FFP ve Daha Fazlası

Son günlerde Avrupa futbolu yolsuzluk iddialarıyla çalkalanmaya başladı. Alman dergisi Der Spiegel, Manchester City’nin FFP yüzünden ceza almamak için yaptığı usulsüzlüklerle ilgili dört parçalık bir yazı dizisi yayımladı. Dileyenler bu linkten yazı dizisinin ilk bölümüne ulaşabilir.

Der Spiegel’in iddialarına göre Manchester City’nin 2013 yılında FFP düzenlemelerini ihlal etmemesi için 9.9 milyon Poundluk bir ekstra gelir göstermesi gerekmiş ve bunu geçmişte imzalanmış kontratların değiştirilip, sponsorluk gelirlerinin arttırılmasıyla çözmüşler. Önceki sezon için imzalanmış ve tahsilatı yapılmış Etihad, Aabar ve Katar Turizm Otoritesi’yle imzalanmış sponsorluk anlaşmaları değiştirilerek 9.9 milyon Poundluk açık kapatılmış.

2013’te FFP’den kaçmayı başaran Manchester City, 2014’te UEFA’ya yakalandı ve hem transfer hem maaş bütçelerinde kısıtlama cezaları aldı. Ayrıca bunlara ek olarak 49 milyon poundluk bir ödeme ve Şampiyonlar Ligi’ne 21 kişilik kadro bildirme cezaları da verildi. Olayla ilgili Manchester City tarafından yapılan açıklamada ise kulübün FFP düzenlemelerine uyduğunu ve cezanın 2010 yılından önceki transferlerden kaynaklandığı ileri sürülmüştü.

FFP’den başı ağrıyan bir başka kulüp ise gene Ortadoğu sermayesinin kontrolünde olan Paris Saint-Germain. 2014 yılında onlar da Manchester City gibi UEFA’nın gazabından kaçamamışlar, 60 milyon Euro’luk bir ödeme ve Şampiyonlar Ligi’ne 21 kişilik kadro bildirme cezalarını almışlardı.

2014 yılında Manchester City ve PSG’nin dışında Galatasaray, Bursaspor, Trabzonspor, Zenit, Rubin Kazan, Anzhi ve Levski Sofia da UEFA’dan FFP yüzünden çeşitli cezalar aldı.

Aşağıdaki görselde bir transfer döneminde en çok para harcayan 10 takım yer alıyor.

Bir Transfer Döneminde En Çok Para Harcayan Takımlar (milyon £)

Görselde yer alan takımlardan Manchester City ve PSG’nin dışında AC Milan’ın da başı yakın zamanda FFP’ye derde girmiş hatta 2018/2019 sezonu için UEFA Avrupa Ligi’nden men almış fakat CAS’a yapılan itiraz sonuç vermiş ve ceza kalkmıştı. 2017 Nisan ayında, Çinli bir iş adamı tarafından 740 milyon Euroya satın alınan kulüp, 2017/2018 yaz transfer döneminde yaklaşık 200 milyon Euro’luk harcama yapmış ve FFP konusunda UEFA’nın radarına girmişti. Milan’ın yeni sahibi 740 milyon Euroluk bedelin 300 milyon Euroluk kısmını Eliott Management yatırımın fonundan borç alarak karşılamış fakat sonrasında borcunu ödeyemeyerek kulübün yönetimini bu fona kaybetmişti.

2017 Yılında La Liga’nın başkanı Javier Tebas, Manchester City’nin ve Paris Saint-Germain’in finanse edilme şekillerinin Avrupa futbol endüstrisine zarar verdiğini, transfer piyasasında enflasyona sebep olduğunu ve rekabet dengesini olumsuz etkilediğini iddia etmişti. Tebas, iki kulübün FFP düzenlemeleri çerçevesinde UEFA tarafından incelenmesi için çağrıda bulunmuştu. UEFA incelemeler yapmış fakat ceza vermemişti. UEFA’yı işini yapmamakla suçlayan Tebas, FFP konusunda pesimist olduğunu söyledi. Manchester City ve PSG’nin yanında Inter’e de suçlamalarda bulunan Tebas, Inter’i parası olmamasına rağmen çeşitli hilelerle Modric’i transfer etmeye çalışmakla suçladı. Inter cephesi ise tepki olarak Tebas’a dava açmaya hazır olduklarını söylemişti.

Geçtiğimiz günlerde çağrısını yineleyen Tebas, UEFA’nın tekrar dosyayı açmasını sağladı.  UEFA, önceden düzenlemelere uymadığı gerekçesiyle cezalandırmış olmasına rağmen Manchester City’nin şu an inceleme altında olmadığını açıkladı fakat PSG’nin başı gerçekten dertte. Neymar ve Mbappe transferlerinden sonra gelir-gider dengesi bozulan PSG, FFP tarafından sıkıştırılmış fakat Haziran ayında dosya kapanmıştı ama Javier Tebas’ın çağrısından sonra dosya tekrar açıldı. PSG, kapanan dosyanın tekrar açılmasına ilişkin CAS’a bir itirazda bulundu, bakalım bu itiraz nasıl sonuçlanacak. PSG’nin de, aynı Manchester City’nin yaptığı gibi, sözleşmelerde değişiklik yaparak gelir-gider dengesini sağladığı iddia ediliyor. PSG tarafından ise konuyla ilgili olarak, Tebas’ın sadece Real Madrid ve Barcelona’nın çıkarlarını düşündüğü suçlaması geldi.

Tebas’ın Manchester City ve PSG’yi şikayet etmesinin gerçekten futboldaki dengeleri korumak için mi yoksa sadece İspanyol takımlarının çıkarlarını korumak için mi olduğunu kestirmek zor ama ortada incelenmesi gereken hesaplar olduğu kesin. Manchester City ile ilgili sızdırılan son belgeler, geçmişe yönelik kontratlarda yapılan değişikliklerin yanında kulübün gelir-gider yapısını değiştirerek FFP yaptırımlarından kaçtığını iddia ediyor. Belgelere göre Manchester City, bir üçüncü parti paravan şirket kurarak futbolcuların imaj haklarını ödedikleri bonservis bedelleri karşılığında MCFC(IR) (Manchester City Football Club Image Rights) şirketine satıyor. Böylece FFP denetimine tabii olan MCFC (Manchester City Football Club) şirketinin gelirleri yükselmiş gözüküyor ve gelir-gider dengesi düzeltilmiş oluyor. Bu konu hakkında Der Spiegel’in yayımladığı yazı dizisinin 2. kısmından daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Football Leaks’te yayımlanan yeni belgeler, bu usulsüzlüklerin Avrupa futbolunun üst düzey yöneticilerinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Hatta yöneticilerin, kulüp sahiplerinin ve politikacıların bulunduğu tehlikeli bir ilişkiler ağı bu belgeler sayesinde ortaya çıkıyor.

Şu an FIFA’nın başında bulunan Gianni Infantino’nun o dönemde UEFA genel sekreteriyken, Manchester City ve Paris Saint-Germain’le gizli pazarlıklar yaparak FFP yaptırımlarından kurtardığı iddia ediliyor. UEFA, gizlilik yükümlülükleri yüzünden konuyla ilgili yorum yapamayacağını belirtti. Belgelerde eski Fransa başkanı Nicolas Sarkozy’nin de adı geçiyor. İddialara göre 2010 yılındaki bir toplantıda Sarkozy, PSG’nin Katarlılar tarafından alınması ve beIN SPROTS’un kurularak Fransa yayın haklarını alması karşılığında, Platini’nin 2022 Dünya Kupası’na Katar’ın ev sahipliği yapmasını sağlayacağını söylüyor.

Sızdırılan belgelerde yapılan usulsüzlüklere ek olarak, Avrupa’da kurulması planlanan bir Avrupa Süper Ligi’nden de bahsediliyor. Manchester City, Manchester United, Arsenal ve Liverpool’un yer alacağı iddia edilen bu ligin üç yıl içinde kurulacağı iddiası da mevcut. Belgelerde lige katılacağı iddia edilen bir diğer takım, Bayern Münih, konu hakkında bir açıklama yaptı ve böyle bir lige katılma planlarının olmadığını açıkladı.

FFP’nin en önemli faydalarından birinin kulüplere kontrolsüzce para aktarılmasını engellemesi olması ümit ediliyordu fakat görünen o ki bu konuda çok başarılı olunamamış. Ortadoğu ve Uzakdoğu sermayesi son yıllarda hızla Avrupa futboluna akıyor. Onlardan önce de Rus oligarklar Avrupa futboluna bolca para akıtıp kulüplerin hissedarı olmuşlardı. Özellikle Rus oligarkların futbol üzerinden para akladığı şüphesi FFP’nin para aktarımı konusunda hassas olmasında önemli bir etken olmuştu. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

Maalesef sporun, özellikle de futbolun hem maddi hem manevi olarak dünyanın en etkin endüstrilerinden biri haline gelmesi, çarpık ilişkilerin ve usulsüzlüklerin sayısını arttırıyor. Hepimizin sevdiği o “temiz oyun” artık yok, yerini çıkar ilişkilerinin egemen olduğu ve oyundan çok oyuncunun önemli hale geldiği bir düzen aldı. Şikenin, rüşvetin, yolsuzlukların gücünü arttırdığı bir futbol dünyası var artık. Maalesef bu oyuncular artık Messi’ler, Ronaldo’lar yerine Infantino’lar ve Platini’ler.

Futbolun, asla sadece futbol olmadığını, futbolun altında yatan gizli ajandaları ve ideolojik kaygıları kabullenmiştik ama en azından dört çizgi arasında koşanlara, üç direk arasından geçenlere, sahadaki iki takıma ve çıkan bir sonuca inanıyorduk…