Ronaldo ve Real Madrıd

HALA SEVGİLİ… HALA MADRID*

“Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var.
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil.
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil.
Çünkü ayrılanlar hala sevgili. “

Şair “ayrılıklar da sevdaya dahil” diyerek ayrılığın tesellisini verse de bazı sona erişlerin tadı tuzu olmaz. Yeri doldurulamayacak, yokluğu hep hissedilecek adamlar her daim kendini hatırlatır. Yine de gönül, bir birlikteliği çok sevdiyse ayrılanların hala sevgili olduğuna inanmak ister. Ayrılık eyleminde romantize edilen tüm unsurlar öylece kalsın, kaldığı şekliyle Ronaldo’nun Real Madrid’den gidişine uyarlansın ister.

Görkemli günlerin habercisi: İlk ışıklar

6 Temmuz 2009, Santiago Bernabeu Stadyumu tarihe geçecek anlardan birine tanıklık ediyordu. 7 yıl boyunca kulüpte kırılmadık rekor bırakmayacak Cristiano Ronaldo, Real Madrid taraftarıyla tanışmak için Eflatun Beyazlıların mabedine ilk adımını atmıştı. Adalıların tabiriyle “Theatre of Dreams” yani “Düşler Sahnesi”nin başrolü Ronaldo için teşekkürlerle, alkışlarla bir perde kapanırken rüya gibi başka bir evrende yeni perde açılıyordu o gün. Transfer ücretiyle kırdığı rekor sayesinde daha lig başlamadan hatta stada ayak basmadan en çok konuşulanlar arasında olan Ronaldo için 10.000 taraftarın tribünleri doldurması, kulüp tarihinde kayda geçmiş tüm başarıların bir üstüne çıkılacağının işaretiydi belki de… Peki galakside en göz alıcı yıldızın parlaklığını bile gölgede bırakacak başka bir yıldızın varlığı mümkün müydü? Bu sorunun cevabı; 2000’li yılların başında Luis Figo, David Beckhem, Micheal Owen, Zidane ve Robinho gibi isimlerle en ihtişamlı yıllarını yaşayan Real Madrid için o dönem yanıtlanamamıştı ve kulüp için yine Fiorentina Perez öncülüğünde ikinci yıldızlar çağı başlıyordu. Transfer tahtasına Kaka, Karim Benzema, Xabi Alanso gibi isimler yazılmış ve nihayetinde sıra yapbozun en değerli parçası Cristiano Ronaldo’ya gelmişti. O tahtada her yıldızın görevi ve katkısı birbirinden değerli ve eşsiz olsa da kimileri için Ronaldo hala tek başına bir takım olacaktı belki de… Takım içi yarış bir kenarda dursun, bu olası tartışmanın ötesinde o sezon yıldızlar arası bir çekişmenin de olacağı aşikardı. Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük kıyaslaması “Messi mi Ronaldo mu?” sorusu bu sefer aynı ligin içinde cevap bulmaya çalışacaktı kendisine. Geçen sezonun Şampiyonlar Ligi finalinde karşı karşıya gelen iki rakibin yolu bu sefer aynı ligde kesişmiş, çekişmenin tadı daha da lezzetlenmişti.

On This Day in 2009: Cristiano Ronaldo Was Officially Unveiled as ...

Her sezon olduğu gibi 2009-2010 sezonu da; her lig, her kulüp için farklı hikayelerin yazıldığı, yeni oyuncuların ortaya çıktığı, konuşulanlarıyla, sevilenleriyle, öne çıkanlarıyla geçen ve futbolseverlerin akıllarına farklı ikonlarla kazınan bir sezon olmuştu. Ama bu sezonun asıl olayı “Messi mi Ronaldo mu” kıyaslamasının uzun bir süre daha konuşulacağının hem de aynı ligin içinde konuşulacağının başlangıç düdüğünü çalmış olmasıydı. O sezon uzaylı olup olmadığı üzerine çeşitli teoriler geliştirilen Lionel Messi, 34 gol atarak sezonun gol kralı olurken takımı da sezonu şampiyon olarak tamamlamıştı. 26 gol atarak tamamladığı sezonun ardından konuşan Ronaldo “Madrid benim evim ve Real Madrid benim kulübüm. Ama gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Asla bilemezsiniz ama yine de Real Madrid’de emekli olmak isterim.” demişti.

Senden önce senden sonra…

Ronaldo’nun emeklilik hayalinin gerçekleşmesi artık pek mümkün gözükmese de Real Madrid’de kaldığı süre boyunca yaşadığı her şey ortalama bir futbol kariyerine sığacak başarılardan çok daha fazlasıydı. Real Madrid kariyerinde, kazandığı 16 kupa, 4 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ve 438 maçta 450 gol sevinci ile Ronaldo bir oyuncunun emekliliğine kadar yaşayacağı her şeyi yaşamıştı. Bir imparatorluk gibi ulaşabileceği en geniş sınırlara ulaşmış, görevini tamamlamıştı. Tüm zamanların en büyük golcüleri arasında gösterilen Ferenc Puscas’ın, Di Stefona’nın ve Raul’un oturduğu o meşhur gol krallığı tahtının yeni sahibi yerine kurulmak için kolları sıvamıştı. Peki ondan sonra onun gibi biri gelebilecek miydi?

Deportivo La Coruna maçı ile başlayan 2009-2010 sezonunda Ronaldo’nun bayrağı devralma süreci de başlıyordu. Kimilerine göre ilk maçta bekleneni veremediği söylense de Ronaldo penaltı golüyle ilk oyununu boş geçmemiş ve imparatorluğunun yükselişine yine kimilerine göre cılız olsa da ilk ışığı yakmıştı.

Krallığın ilanı

İlk sezon, Şampiyonlar Liginde yazdığı yedi golle gol kralı olan ancak lig şampiyonluğu yaşayamayan Ronaldo’nun gelecek sezonlar için daha fazla hırslandığı, daha fazla kazanma arzusuyla dolduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek…

Gerçekten de 2010-2011 sezonunda en büyük rakibi Messi’yi geçerek 40 golle krallığını ilan etmesi Ronaldo’nun “Ben kazanmak için doğdum.” sözünün istatistiğe dökülmüş hali olmuştu. Ama La Liga koşullarının zorlayıcılığı Ronaldo’nun azminden daha büyük olabilirdi. Gol krallığı tahtına oturmak ne kadar değerli olsa da lig şampiyonluğu herkesin tek hayaliydi ve bu lig, gücünü kazanma tutkularından alan oyuncular, teknik direktörler, başkanlarla dolup taşıyordu. Bir yandan sadece İspanya’da değil, tüm dünya futbolunda Barcelona hegemonyasının kendini kabul ettirmeye başladığı gerçeği vardı.

Messi'den Ronaldo'ya övgü - TRT Spor - Türkiye`nin güncel spor ...

2011-2012 sezonu Ronaldo’nun çok konuşulacak ve yüzlere tebessüm yerleştirecek açıklamasıyla başlamıştı. Şampiyonlar Ligi maçında Hırvatistan ekibi Dinamo Zagreb ile karşılaşan Real Madrid deplasmandaydı ve Ronaldo maç boyunca Zagreb tribünleri tarafından ıslıklanmış ve yuhalanmıştı. Ronaldo’nun duruma getirdiği yorum ise son derece orijinaldi: ”Zengin, yakışıklı ve büyük bir futbolcu olduğum için beni kıskanıyorlar. Bunun başka bir açıklaması yok.” Bu açıklama da onun sadece attığı goller ya da oynadığı futbolla değil; özgün karakteri, özgüveni, doğal tavırlarıyla hem futbol tarihinin hem de kulübün ikonu olacak bir figürü olduğunun göstergesiydi. Aslında krallığını ilan etmek buradan başlıyordu. Peki taraftarın sevgilisi olmak da mı tam da bu noktadan başlıyordu? O, “Sevginiz beni güçlendirir, nefretiniz beni durduramaz.” derken aslında taraftarın desteğinden ve sevgisinden nasıl beslendiğini ifade etmişti. O sezon Ronaldo, Real Madrid’le ilk şampiyonluğunu yaşarken taraftarın da tam anlamıyla sevgilisi oluyordu ve bu ilişki uzun bir süre daha böyle sürecekti. 2012-2013 sezonu, Şampiyonlar Ligi gol krallığı dışında ligde gol krallığı, lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu açısından Ronaldo’nun yüzünü güldürecek türden bir sezon değildi. Ama taraftar, Ronaldo’yu hala sevmeye devam ediyordu ve ona layık görülen iki ödül “krallığın”ı tekrar konuşturmasını sağlamıştı. Sezonun bitiminde 2008 yılında Manchester United ile kazandığı “yılın en iyi futbolcusu” ödülünü bu kez Real Madrid çatısı altında elde etmişti. Üstelik bu sene Ballon dor ödülünün sahibi de Ronaldo’ydu. Aslında bu, koleksiyonun sadece birinci parçasıydı. Çünkü oyuncu bu ödülü dört kez daha kazanacaktı ve bu kadarını Ronaldo bile tahmin etmiyordu… “Aynaya baktığımda müthiş bir adam görüyorum. Özel bir çocuk olduğumu biliyordum. Küçük yaşlarda da yaşıtlarımın yapamadığını yapıyordum. 17-18 yaşlarında Ballon dor ödülünü kazanacağımı biliyordum ama beş tane değil…”

2013-2014 sezonunda ligde gol krallığı tahtına geri dönen Ronaldo bu sefer şampiyonluğu aynı şehri paylaştıkları takıma Atletico Madrid’e kaptırmıştı ve ligin bir bölümü Ronaldo ve arkadaşları için pek de iç açıcı geçmiyordu. Sezonun hikayesinde moral verici ayrıntı olarak Real Madrid’in 18 maçlık yenilmezlik serisi ve bir de ödüller vardı. Altın renkli kupalar için perdeyi açan Ronaldo şovuna vitrinine Ballond’or,  yılın dünya futbolcusu ödülü, Avrupa’nın en iyi oyuncusu ödülünü koyarak devam ediyordu.

2014-2015 sezonu yine lig, Real Madrid için istenilen yerde bitmese de sezonu gol kralı olarak tamamlayan Ronaldo için bu sezona “Kral’ın tesellisi” adı verilebilir. Ancak “Kralın Geri Dönüşü”nün gösterime girmesine çok az kalmıştı ve bu sezon kupalardan da önemli olan insani konuların Ronaldo’nun dünyasında yer ettiğinin bir kez daha ortaya çıkmasıydı. Terör saldırısında ailesini kaybeden Lübnanlı bir çocukla buluşması ve ona gösterdiği şefkat, Kobani olayında gösterdiği duyar kariyerindeki başarılarla beraber konuşulmaya devam ediyordu.

Benzemez kimse sana

2015-2016 sezonu La Liga’nın yeni yıldızı Luis Suarez gol krallığı tacını takarken şampiyonluk sevincini de yine Barcelona yaşıyordu. Ronaldo, medya eleştirilerine ”Herkes benim kadar iyi olsaydı birinci biz olurduk.” diye yanıt vererek, yani takım arkadaşlarını hedef göstererek kazanma hırsını bu kez farklı bir biçimde ortaya koyuyordu. Bu çıkış, ”takım içi bazı çatırdamaların olduğunun en azından medyaya kadar yansıdığının bir göstergesi miydi?” sorusunu akıllara getirmişken sezon sonunda Ronaldo’nun sözleşmesi beş yıl daha uzatılmıştı.

Real Madrid’in yüzü o sezon Şampiyonlar Liginde gülmüştü. Ligde bu sene tadamadığı o mutluluğu Ronaldo 16 golle Şampiyonlar Ligi’nin gol kralı olarak yaşamış, ayrıca sezonu Ballon d’Or ve Avrupa’nın en iyi futbolcusu ödüllerini kazanarak noktalamıştı. Milyonların gönlünü kazanması ise yine ona yakışır bir hareketle gerçekleşmişti. Ronaldo Suriyeli çocuklar için çektiği özel videoda bir kez daha kalplere iz bırakmıştı. Videoda “Ben ünlü bir futbolcuyum ama gerçek kahramanlar sizlersiniz. Umudunuzu kaybetmeyin.” diyerek verdiği mesaj onun da çocukken geçirdiği zorlu zamanları akıllara düşündürüyordu.

2016-2017 sezonun sonunda Ronaldo şovuna kaldığı yerden devam ediyordu. Şampiyonlar Ligi’nin şampiyonu da gol kralı da bu sezon yine değişmemişti. Üstelik bu sefer yine Ronaldo’nun öncülüğünde onun gol krallığında ve lig boyunca 40 maç yenilmeme gibi lig rekoru kıran ve La Liga’nın da en büyüğü olan Real Madrid’di. Ballond’or ve Avrupa’nın en iyi futbolcusu ödüllerinin sahibi de yine yeniden Ronaldo idi.

Cristiano Ronaldo: Bireysel ödüllere takıntılı değilim | Goal.com

Her şey başladığı gibi biter, rüyalar kaldığı yerden devam eder

Cristiano Ronaldo's Champions League goals record in Opta numbers ...Ve nihayet rekorun kırıldığı sezon gelmişti. 2017-2018 sezonunun Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool’u 3-1 mağlup ederek yine devler arasında en büyük olan Real Madrid’de Ronaldo da üç kere üst üste takımıyla beraber şampiyonluğun ve gol kralı olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Real Madrid ve Ronaldo birlikteliği göz kamaştırıyordu. Daha fazla parlamak, bir üstüne daha çıkmak mümkün müydü? Bu soruya gelecek sezonlar için bir yanıt aranabilirdi ama kırılmadık rekor bırakmayan Ronaldo “yuvam” dediği Real Madrid’e en geniş sınırlara ulaşarak veda ediyordu. O hüzünlü son, hiç sevilmeyen ama yine de unutulmayacak yaşanmışlıkların hatırına sevdaya dahil edilen o ayrılık gelip çatmıştı. Yedi yaşında Madeira’nın sokaklarında arkadaşlarıyla top oynayan o çocuk en büyük tutkusunu bir dünya devinin kucağında yaşamıştı. Andorinha’da kenarda ısınırken annesi ve kız kardeşini gördüğünde tarifsiz bir heyecan yaşayan o genç delikanlının üzerinde milyonlarca göz vardı. Hayallerini gerçekleştirmenin ama daha da çok emek ve çalışmayla gerçekleştirmenin verdiği o mutluluk onun için tek cümlede ifade edilebilirdi: Asla uyanmak istemediğim bir rüyayı yaşıyorum.

Tutkusuna bağlılığını ve heyecanını bir an olsun yitirmeyen o küçük çocuk şimdi rüyasına İtalya’da devam ediyordu. Tarihin bir güzelliği olacak ki rüyalarına devam edeceği takım daha önce Real Madrid forması ile 10 gol atarak ona Şampiyonlar Ligi tarihinde bir takıma karşı 10 gol atan tek oyuncu unvanı kazandırmış Juventus’tu. Real Madrid forması ile çıktığı her maç, yaşadığı her an, girdiği rekabetler, o çatı altında kazandığı dostlar, kazandığı unvanlar, ödüller, kupalar, şampiyonluklar, izlemeye doyum olmayan golleri ve tabii ki taraftarın sevgisi… Hepsini heybesine doldurarak gidiyordu. Bu gidişten bugüne kadar gözler hep onu aramıştı ve onun adını unutturacak bir isim henüz gelmemişti.

Kozmik bilincin izah ettiği farklı boyutlar, galaktik evrenin sınırları, milyarlarca ışık yılı ötedeki galaksileri ve o galaksileri oluşturan yıldızlar… İspanyol futbolunun doğasını, bu dünyada benzetecek bir şey bulamayıp, gözlemlenebilir evren bilimiyle açıkladığımızda Ronaldo, bu alemi oluşturan büyük bir yıldızdır elbet. Evrenin en büyük, en parlayan yıldızı mıydı tartışılırdı; ancak sadece yetenekle değil, çok çalışarak da sınırların genişletilebileceğini kanıtlayarak ve birilerine ilham kaynağı olarak gökadanın ışığını yeryüzüne en iyi yansıtan yıldızı olduğu bir gerçekti. Şiir gibi futbol diyeceksek de “Galaksiden ayrılan her yıldız hala sevgili. Ayrılıklar da sevdaya dahil…” deriz.

 

*Hala Madrid: Bir Real Madrid marşı aynı zamanda da kulüp dergisinin adıdır. Tam bir çeviri yapmak mümkün olmasa da ”İleri Madrid”, ”Hadi Madrid” şeklinde çevrilebilir.

** Alt başlıkta kullanılan şiir Attila İlhana aittir.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Real Madrid: Dünya Devi Mi? Kralın Takımı Mı?

Carlo Ancelotti: The Godfather

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More