Gheorghe Hagi: Ötesi Olmayan

”Kaybedince ağlamayan futbolcu, yıldız olamaz.” Gheorghe Hagi!

5 Şubat 1965 tarihinde Romanya’nın Köstence şehrinde dünyaya gelen yıldız oyuncu futbola 13 yaşında doğduğu kentin takımında başlar. 1982-83 sezonu onun birinci ligde boy göstermeye başladığı ilk sezondur. 1984 Avrupa Şampiyonası’na katılan Hagi çok fazla oynama şansı bulamadığı turnuvadan takımıyla grup sonuncusu olarak ülkesine döner. 1985 yılında Romanya’da yılın futbolcusu seçilir.

The Legend Gheorghe Hagi (met afbeeldingen)
Hagi Galatasaray’a karşı

1974-1989 yılları arasında Romanya Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Diktatör Nikolay Çavuşesku, Hagi’nin oynadığı futboldan çok etkilenir ve Hagi bunun sonucunda kendisini 1986’da ordunun takımı olan Steaua Bükreş’te bulur. Yeni takımıyla 3 sezon üst üste şampiyon olma başarısı gösteren Gheorghe Hagi ayrıca attığı gol ile takımına Avrupa Süper Kupası kazandırır. Galatasaray ile ilk buluşması da 1989 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finalinde rakip olarak gerçekleşir. Hagili Steau kupayı finalde dönemin muhteşem Milan takımına karşı kaybeder. 1990 İtalya onun futbol yaşantısındaki ilk Dünya Kupası olur ancak takımının son 16’da İrlanda Cumhuriyeti’ne penaltılar sonucu elenmesine engel olamaz.

1990 Dünya Kupası, Hagi ve Maradona

Hagi’nin bu muhteşem performansı Avrupa’nın dev kulüplerinin dikkatini çeker ve komünizmin yıkılıp Romanya’nın sınırlarının açılması sonrası onun bu başarısı Hagi’yi dünyanın en güzide kulüplerinden biri olan Real Madrid’e taşır. 1990 yılının Aralık ayında İngiliz kaleci Peter Shilton’un jübile maçı için Dünya karmasına seçilir ve Galatasaray kaptanı Cüneyt Tanman ile aynı takımda yer alır. İki sezon oynadığı Real Madrid’de kendisinden istenilen performansı gösteremez ve yeni umutlar için İtalya’da Brescia takımının yolunu tutar. İki sezon kaldığı İtalya’da çok yüksek olan beklentilerin yine maalesef altında kalır. Amerika’da gerçekleşecek olan 1994 Dünya Kupası onun yeniden kaybettiği popülerliğini kazanması için harika bir fırsattır. Romanya Milli Takımıyla çeyrek final oynama başarısı gösteren Gheorghe Hagi oynadığı 5 müsabakada 3 muhteşem gol kaydeder ve yeniden vizyondadır. Bu seferki rotası yine İspanya’dır ve soluğu bir başka dev Barcelona’da alır ancak burada yabancı kontenjanı nedeniyle istediği kadar forma giyme şansı bulamaz.

O harika bir oyuncuydu fakat maalesef teknik direktörümüz Johann Cruyff ondan daha fazla efor sarf etmesini istiyordu. Bu da onun için büyük bir sorunu beraberinde getirdi çünkü o hem savunma yapıp hem de hücuma katılamıyordu. Bu yüzden Cruyff ona fazla forma şansı vermedi.

Pep Guardiola

Euro 96 da Hagi’nin istediği gibi bitmez. Grup sonuncusu olan Romanya’da Hagi üç maçta da oynamasına rağmen turnuvayı golsüz kapatır. 31 yaşına giren Hagi için her şey bitti derken bonservisi elinde olan futbolcunun kapısını yıllar önce rakip olarak karşılaştığı Galatasaray çalar. 1996-97 sezonuna Fatih Terim ile başlayan Galatasaray takıma değecek bir sihirli değnek aramaktadır. Galatasaraylı yöneticiler Meksika’ya gitmek için bavulunu hazırlamış olan Hagi’yi ikna ederek ülkemize getirmeyi başarır. Ve o muhteşem serüven böylece başlar.

Gheorghe Hagi

Galatasaray kulübü içindeki muhalefet ve basının bir kısmı bu transferi çok sert bir şekilde eleştirir. Hagi’nin bundan önce oynadığı üç kulüpte istenilen başarıyı elde edememiş olması ve yaşının ilerlemiş olması en büyük gerekçeleridir. Aynı sezon transfer edilen Flipescu ve İlie gibi Romen futbolcular ile kendini yalnız hissetmeyen Hagi kendisine yapılan eleştirilerin cevabını sahada attığı gollerle verir.

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi 10 numaraları arasında gösterilen Hagi çok teknik, klas bir oyuncudur ve Galatasaray ona bu yeteneklerini sergileyebilmesi için muhteşem bir sahne sunar. Futbolcuların pek azı kulüplerini sever, bu işi genellikle taraftarlara bırakırlar ancak Hagi, Galatasaray’ı gerçekten çok sever ve elbette Galatasaraylılar da onu. 1996-97 sezonunda elde edilen şampiyonluk Hagi’nin Galatasaray ile üst üste kazanacağı 4 lig şampiyonluğunun sadece ilkidir. Bir sonraki sezon Popescu’nun da takıma katılması Hagi’nin elini daha da güçlendirir. Galatasaray artık Avrupa’da vizyon sahibi herkesin çekindiği bir takım olma hüviyetine doğru ilerler. Galatasaray Avrupa’da onunla çok önemli başarılara imza atarken Hagi aynı zamanda altyapıdan yetişen oyuncular için harika bir rol model olur.

1998 Dünya Kupası Romanya ve Hagi için iyi başlar ancak İngiltere ve Kolombiya’yı mağlup ederek gruplardan lider çıkan takım son 16 turunda Hırvatistan’a mağlup olup elenmekten kurtulamaz. Gheorghe Hagi katıldığı üçüncü Dünya Kupası’nda alınan bu yenilgi sonrası milli takımı bırakma kararı alır ancak yurt sevgisi Hagi’yi tekrar geri döndürmeyi başarır. Hagi Euro 2000’de takımının başarısı için ter dökecektir ancak öncesinde Galatasaray ile kazanması gereken önemli bir başarı vardır. Şampiyonlar Ligi’nde grubun son maçında Milan’ı mağlup etme başarısı gösteren Hagili Galatasaray elde ettiği üçüncülük sonucu yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam eder. Sırasıyla İtalyan Bologna, Alman Dortmund, İspanyol Mallorca ve İngiliz Leeds United takımlarını saf dışı bırakan Galatasaray’ın tarihindeki en önemli başarıyı kazanabilme fırsatı için Arsenal’i yenmesi gerekir. Hagi’nin uzatma dakikalarında kırmızı kart görerek oyundan atıldığı müsabakanın 120 dakikası golsüz berabere sonuçlanır ve penaltı atışları sonrası Galatasaray bugün bile başka bir Türk takımının elde edemediği başarıyı kazanarak UEFA Kupası’nı ülkemize getirir. Hagi’nin bunda payı elbet azımsanmayacak kadar büyüktür. Sonraki sezonun başında Hagi, Real Madrid karşısında Galatasaray’ı Avrupa Süper Kupası’na taşır ve zamanında kıymetini bilmeyenlere futbol resitali sunar. Hagi kulüp bazında dünyanın en güçlü takımlarıyla elde edemediği başarıları Galatasaray ile elde etmenin mutluluğunu yaşar.

Gheorghe Hagi
Uefa Kupası kazanıldığında küçük bir çocuk olan Ianis Hagi de babası gibi futbolcu seçti.

Euro 2000 Ciga’nın Romanya Milli Takımı ile uluslararası alanda katıldığı son turnuva olarak tarihe geçer. İngiltere ve Almanya gibi iki dünya devini geride bırakarak gruptan çıkmayı başaran Romanya çeyrek finalde İtalya’nın rakibi olur. Hagi gördüğü kırmızı kart ile Romanya milli takımına, Romanya ise İtalya’ya 2-0 yenilerek Avrupa şampiyonasına veda eder. Hagi, Bükreş’te düzenlenen muhteşem bir organizasyonla son noktayı koyar.

Siniri ve asabi hareketleri dönem dönem eleştirilen Hagi futbol topuna hükmedebilme yeteneğine sahip, topa ilk dokunduğu anda onun efendisi olmuş, topla konuşan bir oyuncuydu. Fatih Terim’in ordusunun sahadaki en rütbeli komutanı gibiydi. Oynadığı futbol ve attığı muhteşem goller ile yediden yetmişe tüm Galatasaraylıların hatta tüm futbolseverlerin sevgilisi oldu. Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük hayatında bir türlü istediği başarıları elde edemeyen Ciga buna rağmen 2004 yılında UEFA Jübile Ödülleriyle onurlandırıldı, ayrıca Pele’nin düzenlediği FIFA 100 listesi ve 2005’te World Soccer tarafından gelmiş geçmiş en iyi 25 futbolcusu arasına girdi. 2007’de Romanya’nın en büyük futbol efsanesi, 2010 yılında Dünya Kupalarının en değerli 100 futbolcusu listesine seçildi.

Futbolu bıraktıktan sonra 2009 yılında doğduğum ve beni Hagi yapan yer olan Köstence’de Gheorge Hagi Futbol Akademisi’ni kurdum. Futbol ile hayatım değişti ve diğer çocukların da hayatlarını değiştirebilmeleri için bir imkan sağlamak istiyorum.

Gheorghe Hagi

Doğup büyüdüğü topraklar olan Köstence’de bir takım kuran Hagi takımı en alt ligden en üst lige taşıma başarısı gösterdi ve kuruluşunun 8. yılında takımı Romanya şampiyonu yapmayı başardı. Kurduğun hayallerinin gerçek olması dileğiyle I LOVE YOU HAGI…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Tugay Kerimoğlu: Turkish Delight

Beşiktaş: İlk Spor Kulübümüz

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More