Unaı Emery ve Arsenal’i

22 yıllık Wenger hükümdarlığını geride bırakan Arsenal, yolun geri kalanı için Unai Emery ile el sıkıştı. Emery’nin Ada’daki ‘siftah’ sezonunu ve Arsenal’e oturtmaya çalıştığı futbol mantalitesini sizler için değerlendirdik..

2017/2018 sezonunun sonunda 22 yıllık kariyerini noktalayan Arsene Wenger, Arsenal’den ayrıldı ve bir devir kapanmış oldu. 2016/2017 sezonunu 5. bitirerek 20 yıl sonra ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı kazanamayan Arsenal, 2017/2018 sezonunu da 6. bitirmiş ve üst üste 2 sezon devler arenasında boy gösterememişti. Wenger’in ayrılmasının kesinleşmesiyle birlikte Joachim Löw, Carlo Ancelotti, Patrick Vieira, Leonardo Jardim gibi çeşitli isimler ortaya atılmış fakat sonunda Unai Emery’yle anlaşıldığı açıklanmıştı.

 

Silik bir futbolculuk kariyerinin ardından 2004 yılında futbolu bırakan Emery, oyunculuğu sırasında yakalayamadığı başarıyı teknik direktörlük kariyerinde fazlasıyla yakaladı. Valencia’da geçirdiği 4 başarılı sezonun arından soluğu Spartak Moskova’da alan Emery’nin Rusya macerası fazla uzun soluklu olmadı ve sezonu tamamlayamadan Rusya’dan ayrıldı. 2012/2013 sezonu devre arasında Sevilla’yla anlaşan Emery burada geçirdiği 3.5 sezona 3 UEFA Kupası kazanmayı başardı ve adını kulübün tarihine altın harflerle yazdırdı. Bu başarı karşılıksız kalmadı ve onu Paris’e taşıdı fakat PSG’de ondan beklenen Şampiyonlar Ligi performansını gösteremedi ve buradaki görevinden de ayrılmak zorunda kaldı. Paris günlerinden akıllarda kalan şüphesiz en önemli hikaye Barcelona’ya 6-1’lik tarihi bir skorla yenilerek ilk maçtaki 4-0’lık avantajı kullanamayıp elenmesi oldu.

 

Bu sezonun başında soluğu Londra’da alan Emery şimdilik taraftarları mutlu etmiş gözüküyor. Arsenal; Bu sezon şimdiye kadar çıktığı 18 maçta 11 galibiyet 4 beraberlik ve 3 mağlubiyet alırken bu maçlarda toplam 41 gol atıp 24 gol yedi. 2017/2018 sezonunun ilk 16 maçına baktığımızda, Arsenal’in 10 galibiyet, 3 beraberlik ve 5 mağlubiyet aldığını ve bu maçlarda 30 gol atıp 15 gol yediğini görüyoruz.

Sezona 2-0’lık Manchester City ve 3-2’lik Chelsea mağlubiyetleriyle başlayan Arsenal bundan sonra şimdiye kadar oynadığı 14 maçta yenilgi yüzü görmemişti ta ki Southampton deplasmanına çıkana kadar. Mayıs ayında sakatlanan Koscielny’nin Premier Lig’e dönüş maçında, zor günler geçiren Southampton’a karşı hiç beklemediği bir mağlubiyet aldı ‘The Gunners’. Özellikle savunma oyuncularının ve kaleci Leno’nun gösterdiği kötü performans Arsenal’in, ligin 2. haftasındaki Chelsea maçından sonra bu sezon ikinci defa 3 gol yemesine sebep oldu. Bu sezon takımın en iyi performans gösteren oyuncularından biri olan Kolasinac’ın ve savunmayı derleyip toparlayan Sokratis’in yokluğunda  savunmada zor anlar yaşayan Arsenal, 2 defa geri düşüp beraberliği sağlamayı başardığı maçta, 3. kez geri dönemedi ve mağlup oldu. Sonraki hafta düşme hattındaki Burnley ile karşılaşan Arsenal, Aubameyang’ın 3 haftalık suskunluğunu bozduğu maçta sahadan 3-1 galibiyetle ayrıldı. Böylece Arsenal bu sezonki golcü kimliğini de korumaya devam etti.

Emery, Sampdoria’dan Lucas Torreira, Leverkusen’den Bernd Leno, Dortmund’dan Sokratis, Lorient’ten Mattéo Guendouzi ve Juventus’tan Stephan Lichsteiner transferleriyle sezona başladı. Bu 5 transferden Lichsteiner’e bonservis bedeli ödenmezken kalan 4 oyuncuya toplam 71 milyon Pound’luk bonservis ödendi.

Şimdiye kadar oynanan maçlarda özellikle Lucas Torreira taraftarın sevgilisi olmayı başardı. Genç Uruguaylı, Xhaka’yla birlikte Arsenal orta sahasını bir seviye ileri taşımış gibi gözüküyor. %89.4’lük pas başarısıyla bu alanda takımın lideri konumunda olan Torreira top kapma istatistiklerinde de Mustafi’den sonra 2. sırada yer alıyor. Defansif katkısının yanında, yaptığı 2 gol 2 asistle de hücumda da takımına fayda sağlıyor. Bu iki golden bir tanesini 4-2’lik Tottenham maçında atarak ‘gerçek Arsenal’li’ olan Torreira diğer golünü de Huddersfield maçında 83. dakikada attı ve takımına 3 puanı getirdi. Guendouzi ise yavaş yavaş kadroda kendine yer bulmaya başladı ve soğuk kanlılığıyla dikkat çekiyor. Sokratis ve Lichsteiner de hem tecrübeleri hem de sertlikleriyle Arsenal’e ihtiyaç duyduğu büyük takım kimliğine geri dönme konusunda fayda sağlıyorlar.

 

Lucas Torreira

Southampton maçından önce ligdeki 14 maça ek olarak 6 Şampiyonlar Ligi ve 2 kupa maçıyla birlikte 22 maçlık yenilmezlik serisi yakalayan Arsenal, 2007’den beri ilk kez üst üste 22 maçta yenilgi yüzü görmemiş oldu. Geçtiğimiz sezonlarda Arsenal’i eleştirenler takımın omurgasının yeterince sert olmadığını öne sürüyorlardı. Bu sezon Xhaka’nın yanına gelen Torreira bu sorunu çözmüş gibi görünüyor. 6 büyük takımın defansif orta sahaları arasında top kapma istatistiğinde bir numara olan Torreira; Matic, Kante, Dier ve Fernandinho gibi isimleri geride bırakmayı başardı. Öte yandan Arsenal, Southampton ve Manchester United’dan sonra ligin en çok sarı kart gören 3. takımı konumunda, bu da onların artan sertliklerinin bir göstergesi. İleride ise Aubameyang ve Lacazette’nin yükselen formlarının da Arsenal’in artan performansına katkı sağladığı muhakkak.

Emery’nin Arsenal’i de, Wenger’in Arsenal’i gibi pas oyununu tercih ediyor ve ligin en çok kısa pas yapan dördüncü takımı konumundalar. Topa sahip olma oranında ise %56.7’yle Manchester City ve Chelsea’den sonra 3. sırada yer alıyorlar. Ayrıca 20 takım içerisinde dripling denemelerinde 16. sırada yer alıyorlar. Manchester City’den sonra açık oyunda en çok gol atan Arsenal, attığı 35 golün 24’ünü açık oyunda atmış. Hücumlarının %43’ünü sol kanattan gerçekleştiren Arsenal’de özellikle son haftalarda Kolasinac’in yükselen formu dikkat çekiyor. Sağ kanadı %34 oranında kullanan Arsenal, ortadan ise %23 oranında hücum ediyor. Ofansif olarak iyi gözüken Arsenal’in esas problem yaşadığı bölge ise savunma.

 

Arsenal sertliği arttırmış olsa da yedikleri gol sayısı oldukça fazla ve Emery de bu durumdan şikayetçi. Liverpool’un 6, Manchester City’nin 10 gol yediği göz önüne alındığında 20 gol yiyen Arsenal’in savunmada problem yaşadığı muhakkak. Arsenal’in yediği gollerin 5’i bireysel hatalar yüzünden yenen goller. Hatalar oyunun bir parçası ve herkesin başına gelebilir fakat kafaya oynayan bir takım için çok fazla. Kalesine maç başına 12.8 şut çektiren Arsenal, bu alanda ligde onuncu ve Tottenham’la beraber açık ara 6 büyük takım arasındaki en kötü takım. Arsenal maç başına yaptığı 11.9 faulle bu alanda 5. sırada yer alıyor ve topla bu kadar çok oynayan bir takım için son derece kötü bir istatistik. Maç başına Manchester City 8.8, Chelsea ise 9 faul yapıyorlar. Yenilen gollerin 3’ünün penaltıdan 3’ünün de duran toplardan yendiğini göz önüne alırsak Arsenal’in yaptığı faullere biraz daha dikkat etmesi gerekiyor. Duran topları savunmanın en kolay yolu rakibe duran top şansı vermemek. Tabii bu biraz da Emery’nin oyun felsefesiyle ilgili. İspanyol hoca agresif pres ve mümkün olduğu kadar kısa sürede topu kazanmak istiyor bu sebeple de Arsenal çok faul yapıyor. Hatta gene aynı sebepten ötürü Mesut kendine kadroda yer bulmakta zorlanıyor. Hem top kazanma hem de koşu mesafesi istatistiklerinde kendi bölgesindeki oyuncuların oldukça gerisinde kalan Mesut, geride kalan süre zarfında Emery’nin gözüne girmeyi başaramadı.

Şu an Premier Lig’de herhangi bir takımın Liverpool ve Manchester City seviyesine gelmesi çok zor gözüküyor. Gerçekten bu iki takım çok üst düzey futbol oynuyorlar ve şampiyonluğun en büyük iki adayı konumundalar. Emery’nin işi bu sene zor gözüküyor ama unutmamak gerek ki Roma bir günde inşa edilmedi. Emery’e zaman ve sabır gösterilirse önümüzdeki sezonlarda daha iyi bir Arsenal görebiliriz. Klopp da Liverpool’da başardıklarını bir sezonda gerçekleştirmedi. Arsenal adına ilk 4’e girmek bu sezon için gerçekçi bir hedef olacak ve özellikle ezeli rakipleri Tottenham’ı altlarına almak taraftar için kısa vadede yeterli bir teselli olacaktır. Bakalım bunu başarabilecekler mi hep birlikte göreceğiz.