Sıradışı Dünya Kupası : Rusya 2018

Ulusal liglerin sona ermesiyle futbol izleyicilerini saran Dünya Kupası ateşi sıcaklığını artırırken, henüz mart ayında başlayan ve turnuva çerçevesinde gerçekleşen politik mücadele hız kaybetmeden sürüyor.

“Spor silahsız bir savaştır.”

Dünya edebiyatına damga vurmuş, hayatımıza “Big Brother” ve “Thought Police” gibi kavramları kazandıran “1984” romanını hepimiz duymuş ve çoğumuz da okumuşuzdur. Romanın yazarı İngiliz George Orwell’in ilk defa 1945 yılında yayımlanmış “ The Sporting Spirit” isimli makalesinden bir alıntı ile başlamak istedim yazıma. Spor, şu an okumakta olduğunuz yazı içerisinde her ne kadar Orwell’in bahsettiği anlamda ele alınmayacak olsa da hiç bir dönem lanse edildiği gibi yalnızca bir oyun olarak kalamadı.

Evden, işe; gündelik hayattan, politik zemine kadar bir çok alanla iç içe geçmiş olan bu aktivite, bireysel olarak kendisinden uzak dursanız bile bir şekilde sizi buluyor. Bazen fiziksel üstünlük bazen de düşünsel mücadelelere sahne olan spor karşılaşmaları saha dışında da mücadeleye sebep oluyor. Spor kulüplerinin lobi faaliyetleri yaparak haklarının ve çıkarlarının bağlı bulundukları Ulusal ve Uluslararası çatı organizasyonlarda korunması için çaba sarf etmeleri çok sık dillendirilse de modern hayatın devasa örgütlü yapılarından olan devletler de politik çerçevede sporun bir çeşit savaş olduğu önermesinin hakkını veriyorlar.

Politikacılar sık sık sosyal medya paylaşımlarıyla ve verdikleri demeçlerle spor kulüplerini ve sporcuları takip eden kitlelerin sempatisini kazanmaya çalışıyor, onları kendi tarafına çekmeyi amaçlıyorlar. Bunu bazen ABD Başkanı Trump’ın sıklıkla yaşadığı gibi tepkileri üzerine çekerek ve insanları ayrıştırarak yapsalar da kimi zaman kamuoyu yararına ve ulusal duyguları coşturacak şekilde gerçekleştiriyorlar.

Konunun en sıcak örneği ise Mart ayında patlayan 2018 Dünya Kupası boykotları. Her ne kadar İngiliz Milli Takımı’nın kadrosunu açıklamasıyla kupaya katılımı konusunda herhangi bir soru işareti kalmasa da Başbakan Theresa May’in Mart ayında ilan ettiği gibi gerek hükümet gerekse kraliyet kanadından organizasyonu herhangi bir temsilci takip etmeyecek. Bunun yanı sıra İngiltere ile birlikte başta Avustralya olmak üzere Polonya, İzlanda, Danimarka, İsveç ve Japonya gibi ülkeler de organizasyonu boykota hazır olduklarını ilan etmeleriyle 2018 Rusya, Dünya Kupaları tarihinde kendisine -henüz başlamadan- özel bir yer bulmuş durumda. Zira Dünya Kupaları tarihinde bu denli geniş çaplı bir boykot hareketi bulunmuyor. Bunun yanı sıra Nisan ayının sonlarına doğru Avrupa Parlamentosu da Ukrayna’nın işgali sebebiyle Rusya ve Putin’i protesto etmek amacıyla boykot çağrısında bulundu.

Image result for russia 2018Olimpik oyunlardan alışık olduğumuz ve literatürde sıklıkla rastlanan politik hamleler ilk defa bir futbol organizasyonunda sahne alacak. Fifa başkanı Giovanni İnfantino her ne kadar 17 Mart tarihinde verdiği basın toplantısında Rusya 2018 hazırlıklarının kendisinin şu ana kadar gördüğü en titiz ve mükemmelliyetçi çalışmayla sürdüğünü ve izleyicileri harikulade bir organizasyonun beklediğini belirtse de özellikle Avrupa merkezli Uluslararası basında Fifa yetkililerinin artan boykot hareketi karşısında panik içerisinde olduklarına yer veriliyor.

Peki İngiltere önderliğindeki boykot hareketine sebep olan gelişme nedir?

4 Mart 2018 tarihinde eski KGB ajanı ve aynı zamanda hem İngiltere hem de Rusya için çifte ajanlık yapan Sergei Skripal ve kızı Yulia İngiltere’nin Salisbury şehrine ziyarete geldiklerinde zehirlenme şüphesiyle Salisbury bölge hastanesine kaldırıldılar. İngiliz yetkililer yaptıkları araştırma sonucunda bunun bir cinayete teşebbüs olduğunda karar kıldılar ve bütün kargaşa 14 Mart günü İngiliz hükümetinin zehirlenme olayından Rusya’yu sorumlu tutmasıyla başlamış oldu. Her ne kadar Rusya tarafından ithamlar kabul edilmemiş olsa da başta ABD olmak üzere İngiltere ve müttefikleri olayın kendilerine karşı girişilen bir saldırı olduğu vurgusunun üzerinde durmaya devam ettiler ve halen de iki taraf arasında buzlar erimiş değil.

Henüz başlamadan heyecanın ve gerilimin dozunun had safhada olduğu şampiyona sonunda kupayı hangi takım kaldırır bunu kestirmek şimdiden biraz güç olsa da politikacıların şimdiden kendi ülkelerinde kazanan taraf oldukları bir gerçek.