Rusya 2018 Dünya Kupası’nda Bilet Endüstrisi

2018 Dünya Kupası Bilet Satış İstatistikleri

Rusya 2018 Dünya Kupası’nın heyecanı tüm hızıyla devam ederken bir yandan da turnuvaya ilişkin istatistikler gelmeye devam ediyor. Son olarak satılan biletlerle ilgili rakamlar açıklandı. Bu rakamlara göre en çok bilet (800.000) Rus taraftarlar tarafından satın alındı. 4 farklı kategoride satılan biletlerin fiyatları hem grup maçları, Son 16, çeyrek final, yarı final ve final için hem de seçilen tribün için farklılık gösteriyor. 4 Kategoride satılan biletler içerisinde en pahalısı 1. en ucuzu 4. kategori biletler ama 4. kategoriyi sadece Rus taraftarlar ya da Rusya’da ikamet eden yabancılar satın alabiliyor. Mesela final maçı için en biletler 1. 2. ve 3. kategori için sırasıyla 1100, 710 ve 455 dolarken 4. kategori biletler 110 dolar.

Toplamda satılan 2.1 milyon biletin 1.7 milyonluk kısmının 2017 Eylül ayında, kalanın ise 2018 Mart ayında satıldığı söyleniyor.

En fazla bilet satılan 11 ülke ise şu şekilde:

1) Rusya 800.000
2) Amerika 80.000
3) Brezilya 66.000
4) Kolombiya 60.000
5) Almanya 55.000
6) Meksika 52.000
7) Arjantin 45.000
8) Peru 39.000
9) Çin 37.000
10) Avustralya 35.000
11) İngiltere 31.000

Bu sıralamada en dikkat çekici olan Amerikalıların aldığı 80bin bilet. Amerika milli takımı Dünya Kupası’na katılmayı başaramamış olsa da en çok bilet alan 2. taraftar grubu Amerikalılar olmuş. Dikkat çekici olmasına rağmen aslında çok da şaşırtıcı değil, neden mi?

Yukarıda ki tablo son 13 Dünya Kupası’nda  maçları stadyumlardan izleyen toplam seyirci ve ortalama seyirci rakamlarını gösteriyor. Görüldüğü gibi her iki alanda da Amerika 1994 Dünya Kupası hala zirvede üstelik o tarihte MLS’in henüz kurulmadığını ve futbolun Amerika’da şimdi ki kadar bile popüler olmadığını vurgulamalıyız. Ayrıca, bundan 20-25 yıl önce, ulaşım daha masraflı ve zor, satış kanalları da daha kısıtlıydı. Bu sebeple, bugüne kıyasla elverişsiz koşullara rağmen hala kırılamayan seyirci rekorunu kırmış Amerikalıların listede 2. sırada olması hiç de şaşırtıcı değil. Spor pazarlaması ve spor ürünlerinin satışı konusunda açık ara dünyada 1 numara olan Amerika’nın bu alandaki başarısını takdir etmemek mümkün değil.

Tabii ki bu başarı kesinlikle tesadüfi değil, küçük yaşlardan itibaren çocuklara spor kültürünün aşılanması ve lise seviyesinden itibaren müthiş bir ciddiyet ve profesyonellikle bireylerin spor yapmaya teşvik edilmesi bu başarının gelmesinde anahtar rol oynuyor. Kadın/erkek ayrımı olmadan bütün bireylerin spor yapmaya teşvik edilmesi ve herkese kendine uygun spor dalını bulması için kolaylık gösterilmesi sayesinde hem bireysel hem takım sporlarının bir çoğunda Amerikalı sporcular üstün performans gösteriyorlar. Bireyin kendisi sporla ilgilenmiş ; bir takımın parçası olmanın, ortak bir amaç uğruna savaşmanın ve bir şeyler kazanmanın keyfini yaşamış ise aynı tutkuyu spor tüketiminde de gösteriyor. Spor tüketimi dediğimiz olgu ; müsabakaları izlemek için alınan biletlerden, yapmak için kullanılan ekipmanlara her şeyi kapsayan çok geniş çaplı bir kavram.

Amerikalıların spora yönelik olan bu tutkuyu ve talebi paraya çevirme konusunda ne kadar başarılı olduğunu zaten sık sık görüyoruz. İlk yazımda da bahsettiğim gibi dünyadaki en değerli 5 profesyonel ligin 4’ü Amerikan ligleri. Son Super Bowl’da (Amerikan Futbolu Finali) 30sn’lik bir reklamın bedeli yaklaşık 5 milyon dolardı. 2017 yılında dünyanın en değerli takımı yine bir Amerikan futbolu takımı olan Dallas Cowboys’du, Dallas Cowboys 1996 yılından beri Super Bowl kazanmayı başaramadı. Yani Amerikalılar sadece başarıyı pazarlama ve satma konusunda başarılı değiller, 20 yıldır başarılı olamamış bir takımı bile en değerli marka haline getirebiliyorlar. Avrupa’ya baktığımızda da benzer bir örnek olarak Manchester United’ı görüyoruz, son yıllarda Şampiyonlar Ligi’nde ve Premier Lig’de istediği başarıyı yakalayamamış olsa da son yayımlanan raporlarda dünyanın en değerli futbol takımının Manchester United olduğunu görüyoruz. Unutmadan söyleyelim, Manchester United’ın sahipleri de Amerikalı… (Daha detaylı bilgi için: Avrupa’nın ve Futbolun Yabancıları)

Dünya Kupası’nda satılan biletlere geri dönersek eğer ; beni en çok şaşırtan listede Uruguay’ın yer almaması oldu. Uruguay Güney Amerika elemelerini Brezilya’nın ardından 2. olarak bitirdi ve maçlarda iyi bir görüntü çizdi. 2 süperstarı Suarez ve Cavani kulüp takımlarında iyi sezonlar geçirdiler ve turnuvaya formda geldiler. 2 yıldız oyuncunun da 1987 doğumlu olması ve bir sonra ki Dünya Kupası’nda forma giyseler bile bu günlerde ki kadar iyi performans gösterme ihtimallerinin düşük olması sebebiyle bu Dünya Kupası, hem onlar adına hem de  Uruguay adına son derece kritik. Üstelik kadroda bulunan genç oyuncular içerisinde yakın ve orta vadede onların tahtlarını doldurmaya aday olabilecek oyuncu da pek gözükmüyor.

Fransa çeyrek final maçına saatler kala yazıyorum ve eminim ki Uruguay’lı taraftarlar turnuvaya gitmedikleri için çok pişmanlar. Kalan 8 takım içerisinde İsveç ve Rusya’dan sonra şampiyon olmasına en az şans verilen takım Uruguay. Ancak şimdiye kadar gördük ki bu turnuva hücumun ve akan oyunun değil, savunmanın ve duran topların turnuvası oluyor.

Ünlü futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen’in şampiyonluk reçetesine göre, bir takımda atan ve tutan iyi olmalı. Uruguay bu bağlamda iyi forvetlere ve iyi bir kaleciye sahip. Bakalım bu reçete şampiyon olmaya yetecek mi ?

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More