Bir ‘Underdog’ Panoraması

Felix Magath’ın VfL Wolfsburg’unun efsane 2008/09 sezonu

Yıllar geçer, mevsimler döner, mistik sezonlar yaşanır. Tıpkı bundan seneler evvel, sabık şampiyon, Bundesliga Beylerbeyi Bayern Munich’in unvanını hiç beklenmeyen bir rakibe, Aşağı Saksonya’dan VfL Wolfsburg’a bıraktığı 2008/09 sezonu gibi…

The Wolves (yani Kurtlar) lakabıyla mülakkap VfL (Verein für Leibesübungen yani Jimnastik Kulübü) Wolfsburg, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, şehirdeki Volkswagen fabrikası işçileri tarafından 1945 yılında kurulduğunda, halk tarafından bağışlanmış ve futbolcuların eşleri tarafından dikilmiş yeşil forma beyaz şort ile sahaya çıkmış ve bu renk kombinasyonunu her daim koruyacaktı. Almanya’nın en üst düzey ligi Bundesliga’ya 1996/97 sezonunda yükseldiği ve bir daha ligden düşmediği halde 2008/09 sezonuna gelene kadar hiçbir Alman kupa veya şampiyonluk unvanı kazanamamıştı. ‘95 Almanya Kupası finalinde Borussia Moenchengladbach’a yenilmeleri sayılmazsa, en büyük başarısı 2007/08 sezonu Bundesliga beşinciliğiydi.

Her hikayenin bir başlangıcı vardır.

Aslında hikayenin başladığı zamanın 2007 Haziran ayına denk düştüğü söylenebilir. Her hikayenin bir başlangıcı olduğu gibi, hemen her hikayenin başlangıcında bir sıradanlık yatar. ‘Hikaye’nin hikayesindeki bu standart onun da sıradan olmasına neden olur mu? Belki. 2008/09 sezonu öncesi VfL Wolfsburg için sıradan olan, takımın bir orta sıra veya baş altı takımı olması yönündeki tahminlerdi. Diğer yandan Bundesliga için bir diğer sıradanlık ise, favorisinin Elvis Presley misali her daim fiyakalı olan Bayern Munich olmasıdır. O halde ‘Büyük Birader’den bahsetmeden olmayacağı malumdur. 2008/09 sezonuna her zamanki gibi favori girerken Bayern Munich, önceki sezonun şampiyon unvanlı hocasıyla sözleşme uzatmadı. Zorda kaldığında sarıldığı ‘itfaiyeci’ Ottmar Hitzfeld’in yerine Jurgen Klinsmann teknik patron olarak göreve getirildi. Fakat işler pek iyi gitmeyince, bir başka ‘itfaiyeci’ Jupp Heynckes ile sezonu bitirecekti.

Kısacası 2008/09 sezonuna girerken, Bundesliga cephesinde beklenti Bayern Munich’in başka bir şampiyonluk unvanı kazanmasıydı. Sezonun “Belki bir sürpriz yapabilir!” diye düşünülen takımları arasında en azından VfL Wolfsburg yoktu. Bu yüzden, uzak gelecekten yani zamanın şimdisinden bakıldığında, daha yakın geçmişteki Premier Lieague Şampiyonu Leicester City’nin kazandığı 2015/16 sezonu şampiyonluğu sonrası, 2008/09 sezonu Bundesliga’sında Vfl Wolfsburg’un kazandığı şampiyonluğun akla gelmesi şaşılacak bir şey değil. Peki gerçekten öyle midir? Yani bu şampiyonluk, hiç beklenilmeyen sürpriz bir şampiyonluk mudur?

Evet! Bir ‘underdog’un unvan kazanması bakımında birbirine benzer hikayeler olsa da, Leicester City’den farklı olarak Wolfsburg’un kazandığı unvan daha çok planlanıp kurgulanmış bir şampiyonluktu. Tamamen bir mucizeye indirgenemeyecek kadar üzerine düşünülüp taşınılmıştı. En azından, şimdi, geçmişe dönüp bakıldığında bu daha iyi anlaşılabiliyor. Bunu anlamak için, VfL Wolfsburg için hikayenin başlangıcına, yani Haziran 2007’ye uğramak gerekir elbette.

Bu uzun bir roman olsun veya kısa bir hikaye, hepsinin, adına “premise” derler tek cümlelik bir öncülü, başka bir deyişle özeti vardır. Bundesliga 2008/09 sezonunun “premise”i ise şudur:
“Peynirden anlayan bir adam, geçmişinde ona yamuk yapan bir oligarktan intikam alır.”

Peynirden anlayan bu adam, batılıyet tedrisatından geçmiş keyfanıların dediği ve üfürükçülerin tasdiklediği üzere sakat uyluk tedavisinde alkole bandırılmış peynir kullanılabileceğini işitmiş, işitmekle kalmamış, Fulham zamanlarında futbolcusu olacak olan Brede Hangeland’a önerecek ve daha sonrasında şöyle diyecekti:

“Süzme peynirin sakat alana uygulanması hakkındaki kocakarı ilacını, denemeye değer görüp belki işe yarayabilir diyerek sadece önerdim.”

Felix Magath çayının keyfini çıkarırken. Kaynak: kicker.de aracılığyla picture allience

İşte! Bu adam, 2004/05 ve 2005/06 sezonlarında Bayern Munich’i şampiyonluğa taşıdığı halde, takip eden sezonda işler umulduğu gibi gitmeyince yol verilen ve yerine ‘itfaiyeci’ Ottmar Hitzfeld getirilen Felix Magath’tan başkası değildi. Felix Magath, 2007 Haziran’ında VfL Wolfburg ile anlaştığında, intikamın soğuk yenildiğini ve bir planlamanın ürünü olabileceğini de biliyor olsa gerekti. Böylece VfL Wolfsburg kadrosunun altını üstüne getirdi. 30,71 mil eur harcanarak 17 futbolcu geldi; 20 futbolcu gönderilerek 14, 41 mil eur kazanıldı.

Bu dönemde takıma kazandırılan Grafite (santrfor), Edin Dzeko (santrfor), Ricardo Costa (stoper), Diego Benaglio (kaleci), Josue (ön libero), Marcel Schafer (sol bek), Sascha Riether (sağ bek), Christian Gentner (orta saha) gibi oyuncular yapılanmanın temelini oluşturuyordu.

Felix Magath’ın takımı sezonu beşinci bitirirken, Bayern Munich’ten intikam almaktan çok uzaktı. 2008/09 sezonuna girerken kadroda eksik bir şeyler vardı. VfL Wolfsburg bir önceki sezona nazire yaparcasına birçok oyuncuyla yollarını ayırıp, birçok transfer yaptı. Kiralık olarak kadrosunda bulunan Gentner’in bonservisini alırken, eksik parçalar hakkında da bazı düşünceleri olsa gerek, takıma Andrea Barzagli (stoper), Christian Zaccardo (ön libero), Zvjezdan Misimovic (on numara) gibi takviyeler yaptı.

Böylece Felix Magath’ın elinde, tamamen elleriyle oluşturtuğu ve ne yapacağı hakkında bir fikri olduğu bir kadro oluyordu.

Belki işe yarayabilir!

Bu slogan aslında 2008/09 sezonu VfL Wolfsburg’u şampiyonluğa götürürken benimsediği mottoydu da denilebilir.

Felix Magath’a aşina olanlar, bahsedilen “Belki çılgınca ama bu işe yarayabilir!” mottosunun saçma olduğunu, onun namını katı disipliniyle saldığını söyleyebilir. Elbette! Bu doğru. Kurşun gibi ağır ağırlık ceketleri ile yüksek irtifa koşuları hocanın alameti farikası gibidir. Fakat o katı disiplinli bildik Alman karakterinin altında, insan tabiatından anlayan, satranç ve futbol üzerine konuşmayı seven, oyuncularından bir edebiyat öğretmeniymişçesine geleceğe dair umutlarını, planlarını, beklentilerini kompozisyon olarak kağıda dökmelerini isteyen yufka bir yürek vardır. Gerçekten! 2008/09 sezonu yaz hazırlık kampında, kendilerini ağır bir antrenman bekleyen oyuncularına müjde verip günü tatil eden bu adam, bununla da yetinmeyip günü kahve ve pasta günü ilan edip oyuncularının yüreklerini kazanmasını bilmişti. Üstelik kampın yapıldığı revzendeki seyrin en güzel olduğu dağ başındaki kahvesiyle ünlü en afili mekana götürecekti onları. Günü birlik bir tatil, temiz hava, yeşillik ve manzara… Ne müthiş bir hayal! Tabii 2,5 saat süren, yaklaşık 2,5 km’lik tepe koşusu sayılmazsa! Sonraları sezonun kahramanlarından olacak Grafite gibi gazi olanlar ve ayılıp bayılanları da es geçmemek gerekir elbette.

Felix Magath deyince akla disiplin gelmesi boşa değildir. Fakat bu sadece fiziksel ve antrenman konusundaki disiplin değildir. Aynı zamanda taktiksel bir disiplinden bahsedilmelidir. Taktiksel disiplin deyince, birçok futbol ulemasının ağzından hemen her zaman şu sözler takip eder: Kaymalar… Yani taktiksel disiplini, savunmadaki disipline indirgeyen bir ön kabul vardır. Bu elbette doğru bir kabul ama eksik. Özellikle 2008/09 sezonu VfL Wolfsburg’undan bahsedilecekse…

Hücum, hücum, hücum… Her şeyini sahaya katan oyuncularından beklediği belki de yegane şey, her yönden, her futbolcudan hücuma verilecek katkıydı.

Bu sezon Wolfsburg, sahaya genel olarak 4-4-2 (Elmas) dizilişiyle çıktı.

VfL Wolfsburg ilk XI, Bundesliga 2008/09

2007/08 sezonun belki de en önemli eksik parçası lider stoperi Felix Magath Palermo’da bulmuştu: Andrea Barzagli iki yıllık planlamada 14 mil eur ile en maliyetli transfer hamlesiydi. Belki de Wolfsburg adına sezonun en önemli isimlerinden biriydi ve Felix Magath’ın oyunu için biçilmiş kaftandı. İlk kez İtalya dışına çıkması bir kenara, bir stoper için en olgun çağındaydı. Boyu posu yerindeydi. Fizikliydi. Çabuktu. Sakindi. Basit oynamayı biliyordu ve lider karakterliydi. Sezonun her maçında oynadı, şampiyonluğun her dakikasında ter döktü.

Barzagli’nin Palermo’dan takımdaşı Zaccardo da 7 mil eur’a patlamıştı. Fakat stoper olarak transfer edilen Zaccardo kendine daha çok ön liberoda yer bulacaktı.

4-4-2 (Elmas) dizilişinden bekleneceği üzere, Felix Magath’ın oynattığı futbolda da, beklerin önemi büyüktü. 2007 Haziran’ında ikinci ligden transfer ettiği bekleri üzerilerine düşen görevi hakkıyla yapacaklardı. Özellikle sol bek Schafer yaptığı sekiz asist ile çok önemli bir role sahipti. Onun hücum yönündeki katkısı ön plandayken sezonu 2 gol 2 asist ile tamamlayan Riether daha çok defansif rollerle bezenmişti. Bir bakıma asimetrik bir saha dağılımı söz konusuydu.

İşleyen makinenin bir diğer önemli parçası ise Christian Gentner idi. 2007/08 sezonunda Stuttgart’tan kiralanmıştı ve 2008/09 sezonunda da Felix Magath’ın en güvendiği oyunculardan biriydi. Sezon boyunca istikrarını korumayı başaran çalışkanlığıyla nam salmış Gentner, 45 maça çıkıp 6 gol katkı verdi. Ama onun işleyen sistemdeki önemi, durdurak bilmeyen bir box-to-box olarak bağlantı oyuncusu olması, tıpkı takım kaptanı Josue gibi hücuma çıkan bekinin arkasını toplamasıydı.

Gel gelelim 2008/09 sezonunda Wolfsburg’un alameti farikası forvetleriydi. Aslında Edin Dzeko ile Grafite, 2007/08 sezonunda getirilmişti ama asıl patlamalarını 2008/09 sezonunda yapacaklardı. Her ikisi de 20 gol barajını aşıp harikalar yarattı. Bundesliga’nın o zamana kadar gördüğü en etkili ikililerden Gerd Müller ve Uli Hoeness’in 1971/72 sezonunda yaptığı katkıdan fazlasını vererek 54 gole etki ettiler.

Gel gör ki, bu ikilinin harikasını yaratan isim bir önceki sezonda eksik parçalardan biriydi. Yani Zvjezdan Misimovic. 2007/08 sezonunda takımın aradığı kandı belki de. Katkı yaptığı 7 gol ve 20 asist ile kuzda kalmış bir pırlanta gibiydi.

Demiştik ya, 2008/09 sezonu arifesinde VfL Wolfsburg’dan beklenen pek bir şey yoktu diye. Sezonun başlangıcında da bir sürpriz yapacak gibi durmuyordu. İlk sekiz hafta geride kalırken, gollü maçların takımı hüviyetindeydi. Bu süreçte, 3 galibiyet ve 1 mağlubiyet alırken, 4 karşılaşmadan 2-2’lik skorla beraberlikle ayrıldı. Bu beraberlikler arasında, sezonun sonuna kadar evinde yaptığı tek puan kaybı olan Eintracht Frankfurt maçı da vardı. Evinde hiç kaybetmeyecek Wolfsburg için, Volkswagen Arena’da oynadığı maçlarda aldığı 17 galibiyet 1 beraberlik ve attığı 51 gole karşılık yediği 13 golle, 2008/09 sezonu başka bir alanda daha müthiş geçecekti.

Sezonun 9’uncu haftası ise Felix Magath intikamını almaktan yine oldukça uzaktı. Bayern Munich’e deplasmada 4-2 mağlup oldu. Felix Magath için henüz Bayern Munich karşısında kazanmak nasip olmamıştı.

Sezon arasına inişli çıkışlı bir grafikle giren Wolfsburg, Tarihinde ikinci kez boy gösterdiği UEFA Avrupa Liginde E Grubunda 3 galibiyet 1 (Heerenveen 5-1, Braga 3-2, Portsmouth 3-2) beraberlik (Milan 2-2) ile 10 puan ile lider bitirmişti. Sezonun ikinci yarısına girerken başka bir alanda daha tarih yazarak, 10 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Gelgelelim yine aynı dönemde UEFA Avrupa Ligi son 32 turunda, PSG’ye 2-0 ve 3-0 skorlarıyla yenilerek turnuvaya veda etti.

Nisan 4, 2009, VfL Wolfsburg v Bayren Munich, dk 77′, Grafite

2009 yılı Abrul ayının 4’üne gelindiğinde Felix Magath nihayet intikamın ilk ayağını alacak gibiydi. Wolfsburg v Bayern Munich maçı sezonun da bir nevi özeti mahiyetindeydi: Alıklaşan bir Bayern Munich ve sihir yapan bir Grafite… Dakikalar 44’ü gösterdiğinde sol taraftan Misimovic ile kullanılan kornerde ön direkte boş kalan Gentner net bir kafa vuruşuyla skor üstünlüğünü aldı. Bir diğer görece kısa kullanılan serbest vuruş Bayern Munich tarafından kullanıldı. Sağ taraftan Bastian Schweinsteiger tarafından kullanılan kısa serbest vuruş, Ze Roberto’nun kafayla arka direğe aşırdığı, arka direkte Lucio’nun kaleye gönderdiği iki aşamalı bir kurguydu. Golle sonuçlanmadı. Kaleci Benaglio’nun çıkardığı topu, Luca Toni tamamlamak istedi. Fakat kaleci az da olsa başarılıydı. Çünkü hakem, topun çizgiyi geçtiğine hükmedip golü verdi. Böylece devre arasına beraberlikle girilmiş oluyordu. Neredeyse bütün başrol oyuncularının sahneye çıktığı Wolfsburg’da, bu sefer sol bek Schafer taşıdığı topu ön direğe koşu yapan Edin Dzeko ile buluşturmayı başardı. Hemen 3 dk sonrasında ise, kontra atakta, yine Dzeko, bu sefer bir diğer Bosnalı’dan aldığı ara pasını ceza sahasına girmeden yaptığı güzel bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. Sahneye çıkma sırası sezonu gol kralı olarak tamamlayan Grafite’ydi. Gentner’den aldığı pas sonra ceza sahası içinde iki kişi arasında kalmasına rağmen, bu onu durduramadı. Fakat asıl sihrini dakikalar 77’yi gösterdiğinde yapacaktı. Bayern Munich’i rencide eden skoru, rencide edici bir golle süsledi.

5-1’lik aşağılayıcı bir skor sonrası Bayern Munich, Jurgen Klinsmann ile yollarını ayırıp yangını söndürmek üzere itfaiye şefi Jupp Heynckes’i göreve çağırdı. Felix Magath ise nihayet küçük de olsa bir intikam almanın sevinciyle rahatlamış olsa gerekti. Fakat sevinç, lider Hertha Berlin’in evinde Borussia Dortmund’a 3-1 ile mağlup olmasıyla liderlik koltuğuna oturması sonrası olmalıydı.

Wolfsburg, şampiyonluk yolunda ilk hatasını bundan iki hafta sonra 29’uncu haftada, deplasmanda Cottbus’a karşı aldığı 2-0’lık yenilgiyle yaptı. Fakat Bayern Munich evinde Schalke 04’e 1-0 ile, Hamburg SV de deplasmanda Borussia Dortmund’a 2-0 ile yenilince, rahat bir nefes aldı.

Wolfsburg, bir diğer hatasını yine iki hafta sonra Stuttgart’a 4-1 yenilerek yaptığında, Bayern Munich bu sefer aynı hataya düşmedi. 31’inci hafta sonunda 60’ar puanla zirveyi paylaşıyorlardı. Hertha Berlin de 59 puanla “Ya nasip!” demişti. Üstelik Felix Magath hakkında, bir sonraki sezon için Schalke 04 ile anlaştığı dedikoduları ve haberleri de bu dönemde ayyuka çıkmıştı.

Bundesliga’da acaba her şey olması gerektiği gibi mi bitecekti?

VfL Wolfsburg, Stuttgart hezimeti ve hayal kırıklığı sonrası tepe taklak mı olacaktı? Felix Magath’ın aklında ne vardı? Konsantre değil miydi? İntikam almak istemiyor muydu? Bayern Munich, hem ligde hem de Avrupa’da düş kırıklığıyla dolu geçen sezonu toparlayacak mıydı?

Ne sezon ama!

Belki de bir vodvildi, bu!

Sezonun hikayesi boldu. Birçok gireni ve çıkanı vardı.

Sezonun ilk yarısında fırtına gibi esen bir köy takımı hüvviyetindeki Hoffenheim’ın sezon arasına girilirken en golcü takım olarak lider bitirdiği ve herkesin gönlünü kazandığı sezondu.

Mainz 05 ile futbol cemaatine giren Jurgen Klopp’un eski şaşalı günlerine özlem duyan Borussia Dortmund kariyerine başladığı sezondu.

Gurbetçiler Aly Faryd Mondragon, Christoph Daum ve Ümit Özat Köln’de buluştuğu sezondu. Sezonun henüz ikinci haftasında Ümit Özat 65 metreye müthiş bir asist yapmıştı. Takip eden hafta Karlsruhe ile oynanan maçta ise bilincini kaybedip kendini yeşil çimlere bıraktığında, Daum ve Mondragon gözyaşlarına hakim olamazken, gözler ekrandan ve sahadan bir an için kaçmıştı.

Kaynak: TheGuardian, solda Felix Magath, Wolfsburg Bundesliga şampiyonluk unvan kutlaması. Fotoğraflayan, Joerg SarbachAP

Onca hikayeyle bezeli sezonun galibinin belirlenmesi için söz Felix Magath ve öğrencilerindeydi. Felix Magath, 33’üncü haftada rakibi Bayern Munich’in Hoffenheim karşısında 2-2 berabere kalmasına, “Aslında buna hiç gerek yoktu!” der ve “Schalke 04 ile anlaşmış olabilirim ama aklım ve intikamcı ruhum hâlâ Kurtlar ile birlikte” diye eklercesine, Borussia Dortmund’u 3-0, Hannover’i 5-0, sezonun son maçında ise Werder Bremen’i 5-1 ile geçerek müthiş bir hikaye sonu yazdı.