Futbol ve Psikoloji

Futbol yeşil bir sahadan mı ibarettir? Bu sporun perde arkasını görmeye hazır mısınız?

Futbol rakamlardan ibaret değildir. Rakamlar futbolda önemlidir ancak oyunun her şeyi değildir. Rakamları olmayan bambaşka bir boyut olan psikoloji, oyunun kaderini belirleyen en önemli unsurdur.

Bu yazıda futbol içindeki milyon tane taktiksel varyasyonun belki de hepsine bedel bir faktörden söz edeceğiz ve şans mıdır şanssızlık mıdır bilinmez, psikolojinin futbol üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini en iyi gözlemleyebileceğimiz ülkelerden birindeyiz. Mustafa Denizli’nin rakiplerin sinirini bozmak adına ortaya attığı kehanetleri,  yakın dönemde İgor Tudor’un maç çıkışı elinde krizlerle baş etmenin yollarını anlatan kitapla görüntülenmesi, Galatasaraylılarca sıkça söylenen Fatih Terim efekti… Bunların her biri, psikolojinin futbol üzerindeki etkileri.

RAKİPLERİN PSİKOLOJİSİNİ BOZMAK

Kurt hocaların elinde oldukça etkili olan ancak amatörlerce yapıldığında mermisinin dönüp yapanın kendisine saplandığı bir silahtır bu. Mustafa Denizli sıkça kullanmıştır. 2009’da Beşiktaş’ın başındayken ortaya attığı 26. hafta kehaneti bir anda takımına psikolojik üstünlük getirmiş ve yarıştığı takımlarınsa dengesini bozmuştu. Gerçekten kehanetine inandığından söylememişti o lafı, tek amacı rakibinin psikolojisini bozmaktı ve bozdu. Kehanete kadar meçhul giden Beşiktaş, o tarihten itibaren zirveye adım adım yaklaşıp sezonu şampiyon tamamladı. Ama aynı silah, ”Galatasaray bu hafta puan kaybedecek” diyen İsmail Kartal ve ”şampiyon olacağız, öyle görünüyor” demecini veren Aykut Kocaman gibi camiasının desteğini bütünüyle arkasına alamamış teknik direktörlerin elinde ise bırakın rakiplerin havasını bozmayı kendi takımlarını baskı altına almış ve ligin devamında zedelenmelerine neden olmuştu. Yani silah etkili olduğu kadar marifete ve desteğe de muhtaç.

Futbol tarihinde bu silahı en sık kullanan insansa Alex Ferguson’du belki de. Yazdığı kitabında şöyle demişti: ”Sıradışı numaralar yapmaya çalışıyordum. Artık klasikleşmiş, sezonun ikinci yarısında tempomuz ve azmimiz yükselecek sözüm de bunlardan biriydi. Carlo Ancelotti’nin 2009 kışında bunu çözdüğünü gördüğümde şaşırmıştım. Aşağı yukarı şöyle bir cümle söylemişti: Alex United’la sezonun ikinci yarılarında daha güçlü olduğunu söylüyor ama biz de öyleyiz. Gerçekten bunu her sene yapardım. Sezonun ikinci yarısını bekleyin derdim ve işe de yarardı. Bu sözler oyuncularımızın zihnine işlediği gibi, rakipler için de sürekli zihinlerini kemiren bir korku unsuru olurdu. Onların gözünde Manchester United sezonun ikinci yarısı bir işgal ordusu, bir cehennem azabı haline gelirdi. Aynı şekilde maç içinde parmaklarımla saatime vurmam da bir diğer psikolojik manevraydı. Maç esnasında saatime pek bakmazdım, arada bir göz atsam da oyunun ne kadar durduğunu ve kaç dakika süre ekleneceğini kestirmek zordu. Burada işin püf noktası, bu hareketin bizim futbolcularda değil de rakip takım üzerine bir etki yaratmasıydı. Saatime vurup el kol hareketi yaptığımı gören rakipler telaşa kapılır, oyuna 10 dakika uzatma ekleneceğini düşünmeye başlardı. Herkes United’ın son dakika golleri atmada ne kadar başarılı olduğunu biliyordu. Saatime vurduğumu gören rakipler bize karşı, sonsuz gibi gelen bir süre boyunca defansa kapanmaya kendilerini mecbur görürlerdi. Kendilerini kuşatma altında hissederlerdi.”

FUTBOLCU MOTİVASYONU

insan yönetimi beceri ister. Zira kimi futbolcu haydi oğlum, aslan oğlum, yaparsın oğlum ile motive olurken kimisi topluluk içinde bağırıp çağırarak  benliği aşağılandığında kendine gelir. Örneğin Burak Yılmaz kişiliğinde futbolcular sertlikle motive olmazken, tam tersi özgüvenleri okşandığında performans verir. Tam tersi Sinan Gümüş tipindekilerse deyim yerindeyse pohpohlandığında verimsizleşir.

Futbolcuyu motive etme metotları içinde en etkili olanlardan biri de, ”oyuncuyu futboldan mahrum bırakmak”tır. Yakın dönemde, takımımızda, Fatih Terim’in kimi futboldan mahrum bırakıp sonrasında müthiş verim aldığına bakmadan önce konu hakkında yine Alex Ferguson’un sözlerine yer vereyim: ”Esasında tüm futbolcular oynamak ister. O yüzden onları o zevkten mahrum bıraktığınızda canlarını almış gibi olursunuz. En etkili ceza budur. Elinizdeki en güçlü silah budur. St. Mirren’da Frank Mcgarvey ile yaşadığımız sorundan sonra ona sürekli, bir daha asla oynayamayacaksın diyordum. O da buna inanmıştı. Üç hafta boyunca oynamadı. Sonunda bir fırsat daha vermem için bana yalvarmaya başladı. Bütün gücün bende olduğu düşüncesi zihninde yer etmişti…”

Bu sözlerden sonra aklınıza yakın dönemden hangi futbolcu geldi? Sofiane Feghouli. Evet, ben de dahil olmak üzere Feghouli yerine Sinan’ın oynamasını haftalarca eleştirdik. Sadece saha içine bakıldığında bu tercihin hiçbir açıklaması yoktu. Ancak bazen saha dışı faktörler teknik direktörleri, bu tarz seçimlere yönlendirebilir. Fatih Hoca 2017-2018 sezonunda Feghouli’yi istediği seviyeye bir türlü getiremeyince elindeki en güçlü silahını kullandı. Oyuncuyu oyundan mahrum bıraktı. Sürecin sonunda Feghouli, çıktığı ilk maçta hiç olmadığı kadar istekliydi. Zaten sonrasında da formayı bir daha kimseye vermeyecekti.

Futbolcu motivasyonu her zaman olumlu yönde olmayabilir. oyuncuların motivasyonu birçok nedenle olumsuz etkilenebilir. Örneğin Fenerbahçe futbol takımının 2014-2015 Sezonu 26. haftasında, Çaykur Rizespor’u deplasmanda 5-1 mağlup ettikleri maçın ardından dönüş yolunda yaşadığı ”otobüs” travması. Sarı lacivertlilerin otobüsü araç seyir halindeyken kurşunlanmış ve futbolcular başta olmak üzere tüm camia korku dolu bir süreç yaşamıştı. Ligin devamında Fenerbahçeli futbolcularda bir performans kaybı görüldü. Bilhassa yabancı futbolcular, sezon sonu verdikleri röportajlarda malum olayın kendilerini fazlasıyla etkilediğinden bahsetmişti. Bu olay yaşanmasa Fenerbahçe’nin ligi şampiyon tamamlayacağına kimse garanti veremezdi belki ama şüphesiz olayın takıma zarar verdiği de gerçekti. Bir başka psikolojik hasara 2018-2019 Sezonu başında Galatasaray futbol takımı da uğradı.

1 Eylül 2018. Gomis gitmiş ve herkes yerine gelecek golcüyü bekliyor. Falcao‘lar Balotelli’ler konuşuluyor. Bir yandan endişe, bir yandan da rahatlık var. İnsanlar haliyle, koskoca takımı sezona forvetsiz çıkartacak değiller ya diyor. Yani öyle veya böyle birileri gelecek gözüyle bakılıyor. Stoper konusu da diğer yandan. İyisiyle kötüsüyle birileri gelecek hesapta. Fatih Terim’in hesabında da. Ama zor başarılmış ve çoğu sezon ligin kaderini belirleyen Trabzon deplasmanına bir kala, takım stopersiz ve forvetsiz bırakılmıştı. Galatasaray transfer dönemini forvet ve stoper alamadan tamamladı. Sizce dünya çapında tanınırlığı olan Feghouli, Belhanda, Ndiaye, Fernando, Maicon, Nagatomo gibi isimler takımları sezona stoper ve forvetsiz çıktığında motivasyon kaybına uğramaz mı? Kupalar kazanma amacı taşıyan bu futbolcuların hırsı, özverisi, inancı azalmaz mı? Uğradı ve azaldı. İlk tecrübe de Trabzon maçıydı. O anki kaos ortamından dolayı gergin, demotive bir görüntü daha ilk dakikadan kendini belli etti. Sanki bir futbol maçına değil, savaşa cepheye gidilmiş gibiydi futbolculardaki ifade. Nihayetinde de, skordan bağımsız olarak Galatasaray, tarihinin en acı maçlarından birini yaşadı. Galatasaray futbol takımı, stoper ve forvetsiz tamamlanan transfer döneminin kapanışından bir gün sonra Trabzonspor karşısında 4-0 mağlup olacak, oyun olarak da tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşayacaktı. İşte psikoloji böylesine etkiliydi.

ZOR FUTBOLCULARLA VE GENEL OLARAK FUTBOLCULARLA BAŞ ETMEK

Zor özeldir. Öncelikle bunun farkında olmak gerekir. Toplum içinde de futbol içinde de uyumsuz, aksi diye tabir edilen kişiler iyi yönetildiklerinde size çok şey verir. Patrice Evra örneğini verebilirim. Üst düzey bir ruh hastası olan Evra, yıllarca Manchester United’da asgari düzeyde skandalla hayatını sürdürdü. Başında Alex Ferguson vardı. Oradan ayrıldığındaysa gittiği her takımda ciddi arızalar çıkarttı çünkü yönetilmesi güçtü ve doğru yönetilmediğinde içindeki canavar dışarı çıktı.

Burada en önemli noktalardan biri beden dilidir. Karşındaki kişiyi iyi çözümlediğinde hamlelerini buna göre yapabilirsin. Aynı şekilde beden dilinle karşındaki kişiyi etkileyebilirsin. Birçok antrenman karesinde futbolcu-teknik direktör diyaloğu sırasında futbolcunun gözlerini kıstığına denk geldim. Bir insan konuşma sırasında gözlerini kısıyorsa ya karşısındaki kişiden hoşlanmıyordur ya da hoşuna gitmeyen bir söz söylenmiştir. Orada bulunan teknik adam eğer beden diline hakimse bunu hemen fark edip sonraki zamanlarda futbolcuya buna göre davranabilir. Veya maç öncesi soyunma odasında bir futbolcunun dudaklarını ısırdığını, anormal hızda nefes alıp verdiğini, boynuna ve göğsüne sıkça eliyle dokunduğunu gören teknik adam oyuncuyu kadrodan çıkartmalıdır. Çünkü oyuncu aşırı düzeyde stres belirtileri gösterdiğinden maçta faydalı olamayabilir. Böyle durumlarda, oyuncuyla özel olarak konuşup alınan kararın gerekçeleri güzelce anlatılmalıdır.

Ve evet, psikolojinin futbol üzerindeki konumunu, rakiplerin psikolojisini bozmanın ve futbolcuyu motive etmenin yollarını incelediğim yazının sonuna geldik. Serinin bir sonraki bölümünde, futbol tarihinin efsanevi basın toplantılarını ve buradaki demeçlerin takım üzerine etkilerini hep beraber inceleyeceğiz.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More