Son Gladyatör: Francesco Totti

Vefa’nın sadece İstanbul’da bir semt adı olmadığını bizlere kanıtlayan, bütün ömrünü Roma’ya adayan bir efsanenin hikayesine hoş geldiniz…

Takvimler 27 Eylül 1976’yı gösterdiğinde temizlikçi bir annenin (Fiorella Totti) ve banka memuru olan bir babanın, (Enzo Totti) o dönem için sıradan çocuğu, Roma’da dünyaya gözlerini açtı.

Dedesini yeterince tanıyamamıştı, o küçükken öldüğünden. Ancak büyük Totti, küçük Totti’ye koca bir miras bırakmıştı. Bu miras, Totti’nin hayatını şekillendirecek ve her zaman damarlarında gezecek olan Roma sevgisinden başka bir şey değildi. Totti, dedesinden miras kalan “Roma ve futbol sevgisini” her şeyin önüne koymuştu. Buna rağmen, 80’lerde maçlar televizyonda pek fazla gösterilmediğinden çocukluk yıllarında çok fazla Roma maçı izleyememişti.  Totti’nin Roma ile ilk buluşması ise yedi yaşındayken babasının aldığı biletle ilk defa Roma Olimpiyat Stadı’nın kapısından içeri girmesiyle gerçekleşecekti. Totti bu anısını ileride şu sözlerle anlattı:

“Televizyonda çok fazla maç izleyemedik çünkü 80’li yıllarda, Roma’da bile her zaman gösterilmiyordu. Ama ben yedi yaşındayken, babam bilet aldı. Gözlerimi kapatabilir ve aynı hissi hatırlayabilirim. Renkler, tezahüratlar, duman bombaları patlıyor. Stadyumda bulunan çok canlı bir çocuktum ve diğer tüm Roma taraftarlarının etrafında stadyumda olmak içimde bir şey yaktı”.

Bu sevgi küçük Totti için futbola duyulan bir sevgiden fazlasıydı. Bunu bir kariyer haline getirmeyi daha o yaşlarda hayallerine kazımıştı. Odasında Roma’nın kaptanı Giuseppe Gianni’nin posterleri ve gazete küpürleri asılıydı. Çünkü o bir ikon, o bir semboldü. Tıpkı Totti gibi Roma’lı bir çocuktu.

Futbola yoğun ilgisi devam eden Totti, 8 yaşındayken Roma’da bulunan yerel gençlik kulübü Fortitudo Luditor’un kadrosuna kaydoldu. Bir yıl boyunca orada oynadıktan sonra 1984’te Smit Trastevere’ye geçmişti. Kendini ciddi anlamda kanıtlayan Totti takımın seviyesinin üzerinde olduğunu göstererek büyük takımların radarına girmeyi daha o yaşta başardı. İdolü olan Giuseppe Gianninin babası Ermenegildo Gianni, o dönem Roma’nın gençlik akademisinden sorumluydu. Bu yetenekli çocuğu daha önce duymuştu ve onu izlemeye karar verdi. İzlediği maçın sonunda Ermenegildo, Totti’ye yaklaşarak şunları söyledi;

“Bana oğlumu hatırlatıyorsun, onun gibi bir şampiyon olacaksın”.

Ermenegildo’nun tavsiyesinden sonra Totti, 1986’da başka bir Roma gençlik kulübü olan Lodigiani’ye transfer olmaya karar verdi. Yeteneklerinin yanı sıra durumlarla başa çıkma yeteneği, onu tüm İtalya’da en iyi kulüplerin radarına girmesini sağladı. 1989 yılında, Totti 13 yaşındayken, Roma’daki dairesinin kapısı çaldı. Totti’nin annesi Fiorella cevap vermeye gitti. Fiorella kapıyı açtığında, kırmızı ve siyah giyen bir grup adam (AC Milan’ı temsil ediyor) kendilerini futbol yönetmenleri olarak tanıttı. Totti’nin, takımları için ne pahasına olursa olsun oynamasını istediler. Anne Fiorella ellerini kaldırarak şöyle dedi: “Roma’da bir çocuksan, sadece iki olası seçeneğin vardır: Kırmızı veya mavi.”

Yani Roma veya Lazio. Ancak ailede, sadece bir seçenek geçerliydi. Bu da Roma’ydı. Totti’nin oynadığı gençlik kulübüne Milan’ın akabinde Lazio ve Roma’dan iki teklif geldi ancak Totti dede yadigarına, sevdasına sahip çıkarak Roma’yı seçti ve bir devrin başlangıcına imza attı. Artık hayallerini kurduğu, dedesinden yadigar kalan Roma’nın futbol kulübünün bir parçasıydı.

Alt yaş kategorilerinin çoğunda başarıyla ter döken Totti, daha 17 yaşındayken takvimler 28 Mart 1993’ü gösterdiğinde Roma-Brescia maçının 87.dakikasında oyuna dahil oldu. Sahadaki duruşu ve karizmasıyla henüz ilk maçında Roma taraftarının gönlünde taht kurmuştu. Şimdi önünde gerçekleştirmek istediği bir hayali daha vardı; çocukluk sevdası, dede yadigarı olan Roma’yla şampiyon olmak. Kendisine Avrupa’nın önemli kulüplerinden birçok teklif gelse de hepsini reddeden Totti’nin aklındaki tek şey Roma’yı şampiyon yapmaktı. Bu hayalini 2001 yılında Samuel, Zago, Cafu, Emerson, Nakata, Batistuta gibi yıldızların olduğu kadroyla, kendisinin kaptanlığında gerçeğe dönüştürdü.

Bundan sonra Totti için beklentiler çok büyüktü ancak ne Roma ne de milli takım iyi gitmiyordu ki özellikle İtalya’nın 2002 Dünya Kupası serüveninin 2.turda elenerek kötü bir sonuçla bitmesinin ardından kaptan medyada hedef gösterilenler arasında başı çekiyordu. Bir de üstüne 2004 Avrupa Şampiyonası’nda rakibine tükürüp 5 maç ceza alınca, hepten günah keçisi ilan edildi. Aksilikler burada bitmeyecekti. Şubat 2006’da bacağının kırılmasıyla her şey daha da kötüye gitmişti ancak Roma taraftarı Totti’yi yalnız bırakmadı ve onun arkasında durdu.

2006 yılında Serie A’yı sarsan şike olayları yüzünden birçok dev kulüp küme düşürülmüş diğer kulüpler ise ağır cezalara çarptırılmıştı. Skandallarla ağır yara alan Serie A, o eski şaşalı günlerini geride bırakmıştı ve büyük bir krizin eşiğine gelmişti. Bu krizden kurtulmanın tek yolu 2006 Dünya Kupasıydı. Aynı şey Totti için de geçerliydi. Turnuvadan önce ağır bir sakatlık yaşayan Totti, bu turnuvada olmalıydı ve ülkesine bu krizden çıkma amacında kaptanlık yapmalıydı. Sakatlıktan 4 ay sonra, ayağına takılan platinle sahalara dönmüştü. Ülkesi için Almanya’da terinin son damlasına kadar savaşacaktı. İtalya turnuvaya Gana karşısında 2-0’lık galibiyetle başladı. Grubun 2.maçında ABD’yle berabere kaldı. Üçüncü maçta Çek Cumhuriyetini 2-0 yenerek son 16 turuna katıldı. Son 16 turunda rakibi Avusturalya’yı 90.dakikada kaptan Totti’nin penaltıdan attığı golle adını bir üst tura yazdırdı ve Shevchenko’lu Ukrayna’nın rakibi oldu. Maviler Totti önderliğinde oradan da 3-0’lık net bir galibiyetle çıktı, adını yarı finale yazdırdı. Yarı finalde turnuvanın ev sahibi Almanya ile karşılaşan Totti ve arkadaşları uzatma dakikalarında art arda bulduğu iki golle adlarını finale yazdırıp Fransa’nın rakibi oldu. Bütün yaşananları unutturmaları için önlerinde sadece tek bir maç kalmıştı. Finalde Fransa’yı penaltılarla yenerek kupayı müzesine 4.kez götüren İtalya, skandallarla çalkalandığı bir dönemde derin bir nefes almayı başarmıştı.

Kupanın ardından, her zaman olduğu gibi yine kendisine gelen bütün transfer tekliflerini elinin tersiyle iterek Roma’da kaldı ve tarih yazmaya devam etti. 2006/2007 Sezonunda Serie A’da 30 yaşında 26 gol atarak gol kralı olan Totti, sezon sonunda altın ayakkabının sahibi oldu. 2010 yılında futbolun en prestijli ödüllerinden olan Altın Ayak ödülünü kazandı. Serie A tarihinin en çok gol atan ikinci futbolcusu oldu. Geri kalan yedi sezonda da bu çizgiden pek sapmamış, hep “Totti gibi” oynamıştı.

Kaptan 28 Mayıs 2017’de Roma Olimpiyat Stadındaki Roma-Genoa maçında, dede yadigarı olan Roma’ya, bütün stadın gözyaşları eşliğinde aşağıdaki duygu yüklü mektubu okuyarak veda etti:

“39 yıldır Roma benim evim. Futbolcu olarak ise 25 yıldır. İster Scudetto’yu kazanmak, ister Şampiyonlar Ligi’nde oynamak olsun, Roma’nın renklerini yapabileceğim en iyi şekilde temsil ettiğimi ve öne çıkardığımı düşünüyorum. Umarım sizi gururlandırmışımdır. Kendi düzenini kurabilecek bir adam olduğumu düşünebilirsiniz. Eşim Ilary ile nişanlanana kadar ailemin evinden hiç ayrılmadım. Şimdi buradaki zamanlarıma dönüp baktığımda özleyeceklerim, sanırım rutin, günlük şeyler. Saatler süren antrenmanlar, soyunma odasındaki sohbetler. Sanırım en çok özleyeceğim şeyse, takım arkadaşlarımla içtiğimiz kahveler olur. Bir gün buraya futbol direktörü olarak dönersem, o anlar orada duruyor olacak. İnsanlar soruyor, neden bütün ömrünü Roma’da geçirdin? Roma benim ailem, arkadaşlarım, sevdiğim tüm insanlar. Roma deniz, dağlar, heykeller. Ve Roma, tabii ki de, Romalılar. Roma, sarı ve kırmızı. Roma, benim için, dünyanın ta kendisi. Bu kulüp, bu şehir benim hayatım. Sonsuza kadar.”

Ve bir efsane, işte böyle sona ermişti. Romalılar ne şanslıydı ki tarihlerinde Francesco gibi bir savaşçı yer etmişti. Tüm dünyanın gözü önünde aşk yaşamışlardı. Bu süre boyunca ne ezeli rakip Lazio’un ne de diğer İtalyan kulüplerinin böylesi bir hikayesi olmamıştı ve belki de hiç olmayacaktı.

Teşekkürler Francesco, bir futbolsever olarak…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More