Messi ve Barcelona: Bir Devrin Sonu

Tam 6 yıl, 1 ay, ve 6 gün önce; Mineirão Stadyumu’nda oynanan bir maçın kelebek etkisi, bugün bir çağın resmileşmemiş sonunu getirmiş oldu. 2014 Dünya Kupası’nı düzenleyen Brezilya; Neymar’lı, Oscar’lı, Dani Alves ve Marcelo’lu kadrosuyla Almanya’yı ağırlıyordu. Yarı final maçları böyledir; bir takım kazanır ve adını finale yazdırır, ev sahibi takım her zaman bir adım öndedir. Hatta söz konusu ev sahibinin Brezilya olduğunu düşünürsek adım sayısı belki ikiyi bile bulabilirdi. Sahi ne olmuştu o gece?

Brezilyalı orta saha oyuncusu Oscar, 90. dakikada golünü atarak maçın skorunu tayin etmişti. Brezilyalılar uzun yıllar unutulmayacak maçın ardından gözyaşlarına boğulmuştu. Maçın henüz 11. dakikasında, oyun stili ve tarzıyla pek de şatafatlı bir oyuncu olmayan Thomas Müller, maçın ilk golünü atmıştı. Almanya, ilk düdükten itibaren maçı domine etmiş, Brezilyalı oyunculara nefes aldırmamış ve tam 7 gol atmıştı. Maça eklenmesi gereken duraklama dakikaları oynansa belki bir iki gol daha atarlardı. Skor 7-1 olmuşken 90. dakikada depar atan ve dripling yapan Almanlar için aksini söylemek, o anı yaşayan ve maçı izleyen herkes için imkansızdı. Finalde Leo Messi’li Arjantin’e rakip olan Almanya, uzatma dakikalarında Götze’nin golü ile Dünya Kupası’nı kaldıran takım oldu. Barcelona ile en formda döneminde kupaları ve ödülleri bir bir kazanan, kırılmadık rekor bırakmayan Messi, milli takımda yine hüsran yaşamış ve “Messi Arjantin ile yine yokları oynuyor” dedirtmişti. Birçoklarına göre Messi’nin bugüne kadar oynadığı en iyi Arjantin takımı, finalde Çirkin Kral Müller’in Almanyasına kaybetmişti.

Messi
Mağlubiyet sonrası Leo Messi

Arjantin milli takımında teknik direktör seçimi ve kadroya Messi’nin karıştığı uzun yıllardır konuşulan bir durum. Hatta Barcelona’da bile transferler ile teknik patrona Messi’nin karar verdiği söylenir. Buna rağmen, milli takımda başarıdan çok uzak olmasına alıştığımız Messi, Barcelona’da oyununu hep zirvede tutmayı başarıyordu. Her yıl en az 25 gol atıyor ve onlarca gol pası veriyordu. Dile kolay bir olgu gibi görünse bile aradan geçen 6 yıl 1 ay ve 6 günde Messi; 2 kere Dünyada Yılın Oyuncusu seçildi. 2 kere Ballon D’or kazandı.  3 kez La Liga, 2 kez UEFA Şampiyonlar Ligi ve 2 kez de İspanya Kral Kupası Gol Kralı olmayı başardı. 4 kez de sezonun oyuncusu seçilen Messi’nin dört Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, dört La Liga Şampiyonluğu, dört İspanyol Kupası, dört İspanyol Süper Kupası, dört UEFA Süper Kupası ve FİFA Kulüpler Dünya Kupası bulunuyor. Dile ne kadar kolay olduğu da tartışılır zira yazarken bile kolay değil.

Peki sorun neydi? Kelebeğin etkisi neredeydi? Kimilerine göre tarihin en iyisi olan ve uzaylı olduğu düşünülen Lionel Messi’nin çocuk yaşta gözlerimizin önünde yaptıklarına gölge düşüren neydi? Gerçekten de Xavi ve İniesta’sız bir hiç miydi? Gerçekten de egosunun boyutları artık imajını ve başarılarını gölgede mi bırakıyordu? Yine de her şeye rağmen gollerini atıyor ve bizi mest ediyordu değil mi?

Dilersiniz sizleri kelebeğin kanatlarındaki çırpınışları görebilmek adına tanıdık sayılabilecek başka bir hikayeye götüreyim.

Bir dönem için müziğin başkenti olan Seattle’da Kurt adında bir genç yaşardı. Daha öncesinde de Seattle’dan çıkan Jimi Hendrix gibi, Pixies gibi, Mark Lanegan gibi isimler insanların şehir hakkında bilgi sahibi olmasına ve sempati toplamasına neden olmuştu fakat 24 yaşındaki Kurt Cobain önderliğindeki Nirvana‘nın ikinci albümü olan Nevermind’dan sonra Seattle ruhu ve müziği tüm dünyanın ilgisini çekmişti. Evet, Kurt hakkında çeşitli dedikodular dönüyordu ve evet, uyuşturucu ve depresyon gibi dertleri vardı ama yine de her şeye rağmen çok çok yorucu olan konser takviminin üstesinden geliyor ve her seferinde hayranlarını mest ediyordu. Gençliğin ruhani lideri ve grunge kültürünün tartışmasız sembolüydü. Hem bu dedikodular doğru olmazdı. Bir türlü kurtulamadığı depresif zihni ile ölümcül uyuşturucular birleşse o kadar konseri nasıl verecekti ki? Albümler, klipler, ödül törenleri ve turnelere nasıl katılacaktı ki?

Almanya’nın, sıcak bir temmuz akşamında Brezilya’yı kendi evinde aşağılamasının üzerinden tam olarak 6 yıl 1 ay ve 6 gün geçti ve Thomas Müller’in yine ilk golü attığı gecede Bayern München, aynı tarifeyi Leo Messi ve Barcelona’sına uyguladı. 8-2 kaybetmenin yanı sıra GOAT* Leo Messi maç boyunca sadece yürüdü. Gösterişsiz ve hatta çirkin Müller’in sahada adım atmadık yer bırakmamasının yanı sıra son saniyede bile golü isteyip zorlaması belki de Messi için, futbol için, hepimiz için bir devrin hazin sonunu gösterdi. Stoper Piqué’nin bile Messi’den daha fazla toplu diriplingi olduğu gecede Barça, 5’i isabetli 7 şut çekebildi. Sezon başında Leo’nun gelmesine onay verdiği Quique Setién: “Görevime devam etme kararı bana bağlı değil, acı çekiyorum.” demekle yetindi.

Messi
Leo Messi ve ter Stegen

Dün gece belki de Messi devrinin sonuna şahit olduk. Yere düşerken direnen bir av gibi de değildi bu son, direnemedi. Rakibine direnecek gücü de yoktu zaten. Direnen ve acı çeken, o kudretli devin bir dönemler zihnimize kazıdığı ihtişamı ve heybetiydi. Acıyı artıran ise kaptanın direnmeden gemisini terk etmesiydi. Giyotinin icadından sonraki ilk idam mahkumunun burukluğu gibi çöktü üzerimize.

Her devrin bir sonu vardır elbet.

Her devrin sonunu hazırlayan etkenler, sonunu getirenler ve yeni devri başlatan devrimciler vardır.

Her çocuk büyür, her aşk biter, her baba bir gün ölür…

Kurt Cobain ise 27 yaşında intihar eder.

Muhabir: “Saha içinde 7-1’lik Brezilya maçı aklına geldi mi?”

Thomas Müller: “Yok hayır, Brezilya maçında bu kadar hakim değildik.”

 

* GOAT: Greatest of all time: Tüm zamanların en iyisi.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Bir Başka Messı, Bir Başka Maradona

Luis Figo ve Tartışmalı Transferi: Aslan Kral’ın İhaneti

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More