Old Firm: Bir İskoç Derbisi

Dünya futbolunda kökleri eskiye dayanan, günümüze kadar değerini ve anlamını korumayı başarmış birçok ezeli rekabet vardır. Bunlardan biri de Glasgow şehrinin iki takımı, Celtic-Rangers arasındaki Old Firm derbisi…

Glasgow Rangers

1870’lerde İngiltere’de hızla gelişip yayılan futbol artık yakınındaki coğrafyalara da taşıyor, buradaki ülkelerde bu yeni oyuna olan ilgi ve merak hızlı artıyordu. Futbolun yeni yerlere yayılmasından Glasgow şehri de oldukça etkileniyordu. Bu etkileşimin içerisinde bulunan Moses McNeill, Peter Campbell ve William McBeath 1872 yılında şehrin batı tarafında Glasgow Rangers’i kurdu. Rangers ilk kurulduğunda amatör bir kulüpken, zamanla sportif başarının da gelmesi ile halk arasında taraftar kazanmaya başladı. Kitleler büyüdükçe taraftarların yapıları kulübe de daha fazla yansıdı ve kulüp tarafından benimsendi. Zamanla kulüp Protestan ve merkeziyetçi yönetimi savunan halkın  temsilcisi haline geldi. Kulüp merkeziyetçi yönetime bağlılığını temsilen kulübün renklerini İskoçya bayrağındaki mavi-beyaz olarak seçmiş, yine benzer bir amaçla Birleşik Krallık Arması’nda İskoçya’yı temsil eden görseldeki aslan figürüne kulüp kurumsal logosunda yer vermiştir. Zamanla büyüyen Rangers, ilk kupasını 1877’de İskoçya Kupası’nı alarak kazandı. Daha sonra 1890’da İskoçya Ligi’nin kurulması ile ligin ilk sezonunu da lider tamamlayarak şampiyon oldu.

old firm  old firm derbisi

 

 

 

 

 

,

 

Celtic

Şehrin batısında bunlar olurken doğu kısmında ise İrlanda’da 1845 yılında başlayan Büyük Kıtlık olarak adlandırılan açlık dönemi sebebiyle 1850’lerden beri Katolik İrlandalılar kitleler halinde İskoçya’ya göç ediyordu. Glasgow da bu göçlerden en çok etkilenen şehirlerdendi. Glasgow’a gelen İrlandalı göçmenler daha çok şehrin doğusuna yerleşiyor, bu kısımda toplumsal hayata adapte olmaya çalışıyordu. Bu adaptasyon süreci içerisinde tabii ki futbol da önemli bir yer tutmaktaydı. Göçmenler hem kendilerini temsil edecek hem de göçmenlere yardım toplamak amacıyla Andrew Kerins (Brother Walfrid) önderliğinde 1887’de Celtic FC’yi kurdular.

Kulüp; kuruluş amacını, köklerini, kulübün isim ve renklerine de yansıtıyordu: Celtic ismi İrlanda toplumunun atalarından olan Keltlerden geliyor, kulüp renkleri olan yeşil-beyaz ise İrlanda Bayrağı’nı temsil ediyordu. Kulüp kuruluş köklerine olan bağlılığını sadece renk ve ismine yansıtmakla kalmıyor, logosuna da taşıyordu: Öyle ki kulübün ilk logosunda Kelt haçı bulunuyordu.

old firm
Kelt haçı
Celtic’in ilk logosu

 

 

 

 

 

 

old firm celtic
Celtic’in ilk logosu

Rekabet

Celtic gün geçtikçe Katolik, özgürlükçü İrlandalı göçmenlerin daha büyük ve güçlü temsilcisi haline geldi. Celtic 1891-1892 sezonunda ilk kupası olarak İskoçya Kupası’nı kazandılar. Daha sonra 1892-1893, 1893-1894 sezonlarında İskoçya Ligi’ni şampiyon tamamladı. Böylece ülkedeki Katolik İrlandalı göçmenlerin sesi daha yüksek çıkmaya başladı. Şehrin batı tarafında ise bu duruma sinirlenen Rangersli kesim daha da keskinleşip sinirleniyordu.

İlerleyen yıllarda takımların sosyal, siyasal, dini yapıları iki takımın arasındaki mücadeleler ile daha da keskinleşti. Celtic, Katolik, İrlanda’nın bağımsızlığını destekleyen göçmenlerin temsilcisi olurken, Rangers de Protestan ve merkeziyetçi yönetime bağlılığı temsil ediyordu. Zamanla İrlanda’daki özgürlükçü faaliyetler, direnişler, Bağımsız İrlanda Cumhuriyeti gibi söylemler ile gruplar arasındaki gerginlik arttı.

1912’de Rangers başkanlığına John Ure Primrose geldi. Primrose yönetimi ele aldığında son 10 sezonun 6’sını Celtic, 1’ini Hibernian olmak üzere İrlanda kökenli kulüpler kazanmış, ve buna bağlı olarak tribünlerdeki Katolik İrlandalıların sayısı artmaktaydı. Sağ görüşlü, Britanya Birleşik Krallığı’na son derece bağlı olan Primrose, Celtic taraftarlarını Protestan Kilisesi ve ülke bütünlüğü için bir tehdit olarak görüyordu. Bu yüzden Primrose Celtic tarafarlarını ‘’Bölücü, Komünist Papazlar’’ olarak tanımladı. Primrose ayrıca Britanya Birleşik Krallığı’na bağlılığını göstermek için Rangers tribünlerine  İskoç bayrağı yerine Birleşik Krallık bayrağı astı. Celtic taraftarları da bu olaya, tribünlerine İrlanda bayrakları asarak cevap verdi. İki takım arasında tribünlerden birbirlerine ülke bayraklarıyla cevap verme geleneği günümüze kadar da devam etti.

old firm fans        old firm celtic taraftarı

Olaylar gittikçe kızışırken çatışmalar şiddetlenerek sokak çetelerini içine çekti. Billy Fullerton önderliğinde kurulan Protestan sokak çetesi Billy Boys, Rangers tribünlerine dahil oldu. Böylece Rangers tribünlerinde sözlerinde “Katolik kanının üstüne çıkmış dimdik ayaktayız. Ya teslim olun ya da geberin” kısmını da bulunduran Billy Boys Marşı söylenmeye, Protestan sembollerine ve krallık bayraklarına daha sık yer verilmeye başlandı. Bu çeteye karşılık, Katolik sokak çetesi Norman Conks Celtic tribünlerine dahil oldu. Celtic tribünleri de Rangers marşlarına cevap olarak İrlanda Bağımsızlık Marşı’nı söylemeye başladılar. Bu atışmalar sadece tribünlerde kalmayıp sokaklara yayılıp çatışmalara dönüştü.

Lige 2. Dünya Savaşı sebebiyle ara verilene kadar rekabet devam etti. Savaş öncesi son sezon olan 1938-1939 sezonunu Rangers kazandı ve rekabete 1946’ya kadar ara verildi. Savaş sonrası 1946-1947 sezonu ile başlayan ligi yine Rangers kazanarak kaldığı yerden devam etti. Devam eden 18 sezonda Celtic sadece bir kez ligi zirvede tamamlayabilirken, Rangers bu süreçte 9 kez mutlu sona ulaştı.

1965-1966 sezonuna gelindiğinde 11 yıldır şampiyon olamayan Celtic bu kötü gidişata son vermek için göreve Jock Stein’i getirdi. Jock Stein ile beraber 1965-1978 yılları arasında 10 kez lig şampiyonluğu, 8 kez İskoçya Kupası’nı, İskoçya Lig Kupası’nı bir de 1966-1967 sezonunda kulübün ilk Avrupa kupası olan Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanarak tarihi bir başarı yakaladı. Old Firm ise maalesef bu yıllar arasında en kanlı halini aldı.  2 Ocak 1971 tarihinde Rangers’in stadyumu olan İbrox’ta oynanan, Rangers’in son dakikalarına 1-0 geride girdiği mücadelede beraberliği yakalaması sonucu oluşan arbedede 66 kişi can vermiş, 200’den fazla kişi de yaralanmıştı.

Sahadaki mücadele devam ederken taraflar arasında mezhepsel çatışmalar da devam etti. Bu çatışmalardan dolayı taraftarın tepkisini çekmemek için iki takım da transfer çalışmalarında mezhep farkını göz önünde bulundurup hareket etmeye çalışıyordu.

Özellikle Rangers bu konuda oldukça katıydı. 1989’da Souness takıma daha önce Celtic forması giymiş ve Katolik bir isim olan Mo Johnston’u dahil ederek bu tabulara karşı geldi. Johnston kulübün ilk Katolik transferi olmasa da, bu özelliğini açıkça vurguluyor, üstüne bir de daha önce Celtic forması giymiş olması taraftarı oldukça kızdırıyordu. Taraftarlar  tepkilerini Ibrox’un önünde kombine kartlarını, yakarak gösterdiler. Bunla da yetinmediler ve Johnston’un gollerine sevinmeyip bu golleri skor olarak saymadılar. Buna benzer bir örnek de Mark Hateley’in Katolik olduğu söylentileri çıkınca tribünlerin oyuncuya tepki göstermesidir. Ayrıca benzer bir şekilde Terry Butcher da baskılara dayanamayıp Katolik olmasına rağmen bunu inkar etmek zorunda kalmıştır.

Celtic ise bu konuda biraz daha anlayışlı davranıyordu. Örneğin kulübün efsane isimlerinden Jock Stein, 1998’de Rangers’in 9 kez üst üste şampiyonluk serisini bozan Win Jansen, yine kulübün efsane oyuncularından Kenny Dalglish ve Henrik Larsson gibi isimler birer Protestandı. Celtic tribünleri bu konuda biraz daha anlayışlı olsalar da zaman zaman bu konuda tepkilerini gösteriyorlardı: Rangers formasıyla Paul Gascoigne, Celtic Park’ta kraliyete bağlılığı temsilen flüt çalma taklidi yapınca tribünlerce yuhalanmış, hatta IRA tarafından o dönem ölüm tehditleri almıştı.

1978’den sonra tekrar saha içine döndüğümüzde Celtic, Jock Stein’in ayrılışından sonra 1986’ya kadar dört kez şampiyon oldu. Rangers ise bu süreçte ligi hiç lider bitiremedi. Bu kötü seriye son vermek için Rangers 1986’da Graeme Souness ile anlaştı. Souness ile dört sezonda 3 lig, 4 İskoçya Lig Kupası şampiyonluğu yaşayarak büyük bir ivme yakaladılar. Souness 1991’de takımdan ayrılınca yerine yardımcısı Walter Smith getirildi. Smith 1990-1998 yılları arasında takımın başında geçirdiği 8 sezonda 7 lig şampiyonluğu, 3 İskoçya Kupası, 3 de İskoçya Lig kupası şampiyonluğu kazanarak Souness’den aldığı bayrağı yukarılara taşıdı.

Walter Smith ve Graeme Souness

Smith, 1997-1998 sezonunda üst üste 10. kez şampiyon olarak rekor kırma fırsatını değerlendiremeyip şampiyonluğu Celtic’e kaptırınca sezon sonu kulüpten ayrıldı. Bu sezondan sonra iki takımda 2012’ye kadar geçmişteki gibi çok uzun süreli şampiyonluk serileri yakalayamadı. 2012’de Rangers, biriken borçlar nedeniyle kayyuma devredildi, daha sonra yapılan oylama sonucu Rangers 3. Lig’e düşürüldü. Rangers’in tekrar İskoçya Premier Ligi’ne yükselmesi 2016-2017 sezonuna kadar sürdü. Old Firm’den yoksun geçen 4 sezonda Celtic büyük puan farklarıyla şampiyonluğu ve ligi hegemonyası altına aldı. Celtic, Rangers’in dönüşünden sonra da bu sezona kadar şampiyonluk serisini sürdürmüştü, ancak Rangers’in Gerard ile beraber yakaladığı bu sezonki müthiş yükselişe karşı koyamadılar ve 9 yıllık serileri sona erdi.

Günümüzde sahadaki mücadele aynı hızıyla devam ediyor. Rekabetin ideolojik kısmı ise eskiye göre biraz durulmuş olsa da bu tarafların birbirlerine karşı hırs ve nefretinin dinmesine engel olmuyor. Aralarındaki çekişme, artık mezhepsel veya siyasi düşünce yapılarıyla ilgili olmaktan ziyade, bir kişinin iki takımdan birini benimseyince, karşı tarafa otomatikman gelişen kültürel bir nefretten kaynaklı… Örneğin Celtic taraftarı olmayan bir Katolik, sosyal hayatında Protestanlara son derece saygılı ve hoşgörülüyken, Celtic tribünlerine girdiği anda Rangers’a ve Protestanlara küfür etmeye başlayabiliyor. Aynı şey tabii ki bir Protestan için de geçerli. Yani günümüzde Old Firm’in ilk yıllarındaki mezheplerin yerini artık takımlar almış durumda. Taraftarlar takımlarını inanılacak birer mezhep veya ideolojik birer yapı olarak görmekte. Günün birinde bunun değişmesi dileğiyle sözü müziğe bırakıyoruz.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

You’ll Never Walk Alone Gerrard

Ölümsüz Derbi: Kızılyıldız vs Partizan

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More