FUTBOLA YABANCI OLMAK

Artık iyiden iyiye dillendirilmeye başlayan yabancı oyuncu sınırlamasına dair göz ardı edilmemesi gerekenler…

Türk futbolu, son yıllarda oyunu düzenleyen kurallar konusundaki kafa karışıklıklarının gölgesinde idare ediliyor. Birbirinin ardılı yönetimlerin birbirinden alakasız hedeflerinden kaynaklanmasına alıştığımız istikrarsızlık, artık aynı yönetim kurulunun görev süresi içerisinde birden çok defa ortaya çıkan bir durum oluverdi. Ülkenin siyasi kanadının da – hemen her alanda olduğu gibi – futbola duyduğu ilgiyle yaptığı açıklamalar bu dalgalanmaların en büyük sebepleri arasında bulunuyor.

İstikrarsızlığın futbolumuzda en sık görüldüğü başlık ise şüphesiz yabancı uyruklu futbolcu kuralı. Yıllardır içinden bir türlü çıkılamayan, bir türlü herkesi memnun edecek bir sonuca varılamayan bir sorun. Futbol kamuoyunu uzun süredir meşgul eden bu duruma yönelik federasyon, kulüp yetkilileri ve siyasilerin yaptıkları açıklamalar son günlerde özellikle sosyal medya üzerinden futbolseverlerin tepkisini çekmişti.

Peki, yabancı oyuncu serbestliği ya da sınırı, Türk futboluna ne gibi faydalar sağlayabilir? Sınırlamayı destekleyen futbol kulüpleri ve sporcular bu konuda ne düşünüyorlar? Siyasi cephenin tutumu nedir? İlerleyen paragraflarda bu sorulara cevaplar vermeye, örneklerle futbol kamuoyunun tutumunu açıklamaya çalışacağım. Bunu yaparken de, sizleri hemen her yerde bulabileceğiniz sayısal verilere boğmak yerine, verilen demeçleri hatırlatarak ve düşüncelerimi bahsi geçen demeçleri analiz ederek ifade etmeyi uygun buluyorum.

Yabancı oyuncu sınırlamasının yararları ve zararları konusunda hemen hepimizin bir fikri var. Ancak tartışmalar genel olarak şu başlıklar etrafında dönüyor.

Yabancı serbestliği; takımların kalitesiz yabancılarla dolması, milli takım başarısının (?) azalması, Türk oyuncuların kendilerine oynayacak takım bulamamasına yol açarken, kuralın uygulanmasının olası sonucu olarak ise Türk uyruklu futbolcuların haksız rekabetten kazanç sağlayacak olması gösteriliyor. Başlıklar hakkındaki değerlendirmeyi geçtiğimiz sezonu göz önünde bulundurarak sağlıklı bir şekilde yapabileceğinize inanıyorum. Eminim sizler de varsayımlarla realitenin birbirinden ne kadar uzak olduğuna kanaat getireceksiniz.

Peki, elindeki 81 Milyonluk devasa nicelikten yararlanamayan ve 5-10 Milyon civarı nüfusları ile sık sık dünya çapında futbolcu yetiştiren Hollanda, Belçika, Hırvatistan gibi ülkelerin gerisinde kalan ve ne yazık ki oyuncu eğitiminde başarısı yüz yılda bir Arda Turan gibi futbolcu yetiştirebilmekle  sınırlı kalan ülkemizin futbol camiasında bu konuda neler düşünülüyor merak ettiniz mi hiç?

Yabancı oyuncu kuralı hakkında hemen her kulüp yöneticisi ve zaman zaman da futbolcular yorumlarını dile getirse de benim aklımda iz bırakanlar Ankaragücü SK ve şu an Alanyaspor forması giyen Barış Başdaş‘ın dile getirdikleri oldu.

Bu sezon, uzun bir aranın ardından tekrar Süper Lig’de mücadele etmeye başlayan Ankaragücü deyim yerindeyse transfer sezonunun en hızlı takımıydı. Gelenler ve gidenlerle birlikte adeta deri değiştiren kulüp, resmi web sitelerinde yayımladıkları bir basın açıklamasıyla da yabancı oyuncu kuralı tartışmalarına sert bir giriş yaptı.

14 Ağustos 2018 tarihinde Ankaragücü SK Yönetim Kurulu imzasıyla kulübün resmi web sitesinde yayımlanan açıklamayı detaylıca incelemekte fayda görüyorum. Zira açıklamanın ilk paragrafı –gündem dışı olmasına rağmen– 15 Temmuz darbe girişimini lanetleyerek başlıyor. Açıklamanın ikinci paragrafında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘dan bir alıntı yapılarak, yükselen döviz kurunun sorumlusu olarak gösterilen ekonomik tetikçiler vurgulanıyor. Devamında Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği “Milli Refleksi” desteklediklerine, kulüp olarak üretimden yana sportif çalışmaları hızlandırıp, altyapı ve yetiştirilecek yerli futbolcularla milli ekonomiye katkı sağlayacaklarının sözünü veriyorlar.

Bu arada hatırlatmakta fayda var ki; Yetiştirmek, ihraç etmek, milli ekonomiye katkı gibi hedeflerin vurgulandığı ve bir ticaret odası edasıyla kaleme alınmış bu açıklamanın yayımlandığı tarihte kadrosunda 7 yabancı uyruklu futbolcu bulunduran kulüp, transfer dönemini 15 yabancı futbolcuyla sözleşme imzalayarak kapattı.

Vaatler ile gerçekler bir süre sonra farklı kutuplara ayrılmış olsa da yukarıda yer verdiğim hedeflere ulaşabilmenin yegane yolu olarak yabancı oyuncu sayısına kısıtlama getirilmesinin talep edildiği açıklamada böylece “Yabancı futbolcu almak (sözleşme imzalamak) için milyonlarca dövizin dışarıya gitmeyeceği, kulüplerin enerjisini ve ekonomik imkanlarını altyapıya yönlendirerek Türk futbolunun başarı grafiğinin uluslararası arenada yükselmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlamanın yolunun açılacağını” ön görüyorlar.

Google: Learned Helplesness

Ben açıklamanın buraya kadar olan kısmıyla yetineceğim. Yalnız merak edenler için açıklamanın birlik – beraberlik mesajları ve vatan müdafaası vurgusuyla devam ettiğini belirteyim. Yine de buradan açıklamanın aslına ulaşabilmeniz de mümkün.

Biz, Akdeniz ülkesinde yaşayan kimseler olarak hepimiz duygusal insanlarız. Bunu da tıpkı diğer Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanlar gibi vurgulamaktan keyif alıyoruz. Dolayısıyla yapılan bu açıklamanın ülkenin mevcut şartlarında, kurumların başarıya giden yolda takip ettikleri trendler ışığında çok da yadırganacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.

Yabancı oyuncu kuralı tartışmalarının bu oyunu bir meslek haline getirmiş oyuncuların ilgi alanında olmadığını söylemek doğru olmaz sanırım. İnsanlar pek tabi çalışma ortamlarını doğrudan etkileyebilecek kural değişikliği hakkında yorumlarını dile getirebilmeliler. Ancak biraz sonra alıntılayacağım yorumun elle tutulur bir yanı olmadığı kanaatindeyim.

Geçtiğimiz sezon ligin ilk havlu atanı Kardemir Karabükspor’un pek de başarılı olmayan -ligden düşen bir takımın savunma oyuncusu idi- ve bu sezon Alanyaspor forması giyen Barış Başdaş’ın sırtında Karabükspor formasını taşırken verdiği bir demeç çok dikkatimi çekmişti. Bu yazıyı yazarken ve de futbolcuların görüşlerinden bahsederken kendisinin sözlerinden yararlanmamak gerçek anlamda büyük bir haksızlık olurdu diye düşünüyorum. Peki, Türk futbolunun en üst seviyesinde profesyonel  kariyerini sürdüren futbolcu konu hakkında ne demişti?

Yabancı sınırı kalkmalı. Sahada İngilizce konuşmak zorunda kalıyoruz. Ligimizde kalite arttı, kaliteli yabancılar da geliyor ancak şahsi fikrim Türk futbolcularının daha çok oynamasından yana.

Anadili Türkçe olan birisi olarak bu beyanatı biraz kurcalamak niyetindeyim. Öncelikle söylenmek istenen “lisanslı yabancı oyuncu sayısına bir sınır getirilmeli” iken oyuncunun söylediklerini okuyan bir kimse okuduklarından kuşkusuz “bu sınır kaldırılmalı ve yabancı serbestliği getirilmeli” anlamını çıkartacaktır. Bu noktada “sahada İngilizce konuşmak zorunda kalıyoruz.” bölümüne ve oyuncunun neden uluslararası mesleki hedeflere sahip olmadığına değinmenin de bir anlamı kalmıyor.

Peki bir Türk futbolcu, futbol oynadığı ligin kalitesinin, gelen yabancı oyuncular sayesinde arttığını belirtmesine rağmen neden memnun olmaz? Neden rekabetin sağlayacağı ortamdan faydalanarak kendisini geliştirmek varken bu fırsatın önüne set çekmeye çalışır? Ülkemiz özelinde bu soruların muhatabı ne tek bir sporcu ne de tek bir meslek kolu ne yazık ki. Yalnız bunun takdirini sizlere bırakarak yazımın son ve belki de en önemli bölümüne geçmek istiyorum.

Şimdi takvimlerde biraz geriye gidelim. Geçtiğimiz sezona fırtına gibi başlayan ve ilk 9 karşılaşmasında 9 galibiyet alarak rakipleriyle arasındaki farkı henüz ligin başında açmış olan bir Galatasaray vardı. Hemen sezon başında Östersunds FK karşısında yaşanan facianın akabinde kimsenin ihtimal vermediği bir şekilde lige başlayan ve saha içinde olduğu kadar saha dışında da ortalığı toz dumana katan Galatasaray ilginç bir şekilde hem sportif hem politik zeminden eleştiriler alıyordu. Eleştirilerin politik cenahtan gelenleri genellikle sahaya çıkan yabancı çoğunluk ve “maç öncesi seremonisinde istiklal marşını okuyacak Galatasaraylı oyuncu olmayışı” gibi eleştirilere sebebiyet veriyordu. Başta AK Parti Milletvekilleri, Bakanları ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Galatasaray ismini değiştirsin!” tarzı açıklamaları olmak üzere saha içerisindeki olumlu havanın etrafında kara bulutlar dolanmaya başlamıştı.

Kaynak: http://www.ensonhaber.com/bahceliden-galatasaray-elestirisi.html

Daha önceki yazılarımda globalleşme ve ülkeler arası sınırların artık harita üzerindeki çizgilerden ibaret kalmaya başladığından bahsetmiştim. Eğlence sektörünün bu en hararetli kolunun da stadyumlara seyirci çekebilmek ve müşteri olarak kabul edilen futbol severlere bu sektörü pazarlayabilmek adına rekabet ve kalite gibi öğelere ihtiyacı olduğu bir gerçek. Keza kamu varlığını özel sermayeye açmak konusunda cumhuriyet tarihinin en fazla eleştiri alan döneminde dümeni sıkıca tutan iki siyasi partinin önde gelen yöneticilerinin ve hükümetteki bakanların kendilerini futbolun doğasından uzak ve sığ argümanlarla sarmalanmış tartışmaların içerisine çekmeleri ne kadar doğrudur bilinmez.

Yabancı oyuncu sorunsalı her ne kadar yakın zamanda kulüpler birliği ve federasyonun -ve pek tabi siyasi kanadın- ortaklaşa verecekleri bir karar sonrasında yeni bir çözüm süreci ile karşılaşacak. Futbol seyircisinin açıkça savunduğu, Türk futbolunun yurt dışına gelecek vadeden oyuncular göndermek konusunda altın çağını yaşadığı bu dönemin yaşanmasına açık bir katkısı olan yabancı oyuncu serbestliğinin yerine getirilecek düzenleme, Türk futbolunun Avrupa ile arasında açılan makası kapatmaya  ne kadar yardımcı olur bilinmez. Ancak bu kuralın, futbolu ayakta tutan taraftarların görüşlerine saygı duyulmaksızın bir karara bağlanacağını düşünmek bile can sıkıyor. Umarım futbol da zamanla Avrupa ile rekabete giremediğimiz sektörler arasına katılmaz.

Google: 12.oyuncu taraftar

Zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim.