Gündem Özil: Irkçılık mı? Drama mı?

Son dönemde gündemi meşgul eden Mesut Özil olayına genel bir bakış.

Geçtiğimiz iki ay boyunca spor kamuoyunu en çok meşgul eden isimlerin başında gelen Mesut Özil: Alman ulusal takımının -eski- on numarası ve dünya kupasında beklenmedik bir şekilde erken havlu atmalarının baş sorumlusu olarak gösterilen bir isim.

Almanya U19 ve U21 formalarını toplam 27 defa terleten oyuncu, 2009 yılında Türk Milli Takımı ve Fatih Terim’in ısrarlarına “Beni bir daha aramayın.” cevabını vererek kendisini daha yakın hissettiğini ileri sürdüğü Alman Milli Takımı’nı seçmiş ve o dönem türk kamuoyunun tepkisini çekerken, alman kamuoyundan takdir toplamıştı.

Mesut; Schalke 04, Werder Bremen, Real Madrid ve hala formasını giymekte olduğu Arsenal’de geçen başarılı kulüp kariyerinin yanı sıra 2014-Brezilya’da Dünya Şampiyonluğu ile taçlanan 92 maç ve 23 gollük bir Milli Takım kariyerine sahip.

Alman Milli Takımı’nın en yaratıcı ve takım içerisinde kilit role sahip oyuncusunun, bugün milli takım kariyerini sonlandırmasına sebep olan süreç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Londra ziyareti sırasında aktif futbolculuk kariyerini Premier Lig’de sürdüren Cenk Tosun, Mesut Özil ve İlkay Gündoğan ile buluşmasıyla başladı.

Her ne kadar bu buluşma Özil cephesinden “Sadece futbolun konuşulduğu bir buluşmaydı.” şeklinde açıklansa da, ülkemizin son yıllarda uluslararası platformda kaybettiği prestij ve batı dünyasının değişen Türkiye algısı sonrası özellikle Almanya’da demokrasi ve özgürlük karşıtı bir sembol haline gelen Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçim malzemesi olarak kullanıldıkları yorumlarına yol açan fotoğraflar, basın ve politikacılarda aynı izlemini bırakmadı.

Fotoğrafların yayınlanmasının hemen akabinde fikri sorulan Angela Merkel, bahsi geçen fotoğrafların yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu belirtirken hiç kimse konunun bugünkü noktaya geleceğine ihtimal vermiyordu. Zira geçen iki ay içerisinde tansiyon giderek yükseldi ve konu Mesut Özil özelinden çıkarak Almanya’da göçmen entegrasyonu programlarının sorgulanmasına, bu programların başarısının eleştirilmesine sebep oldu.

Başta sağ-popülist eğilime sahip AfD partisine mensup politikacılar ve yüksek tirajlı medya organlarının da dahil oluşuyla ırkçılık tartışmalarına evrilen konu, Mesut Özil’in dramatik basın açıklaması ile ülkemizdeki milliyetçi kesmin de ilgi alanına girdi. Zira milli takım seçimleri sırasında “Başarı uğruna milli değerlerini hiçe saydığı” gerekçesiyle adeta düşman ilan edilen Özil, bu sefer muhafazakar kesimden oldukça destek gördü ve ülkemizde adeta ulusal kahraman ilan ediliverdi.

 

Basın açıklamasından itibaren tarafları DFB (Alman futbol federasyonu) başkanı Reinhard Grindel ve Mesut Özil olarak şekillenmeye başlayan tartışma, Oliver Bierhoff, Joachim Löw, Uli Hoeneß ve çeşitli sağ eğilimli politikacıların ve pek tabi daha önce ırkçı saldırılara uğradıkları bilinen Jerome Boateng ile Antonio Rüdiger’in de yayınladıkları destek/karşıt mesajlarla başta Türkiye ve Almanya olmak üzere bütün avrupa futbolunu etkisi altına almış bulunuyor.

Alman siyasetinin önemli partileri CDU, SPD ve Yeşillerin yanı sıra son dönemde dünya genelindeki trende paralel olarak güçlenen sağ popüler AfD’nin de içerisinde bulunduğu tartışmada son açıklama ise daha evvel ırkçılık iddialarını federasyon kanalınca reddeden Reinhard Grindel’den geldi.

Grindel açıklamasında futbolun sosyal politikalar üzerindeki öneminden (entegrasyon) ve toplum içerisinde üstlendiği önemli rolden bahsediyordu. Alman Futbol Federasyonu ve ülkesinin üzerine kurulduğu değerlere (çoğulculuk, dayanışma, ayrımcılık karşıtlığı, entegrasyon) ters düşen Özil-Erdoğan buluşmasının bu değerler çerçevesince eleştirildiğini ancak kasıtlı bir şekilde ırkçılık çatısı altına çekilmeye çalışıldığını belirtti.

Sürecin ilginç yönlerinden bir başkası ise; aynı buluşmada yer alan İlkay Gündoğan’ın aynı kökenlere sahip olmasına rağmen tartışmaların dışarısında yer alması. Olayın patlak vermesinin hemen akabinde yaptığı açıklamayla “Buluşmanın politik bir yanının olmadığını” ileri süren İlkay, gün itibariyle ismi tartışmalardan arınmış bir şekilde yeni sezonu bekliyor.

Fotoğrafların Twitter’da yayınlandığı 14 Mayıs tarihinden bu yana gerek Mesut Özil’in drama kokan açıklaması, gerek Alman ve Türk politikacıların prim yapma mücadelesinin sonucu olarak takip eden kitleleri belki de hiç alakası olmayan bir zemine çeken tartışma, Türk-Alman ilişkileri ve Almanya’da yaşayan Türklerin hayatını nasıl etkileyecek bunu zamanla göreceğiz.