Franz Beckenbauer – Der Kaiser

Sporun içinde bazı karakterler vardır. İsimleri öyle büyüktür ki, icra ettikleri sporun gelişiminde ve tarihinde doğrudan rol oynamışlardır. Kimileri sporcu, antrenör veya yönetici olarak bunu başarırken, kimileri ise bu pozisyonların her birinde hizmet vererek her birinde de isimlerinin yanında başarıyı götürmeyi başarabilmiştir. Geçenki yazımda konu aldığım Jerry West, basketbolda bu konudan bahsedilince akıllara gelen ilk örneklerden. Futbolda ise bu özel isimlerden biri, libero kavramını yeniden yazmış, milli takımlar ve kulüpler seviyelerinde Avrupa ve dünya futbolunu domine etmiş, teknik direktör olarak da bu iki seviyede başarıdan başarıya koşmuş biri, Almanların der Kaiser‘i, Franz Beckenbauer.

SAVAŞIN ORTASINDA MUTLU BİR ÇOCUK

Franz Beckenbauer 1945 yılının Eylül ayında, Almanya, Münih’te dünyaya geldi. Savaşın üzerinden daha sadece 4 ay geçmişti ve ülkenin yaraları hala oldukça tazeydi. Ancak bütün bu zorluklara rağmen Beckenbauer’ın çocukluğu mutlu geçmişti. O günleri şu sözler ile anlatıyor:

Ülke dizlerinin üzerine çökmüştü ve yeniden kurulmaya ihtiyacı vardı. Ama bizim çocukluğumuz güzel geçmişti, çünkü toplumda kıskançlık yoktu ve bunun sebebi kimsenin hiçbir şeye sahip olmayışıydı.

Her ne kadar Beckenbauer esprili bir şekilde mutlu büyüdüğünden bahsetse de neredeyse bütün dünyaya karşı savaş açan ve çok büyük bir farkla olmasa da bu savaşı kaybeden ülkesinin durumu içler acısıydı. Halk fakirlikten kırılıyordu. Milyonlarca insan işsiz, evsiz ve açtı. Amerikan, İngiliz, Sovyet ve Fransız güçlerinden oluşan 4 müttefik ülke, Almanya’yı bölüşmüştü. Bu devletler, başta Almanya’nın tek bir devlet gibi yönetilmesi konusunda anlaşsa da hiçbir zaman bunu uygulamayarak Almanya’yı Doğu ve Batı olarak ikiye böldüler. Bir tarafta Rusya’nın hakim olduğu Doğu Almanya, diğer tarafta ise Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa’nın kontrolü altındaki Bati Almanya. Beckenbauer, daha modern ve yaşanılabilir olan Batı Almanya’da dünyaya gelmişti.

Ülkenin tam da bu zor durumlarda birlik ve beraberliğe ihtiyacı varken, savaştan sadece 8 sene sonra, 1954 Dünya Kupası’nda Batı Almanya, finalde Macaristan’ı devirerek Dünya Şampiyonu oldu. Bu mucize tüm ülkeyi büyülemişti. Ülke, yaralarının bir kısmını futbolda gelen başarı ile sarmaya başlamıştı ve bu başarı, ülkenin genç kuşağının üzerinde bu spora yönelik ciddi bir ilgi oluşturmuştu. Bu gençlerden biri de 9 yaşındaki Franz olacaktı.

ALMAN FUTBOLUNU DEĞİŞTİREN YUMRUK

Franz, savaş biter bitmez yaşadığı yerden bir sokak ötede bulunan SC 1906 Münih kulübünde futbola başladı. Kulübe katıldığı günden itibaren yeteneği ile herkesin dikkatini çekmeye başlamıştı. Kendisi o dönemki hislerini şu sözlerle ifade ediyor:

İnsanlar seni beğendiğinde bunu kolayca fark ediyorsun ve kendinin diğerlerinden biraz daha iyi olduğunu anlamaya başlıyorsun.

5 yıl daha SC 1906 Münih’te oynamaya devam ettikten sonra kulüp, genç takımını dağıtma kararı aldı. Franz o günlerde sıkı bir 1860 Münih taraftarıydı ve orada oynamanın hayalini kuruyordu. Tesadüftür ki genç takımın dağılmadan önce oynadığı son maçlardan biri de 1860 Münih’e karşıydı. Maç sırasında rakip o kadar fiziksel oynuyordu ki Frank bir ara yumruk bile yemişti. Bu olaydan sonra aşırı derecede sinirlenen Franz, 1860 Münih ile olan defterini orada kapattı. Maçtan sonra takım arkadaşlarına dönerek şöyle söyledi.

Hepiniz 1860’a gidebilirsiniz, ama ben Bayern’e gidiyorum.

Franz Beckenbauer o günlerde bile çok saygı gören, iyi bir liderdi. Bu yüzden bütün takım onun arkasından Bayern Münih’in yolunu tutma kararı aldı. Böylece yıllarca hizmet edeceği ve tarihini değiştireceği kulübün kapısından içeri adım atmış oldu.

FRANZ BECKENBAUER BAYERN’DE!

Franz Beckenbauer

Beckenbauer, yeteneği ile Bayern’de de kolayca sivrildi ve kulübün basamaklarını hızlıca tırmanmaya başladı. Franz, A takıma doğru emin adımlarla ilerliyordu. Ayrıca bu dönemlerdeki antrenörü ile de özel bir bağı vardı. Antrenör Franz’ı çok beğeniyordu ve onun istediği oyunu oynamasına izin veriyordu. Böylelikle Franz, yeteneklerini gösterebilmek için çok daha fazla şans buluyordu ve saha içerisindeki aldığı sorumluluklar ile zamanın ötesinde bir futbol tarzına eviriliyordu. 1965 yılında Bayern Münih, Bundesliga’ya yükseldi. Aynı yıl, 20. yaş gününden kısa bir süre sonra Franz Beckenbauer ilk kez milli takıma çağrıldı.

ALMAN MİLLİ TAKIMI YENİ YILDIZINI KARŞILIYOR

Franz Beckenbauer
Franz Beckenbauer, Batı Almanya

Helmut Schön’ün Franz Beckenbauer’i milli takıma alma kararı, oyuncunun tecrübesizliği ve yaşı gerekçesi ile eleştiriliyordu. Ancak Schön kararından vazgeçmeyerek kadrosunu bozmadı ve bunun meyvelerini elemelerde İsveç’i 2-1 ile geçip 1966 Dünya Kupası biletini alarak topladı. İngiltere’deki turnuvanın Almanlar için önemi ve heyecanı ne kadar büyük olsa da Franz Beckenbauer için anlamı bir başkaydı. 20 yaşında dünyanın en büyük turnuvasında boy gösterecekti ve üzerinde bir sürü soru işareti vardı. Buna karşın Schön’ün ona sahada, tıpkı bir önceki antrenörü gibi, istediği serbestliği vermesi, onun üzerindeki baskı ve gerginliği hafifletmişti. Beckenbauer sahada aldığı sorumluluklar ve ezberin dışına çıkarak oynadığı oyun ile farkını ortaya koyabilen bir futbolcuydu ve ondan tam da bunu yapması istenmişti. Turnuvanın ilk maçında İsviçreyi 5-0 gibi net bir skorla geçerlerken Franz Beckenbauer attığı 2 gol ile yıldızlaşarak maça damgasını vurmuştu. Top tekniği, topa dokunuşları üst düzeydi ve sahada verilen bu özgürlükle libero kavramını adeta yeniden yazıyordu. Almanlar, grubu ilk sırada bitirdikten sonra çeyrek finalde Uruguay’ı 4 gol ile rahat geçtiler. Beckenbauer bu maçta da golünü atarak adeta turnuvanın yıldızı haline gelmişti. Yarı finalde rakip Sovyetler olmuştu. Zorlu geçen maçı Beckenbauer’in skoru 2-0’a getiren golü ile 2-1 kazanan Batı Almanya, adını finale yazdırmayı başardı. Finaldeki senaryo ise olabileceklerden en korkuncuydu; rakip Wembley’de İngiltere idi.

Genç Beckenbauer, turnuva boyunca ortaya koyduklarıyla herkesin saygısını kazanmıştı. İngilizler de bu saygılarını, bir hücum oyuncusu olan, büyük efsaneleri Sir Bobby Charlton’a bütün maç boyunca bu genç Alman’ı marke ettirerek gösterdiler. İkilinin maç boyunca birbirleri ile olan mücadelesi sanatsaldı.

Franz Beckenbauer

Uzatmalara kalan maçın belirleyici golü ise turnuvadan akıllarda kalan en net şey. Günümüzde dahil tartışılan bu pozisyon 98. dakikada İngiltere’nin topunun üst direkten kale çizgisine düşmesi ile verilen gol kararıydı. Topun kesin bir şekilde çizgiyi geçip geçmediği günümüzde bile gizemini korumaya devam ediyor.

Bu gol ile birlikte evi Wembley’de kupayı kazanan İngiltere olmuştu. Almanlar tam anlamıyla yıkılmışlardı. Ancak mutlu sona ulaşamasalar bile turnuvayı harika geçiren Franz Beckenbauer için hayatının yeni bir dönemi başlıyordu.

FRANZ BECKENBAUER ARTIK BİR YILDIZ

Saha dışında da popülaritesini arttıran Beckenbauer televizyonlarda da boy göstermeye başlamış, bazı ünlü firmaların reklam yüzü olmuştu. Saha içinde ise tırmanışını sürdürüyordu. 1968-69 sezonunda Bayern Münih’te kaptanlığa getirildi. Aynı sene hem Lig Kupası’nın hem de “Yılın En İyi Alman Oyuncusu” ödülünün sahibi oldu. Savunma oyuncusu olmasına rağmen dikine oynayışı ve attığı goller ile futboldaki “libero” kavramına yeni bir boyut getirdi. Bu dönemlerde de “der Kaiser” (İmparator) lakabını aldı.

Franz Beckenbauer

Bir sonraki yolculuk ise 1970’de Meksika’yaydı. İkinci kez Dünya Kupası’na katılacak olan Beckenbauer bu sefer daha tecrübeliydi. Batı Almanya grup aşamalarını kayıpsız tamamladı. Bir sonraki turda ise rakip bir önceki turnuvada dramatik bir şekilde kupayı ellerinden alan İngiltere’ydi. Maça hızlı başlayan İngiltere 2-0 önce geçmişti ve herkes bu maçın artık bittiğini düşünmeye başlamıştı. Batı Almanya önce Beckenbauer’in bulduğu gol ile farkı bire indirdi, daha sonra da beraberliği yakalayarak maçı uzatmalara götürmeyi başardı. Bu geri dönüş karşısında şok olan İngilizlerin biletini ise uzatmalarda Gerd Müller kesti. Batı Almanya turnuva tarihinin en büyük geri dönüşlerinden birine imza atarak İngiltere’den intikamını acı bir şekilde almıştı.

Futbol basit bir oyundur. 22 kişi 90 dakika boyunca bir topun peşinde koşar ve sonunda her zaman Almanlar kazanır.

Gary Lineker

Sir Bobby Charlton ise o maçtan şu sözlerle bahsediyor:

Sanırım herhangi bir futbol maçında hissettiğim en kötü andı. Kaybetmeyi hiç bu kadar kötü hissetmemiştim çünkü maçı çoktan kazanmıştık.

Yarı finalde ise rakip İtalya’ydı. Bir çok otoriteye göre hala daha Dünya Kupası tarihinin en iyi maçlarından biri olan bu karşılaşma “Yüzyılın Maçı” olarak anılıyor. Maça 1-0 ile başlayan İtalyanlar son bölüme kadar üstünlüklerini korumayı başardılar. Üstüne üslük Franz Beckenbauer maç sırasında omzundan sakatlandı ve oyuna omzu sarılı bir şekilde devam etmek zorunda kaldı.

Franz Beckenbauer

Buna rağmen Batı Almanya 90+2′ de bulduğu golle maçı uzatmalara taşıdı. Uzatmalar ise tarihin görüp görebileceği en görkemli 30 dakikalarından birine sahne oldu. Önce Almanlar öne geçti daha sonrasında İtalyanlar tekrardan üstünlüğü ellerine aldı. 110. dakikada Gerd Müller, Almanlar adına bir kez daha sahneye çıktı ve skoru 3-3’e getirdi. Buna karşın Almanların bu sevinçleri çok uzun sürmedi ve İtalyanlar Gianni Rivera’nın bulduğu golle tarihi maçı 4-3 ile kazanıp adlarını finale yazdırmayı başardılar. Bu, Franz Beckenbauer’a göre futbol tarihinin gelmiş geçmiş en heyecanlı 30 dakikasıydı.

Batı Almanya , her ne kadar son iki Dünya Kupası’ndan istediğini alamayıp eli boş dönse de daha da güçlenerek yoluna devam ediyordu. Bu arada Helmut Schön tarafından turnuvadan kısa bir süre sonra milli takım kaptanlığına getirilen Franz Beckenbauer, hız kaybetmeksizin kariyer basamaklarını tırmanışını sürdürüyordu.

Franz Beckenbauer

Bir sonraki turnuva Belçika’daydı. 1972 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı domine eden Batı Almanya finalde SSCB’yi 3-0 ile geçerek mutlu sona ulaştı. Beckenbauer de ilk kez bir turnuvada kaptanlığını yaptığı Batı Almanya ile birlikte ilk kupasını kazanmış oldu. Ligde de kaptanlığını yaptığı Bayern’i sırtlayan der Kaiser, aynı sezondan başlayarak 1793-74 sezonuna kadar 3 sene üst üste şampiyon olarak Bundesliga rekorunu kırdı.

Franz Beckenbauer1974 Dünya Kupası’na Batı Almanya ev sahipliği yapacaktı. Ancak takımın içi karışıktı. Meinhof Gang adlı dönemin anarşist terör örgütü şampiyonayı saldırı ile tehdit etmişti. Güvenlik önlemleri çok fazlaydı ve bu da oyuncuları geriyordu. Bir de oyuncular ile federasyon arasında ekonomik anlaşmazlıklar oluşmuştu. Bütün bu yaşananlardan dolayı Batı Almanya takımı neredeyse ev sahipliği yaptığı turnuvaya katılamayacaktı. Daha sonra oyuncular bir araya gelip bir adım attılar ve Batı Almanya turnuvada kalmış oldu.

Grubun ilk iki maçını kayıpsız geçen Batı Almanya’nın üçüncü maçtaki rakibi Doğu Almanya’ydı. O zaman değişen adlarıyla Federal Almanya Cumhuriyeti (Batı Almanya) ve Demokratik Alman Cumhuriyeti (Doğu Almanya) ilk kez büyük bir turnuvada karşılaşıyordu ve Doğu Almanya’da yaşayanların turnuvaya gelmeleri dahi yasaklanmıştı. Maç çok gergin bir havada geçiyordu. Demokratik Alman Cumhuriyeti tek gol ile galibiyete ulaştığında stattan çıt çıkmıyordu. Kendi seyircileri önünde alınan bu yenilgi, Batı Almanya takımının iyi giden havasını bir anda bozmuştu. Bir sonraki turda tam sorumluluk alan kaptan Beckenbauer önderliğindeki Federal Almanya Cumhuriyeti önce Yugoslavya’yı 2-0, sonra çeyrek finalde İsveç’i 4-2 ve yarı finalde de Polonya’yı Gerd Müller’in tek golüyle 1-0 devirmişti. Bu sonuçların ardından Batı Almanya finalde, turnuvaya favori takım olarak gelen, Johan Cruyff’un liderlik ettiği güçlü Hollanda’nın rakibi oldu. Zorlu geçen finali Beckenbauer ve arkadaşları 1-0 geriye düşmelerine rağmen 2-1 ile kazanarak “Dünya’nın En Büyüğü” oldular. Sonunda Dünya Kupası’nda zafere ulaşan Franz Beckenbauer, önderliğini ettiği Alman futbolu ile yavaş yavaş dünya futboluna ağırlığını koymaya başlamıştı.

Franz BeckenbauerTakip eden 3 sene boyunca da Beckenbauer, kaptanlığını yaptığı Bayern ile o zamanki adı Avrupa Kupası olan Şampiyonlar Liginde zafere ulaşarak Avrupa futbolunu da domine etti. 1974-75 ve 1975-76 sezonlarında Avrupa’nın en büyüğü der Kaiser’in Bayern’i idi. Franz Beckenbauer bu dönemlerde iki kez Ballon d’Or’u kazanarak tarihte bunu başaran tek savunma oyuncusu olmayı başardı. Beckenbauer kaptanı olarak hem ülkesini hem de Bayern’i zirveye oturtmayı başarmıştı.

1976 yılında Bayern ile Avrupa Kupası’nı aldıktan sonra şimdi hedef yazın Yugoslavya’da gerçekleşecek olan Avrupa Şampiyonası’ydı. Bir önceki şampiyon Federal Almanya’nın bu sefer finaldeki rakibi o zamanki ismiyle Çekoslovakya’ydı. Normal süresi 1-1 tamamlanan maçı, penaltılarda Antonin Panenka’nın yaptığı ve isim babası olduğu o efsane vuruş ile kazanan Çekoslovakya oldu. Bu mağlubiyet ile birlikte der Kaiser bir devrin sonuna gelmişti. Bu turnuva aynı zamanda onun katıldığı son büyük turnuvaydı ve takip eden yılda da milli takımı bırakma kararı aldı. Kısa bir süre sonra 20 sene hizmet ettiği Bayern’den de ayrılma kararı alan Beckenbauer, şansını okyanusun diğer tarafında ABD, New York’ta denemeye karar verdi.

Franz Beckenbauer
Beckenbauer, USA

İstediği her takımda oynayabilecek olan Beckenbauer’ın Amerika’yı seçmesi ilginçti ama kim 70’lerin New York’una hayır diyebilirdi ki? Onun New York Cosmos’a katılmasıyla Pele de arkasından takımla imzaladı. Pele, Beckenbauer ile aynı takımda oynamak istediği için takıma katılmak istediğini belirtiyor.

Onunla birlikte oynayacağım için şanslıydım. O Cosmos’a gitti, ben de Cosmos’a gittim. Rakip olarak oynadığımız 15 yıldan sonra orada beraber şampiyon olduk.

Pele

Franz Beckenbauer diğer bir futbol efsanesi Pele ile birlikte New York Cosmos’u 4 senede 3 kere şampiyonluğa taşıdıktan sonra tekrardan ülkesine dönüp futbol hayatını vatanında devam ettirme kararı aldı. Beklenenin aksine Bayern’i değil Hamburg’u tercih etti. Burada sakatlıklarla geçen iki sezondan sonra, her ne kadar birinde Bungesliga’yı kazansalar da der Kaiser‘in futbol hayatının yavaş yavaş sonuna geldiği anlaşılıyordu. Ne de olsa her efsanenin bir sonu vardı. Son bir sezon daha Cosmos’da geçirdikten sonra Franz Beckenbauer, başarılarla dolu futbol kariyerini sonlandırma kararı aldı.

DER KAİSER ALMAN FUTBOLUNUN ZİRVESİNDE

Bununla birlikte der Kaiser bu çok sevdiği oyundan fazla uzak kalamadı ve 1984’te Batı Almanya’nın başına geçti. Daha sadece 2. yılında, 1986 Dünya Kupası’nda takımını finale çıkardı ancak Maradona engeline takıldı. 1990 yılında ise son kez Batı Almanya ismiyle katıldıkları turnuvada takımın başında, bir önceki turnuvanın rövanşında Arjantin’i 1-0 devirerek antrenör olarak da Dünya Kupası’nı kazanmış oldu. Dünya Kupası’nı hem oyuncu hem de antrenör olarak kazanan tarihteki 3 kişiden biri oldu.

Takip eden senede Marsilya’nın başına geçti. Burada da Ligue 1’in zirvesine oturmayı başardı. 1993’te Bayern’in başına geçti. 94’te Bundesliga’yı kazandı. Verdiği 2 sene aradan sonra 1996’da tekrar kulübün başına geçti ve aynı sene UEFA Kupası’nı kazanmayı başardı. Antrenör olarak da başarılara doyan Franz Beckenbauer, bu sefer de yeni heyecanlar arayarak kulübe başkan oldu. Burada da başarılı sezonlar geçirdi. Daha sonra yüksek pozisyonlarda UEFA ve Bayern’de görevlerini sürdürdü. Hizmet verdiği alanlar, pozisyonlar belki değişti ama Alman ve dünya futboluna verdiği hizmet ise hiçbir zaman bitmedi, hala daha da devam ediyor. Onun yokluğunda futbolun küresel gelişimi ve Bayern Münih’in bugün nerede olacağı büyük bir soru işareti olurdu. Teşekkürler der Kaiser.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Alman Teknik Direktörler: Milli Takımda Bir Felsefe İnşa Etmek

Modern Futbolun Babası: Johan Cruyff

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More