Salieri Mozart’a Karşı: Mourinho vs. Guardiola

''Hayatımın en güzel yenilgisiydi.'' Jose Mourinho

2009/2010 Şampiyonlar Ligi yarı finali unutulmaz bir eşleşmeye sahne olmuştu; Mozart’ın Barcelona’sı vs. Salieri’nin İnter’i

Tarihin gördüğü en yetenekli bestekarlarından biri olarak kabul edilen Mozart ve Mozart’a duyduğu kıskançlık yüzünden onu zehirleyerek öldürmüş* olan saray bestecisi Antonio Salieri… Hemen hemen her hikayede bir Mozart ve bir Salieri mevcuttur. Peki ya işçi sınıfının oyunu olan futbolda durumlar farklı mıdır? Mesela Jose Mourinho ve Pep Guardiola…

“Tanrım madem bana Mozart’taki gibi bir yetenek vermedin onu anlamamı sağlayacak zekayı da vermeseydin” Antonio Salieri

Pep Guardiola’nın Barça’sı, birçoklarına göre tarihin en iyi futbolunu oynuyordu. Pas ve pres oyununun uzay seviyesine ulaştığı takımın elde ettiği dominasyon hafife alınacak gibi değildi. 2009 yılında, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Süper Kupası da dahil, yarıştıkları tüm kupaları kazanmışlardı. Xavili, İniestalı, Messili kadroya takviyeler yapılmıştı ve 2010 yılına girdiğimizde İspanya’da ligin açık ara favorisiydiler. Şampiyonlar Ligi’nde José Mourinho’nun İnter’i ile aynı guruptan güle oynaya çıkmış, İnter’i iki maçta yenmelerinin yanı sıra bir tek Gökdeniz Karadeniz’in Rubin Kazan’ına puan kaybetmişlerdi. İkinci turda Stuttgart’ı, çeyrek finalde de Arsenal’i zorlanmadan elediklerinde bir kişi hariç kimse onların karşısına çıkmayı istememişti. Zehir fikri Mou’nun kafasına çok öncelerden yerleşmişti.

Guardiola ve Mourinho
Maçın gergin anlarından biri.

Peki Antonio Salieri’nin öfkesinin bu seferki nedeni neydi?

José Mourinho, Barcelona için yabancı bir isim değildi. İlk olarak Sir Bobby Robson’ın daha sonra ise Louis van Gaal’ın asistanlığını yapmıştı. Bir süre Barcelona B takımını bile çalıştırmıştı. Porto ve Chealsea ile yeterliliğini kanıtlamış ve kendine has üslubu ile krallığını ilan etmişti. Frank Rijkaard’ın Barça’daki günleri sona erdiğinde Mou, hakkı olduğuna inandığı tahtı açık açık talep etti. Barça’nın sahip olduğu futbolcu kadrosunun ve tribünlerinin gücünün farkındaydı. Temsilcisi Jorge Mendes’e Barça yönetimini sürekli aramasını söyledi. Jorge’nin ağzından defalarca şu sözler duyuldu; “Jose, bu işi istiyor. Değişecek ve sizin istediğiniz futbolu oynatacak.”

mourinho
Mourinho, Guardiola, Enrique

Lizbon’da gizli bir toplantı ayarlandı. Mou’nun etkileyici sunumu ve isteği karşısında Barçalı yöneticilerin diyebilecekleri hiçbir şey yoktu. Etkilendiklerini gizlemeyen kurulun tek bir ricası vardı; “Jose, karakterin çok sivri. Bunu değiştirmeni istiyoruz. Barcelona’nın patronu medyayı daha farklı yönleriyle oyalamalı. Çıkaracağın yangınlarla uğraşmak istemeyiz. Bunu bizim için yapabilir misin?”. Hedefinden bir adım uzakta olan herkes, uğruna çabaladığı şeyi elde etmek adına, şartları severek kabul ederlerdi. Söz konusu Mourinho olunca ise cevap çok netti; “Hayır! Ben buyum!”

Reddedilip onun yerine Pep’in seçildiğini öğrendiğinde ise intikam yeminini etmişti.

Salieri’nin intikamı

Sezon içerisinde gruplarda Barça’ya karşı gol bile atamadan kaybedilen iki maçın üzerinden epey zaman geçmişti. Mou’nun öğrencileri artık daha kompakt ve daha uyumluydular. Mourinho’nun alameti farikalarından olan savunma güvenliği üst düzeye çıkarılmıştı. Hücumda ise birbirlerini çok iyi tamamlayan Eto’o ile Miloto’nun arkasında sezona damgasını vuran Wesley Sneijder’e de güveni tamdı. Barça cephesinde de durumlar sezon başındaki gibi değildi. Eyjafjallajökull** yanardağının patlamasının ardından Milano’ya uzun bir otobüs yolculuğuyla (1000km) ulaşmışlardı ve Andrés Iniesta’nın yokluğunu da hissedecekleri kesindi. Maç önü toplantısında yolculuğun yoruculuğu sorulduğunda, “CSKA’yı eledikleri için onlara teşekkür etmem lazım. Otobüsle Moskova’ya gitmek ölümcül olabilirdi.” diyen Pep Guardiola gibi herkes, her şeye rağmen Barça’nın turu geçeceğine inanıyordu. Bir kişi hariç herkes!

Beklenenin aksine maça İnter baskılı başladı. İlk 15 dakikada yaşadıkları bunalıma rağmen 18. dakikada tipik bir Barça gölü attılar; ceza sahasına giren hücumcu bekin orta açmak yerine yerden, görerek, verdiği pas ve penaltı noktasından net bir vuruş. İlk yarı biterken Pedro’nun golünü Sneijder’in dengelemesi ile taraflar soyunma odasına eşitlikle girdiler. Pep’e kıyasla oyuncularıyla daha yakın ilişki kuran bir patron olan Mourinho’nun soyunma odasında öğrencilerini ne dediğini bilmesek de onları motive etmeyi başardığı su götürmez bir gerçekti. İkinci yarıya da hızlı başlayan taraf Mou’nun örencileri oldu ve 48. dakikada sezonun en iyi sağ bekleri arasında sayılan Maicon durumu 2-1 yaptı. İlk iki golün pasını veren Milito, 61. dakikada durumu 3-1’e getirdi. Geriye kalan yarım saatte Barça ataklarından gol sesi çıkmamasının nedeni ise Julio Cesar’ın inadı oldu. Maçta sadece tek bir oyuncu değişikliği yapan Guardiola, neden Zlatan’ı çıkarıp Eric Abidal’i oyuna aldığını anlatmaya çalışırken Mou ise kendi tarzıyla turu değerlendirmişti; “%50 – %50”

Otobüsü park et

Basın toplantısında yaptığı açıklamalarla takımı için paratoner rolü üstlenip bütün öfkeyi üstüne çeken Mou’nun, alt edilemez Barça ve futbolun Mozart’ı Pep Guardiola için zehir kullanmaktan çekinmeyeceğinin herkes farkındaydı. Barcelona sokaklarında korumasız dolaşamıyor olmaktan adeta memnun görünen José Mourinho, Camp Nou’da yaşanacak olan taktik savaşına her açıdan hazır olduğunu bütün dünyaya göstermek istiyordu. Bu makineyi bozabilecek tek kişi olduğunun bilinmesini istiyordu.

Guardiola’nın takımı beklenilenin aksine maça çılgınlar gibi saldırarak başlamadı. En iyi yaptıkları şeyi yaparak İnter’i yormak istiyorlardı. İlk 20 dakikada İnter’e sadece 43 pas yapma imkanı tanıdılar. Bunun birkaç katını iki gün önceki son idmanda Barça kondisyonerlerinin kendi aralarında yaptığını söylemek pek de abartı sayılmazdı. Fakat Mou memnundu. Her geçen dakika, ekibini finale yakınlaştırıyor ve dirençlerini arttırıyordu.

28. dakikada yüzüne aldığı darbenin ardından kendini yere bırakan Sergio Busquest, ellerinin arasından gizlice bakarak Thiago Motta’nın kırmızı kart görüşünü izledi. José Mourinho, bu hareketi yapanın kendisi olması gerektiğini düşünen Barça taraftarlarını alkışlarken maç sonu basın toplantısı için kendisine verilen bu koza minnettardı.

Sergio Busquets
Busquets’in unutulmaz bakışı.

José’nin İnteri, 60 dakika boyunca Pep’in Barça’sına karşı eksik oynamak zorundaydı. Her ne kadar Camp Nou’da bunu başarmak imkansız gibi görünsede Mou olacakların farkındaydı. Sezon öncesi Zlatan takası için İnter’e gönderilen Samuel Eto’o ‘yu sol beke çeken Mou, ileride tek başına bıraktığı Milito’ya nefes almadan sürekli koşması talimatını verdi. İtalyan takımlarının savunma disiplini konusunda ne kadar başarılı olduğunu bilmeyen yoktur. Destansı Barcelona’ya karşı pozisyon vermeden geçirilen her saniyeyle Camp Nou daha da sessizleşti. Pique’nin elit golcüleri kıskandıran golü geldiğinde dakika 84’ü gösteriyordu. Barça’nın maç boyunca 86.4 topla oynama yüzdesi,  555 pas ve 15/(4) şutuna rağmen zafer 67 pas yapıp 1/(0) şut çeken İnter’indi. Mourinho, son düdük çalar çalmaz intikamını kutlamak için Camp Nou’nun çimlerinde çılgınlar gibi koşmaya başladı. Başarmıştı. Tüm dünyaya zehrin kendisinde olduğunu göstermişti. Sahayı sulamak için açılan fıskiyelerin altında dans etmişti.

Mourinho’nun sevinci.

”Hayatımın en güzel yenilgisiydi.

Yıl sonu İnter’le Seria A ve Şampiyonlar Ligi kupalarını kaldıran Jose, kendini fazlasıyla ispat etmiş olmanın keyfini çıkardı. Kralın takımı Real Madrid, Katalanların yükselişini engellemek için zehrin sahibini takımın başına getirdi. Bu düellonun yarattığı sükse sayesinde La Liga en parlak dönemlerinden birini yaşadı ve unutulmaz açıklamalar, kavgalar ve müthiş maçlara sahne oldu. Pep Guardiola’nın Barça’sı 4 yıl boyunca 3 La Liga ve 2 Şampiyonlar Ligi olmak üzere tam 14 kupa kaldırdı.

Pep bugünlerde Manchester’ın mavi takımının patronu. İki senedir taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamasına ve son şampiyon unvanını elinde bulundurmasına rağmen bu sezon Klopp’ün Liverpool’unun epey gerisinde kaldılar. Mourinho için ise durum biraz daha tatsız. Kuzey Londra’da oynattığı futbol onun pek de huzurlu günler geçirmesini sağlamıyor.

Salieri ve Mozart’ın mücadelesinde kazanan şüphesiz ki Mozart olmuştur ama her şeye rağmen bu Mourinho için hayatının en güzel yenilgisiydi.

 

*35 yaşında yüksek ateş sebebiyle hayatını kaybeden Mozart’ın ölüm nedeni tam olarak bilinmemekte olup teoriler arasında, saray müzisyeni Antonio Salieri tarafından zehirlenmesi de vardır.

**Eyjafjallajökull: İzlanda’da yer alan bir yanardağ. 2010  yılında patlamış ve bu patlama sonucunda Avrupa’da uçak ulaşımı durmuştur.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Mavi Rüya: Porto 2003/04 Sezonu

İngiliz futbolunun ‘hakiki kırmızısı’: Nottingham Forest

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More