Thierry Henry: Plase Tanrısı

Oyuna olan tutkusu, kazanma azmi, atletizmi, teknik yeteneği ve meşhur plaseleriyle Thierry Henry, 2000’li yıllara ve birçoğuna göre tüm futbol tarihine adını yazdırmış oldukça ender isimlerden biri.

Ronaldinho çok özel bir oyuncu, fakat Thierry Henry muhtemelen bu güzel oyundaki teknik açıdan gelmiş geçmiş en yetenekli futbolcu.

Zinedine Zidane

Thierry Henry’nin kariyerine baktığımızda vatandaşı ve kendisi gibi bir diğer efsane olan Zizou’nun bu sözleri neden dile getirdiğini açık bir şekilde anlıyoruz.

Bir efsanenin doğuşu

Tam ismiyle Thierry Daniel Henry, 17 Ağustos 1977’de, Paris yakınlarında ufak bir kasaba olan Les Ulis’te dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını babası Antoine ve annesi Marylese ile birlikte yoksul bir mahallede geçiren Henry, babasının da büyük desteğiyle birlikte spora başladı ve neredeyse tüm enerjisini bir atlet olmak için harcadı. Babasıyla birlikte sürekli olarak yerel futbol maçlarını izlemeye giden Henry’nin yaşıtlarından oldukça iyi bir futbolcu olduğunun anlaşılması da çok uzun sürmedi. On üç yaşındayken, yaşına rağmen beklenmedik seviyede yüksek hızı sayesinde Claude Chezelle tarafından keşfedildi ve Les Ulis takımının çocuk takımında boy göstermeye başladı. Bir süre boyunca doğduğu kasabada futbol yaşamını sürdüren Henry, kısa bir zamanın ardından ES Viry-Chatillon’un 15 yaş altı takımına transfer oldu. Bu takımdaki ilk maçlarından itibaren yıldızını parlatmaya devam eden Henry, bir maçta tam 6 gol atarak AS Monaco takımının scoutlarından olan Arnold Catalano’nun dikkatini çekmeyi başardı. Catalano’nun yardımıyla birlikte Clairefontaine futbol akademisine katıldı ve o zamanlar Arsène Wenger’in teknik direktörlüğünü yaptığı AS Monaco’ya genç ve potansiyeli yüksek bir oyuncu olarak transfer oldu.

Thierry Henry (AS Monaco) | As monaco, Thierry henry, Sports jersey

İlk imza

1994 yılında, akademinin hemen ardından AS Monaco ile ilk profesyonel sözleşmesini imzalayan Henry, aynı yıl içerisinde hızlı bir şekilde AS Monaco takımındaki yerini de sağlamlaştırmaya başladı. İlk zamanlarında, hızı ve teknik kabiliyeti sebebiyle, Arséne Wenger tarafından bir sol kanat olarak yetiştirildi. Tarih 1996’yı gösterdiğinde “Fransa Yılın Genç Futbolcusu” unvanını kazanan Henry, Fransa U-18 Milli Takımı’nda da oldukça iyi bir performans gösterdi. Fransızların katıldığı U-18 Avrupa Şampiyonası’nda 7 kez golle buluşmayı başardı. 1996/97 sezonunda AS Monaco’nun League 1’i kazanmasında da büyük rol oynayan Henry’nin Şampiyonlar Ligi macerası da oldukça mucizevi başladı. Şampiyonluktan bir yıl sonra, kariyerinde ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde boy gösteren Henry takımının yarı finallere kadar çıkmasında oldukça büyük katkı gösterdi ve 7 gol attı. Ayrıca bu yedi gol, bir Fransız futbolcunun Şampiyonlar Ligi’nde attığı en çok goldü. Yani Thierry Henry, dünya devlerinin arasında performans gösterdiği ilk seneyi rekor kırarak bitirmişti. 1998 yılında Fransa Milli Takımı’yla birlikta Dünya Kupası’nda boy göstermeye hak kazandı. Zinedine Zidane, Patrick Viera ve Laurent Blanc gibi efsanevi isimlerle birlikte oynayan Henry, katıldığı ilk Dünya Kupası’nı da kazanıp kupayı ülkesine götürmeyi başardı.

Fan pictures - 1998 FIFA World Cup France. France team | Futebol ...
Ayaktakiler: Stéphane Guivarc’h, Laurent Blanc, Lilian Thuram, Marcel Desailly, Emmanuel Petit, Zidane Oturanlar: Henry, Youri Djorkaeff, Didier Deschamps, Bixente Lizarazu, Barthez

Arsenal rüyası

AS Monaco’da gösterdiği 105 maçta 20 gollük başarının ardından dünya devlerinin dikkatini üzerine çeken Thierry Henry, 1999 yılında Seria A’nın güçlü takımlarından Juventus’un yolunu tuttu. 10,5 milyon pound’a transferi gerçekleşen Henry beklentileri karşılayamadı ve İtalya’da beklenen başarıyı gösteremedi. Juventus macerasından aylar sonra İngiltere’nin köklü kulüplerinden Arsenal’le 11 milyon pound karşılığında sözleşme imzaladı ve eski hocası olan, mentörü olarak gördüğü Arséne Wenger’le tekrar bir araya gelmiş oldu. Çok yüksek potansiyel vaat eden bir sol kanat olarak kariyerine devam ederken Wenger, genç oyuncusunu forvet olarak kullanmanın elindeki kadro için daha yararlı olacağını düşündü. Wenger’in bu düşüncesinin gerçeklik payının oldukça yüksek olduğunun anlaşılmasıysa çok uzun sürmedi…

Kısa süre içerisinde takımın gol yükünü çeken forveti rolünü üstlenen ve takım içerisindeki sorumluluğu da artmaya başlayan Henry’nin Arsenal kariyerindeki ilk sezonu oldukça başarılı geçti. İkinci sezonunda da başarısını katlayarak arttırmaya devam eden Fransız forvet, takımının Liverpool’u elediği 2-1’lik efsanevi FA Cup yarı finalinde de takımını sırtlamayı başardı. Finalde Manchester United’a kaybetmiş olsalar da bu performansıyla birlikte Henry, İngiltere futboluna hükmedecek yeni bir oyuncunun hızlı adımlarla geldiğini kanıtlamış oldu.

İngiltere’nin Fransız kralı

Geçirdiği başarılı iki sezonun ardından, 2001/02 sezonunda, tam 25 kez fileleri havalandırmayı başaran Henry, sezonun Premier League gol kralı oldu. Aynı sezon Arsenal’le birlikte duble yapmayı başardı ve hem Premier League’i hem de FA Cup’ı kazanmayı bildi. Bir sonraki sezonda 32 gol atmayı başaran Henry, artık adından “kral” ya da “futbol tanrısı” olarak bahsettirmeye başlamıştı. Bu sezonda da FA Cup’ı takımıyla birlikte müzesine götürmeyi başardı ve finalin de en iyi oyuncusu seçildi. 2003/04 sezonu geldiğindeyse neredeyse dünya üzerindeki tüm futbolseverlerin bildiği The Invincibles* sahnededeydi. Namağlup bir şekilde Premier League şampiyonu olmayı başaran Arsenal, tamı tamına 115 yıl sonra bunu başaran ilk takım oldu. Thierry Henry ise The Invincibles’ın ve ligin gol kralı olarak bu tarihi yazan takımın başarısını sırtlayan oyunculardan biri olmayı başardı.

Thierry Henry - Wikiwand2004 yılında, üst üste iki kez FWA(İngiltere Futbol Yazarları Derneği) Yılın Futbolcusu ödülünü kazanan Henry, artık tüm dünyanın konuştuğu bir dünya yıldızıydı. 2004/05 sezonunda takımını FA Cup finaline kadar taşımayı başardı, fakat sakatlığı sebebiyle final maçında forma giyemedi. 17 Ekim 2006’da Ian Wright’ın 185 gollük rekorunu geçerek Arsenal tarihinin en skorer oyuncusu olmayı başaran Henry, 228 golle bu rekoru hala elinde tutuyor. Üç kere Premier League Yılın Oyuncusu seçildi ve İngiltere futboluna da adını altın harflerle yazdırdı. Arsenal takımının stadyumu olan Emirates Stadium’un önüne bronz bir heykeli dikildi. Böylece dünya yıldızı, Emirates’in önünde bulunan diğer dört** efsanenin heykeli arasındaki yerini aldı.

Dünyaya yayılan efsane

FC Barcelona Blog: Barça Transfer Zone: Messi-Eto'o-Henry ...Arsenal’le birlikte geçirdiği başarı dolu yılların ardından, 1 Haziran 2007 tarihinde, İspanyol devi Barcelona ile sözleşme imzalayan Henry, kendisine ileri hatlarda eşlik eden Samuel Eto’o ve Lionel Messi ile döneminin en güçlü hücum hattının değişilmez bir üyesi oldu. Arsenal ve Fransa kariyerinde olduğu gibi Barcelona’yla da kazanabileceği tüm majör kupaları kazanan Henry’nin Barcelona serüveni sıklaşan sakatlıkları sebebiyle beklendiği kadar uzun sürmedi. İspanyol devinde üç sene boyunca boy gösterdi ve çıktığı 121 maçta takımına 49 gol ve 27 asistlik katkıda bulundu. Bu üç sezonun ardından nispeten beklenmedik bir kararla Kuzey Amerika futbol ligi MLS takımlarından New York Red Bulls’un yolunu tuttu. MLS tarihinin o güne kadar gördüğü belki de en büyük oyuncu olan Thierry Henry, ilerleyen yaşına rağmen burada da efsanesini sürdürmeye devam etti ve takımını başarıdan başarıya taşıdı. Seneler 2012’yi gösterdiğinde, yalnızca yarım sezonluğuna tekrar heykelini diken takımın, yani Arsenal’in, kiralık olarak yolunu tuttu. Kiralık süresi boyunca istatistik olarak kâğıda pek bir şey dökememiş olsa da daha ilk maçında, bir FA Cup müsabakasında Leeds United kalesine gönderdiği şık gol Arsenal taraftarlarının ve hatta dünyadaki tüm futbolseverlerin aklına kazındı. 2012 yılının Ocak ayında MSL’e, New York Red Bulls’a geri döndü ve başarılı iki senenin ardından, 16 Aralık 2016’da efsane emekli olacağını açıkladı.

Kariyer sonrası Thierry Henry

Kramponlarını rafa kaldırdıktan sonra futbol dünyasından uzaklaşmamayı tercih eden Thierry Henry, uzman yorumcu olarak Sky Sports ekranlarında boy göstermeye başladı. Belçika Milli Takımı’nın yardımcı teknik direktörü olarak görev yapmaya başladı ve 2018 Dünya Kupası’nın ardından AS Monaco’nun teknik direktörlüğü görevini üstlendi. AS Monaco’daki teknik direktörlük macerası futbolculuğu kadar başarılı geçmedi ve takımın başında yalnızca 20 maç kalabildi. Geçtiğimiz kasım ayının 14’ünde Kanada takımlarından Montreal Impact’in başına getirildi ve bu takımın başındaki görevine halihazırda devam ediyor.

Koca bir neslin aklına kazınan ve kimilerine göre Avrupa futbolunun gördüğü en iyi forvet olan “Plase Kralı” unvanlı Thierry Henry’yi Plase Dergi bünyesinde anlatmasak olmazdı. Özellikle benim neslimin futbol aşkını körükleyen isimlerden biri olan efsanenin futbol dünyasındaki başarılarının aynı şekilde devam etmesini temenni ediyoruz.

 

*The Invincibles: İngiltere’de en üstteki ligi(şu anki adı ile Premier League) namağlup bitiren takımlara verilen lakap. İlk kez 1888-1889 sezonunda Preston North End için kullanılmıştır. 2003-2004 sezonunda Arsenal bu lakaba hak kazanmış diğer takımdır. Preston North End, o sezon ligde oynadığı 22 maçın yanı sıra, FA Cup’ta da 5 maçı namağlup tamamlamış ve sezonu 2 zaferle bitirmiştir. Arsenal ise sadece lig maçlar baz alındığında, 2002-2003 sezonunun son iki haftasında başladığı yenilmezlik serisini, 2004-2005 sezonunun 10. hafta maçına kadar devam ettirerek tam 49 maç üst üste yenilgi yüzü görmemiştir. Seriyi bitiren maç ise ayrı bir hikayenin konusudur.

**Heykeli bulunan diğer dört isim: Ken Friar, Dennis Bergkamp, Herbert Chapman, Tony Adams


Bunlar da ilginizi çekebilir;

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More