şudur. Engelliler, yukarıda sözünü ettiğim spor dallarında yarışacak güce sahip olmalarına rağmen; bu spor dallarından haberdar olamayabiliyorlar. Örnek verecek olursam, golbol oyunu çok fazla bilinmiyor. Golbol, zilli bir top ile oynanan, ellerin kullanılmasıyla topun kaleye gönderilerek gol atılmaya ve bu şekilde maçların kazanılmasına çalışılan çok eğlenceli ve görme engellilerin vücut gelişimi açısından harika bir spor dalı. Bu spor ile, görme engelliler sporda fair play kavramıyla tanışıyor, büyük bir sosyal olgu olan sporun, toplumları nasıl uygarlaştırabileceğini bilme fırsatı buluyor. Futsal oyunu ise, görme engelliler tarafından salonda özel kurallarla birlikte icra ediliyor. Salon futbolu diyebileceğimiz bu oyunda, görme engelliler, görenler gibi futbol oynuyor ve sınırlı bir alanda oynamalarının yardımıyla, sahayı tanıyabiliyor, futbolun güzelliklerini sahaya yansıtma olanağını yakalıyor. Ülkemizde yaşayan engelliler için yapmamız gereken, onların toplumsal yaşama katılmalarını sağlamak, onları sosyal hayata katmak, engeli olmayan vatandaşlarla entegre olmalarını sağlamaktır. Bu kaynaşmayı meydana getirmenin en güzel araçlarından biri de spordur. Engelli vatandaşlarımızı, yapabilecekleri spor dallarından haberdar etmeli ve onları spor yapmaya teşvik etmeli, bu sayede bedenen ve ruhen dopdolu bir yaşama sahip olacaklarını, yaşları kaç olursa olsun, hiçbir şey için geç kalınmadığını onlara söylemeliyiz. Onları şevklendirmeli, sanata, bilime, spora yönlendirmeliyiz. Tabii ki bu yazının konusu spor olduğundan; ben yine spor ve engelliler konusunu anlatmaya devam edeceğim. Engellilerin spor yapmasının gerekliliğini anlattıktan sonra, spor müsabakalarını nasıl takip ettiklerini veya edebileceklerini de anlatarak yazımı sonlandıracağım.

Şüphesiz, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de en popüler spor dalı futbol. Engelliler de pek doğaldır ki en çok futbol maçlarını takip ediyor. Benim yaptığım saha araştırmaları bana şunu gösterdi. Engelliler, en çok futbol maçları izlemekten hoşlanıyor, çuğunlukla futbolu ve basketbol takip ediyor. Tabii ki görme engeli haricinde bir engeli olanlar açısından spor karşılaşmalarını izlemek daha kolay. Fakat şunu unutmamalıyız; işitme engelli yurttaşlarımız için işaret dili ile maçları onlara anlatmak gerekiyor. Nasıl ki spiker anlatımıyla, karşılaşmada ne olup bittiğini duyabiliyorsak, onların da maçta neler yaşandığını bilme hakları var. Bu nedenle, işaret dilini öğrenmiş olan spikerlerin, onlara da maçları anlatmaları gerekiyor kanımca. En önemli hususlardan biri de şudur. Maç için stada veya salona gelen bedensel engelli vatandaşlarımıza alan açılması, önceliğin onlara verilmesi, onların geniş alanlarda, rahat ve konforlu şekilde maçı takip etmeleri için çalışılması elzem.
Onları kalabalığın ortasına sokmamak, acil bir durumda stadı veya salonu terk etmeleri için onlara imkan sağlamak gerekiyor. Ben bir görme engelli olarak, diğer engelli kardeşlerimin ve büyüklerimin, spor karşılaşmalarını daha rahat takip edebilmelerinin bilmediğim yöntemleri var ise onların da katkılar sağlayabileceklerini söyleyerek, kendi engel grubumun durumuna değineceğim.

Görme engelliler, tahmin edeceğiniz gibi maçları dinleyerek takip ediyor. Radyodan maçları dinledikleri gibi televizyon yoluyla da maçları izleyebiliyorlar. Radyo anlatımı, maçı daha ayrıntılı şekilde aktarması nedeniyle daha çok tercih ediliyor olsa da televizyon anlatımında atmosfer daha iyi anlaşıldığından, televizyondan maç dinlemenin de ayrı bir tadı var. Şahsen, televizyon anlatımı bana daha heyecanlı, atmosferi yakalamak açısından daha çekici geliyor. Maça gittiğimde ise tezahüratların yüksek seviyede olması nedeniyle, taraftarların tepkilerine göre olup bitenleri anlamaya çalışıyorum. Radyodan maçı takip etmek, bu durumda pek mümkün olmuyor benim için. Zira, tribün sesi, radyodaki sesi bastırıyor. Basketbol maçlarına gitmeyi tercih etmiyorum; çünkü maçta ne olup bittiğini salonda kavramak kolay olmuyor. Bu nedenle basketbol maçlarını ekran başında takip ediyorum. Tabii ki ben kendim açısından anlattım maçları nasıl takip ettiğimi. Diğer görme engelliler de tahminimce bana benzer yöntemler uyguluyor. Şunun bilinmesini isterim ki; engelliler spor yapsın veya spor karşılaşmalarını takip etsin, her iki aktivite anında çok büyük mutluluk duyuyorlar. Zira spor vasıtasıyla hayata sıkı sıkıya bağlanıyorlar. Büyük bir sosyal olgu olan sporu, toplumla birlikte içselleştirdiklerinde, toplumun ayrılmaz bir parçası olduklarını hissediyorlar. Sonuç olarak şu önemli hususu söyleyerek, yazımı sonlandırıyorum. Engellilerin spor yapması için onlarla iletişime geçelim, onların ailelerine, yakınlarına sporun faydalarını, psikolojik ve fizyolojik yönden insana neler kattığını anlatalım. Engellilerin maçlara gitmesini sağlayalım. Hangi takımlı olurlarsa olsunlar, çeşitli stadlara giderek halkın arasına katılmalarına yardımcı olalım. Örneğin bir engelli yurttaşımız Fenerbahçe’yi destekliyorsa ve o an için gidebileceği stad Türk Telekom Stadyumu ise, kardeşimiz de maça gitme deneyimini yaşamak istiyorsa, ona bu tecrübeyi yaşatalım. Onun bu mutluluğu yaşamasına izin verelim.

Ben bu yazıda engellilerin spor karşılaşmalarını takip etme yöntemlerini ve sporun onlar açısından önemini anlatmaya çalıştım. Onların da engeli olmayan insanlar gibi spora meraklı olabildiklerini, onlarında bir takıma koyu bir şekilde bağlı olabileceğini, başta futbol olmak üzere sporun, onların dünyasında da büyük yere sahip olabileceğini ifade etmek istedim.
Bundan sonraki yazılarımdan birin de de engellilerin futbol maçlarını takip ederken yaşadıklarını, anılarını, tanık oldukları ilginç olayları yazacağım. Bu konuyu bir yazıda anlatarak bitirmemeyi, mümkünse zaman zaman bu konuya dönerek, pek çok yazıyla toplumumuzun dikkatini çekmeyi planlıyorum. Amacım engellilerin düzenli şekilde spor yapmalarını, imkanlar el verdiğince profesyonel takım sporlarına katılmalarını ve bireysel atletizm yarışmalarına katılmalarını sağlamak. Ayrıca, fanatizmin etkisinde kalmadan, engellilerin her stada ve her salona imkanlar dahilinde gitmesini, maçları takip etmelerini ve taraftarlarla birlikte bu güzel hisleri yaşamalarını, sporun büyüleyici yönlerini deneyimlemelerini diliyorum. Belki de bu çabalarımız sonuç verecek ve engellilerin spor müsabakalarına gitmeleri, sporda hiç olmaması gereken sözlü ve eylemsel şiddeti bitirecek veya minimum düzeye indirecektir. Bu sayede, toplumumuzun engelliler hakkındaki bilinç düzeyi artacak ve engellilerin yüksek yaşam standartları çerçevesinde hayatlarını sürdürmelerinin önü, biraz olsun açılacaktır.