FOOTBALL MANAGER ALT LİGLERE DAİR TAVSİYELER: BU OYUNUN TADI BÖYLE ÇIKAR

Bir alt lig takımını almak, yola çıktığınız bazı oyuncularla adeta gönül bağı oluşturmak ve onları teknik ekibe katmak, parlatılan genç yetenekler ve kazanılan başarılar, alt lig şampiyonlukları ve yolun sonunda tepedeki ligde şampiyonluk yaşamak… Menajerlik oyunu oynamayıp menajerlik yapanların yolu hakkında yazacağım.

Öncelikle alt ligler… Alt ligler… Neymiş bu alt ligler? Bakın burası çok önemli, kastettiğim ligler Almanya, İspanya, İtalya, İngiltere, Fransa ve Türkiye’nin tepe ligi dışındaki tüm ligleri. Football Manager 2019’u Kaiserslautern ile deneyimleyen biri olarak, yer yer 3. ligden Bundesliga’ya olan yolculuğumdan, yer yer kulübe inanılmaz bir mali güç kazandırıp Schalke’ye geçişimden bahsedeceğim. Ancak konumuz alt liglerde nasıl oyuncular tercih etmelisiniz, bu oyuncuları nerelerden ucuza bulabilirsiniz, hangi liglere çok iyi oyuncu çıkarmasına rağmen scout dahi göndermemelisiniz, pilot kulüpleri ve kardeş kulüpleri nasıl seçmelisiniz, bunlar olacak. Football Manager dünyasında alt liglere doğru keyifli bir yolculuğa çıkacağız. Muavininiz Gazza konuşuyor, kemerlerinizi bağlayın!

Sen Petrol Zengini Değilsin! 

Oynadığınız lig hariç beş büyük ligin hiçbir ülkesine scout göndermenizi tavsiye etmiyorum. Şüphesiz çorba parasına da müthiş yetenekler keşfetmek mümkün. Hatta böyle 3-4 oyuncu çıkartmanız da imkansız değil. Ancak Football Manager serisinde artık gözlemciyi gönderdiğiniz gibi oyuncunun tüm bilgilerini edinemiyorsunuz. Bu iş tıpkı gerçek hayattaki gibi bir süreç meselesi. Üstelik Almanya’yı haliyle Bayern, Dortmund, Leverkusen, Schalke, Mönşenahausgasdhashg (A German Team) gibi takımlar izliyor. İngiltere’de zaten para bol, haliyle scout ekipleri de cayır cayır. İtalya’da Juventus’a selam veren oyuncu gönderiyor. Liglerin büyük takımları, zaten Şampiyonlar Ligi’ne oyuncu kaydettirmek için kendi liglerini oldukça iyi tarıyor. Dolayısıyla bu büyük liglere harcayacağınız para ve zamanın size istediğiniz gibi geri dönmesi oldukça zor. Tabii ki alt ligde olmanıza rağmen menajer kararlılığınızı yüksek yapmışsanız, yönetiminizi 18 kişilik dev scouting ağına ikna edebiliyorsanız buyurun. İşte Britanya, işte Pulp. Gönderin. Ancak 5 scout çalıştırabilen bir oyuncu bana kalırsa beş büyük ligden uzak durmalı. Buna Avusturya’yı da ekleyebiliriz ancak oradan gerçekten çok genç çıkıyor ve Salzburg obur gibi hepsine atlarken yine birkaç tanesini unutuyor. O yüzden Avusturya iyidir, hoştur.

O zaman ne diyoruz? Beş büyük lige scout göndermiyoruz. En azından, şimdilik. Buradan müthiş oyuncular çıkabilir, hatta 1-2 milyona da çıkabilir. Ancak sen zaten bütçesi 1-2 milyon Euro olan, bazen o bütçeyi bile bulamayacak takımlarda çalışıyorsun. Üstelik bir de bölge sınırlaman olabilir. Şanslıyım, Kaiserslautern başkanı gözlemcilerimin Avrupa’da oyuncu bakma limitini ilk ricada kaldırmıştı. Finlandiya taraflarına iyi açılmıştık. İlk işiniz bu olmalı. Gözlem ağınızın geniş olması çok önemli.

Özetle, bu liglere gözlemci göndermeme nedenimiz iyi oyuncu çıkmaması değil, çıkanların ucuz olmaması ve büyük kulüplerce zaten izleniyor olmaları.

Bakın bu ülkeler Çokomelli! 

Güney Amerika ülkeleri,
Bütün balkan ülkeleri,
İsrail,
Japonya,
Güney Kore,
Bütün Afrika ülkeleri,
Özellikle İskandinavya.

Bunların hepsi scout göndermeniz gereken yerler. Dolayısıyla beş scouta sahip biri bana göre İskandinavya’ya, Doğu Avrupa’ya, her iki Güney Amerika bölgesine ve Afrika kıtasına scout göndermelidir. Özellikle birkaç ülke söylemek gerekirse Çek Cumhuriyeti, Kolombiya, Fildişi Sahilleri, Finlandiya ve Danimarka söylenebilir. Özellikle Finlandiya, çorba parasına oyuncu bulunabilen bir ülke. Bazı müthiş oyuncular ve ücretlerine gelelim.

Carlos Airala, Arjantin'den, 9250 Euro'ya.
Carlos Airala, Arjantin’den, 9250 Euro’ya.

Airala gerçekten çok yönlü bir oyuncuydu. Bu fotoğraftan sonra kendisini sol kanat forvet rolüne de adapte etmiştim. Gerekirse merkezde oyun kurucu oynuyordu, gerekirse solda kanat forvet. Oldukça ucuza gelmişti.

Dimitris Tachmazidis, Yunanistan'dan, 165 bin Euro'ya.
Dimitris Tachmazidis, Yunanistan’dan, 165 bin Euro’ya.

Dimitris çabukluğundan yararlanabileceğimi düşündüğüm bir kulübe oyuncusuydu. Oly’de oynaması fiyatını artırmıştı. Herhangi bir kulüpte oynasa eminim 50-60 bin Euro’ya biterdi transferi.

Niko
Niko
Niko Aho, 220 Euro.
Niko Aho, 220 Euro.

Niko’nun profilini ve ücretini gördüğümde inanamamıştım. Herhalde bir Football Manager hatası demiştim. Kendisini biraz geliştirip vatanına kiralayınca müthiş performans göstermiş, takımını Avrupa kupalarına taşımıştı.

Martin Liptak, 500 bin Euro.
Martin Liptak, 500 bin Euro.

Kendisini Bundesliga 2’de geliştirip Bundesliga 1’e hazırlayabileceğimi düşünmüştüm. Beni yanıltmayan ustalık eserimdir. Kendisini çok geliştirip Bundesliga 2’de 15, Bundesliga 1’de 18 gol atarak 36.5 milyon Euro’ya Chelsea’ye transfer oldu. Çek Cumhuriyeti bir maden.

Emil Ceide, 100 bin Euro.
Emil Ceide, 100 bin Euro.

Özellikle Bundesliga 2’de müthiş oynamış, Bundesliga 1’de de katkı vermiş bir futbolcuydu. Roma’nın 10 milyon Euro’luk tekliflerini gülerek geri çeviriyordum. Soldan veya sağdan top aldığında akan, izlemesi keyifli bir topçuydu. Kendisi İskandinav pazarının güzelliklerindendi.

Simon Leysen, 32 bin Euro.
Simon Leysen, 32 bin Euro.
Simon Leysen.
Simon Leysen.

Bunlar keşfettiğim oyunculardan sadece birkaçı. Üstelik çoğu 3. lig imkanlarıyla keşfedilip 2. lig imkanlarına ulaşınca transfer edilebilmiş oyunculardı. Bahsettiğim liglere ve ülkelere muhakkak odaklanın. Fotoğraflar da ortada, bakabileceğiniz ülkelere, liglere dair bir şeyler muhakkak kaparsınız.

Nasıl Oyuncu Seçmeliyiz?

Football Manager dünyasında Vanarama National League gibi liglerde oynuyorsanız yapmanız gereken şey maalesef tekniği, taktiği sallayıp mümkün olduğu kadar vücut zindeliği ile dayanıklılığı yüksek futbolcuların en tekniklerini toplamak. Bu liglerde yüksek teknik iş yapamıyor. Yapmıyor demiyorum, yapamıyor diyorum. Bu lige gerçekten yüksek teknikli adam getirdiğinizde, o adamın fiziksel olarak bitik olduğunu görüyorsunuz. Bu bitik adamlar bir maçı alabilir mi? Tabii ki alabilir. Top kap dediğin zaman elinde topla buyur hocam diyen oyuncular var bu liglerde. Sanki Pazar Ligi. Ancak o adam haftada yeri gelince üç maça çıkamayacağı için ne oluyor? Sakatlanıyor. Sakatlanmayan oyuncuları toplamak, bol bol rotasyon yapmak bu kadar alt liglerin kilit noktasıdır. Yatırım yapacağınız oyuncuları oldukça yeteneklilerden seçebilirsiniz. Çünkü bugün buradasınız, yarın Championship gibi daha kaliteli liglerde olacaksınız. Orada 1-2 kaliteli adamınızı pazarlamak zorundasınız ki hem aygır, hem de ortalama yeteneklere sahip adamları alabilesiniz. Bu söylediklerim tüm İngiltere alt ligleri için geçerlidir. Bu tarz adamlar için bakmanız gereken yer Afrika ancak takımlarınız oralara bakmanıza izin vermeyecektir. İskandinavya’ya da izin verilmiyorsa bakmanız gereken bölge, Doğu Avrupa. Doğu Avrupa’dan fiziği güçlü adamları bulabilirsiniz. Vanarama National League ekipleri maalesef sadece Britanya’ya izin verecektir. Burada scouting yapmak hemen hemen imkansız. Neyiniz var neyiniz yok izlenebilecek 18 yaş altı turnuvaları, 19 yaş altı turnuvaları izleyip en iyisini bulun. Biraz yüksek liglere kendinizi atınca bakacağınız yerler Afrika, Doğu Avrupa gibi ligler ve Meksika, Arjantin gibi çalışkan oyuncular yetiştiren ülkeler olsun. ASEC Mimosas takımına özellikle dikkat edilmeli.

Almanya 2. ve 3. ligi de kalabalık fikstüre sahip ligler. Ancak buralardaki kalabalık İngiltere kadar büyük değil. Burada biraz daha topa vuran adam yerine topla oynayan, futbolcu oynatmak mümkün. Tavsiyem İskandinavya, bölge kısıtlamanız Orta Avrupa ise Hollanda, Avusturya ve Macaristan. Macaristan’dan büyük yetenekler çıkarmanız mümkün. Üstelik bu serinin son birkaç oyununda da değişmeyen bir şey.

Teknik Ekip

Alt ligin en kötü yanı, kısıtlı sayıda hocayla çalışabiliyor olmanız. Dolayısıyla oyuncu geliştirmeniz biraz da rulete dönüyor.

4 hocayla çalışabiliyorsanız bana göre en iyi formül şudur:
Kaleci Antrenörü
Kondisyoner
Savunma  Antrenörü
Hücum Antrenörü

Bu noktadan sonra top kontrolü idmanlarını ise sizin ve asistan menajerinizin yaptırması lazım. Çok mu sağlıklı? Hayır. Ancak bir kondisyonerle ve bir kaleci antrenörüyle çalışılabilecek en sağlıklı formül şimdilik bu. Kondisyoneriniz muhakkak iyi olsun. Ligin son düzlüğünde sakat oyuncusu az olan, hala rotasyon yapabilen bir takımsanız ayakta kalan siz olacaksınız.

Yaşanmış hikayedir: İngiltere’de Sky Bet League 2’de oynuyordum. Ligin ortalarını biraz aşıyoruz, yedinciyiz. Ama lig herkesin herkese evinde şamarı bastığı bir lig. Ligin sonuncusu evindeyse lidere acımıyor yeri gelince. Deplasmanda en az kaybedenler en tepede, bu şekilde ilerliyoruz. Benim canavar gibi iki kondisyon hocam vardı. Ligin sonlarına doğru rakiplerin yüksek tekniğe sahip yüksek maaşlı yıldızları birer ay, ikişer ay sakatlanmaya başladı. Benim Mathis Bolly ve Devarn Green’den oluşan, topu adeta döverek süren ikilim ise uçmaya devam ediyor. Sağlı sollu ataklarla önümüze geleni tokatlıyoruz. Bu iki adam yüksek süratleri, az sakatlanıyor oluşları ve iyi kondisyoner sayesinde beni ikinciliğe taşımışlardı. Üstelik beklentinin olmadığı bir sezondaydık, sezona dair tek beklentisi olan bendim.

Kondisyon mühim! Çok maç var.

Hak Etmek 

Tabii ki bu alt lig menajerliğinin en güzel yanlarından biri de sıfır repütasyonla başlattığınız kariyerinizin büyümesini izlemek ve büyük takımlardan teklif almak. Kaiserslautern’i Bundesliga’ya çıkarttıktan sonra, Bundesliga’da ilk sezonumda devre arasına kadar takımın düşmeyeceğinden emin olduğum puanı topladım ve rotamı Schalke’ye çevirdim.

Bir zamanlar 3. ligde kulübede bağırıp çağıran adam şimdi Dani Olmo’ya bağırıp çağırıyor.

Hayat, neden olmasın? Hepinize iyi günler, güzellikler dilerim. Keyifle kalın, Plase Dergi’yi takipte kalın, hoşça kalın!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More