Muhammed Ali: Boksörden Fazlası

”En iyisi olduğumu söylemeyin. Ben en iyinin de iyisiyim.”

1960 Roma Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Clay, yani gelecekteki Muhammed Ali, ne yaptıysa ön yargıları kıramıyodu. Clay ülkesinde coşku ile karşılanacağını düşünüyordu fakat öyle olmadı. Yemek yemek için bir restorana girdiğinde onu karşılayan bir garson Clay’e “Burada sadece beyazlara servis yapılıyor.” diyerek restorandan Clay’i kovdu. Gözleri dolu bir şekilde orayı terk eden Clay, kazandığı altın madalyayı Ohio nehrine attı.

Müslüman olmadan önceki adı Cassius Marcellus Clay Jr. olan Muhammed Ali 17 Ocak 1942’de ırkçılığın hayli yoğun olduğu Amerika’da dünyaya geldi. Boksa başlama hikayesi epey bir tesadüfle doludur Ali’nin. 12 yaşındaydı, babasının ona aldığı kırmızı bisiklet çalınmıştı, hemen karakola giden Ali, polis memuru Joe Martin’e “Bisikletimi çalan hırsızı bulup onun ağzını burnunu kıracağım” dedi. Polis memuru Joe Martin, küçük çocuğun gözünde büyük bir öfke görmüştü. Bir boks okulu işleten Joe Martin, Ali’nin elinden tuttu, onu boks antrenmanlarına götürdü. Aslında Joe Martin onun yalnızca öfkesinden, gözlerindeki ateşten etkilememişti, Ali’nin geniş omuzları ve fiziki yapısı da Joe Martin’in ondaki boksörü görmesini sağlamıştı.

Boks antrenmanlarına başlayan Ali, klasik boksçulardan farklı bir şekilde boks yapıyordu. Ellerini göbek hizasında tutan Ali, vücudunu rakibe karşı açıyordu, bir de üstüne ayaklarını o kadar hızlı kullanıyordu ki adeta ringde dans ediyordu. Kısa zaman içinde Ulusal Atletler Birliği ve Altın Eldiven Şampiyonası’nda amatör olarak müsabakalara girmeye başladı. 167 amatör maçta 161 galibiyet almıştı. 18 yaşına geldiğinde artık profesyonel bir boksçu olmaya başladı Ali. 18 yaşında ülkesi ABD adına olimpiyat şampiyonluğu yaşadı. Fakat yazımın başında bahsettiğim Ali’nin tüm hayatını etkileyecek olay yaşanmıştı. 22 yaşına geldiğinde, 1964’te Sonny Liston’u yenip en genç Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu olan Clay, zaferinin ardından İslam dinini seçtiğini ve adını da Muhammed Ali olarak değiştirdiğini açıkladı. ABD hükümeti tarafından 1966’da Vietnam Savaşına çağrıldı. Fakat Muhammet Ali, Vietnam Savaşı’na katılmayı reddetti; Ali, “Benim onlarla sorunum yok” diyerek savaşa katılmadı. Vietnam Savaşı’na katılmadığı için Muhammed Ali 5 yıl hapis ve 10 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Lisansı, pasaportu ve unvanları elinden alındı. Kararı ABD Yüksek Mahkemesinde temyiz eden Ali, 3.5 yıl boyunca bokstan uzak kaldı ve dava süresince ciddi maddi sıkıntı içine girdi. 1971’de Yüksek Mahkeme’deki temyiz davasını kazandı.

1971 yılında, 3.5 yıl uzak kaldığı boksa geri dönmüştü. “Asrın Maçı” olarak nitelendirilen Joe Frazier ile yaptığı maçta profesyonel kariyerinde ilk yenilgisini almıştı. Ardından çenesinin kırıldığı maçta Ken Norton’a kaybedince, birçok kişi kariyerinin bittiğini düşünüyordu. Fakat Ali onlarla aynı fikirde değildi. Art arda, unvan için rakibi olan boksörleri bir bir yendi. Ken Norton’i yenip rövanşı aldı. 1973’te Joe Frazier ile unvan maçı için anlaştı. Arada sadece Joe Frazier-George Foreman maçı kalmıştı. Frazier sürpriz bir şekilde iki raundda nakavt oldu. Ali böylece önce Fraizer ile maç yapıp arkasından da Foreman’la maç ayarladı. Böylece hem kaybettiği unvanını alacak hem de adeta gövde gösterisi yaparak daha bitmediğini gösterecekti. İki maçı da nakavtla kazandı. Unvan maçında rakibini sekizinci raundda indirdi ve unvanını geri aldı. 1978’de L. Spinks’e yenilip ardından aynı yıl rakibini yenince Dünya Şampiyonluğunu 3 kez elde eden ilk boksör oldu. 1978 yılında boksa veda etti.

Muhammed Ali
Muhammed Ali, Foreman’ı deviriyor. (1974)

Parkinson hastalığına yakalanmasına rağmen bunu gizleyip büyük para karşılığı iki maç daha yapıp kaybetti. Bu yaptığı büyük hata hastalığının ilerlemesini sağladı. Bu iki maç Ali’nin kariyerindeki son maçlardı. Profesyonel kariyerinde 37 nakavt ile 57 galibiyet alan Ali, boksa geri dönmemek üzere boksu bırakmıştı. Dünya tarafından büyük bir saygınlık kazanan Ali, siyasi birçok konuda başrol oynadı. 1991 yılında Ali, Körfez Savaşı sırasında Irak’a gitti ve Amerikalı rehinelerin serbest bırakılmasını müzakere etmek amacıyla Saddam Hüseyin ile bir araya geldi. 1996 yılında olimpiyatlarda 18 yaşındayken kazandığı ve ırkçılığa maruz kaldığı zaman Ohio Nehri’ne attığı madalyanın temsili verildi. 2001 yılında Hollywood tarafından hayatı filme alındı. Ali adlı filmde Muhammed Ali’yi Will Smith canlandırdı. 2001 yılındaki 11 Eylül Saldırısında Müslümanlara büyük suçlamalar gelince Muhammed Ali, Sıfır Noktasına giderek destek ve dayanışmasını göstermek gereği duymuş ve şöyle demiştir:

Beni asıl inciten, ‘İslam’ adının bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım.

2002 yılında Ali’nin hayatı bu sefer kitap oldu. 27 Temmuz 2012 tarihinde Ali, Londra’da, 2012 Yaz Olimpiyatları Açılış törenindeki Olimpiyat Bayrağını taşıdı. Açılışta da görüldüğü gibi Ali’nin artık yürüyecek hali bile kalmamıştı. Hastalığı epey bir ilerlemişti. Birçok kez hastaneye yatırılan Muhammed Ali, 3 Haziran 2016 tarihinde solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Irkçılığa karşı duruşu, İslam dinini en güzel şekilde açıklayan birçok kişi tarafından, Muhammed Ali dünya tahinin en iyi boksörü ve en iyi Müslüman sporcu olarak kabul edilmiştir.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Terör ve Spor: 1972 Münih Katliamı

Özgürlük Savaşçısı: Jean-Marc Bosman

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More