Barışın ve Futbolun Adamı: Didier Drogba

Fildişi Sahilleri, Ekim 2005’te, 2006 Dünya Kupası’na katılmayı garantilemişti. Ülke neredeyse üç yıldır iç savaş halindeydi ve milli takım taraflar arasındaki uzlaşmayı sağlayabilecek belki de tek şeydi. Milli takımın ve bu hikayenin başrolü olan Didier Drogba takım arkadaşlarını çevresine topladı, kamerayı karşısına aldı ve konuşmaya başladı: “Bugün size yalvarıyoruz, diz çöküyoruz; affedin, affedin ve lütfen affedin. Silahlarınızı indirin ve seçimlere gidin. Her şey daha güzel olacak.”

Ülkesinin liderlerini(!) hedef alarak yaptığı konuşmadan sonra gülümsedi ve Fildişi Sahilleri’nde yaşayan herkesin akıllarına kazınacak olan o şarkıyı takım arkadaşlarıyla birlikte söylemeye başladı: “Biz eğlenmek istiyoruz, yani silahlarınızı ateşlemeyi bırakın!”

Bu, Didier’in ülkesi için ilk ya da son çırpınışı da değildi. Fildişi Sahilleri’nin geleceği hiçbir zaman barış dolu gözükmese de o artık bir liderdi, bir efsaneydi. Abidjan doğumlu forvet, efsanesini dünyanın dört bir yanına yaymayı başardı.

Futbola İlk Adım

Didier Drogba, tam adıyla Didier Yves Drogba Tebily, 11 Mart 1978’de Fildişi Sahilleri’nin bir şehri olan Abidjan’da dünyaya geldi. Annesi tarafından “dev” anlamına gelen ”Tito” lakabı takılan Didier, çocukluğunun ilk senelerinde, o yıllarda yaşayan her Fildişi Sahilleri vatandaşı gibi, çok fazla zorluk çekti. Açlık ve fakirlikle dolu 5 yıldan sonra ailesi onu Fransa’ya, hali hazırda profesyonel bir futbolcu olan amcasının yanına gönderdi. Bu yıllarda futbolla ve spor dünyasıyla tanışan Drogba’nın futbol serüveni de Fransa’da başladı.

Fransa ikinci liginin tanınan forvetlerinden biri olan amcası Michel Goba’nın yanına taşınan Drogba, ailesinden de uzun bir süre ayrı kaldı. Amcasının transfer hareketliliğiyle birlikte Fransa’nın neredeyse her yerinde kısa sürelerde olsa yaşadı. 1991 yılında, ailesinin tamamen Avrupa’ya taşınmasıyla birlikte Vannes’e taşındı ve hem futbol hem de eğitim hayatını birlikte sürdürmeye çalıştı. Bu süre zarfında çeşitli genç ve amatör takımlarda boy gösterdi. Futbol sevgisi daha ağır basan Drogba bir sene sınıfını tekrar etmek zorunda kaldı ve bu tekrar süresi boyunca ailesi tarafından futbol oynaması yasaklandı.

Tekrar düzenli olarak futbol oynamaya döndüğünde, Fransa’nın yarı profesyonel kulüplerinden biri olan Levallois’le sözleşme imzaladı. Net bir skorer olarak genç takımda dikkatleri üzerine çeken Drogba, profesyonel davranışlarıyla da teknik direktörünün gözüne girmeyi başardı. Performansıyla birlikte daha 18 yaşındayken as takıma yükselse de dönemin teknik direktörü Jacques Loncar’ın gözüne girmeyi başaramadı. Liseyi bitirdikten sonra Muhasebe okumak için Le Mans şehrine taşındı ve 1999 yılında, League 2 kulüplerinden Le Mans’la ilk tam profesyonel sözleşmesini imzaladı. Futbol hayatı zorluklarla başlayan Drogba’nın Le Mans serüveni genel olarak bir “yedek oyuncu” klasmanında geçti ve üç sene bu takımda kalmasına rağmen yalnızca 12 gol atabildi. Fransız medyasının neredeyse farkında bile olmadığı bu genç forvet, kendini kanıtlamak için aradığı fırsatı 2002 yılında bulacaktı.

Fransa’nın Yükselen Yüzü

Takvimler 2002’yi gösterdiğinde Fransız medyasının sürpriz olarak nitelendirdiği bir transfer gerçekleşti ve Drogba, League 1 takımlarından Guingamp’ın yolunu tuttu. Olduça düşük bir bedele transfer edilen Drogba’dan beklentilerde çok yüksek değildi fakat o futbolcu kumaşını daha ilk antrenmandan göstermeyi başarmıştı. Zamanının Guingamp teknik direktörü olan Guy Lacombe’nin gözüne hızlıca girdi fakat şans yüzüne bir kez daha gülmedi. Daha sezon başlamadan sakatlanan Didier, 2002-03 sezonunun başlangıcını da sakatlığıyla boğuşarak geçirdi. Sakatlığın ardından sezona hızlı bir giriş yaptı ve 17 gol atarak ligi gol krallığı sıralamasında üçüncü olarak bitirdi. Üst seviye bir forvet olduğunu kanıtlayan Didier Drogba, 25. doğum gününü kutladığı sene kabuğunu kırmayı başardı ve kariyerinin belki de en büyük dönüm noktası gerçekleşmiş oldu. League 1’in köklü kulüplerinden Marsilya, büyük gelecek vaat eden forveti renklerine bağladı.

Marsilya’da yalnızca bir sezon geçiren Drogba, bu kısa süre zarfında hem kulüp hem de lig tarihine damga vurmayı başardı. Marsilya formasıyla 55 maça çıkan Drogba 32 gol ve 6 asist üretmişti. Gol kralı oldu ve sezonun oyuncusu seçildi, Avrupa’nın da dikkatini büyük ölçüde üzerine çekti. UEFA Avrupa Kupası’nda çıktığı 8 maçta 6 gol attı ve takımının finale çıkmasındaki en büyük etkenlerden biri oldu. Bu performansı onu İngiltere’nin köklü ve geçmişi başarılarla dolu kulüplerinden Chelsea’ye taşımak için oldukça yeterliydi.

Artık Bir Dünya Yıldızı

Drogba, Londra kulübü için ilk golünü Ağustos 2004’te attı ve hızlıca Premier League’in en iyilerinden biri olduğunu kanıtladı. Taraftarların da gönlünde kısa sürede taht kurmayı başaran Drogba’yla birlikte Chelsea art arda şampiyonluklar yaşayacaktı. Chelsea formasıyla oynadığı ilk sezonda 10 gol atan Drogba, nispeten az olan gol sayısına rağmen takımına şampiyonluğu getiren isimlerden biriydi. Drogba ve arkadaşları, bir sonraki Premiere League kupasını da 12 ay sonra Stamford Bridge’de kaldırmayı başardı. Durmaksızın yükselen ve artık tüm dünyaca tanınan Drogba, Chelsea’de oynadığı süre boyunca 164 gol attı. 4 Premier League, 4 FA Cup, 3 Lig Kupası ve 1 de Şampiyonlar Ligi kupasıyla takımına veda eden efsane; artık takımın gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olarak anılıyordu.

Londra’nın mavililerinin taraftarları tarafından “finallerin adamı” olarak anılan Drogba, bu sıfatın hakkını neredeyse tüm Chelsea kariyeri boyunca üzerinde taşımayı başardı. İlk Lig Kupası maçına Liverpool karşısında çıkan Drogba, 107. dakikada attığı golle takımını zafere taşıdı. Aynı zamanda bu kupa, Drogba için zaferlerle geçecek olan İngiltere kariyerinin de ilk kupasıydı. Takımıyla birlikte on kupa finalinde sahne aldı ve bu müsabakalarda dokuz kere ağları havalandırdı. Yine de futbol medyasının aklında kalan en ikonik finali ise 2008 Şampiyonlar Ligi Finaliydi. Uzatmalara kadar yine kendi klasını gösteren bir oyun sergileyen Didier Drogba, Nemanja Vidic’e attığı tokat yüzünden kırmızı kart gördü ve belki de takımının kupayı kaybetmesindeki en büyük etkenlerden biri oldu.

Fildişi Sahilleri İç Savaşı ve 2006 Dünya Kupası

Tarih Ekim 2005’i gösteriyordu ve Fildişi Sahilleri, aynı kıtadan rakipleri Sudan’ı 3-1 yenerek adını 2006 Dünya Kupası’na katılacak ülkenin aralarına yazdırmıştı. 76 yıl sonra Dünya Kupası hasreti sonunda biten Fildişi Sahilleri’nde tüm ülkenin sevinç naraları atması gerekiyordu fakat herhangi bir sevinç gösterisi yoktu. Çünkü ülke neredeyse üç yıldır iç savaş halindeydi ve 4000’den fazla insan ölmüş; 1 milyondan fazla insan da evlerini terk etmek, ülkelerinden göç etmek zorunda kalmıştı.

Maç bittikten sonra basını soyunma odasına çağıran takım kaptanı Cyril Domoraud, bir medya çalışanından aldığı mikrofonu Didier Drogba’ya uzattı. Ülkesinde bir ikon haline gelen yıldız forvet, takım arkadaşlarını yanına topladı ve konuşmasına başladı:

“Fildişi Sahilleri’nin tüm erkek ve kadınları; bugün güney, kuzey, merkez ve batı bölgeleri olarak herkese bir amaç uğruna birlikte olabileceğimizi ve beraber oynayabileceğimizi gösterdik: Dünya kupasına katılmak. Size bu kutlamanın halkımızı birleştireceğinin sözünü verdik. Bugün size yalvarıyoruz; affedin, affedin ve affedin. Lütfen silahlarınızı indirin. Seçimlere gidin, oy kullanın. Bu sayede her şey daha güzel olacak.”

Bu konuşmayla birlikte tüm dünyanın Drogba’ya olan bakış açısı değişti. O artık yalnızca dünya klasmanında bir futbolcu değil, aynı zamanda bir barış savunucusuydu. Ülkesi için bu çabası çok sonuç getirmese de Drogba yardım yapmayı ve denemeyi bırakmadı ve konuşmasının sonunda söylemeye başladığı şarkısıyla herkesin aklına kazındı; “Biz eğlenmek istiyoruz, yani silahlarınızı ateşlemeyi bırakın!”

Kısa Süren Çin Macerası

2012 yılında İngiltere’den ayrılan efsanenin yolu Çin Ligi kulüplerinden Shangai Shenhua’yla devam etti. Çin Ligi’nde çıktığı 11 maçta 8 gol attı fakat sonrasında kulüp ile anlaşmazlıklar yaşadı. Sonradan verdiği röportajlarda maaşının ödenmediğinden ve bu yüzden gönderilmesini istediğinden bahseden Drogba’nın Shangai Shenhua macerasıyla ilgili Çin ve dünya basınında çıkan haberler ise biraz daha karmaşıktı. Hisselerinin bir kısmına Çin hükümetine bağlı kaynakların sahip olduğu kulüp, hissedarlarından gereken yatırımı alamıyordu ve bu yüzden Didier Drogba da dahil olmak üzere birçok oyuncunun maaşı ödenemiyordu. Kulüp başkanı Zhu Jun ve diğer hissedarlar arasında olan anlaşmazlıklar giderek büyüdü ve Drogba’nın haftalık 316,000$ olan maaşı da ödenmedi. Drogba’nın Chelsea’de de takım arkadaşı olan Nicolas Anelka da Shangai Shenhua’ya transfer olmuştu ve kendisi de, aynı sorunu yaşadığını dile getirmişti.

Maaşlarının ödenmediğini belirten Drogba burada çok fazla kalmadı ve ülkemizin büyük kulüplerinden Galatasaray’a katılmak için İstanbul’un yolunu tuttu. Shangai Shenhua yöneticileri uzunca bir süre Didier Drogba’nın transferinin gerçekleşmediğini belirtse de hem Drogba hem de Galatasaray, bu transferin gerçekleşmesi için oldukça istekliydi. Ününün kendisinden çok önce geldiği dünya yıldızı, Galatasaray taraftarları tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Galatasaray’la birlikte Şampiyonlar Ligi’ne de dönüş yapan Drogba’nın Avrupa futboluyla işi henüz bitmemişti.

Galatasaray Efsanesi

Kendisiyle aynı sene Galatasaray’la sözleşme imzalayan Wesley Sneijder ile büyük bir sinerji yakalayan Drogba’dan beklentiler elbette çok büyüktü ve onun da bu beklentilerin altında kalmaya niyeti yoktu. Takımı Şampiyonlar Ligi çeyrek finallerine taşımayı başardı ve Real Madrid’le olan karşılaşmalarda kulüp tarihine yazılacak bir performans sergiledi. Bu karşılaşmalarla birlikte Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nden elenmiş olsa da 3-2’lik Real Madrid zaferi, uzun süre boyunca medya başlıklarındaki yerini korudu. Kulübü repütasyon açısından da yukarıya taşıyan Drogba’nın gelişiyle Galatasaray hisseleri de büyük artış gösterdi. Drogba transfer edilmeden önce 39.40 Türk Lirası olan kulüp hisse değeri, transferden yalnızca iki hafta sonra 44.40’ı buldu. Drogba, bir kez daha efsanesini taşımayı başardı.

Kariyerinin sonlarına doğru MLS takımlarından Montreal Impact’e transfer oldu. Kariyerinin son 2 senesini de yine ABD’de Arizona United ve Phoenix Rising’de geçiren Didier Drogba, ABD serüveninde toplamda 39 gol ve 12 asistlik performans gösterdi. 8 Kasım 2018’de emekli oldu ve başarılarla dolu kariyerini sonlandırdı.

Kanında her zaman liderlik vardı ve hem saha içi hem de saha dışında insanları bir araya getirmeyi hedefledi. Ülkesinin ve spor dünyasının örnek karakterlerinden biri oldu. Birçok kupa ve bireysel ödül kazandı. Didier Yves Drogba Tebily, efsanesini ve ilhamını Abidjan’dan Marsilya’ya, Londra’ya, İstanbul’a ve Montreal’e kadar yaydı ve yaymaya devam edecek…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More